• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam252
Toplam Ziyaret732610
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.36577.3952
Euro8.93578.9715
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkesler Siyasetin ve Referandumun Neresinde?
18/03/2017

Siyaset, seyis kelimesinden türetilmiştir. At terbiyeciliğinden yola çıkarak, insana ve topluma yön verme sanatı olan siyasete ulaşılmıştır. At terbiyeciliği konusunda dünyada parmakla gösterilen bir halk olan Çerkesler acaba siyasetin neresinde olabildiler?

Malesef Çerkesler tarihleri boyunca ve bugün de siyasetin hiçbir yerinde olamadılar. Çeri:asker, Kes:kişi’den türetme olarak “asker kişi” anlamında isimleri Acemler tarafından verilmiş olan Çerkesler hep asker olarak kaldılar. Asker olarak başkalarının emrinde son derece başarılı işler yapan Çerkesler, insan neslinin ulaştığı en üst siyasi organizasyon olan devleti kurmayı hiçbir zaman beceremediler. Atlarla konuşabilen, hatta atı “kardeş” manasına gelen “şi” ile tarif eden Çerkesler, birbirleriyle konuşmayı becerip, siyasi bir akıl üreterek devletleşemediler.

Yakın tarihlerinde, sürgün ve soykırımdan 50 yıl sonra, anavatandaki aydınların öncülüğünde, çok önemli toplantılar gerçekleştirilerek, diasporanında desteği alınarak, 11 Mayıs 1918 tarihinde Bağımsız Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti kuruldu. Bu Cumhuriyet ve hükümetleri iki buçuk yıllık bir zaman diliminde ayakta kalabildi. Ancak Çarlık Rusyasının orduları, General Denikin’in saldırıları sonucu yıkıldı. Bu tarihi devletin cumhurbaşkanları Pşimaxo Kosok, Mikail Halil ve ekonomi bakanı Vassan Giray Jabağı'nın mezarları İstanbul Feriköy mezarlığında bulunmaktadır.

Yakın tarihlerinde böylesine çok önemli bir başarı hikayesi olan Çerkesler ve Kuzey Kafkasyalılar bunu unutmayı tercih ettiler. Çünkü herkes formatlandığı siyasi cepheden meseleye yaklaşarak bu tarihi olayı önemsizleştirdi, küçülttü ve yok etti.

Diasporada yaşayan sol kesimler bu tarihi olayı “karşı devrimci” bir girişim olarak yaftaladılar ve unutulmasına hizmet ettiler. Oysa Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Çar Orduları Generali Denikin'in saldırıları sonucu yıkılmıştır. Terekkale ve Andi kurultayları her siyasi görüşten insanı kapsıyordu. Yani Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti tam bir halk hareketi idi. Bir zahmet bu meseleyi araştırmadan, formatlandıkları siyasi cephenin hoşuna gidecek şekilde, “karşı devrimci idi” diyerek işin içinden çıktılar. Ama bu mesele öyle bir yaftalama yaparak içinden çıkılabilecek bir mesele değildir. Bu anlamda sol kesimlerin ciddi bir özeleştiri borcu orada asılı duruyor.

Dönüşçülerimiz ise Rusya'nın istemediği hiçbir şeyi yapmamaya adeta yemin etmiş gibiler. Böyle yaparak, Rusya'ya şirin görünerek, Rusya'nın işine gelecek ve hoşuna gidecek şeyleri yaparak varabileceğimiz hiçbir yer yoktur. Halkımızın mahvolmasına sebep olmuş bir devletle bizim dost olmamız mümkün değildir. Rusya Çerkeslerin yakın tarihte kurdukları bir devlet hakkında bilgi sahibi olarak, kendilerine güven geliştirmelerini istemez. Çünkü birkez başarılmış olan, tekrar başarılabilir. Rusya bunu biliyor ama dönüşçülerimiz Rusya'nın sözünden çıkmamak için, bilmezden geliyor ve unutulması için ne gerekiyorsa yapıyor.

Bağımsız Kafkasya çizgisini savunan arkadaşlar da, bu olaya formatlandıkları yerden yaklaşıp olayı anti-komünist cephenin malzemesi yapmaya çalıştılar. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, Komünistler tarafından değil, Çarlık Rusyası tarafından yıkılmıştır. Meseleyi yanlış yere konumlandırdığınızda, dış siyasi şartlar ortadan kalkınca, o düşünceye ihtiyaç kalmaz. Rusya'da komünist rejim yıkılınca, anti-komünist cepheye yaslanmış Bağımsız Kuzey Kafkasyacılarda kendiliğinden dağıldılar.

Böylesine önemli bir tarihi gelişme karşısında, ortak bir tavır geliştirememiş olan Çerkeslerin ve Kuzey Kafkasyalıların, güncel meseleler ve gelecek konusunda sağlıklı bir tavır geliştirmeleri acaba mümkün müdür?

***

Formatlanmış bir bilgisayarın tamir edilip tekrar eski haline getirilip işletilmesi bir uzman için bir kaç saatlik bir meseledir. Ancak akli ve ruhi melekelerini yitirmiş bir insanın yeniden hayata döndürülmesi aylar bazen yıllar alır. Bir halkın travma geçirip hafızasını kaybetmesinin tedavisi on yıllar alır. Çerkesler ise üzerinden 150 yıl geçmiş olmasına rağmen soykırım ve sürgün travmasını üzerlerinden atabilmiş değiller. Dolayısıyla çıkarlarının ne olduğu konusunda doğru düşünce ve tavırlar geliştiremiyorlar.

Ancak halkların travmalarını yenmelerinin yolu, önce korkularını yenmekten ve sonra mücadeleye kaldıkları yerden, yeni yöntemlerle devam etmekten geçer. Çerkeslerin korkularını yenme süreci ÇHİ'nin meydanlara bir buzkıran gemisi gibi çıkıp eğip bükmeden söylemleri netleştirmesi ile sona ermiştir.

Şimdi artık siyaset üretme zamanıdır. Çerkesler de dünyadaki ilk ve tek partileri olan ÇDP'yi kurarak bir meşale yaktılar. ÇDP'nin aydınlattığı yolda yeniden bir ulus inşa etmenin mücadelesine girdiler. Tabii bu yolculukta Rusya'nın, Türkiye'nin, Arapların ve egoların formatladığı kişilerin saldırı ve karalamalarına muhatap oluyor bağımsız Çerkes siyasi hareketi.

En çokta "kimden izin aldılar, onlar bizi temsil etmiyorlar" diye eksik bulmaya çalışıyorlar. Bir siyasi parti hiç kimseden izin alamadan kurulur. Legal bir parti için, 30 kişi bir araya gelip bir tüzük hazırlayarak içişleri bakanlığına bildirimde bulunur ve parti kurulur. İllegal bir parti kurmak içinse buna da ihtiyaç yoktur. Mücadele edenler, doğru fikirler, doğru projeler ortaya koyanlar birliği sağlayıp mücadele bayrağını yükseltirler.

***

İçinde bulunduğumuz referandum sürecinde Çerkesler, köylerine gelen siyasetçilerden "misafirden bir şey istemek ayıp değil mi" diyen köylü Çerkeslerden  bir adım ileri gidememiş durumdalar. Üstelik artık şehirli olmuşlar, çoğu üniversite mezunu, en beğenmediğin lise mezunu o bildirilere imza atanların.

Bu süreçte evet kampanyası yapanların da, hayır kampanyası yapanların da önceliği Çerkes meselesi değil. Formatlandıkları siyasi cephe ne söylüyorsa onu tekrarlayan papağanlar gibiler. Hiç bir tarafta Çerkes Halkından yana ilkeli bir tavır sergilemiyor.

Bağımsız Çerkes siyasetinin politik örgütü olan ÇDP, yola çıktığından buyana son derece ilkeli bir siyaset izleyerek halkımızın % 100'ünü kucaklayacak politikalar geliştiriyor. Halkımızın taleplerine olumlu cevap verilmezse hayır diyeceğini, olumlu cevap verilirse de evet demekte bir beis görmediğini beyan etmiştir. Böyle bir tutumu ilkesizlik olarak görenler, 2011 yılından buyana izlediğimiz politikaları hiç anlamamış olanlardır.

ÇDP'nin iki temel ilkesi vardır.

1- Tam ve eksiksiz demokrasiden yana tavır almak.

2- Çerkeslerin ve görmezden gelinen halkların taleplerini her şart altında gündeme taşımak.

ÇDP'nin ortaya koyduğu tavır, demokratik bir talebin gündeme taşınarak, demokrasinin sınırlarının genişletilmesi anlamında son derece isabetli ve yerinde bir karardır. Ancak formatlanmış kafaların bunu anlaması mümkün değildir ve onların anlamasını da beklemiyoruz.

2011 yılında başlatılan ÇHİ sürecinden bu yana bu ilkesinden milim sapmamış olan bağımsız Çerkes siyaseti ÇDP aşamasında da aynı kararlı çizgisini sürdürüyor.

Çerkesleri temsil etme meselesine gelince; evet kampanyası açmış olanların da, hayır kampanyası açmış olanların da ulaştıkları imza toplamı 500-600 civarındadır. ÇDP'nin 7 Haziran 2015 seçimlerinde aldığı toplam oy 15.500 civarındadır. Hiçbir Çerkes STK'sının üye sayısı ve örgütlülüğü bu kadar değildir. Onun için hiç kimse kusura bakmasın, sayısal anlamda da Çerkesleri temsil eden yegane örgüt ÇDP'dir.

ÇDP'nin referandum sürecinde yürüttüğü siyaset, Çerkeslere siyaset dersleri niteliğindedir. Çerkeslere kendileri olma  ve önüne gelenin kayığına binmeme çağrısıdır. İstemekten utanan bir halka, demokratik haklarını talep etmenin son derece doğal olduğunu gösteren bir siyasi manevradır.

Kapalı kapılar ardında yürütülen hiçbir şey yoktur. Her şey toplumumuza deklare edildiği gibi gayet şeffaf olarak yürütülmektedir. 16 Nisan’da evet dersek hayır diyenlerin, hayır dersek evet diyenlerin bize gönül koymaya hakkı yoktur. Bizim gönlümüz halkımızın % 100'ünü kucaklamaktan yanadır. Bunu anlayamamış olanların gönül gözü kapanmıştır ki, bizim artık onlarla işimiz yoktur.

Bu saatten sonra, hiç kimse ya da hiçbir parti Çerkeslerin oylarını çantada keklik olarak göremeyecek!

Çerkeslerin evetinin, yada hayırının bedava olmadığını öğrenecek!

Herkes demokratik haklarımıza saygılı olmayı öğrenecek!


2020 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi