• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam94
Toplam Ziyaret560004
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Soykırım Mücadelemiz,Aynı Zamanda Özgürlük Mücadelemizdir!
09/06/2016

21 Mayıs 2016 tarihinde Çerkes Sürgün ve Soykırımı’nın 152. yılını geride bıraktık.

"Soykırım insanlık suçudur”, “soykırımcı Rusya Çerkeslere hesap ver”, ”Çerkesya Rus toprağı olmayacak”, “Soykırımın hesabı sorulacak”, ”Katil Rusya Kafkasya’dan defol" sloganları ile İstiklal Caddesi’nde yeri göğü inlettik.

Ancak ben, Çerkeslerin soykırım kavramından ne anladıkları konusunda inanılmaz bir kafa karışıklığı içinde olduklarını düşünüyorum. Çerkeslerin eli kalem tutan kesiminden de, soykırımdan ne anladıkları konusunda eli ayağı düzgün bir makale okuyabilmiş değilim. Onun için bugüne kadar yapmış olduğum çeşitli halklara ait soykırım okumalarından yola çıkarak, Çerkes Halkının "soykırım" meselesine nasıl bakması gerektiğine dair, köşe taşları koymak ve hep birlikte içini doldurmak için bir başlangıç yapmak istiyorum.

Çerkeslerin "Büyük göç", Yahudilerin "Holokost", Ermenilerin "Büyük Kıyım, Büyük felaket", Dersimlilerin "Tertele" diye tanımladıkları "Soykırım" kavramı nasıl oluşturuldu ve yaşamımıza girdi?

Öncelikle "Soykırım" kavramının Türkiye'nin derin suçları ile bağlantılı bir kelime olması nedeniyle, sakıncalı olduğunun tespitini yapmamız gerekiyor. 2010 yılında Yıldız Teknik Üniversitesinin düzenlediği "146. yılında Kafkas göçü savaş ve sürgün" isimli konferansta, Doç.Dr. Mehmet Hacısalihoğlu "Siz Çerkesler olarak diaspora ve soykırım kavramını kullanmayın, sonra yanlış anlaşılırsınız" diyerek Türkiye'nin korkularına ve hassasiyetlerine dikkatimizi çekmişti.

Türkiye'nin tüm hassasiyetlerine rağmen, soykırım kavramı hem Türkiye'de, hemde tüm dünyada gündemimize girmeye devam ediyor ve edecek. Çerkeslerin de, oluşan bu iklimde"Çerkes Soykırımı"nı dünya gündemine taşımaları gerekmektedir.

1975-1985 yılları arasında faaliyet göstermiş olan, Ermeni soykırımını dünyaya tanıtmak amacıyla Türkiye diplomatik temsilciliklerine silahlı eylemler düzenleyen Asala nedeniyle Türkiye kamuoyu ilk defa "Soykırım" kelimesi ile tanıştı. Buna karşılık Türkiye'nin resmi otoriteleri o güne kadar "tehcir" olarak niteledikleri bu olayı, "sözde Ermeni Soykırımı yalanı" olarak değiştirdi. O günden bugüne resmi otoritelerin görüşünde en küçük bir değişiklik olmamıştır.

***

"Genocide-Soykırım"kavramını,Latince genos (ırk,kabile) kelimesi ile, cide(öldürme) kelimesini birleştirerek ilk defa kullanan, Polonyalı bir Yahudi olan, Hukukçu Raphael Lemkin'dir. İkinci dünya savaşı esnasında, ailesinden 49 kişi Naziler tarafından öldürülmüş olan Lemkin, yaptığı çalışmalarla soykırımı dünyaya kabul ettirmiştir. Raphael Lemkin'in 1933 yılında, Milletler Cemiyetine yazdığı mektupla başlayan çalışmaları, 9 aralık 1948 yılında Birleşmiş Milletlerin "Soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması sözleşmesi "olarak kabul edildi.

Soykırım, ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum, ya da herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin yok edicilerin çıkarları doğrultusunda bir plan çerçevesinde ve özel bir kasıtla yok edilmeleri anlamına gelmektedir.

BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2. Maddesi soykırım uygulamalarını:

1- Grubun üyelerinin öldürülmesi

2- Grubun üyelerine ciddi bedensel yada zihinsel hasar verilmesi

3- Grubun yaşam koşullarının,grubun bütününe yada bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması

4- Grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması

5- Çocukların bir gruptan zorla alınarak bir diğerine verilmesi olarak tanımlanır.

Yukarıda sıralanan soykırım uygulamalarının 3. Maddesi, zorunlu göç ettirme, sürgün, tehcir gibi uygulamaları kesin olarak ,soykırım olarak kabul etmektedir.

***

Soykırım kavramını yeni yeni anlamaya başlayıp kullanmaya başlayan Çerkeslerin kafası, soykırımcı Rusya tarafından bulandırılmaya devam ediyor. Rusya'nın manüple ettiği kişiler ve bazı Çerkes kurumları ısrarla soykırım kavramını kullanmaktan kaçınırken, 21 Mayıslar’da da Rusya temsilciliklerinin önüne protesto için gelmemekte ve gelinmesini önlemeye çalışmaktadırlar. 21 Mayıslarda göç, sürgün, Kafkas Savaşlarında Ölenleri Anma Günü gibi nitelemelerle soykırımcı Rusya’nın suç ve günahlarını perdeleme vazifesi yapmaktadırlar. Rusya için çalışan Çerkes kişi ve kurumları tarih tarafından kayıt altına alınmaktadır.

Samimiyetle soykırımı lanetleyen kişi ve kurumlara da, ne istiyorsunuz diye sorulduğunda, incir çekirdeğini doldurmayacak talepler dile getirmektedirler. Çünkü siyasi mücadele geleneği olmayan, siyasi örgütlenmeleri olmayan Çerkeslerin, siyasi talepler oluşturup dile getirebilmeleri de yeni yeni oluşmaya başlamaktadır.

Çifte pasaport, anavatana engel çıkarılmadan yerleşme hakkı, yerleşenlere Rusya'nın yardım etmesi, öğrencilere burs verilmesi gibi talepler dilencilerin bile kabul etmeyeceği şeylerdir.

Öğretilmiş çaresizlik içinde olan Çerkeslere bu haklar bile çok görülmektedir. Hasbelkader anavatanımıza yerleşmiş olan soydaşlarımız itilip kakılmakta, tehdit edilmekte ve mağdur edilmektedir.

Oysa Çerkesler, yaptırım gücü olan siyasi bir örgüt yaratmış olsalardı, "al pasapotunu başına çal, bize sığıntı gibi anavatana dönmek yakışmaz. Bağımsız Çerkesyayı kuruyoruz" denilseydi, kendi halinde, uzlaşmacı ve zararsız unsurlarla uğraşmak zorunda kalmazdı Rusya.

Onun için Bağımsız Çerkes siyaseti olarak,bugüne kadar Çerkesler adına dile getirilmiş incir çekirdeği doldurmayan tüm talepleri reddediyoruz!

Bağımsız Çerkes siyasetinin izleyeceği soykırım stratejisi üç aşamalı olarak yürütülecektir.

1-Tanınma ve özür

2-Tazminat talebi

3-Topraklarımızın iadesi ve özgürlük.

 

Bu başlıkları daha detaylı olarak sonraki yazılarımda anlatacağım. Şimdilik köşe taşlarını koymakla yetineceğiz.

TANINMA VE ÖZÜR: Soykırım mücadelemizin en uzun süre alacak kısmı, soykırımın muhatap Rusya tarafından tanınması ve özür diletilmesi kısmıdır. Çünkü Çerkeslerin soykırım kavramını tanımaları ve içselleştirmeleri meselesi çok yenidir. Bu süre on yılı geçmemiştir.

Çerkes soykırımını bilim dünyasında ve siyasi platformlarda gündem haline getirmek mecburiyetindeyiz. Bilim ve sanat dünyasında binlerce eserin üretilmesini sağlamalı ve bunun kaynaklarını yaratmalıyız. Bilim, üniversite ve sanat dünyasına burs ve sponsorluk desteği vererek Çerkes Soykırımını araştıracak bilimsel kitaplar, tezler, sanat eserleri, filmleri ortaya çıkaracak "Çerkes Soykırımını Araştırma Enstitüsü Vakfı"nı kurmak zorundayız.

Bilim ve sanat dünyasına kabul ettirilmiş olan Çerkes Soykırımı, dünyanın çeşitli parlamentolarına taşınarak onaylatılmalıdır. Ancak bu konuda alabildiğimiz yol, son derece sınırlıdır. Bugüne kadar sadece Gürcistan Parlamentosu Çerkes Soykırımını tanımıştır. Ermenilerin yüzyıl içerisinde çok geniş imkanlarla mücadele etmelerine rağmen, dünyanın 29 parlamentosundan soykırım tasarısını geçirebilmiş olması, işimizin ne kadar zor olduğunun göstergesidir.

Bilim ve sanat dünyasına kabul ettirilmiş olan Çerkes Soykırımı,Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesine götürülerek, Soykırımcı Rusya'nın soykırımı tanıması ve özür dilemesi sağlanacaktır.

TAZMİNAT TALEBİ: Uluslararası hukukta karşılığı olan soykırım suçunu işlemiş fail  devletler, tanınma ve özürden sonra tazminat öderler. Çerkes Soykırımını suçunu işlemiş olan Soykırımcı Rusya da bu sondan kurtulamayacaktır.

Almanya’nın Yahudilere ödediği gibi, Amerikalıların Kızılderililere ödediği gibi, Avustralyanın Aborjinlere ödediği gibi, Rusya da işlemiş olduğu soykırım suçundan dolayı Çerkeslere tazminat ödeyecektir. Yeter ki uzun soluklu siyasi bir mücadele yürütelim.

TOPRAKLARIMIZIN İADESİ VE ÖZGÜRLÜK TALEBİ: Nasıl ki bir hırsız yakalanıp yargılandığında, çalmış olduğu eşyaları iade ediyorsa, Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargılanmış olan Rusya'da bizden zorla gasp ettiği vatanımızı ve topraklarımızı iade etmek zorundadır.

O zaman yaratacağımız özgür Çerkesyamızda, Çerkes Pasaportu taşıyan onurlu insanlar ve onurlu bir ulus olarak yaşamımızı sürdürmeye devam edeceğiz.

Onun için yürütmüş olduğumuz soykırım mücadelemiz özgürlük mücadelemizdir aynı zamanda!



Paylaş | | Yorum Yaz
1969 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi