• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam110
Toplam Ziyaret726211
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.37837.4079
Euro8.94878.9845
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Soykırım Mücadelemiz,Aynı Zamanda Özgürlük Mücadelemizdir!
09/06/2016

21 Mayıs 2016 tarihinde Çerkes Sürgün ve Soykırımı’nın 152. yılını geride bıraktık.

"Soykırım insanlık suçudur”, “soykırımcı Rusya Çerkeslere hesap ver”, ”Çerkesya Rus toprağı olmayacak”, “Soykırımın hesabı sorulacak”, ”Katil Rusya Kafkasya’dan defol" sloganları ile İstiklal Caddesi’nde yeri göğü inlettik.

Ancak ben, Çerkeslerin soykırım kavramından ne anladıkları konusunda inanılmaz bir kafa karışıklığı içinde olduklarını düşünüyorum. Çerkeslerin eli kalem tutan kesiminden de, soykırımdan ne anladıkları konusunda eli ayağı düzgün bir makale okuyabilmiş değilim. Onun için bugüne kadar yapmış olduğum çeşitli halklara ait soykırım okumalarından yola çıkarak, Çerkes Halkının "soykırım" meselesine nasıl bakması gerektiğine dair, köşe taşları koymak ve hep birlikte içini doldurmak için bir başlangıç yapmak istiyorum.

Çerkeslerin "Büyük göç", Yahudilerin "Holokost", Ermenilerin "Büyük Kıyım, Büyük felaket", Dersimlilerin "Tertele" diye tanımladıkları "Soykırım" kavramı nasıl oluşturuldu ve yaşamımıza girdi?

Öncelikle "Soykırım" kavramının Türkiye'nin derin suçları ile bağlantılı bir kelime olması nedeniyle, sakıncalı olduğunun tespitini yapmamız gerekiyor. 2010 yılında Yıldız Teknik Üniversitesinin düzenlediği "146. yılında Kafkas göçü savaş ve sürgün" isimli konferansta, Doç.Dr. Mehmet Hacısalihoğlu "Siz Çerkesler olarak diaspora ve soykırım kavramını kullanmayın, sonra yanlış anlaşılırsınız" diyerek Türkiye'nin korkularına ve hassasiyetlerine dikkatimizi çekmişti.

Türkiye'nin tüm hassasiyetlerine rağmen, soykırım kavramı hem Türkiye'de, hemde tüm dünyada gündemimize girmeye devam ediyor ve edecek. Çerkeslerin de, oluşan bu iklimde"Çerkes Soykırımı"nı dünya gündemine taşımaları gerekmektedir.

1975-1985 yılları arasında faaliyet göstermiş olan, Ermeni soykırımını dünyaya tanıtmak amacıyla Türkiye diplomatik temsilciliklerine silahlı eylemler düzenleyen Asala nedeniyle Türkiye kamuoyu ilk defa "Soykırım" kelimesi ile tanıştı. Buna karşılık Türkiye'nin resmi otoriteleri o güne kadar "tehcir" olarak niteledikleri bu olayı, "sözde Ermeni Soykırımı yalanı" olarak değiştirdi. O günden bugüne resmi otoritelerin görüşünde en küçük bir değişiklik olmamıştır.

***

"Genocide-Soykırım"kavramını,Latince genos (ırk,kabile) kelimesi ile, cide(öldürme) kelimesini birleştirerek ilk defa kullanan, Polonyalı bir Yahudi olan, Hukukçu Raphael Lemkin'dir. İkinci dünya savaşı esnasında, ailesinden 49 kişi Naziler tarafından öldürülmüş olan Lemkin, yaptığı çalışmalarla soykırımı dünyaya kabul ettirmiştir. Raphael Lemkin'in 1933 yılında, Milletler Cemiyetine yazdığı mektupla başlayan çalışmaları, 9 aralık 1948 yılında Birleşmiş Milletlerin "Soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılması sözleşmesi "olarak kabul edildi.

Soykırım, ırk, canlı türü, siyasal görüş, din, sosyal durum, ya da herhangi bir ayırıcı özellikleri ile diğerlerinden ayırt edilebilen bir topluluk veya toplulukların bireylerinin yok edicilerin çıkarları doğrultusunda bir plan çerçevesinde ve özel bir kasıtla yok edilmeleri anlamına gelmektedir.

BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2. Maddesi soykırım uygulamalarını:

1- Grubun üyelerinin öldürülmesi

2- Grubun üyelerine ciddi bedensel yada zihinsel hasar verilmesi

3- Grubun yaşam koşullarının,grubun bütününe yada bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması

4- Grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması

5- Çocukların bir gruptan zorla alınarak bir diğerine verilmesi olarak tanımlanır.

Yukarıda sıralanan soykırım uygulamalarının 3. Maddesi, zorunlu göç ettirme, sürgün, tehcir gibi uygulamaları kesin olarak ,soykırım olarak kabul etmektedir.

***

Soykırım kavramını yeni yeni anlamaya başlayıp kullanmaya başlayan Çerkeslerin kafası, soykırımcı Rusya tarafından bulandırılmaya devam ediyor. Rusya'nın manüple ettiği kişiler ve bazı Çerkes kurumları ısrarla soykırım kavramını kullanmaktan kaçınırken, 21 Mayıslar’da da Rusya temsilciliklerinin önüne protesto için gelmemekte ve gelinmesini önlemeye çalışmaktadırlar. 21 Mayıslarda göç, sürgün, Kafkas Savaşlarında Ölenleri Anma Günü gibi nitelemelerle soykırımcı Rusya’nın suç ve günahlarını perdeleme vazifesi yapmaktadırlar. Rusya için çalışan Çerkes kişi ve kurumları tarih tarafından kayıt altına alınmaktadır.

Samimiyetle soykırımı lanetleyen kişi ve kurumlara da, ne istiyorsunuz diye sorulduğunda, incir çekirdeğini doldurmayacak talepler dile getirmektedirler. Çünkü siyasi mücadele geleneği olmayan, siyasi örgütlenmeleri olmayan Çerkeslerin, siyasi talepler oluşturup dile getirebilmeleri de yeni yeni oluşmaya başlamaktadır.

Çifte pasaport, anavatana engel çıkarılmadan yerleşme hakkı, yerleşenlere Rusya'nın yardım etmesi, öğrencilere burs verilmesi gibi talepler dilencilerin bile kabul etmeyeceği şeylerdir.

Öğretilmiş çaresizlik içinde olan Çerkeslere bu haklar bile çok görülmektedir. Hasbelkader anavatanımıza yerleşmiş olan soydaşlarımız itilip kakılmakta, tehdit edilmekte ve mağdur edilmektedir.

Oysa Çerkesler, yaptırım gücü olan siyasi bir örgüt yaratmış olsalardı, "al pasapotunu başına çal, bize sığıntı gibi anavatana dönmek yakışmaz. Bağımsız Çerkesyayı kuruyoruz" denilseydi, kendi halinde, uzlaşmacı ve zararsız unsurlarla uğraşmak zorunda kalmazdı Rusya.

Onun için Bağımsız Çerkes siyaseti olarak,bugüne kadar Çerkesler adına dile getirilmiş incir çekirdeği doldurmayan tüm talepleri reddediyoruz!

Bağımsız Çerkes siyasetinin izleyeceği soykırım stratejisi üç aşamalı olarak yürütülecektir.

1-Tanınma ve özür

2-Tazminat talebi

3-Topraklarımızın iadesi ve özgürlük.

 

Bu başlıkları daha detaylı olarak sonraki yazılarımda anlatacağım. Şimdilik köşe taşlarını koymakla yetineceğiz.

TANINMA VE ÖZÜR: Soykırım mücadelemizin en uzun süre alacak kısmı, soykırımın muhatap Rusya tarafından tanınması ve özür diletilmesi kısmıdır. Çünkü Çerkeslerin soykırım kavramını tanımaları ve içselleştirmeleri meselesi çok yenidir. Bu süre on yılı geçmemiştir.

Çerkes soykırımını bilim dünyasında ve siyasi platformlarda gündem haline getirmek mecburiyetindeyiz. Bilim ve sanat dünyasında binlerce eserin üretilmesini sağlamalı ve bunun kaynaklarını yaratmalıyız. Bilim, üniversite ve sanat dünyasına burs ve sponsorluk desteği vererek Çerkes Soykırımını araştıracak bilimsel kitaplar, tezler, sanat eserleri, filmleri ortaya çıkaracak "Çerkes Soykırımını Araştırma Enstitüsü Vakfı"nı kurmak zorundayız.

Bilim ve sanat dünyasına kabul ettirilmiş olan Çerkes Soykırımı, dünyanın çeşitli parlamentolarına taşınarak onaylatılmalıdır. Ancak bu konuda alabildiğimiz yol, son derece sınırlıdır. Bugüne kadar sadece Gürcistan Parlamentosu Çerkes Soykırımını tanımıştır. Ermenilerin yüzyıl içerisinde çok geniş imkanlarla mücadele etmelerine rağmen, dünyanın 29 parlamentosundan soykırım tasarısını geçirebilmiş olması, işimizin ne kadar zor olduğunun göstergesidir.

Bilim ve sanat dünyasına kabul ettirilmiş olan Çerkes Soykırımı,Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesine götürülerek, Soykırımcı Rusya'nın soykırımı tanıması ve özür dilemesi sağlanacaktır.

TAZMİNAT TALEBİ: Uluslararası hukukta karşılığı olan soykırım suçunu işlemiş fail  devletler, tanınma ve özürden sonra tazminat öderler. Çerkes Soykırımını suçunu işlemiş olan Soykırımcı Rusya da bu sondan kurtulamayacaktır.

Almanya’nın Yahudilere ödediği gibi, Amerikalıların Kızılderililere ödediği gibi, Avustralyanın Aborjinlere ödediği gibi, Rusya da işlemiş olduğu soykırım suçundan dolayı Çerkeslere tazminat ödeyecektir. Yeter ki uzun soluklu siyasi bir mücadele yürütelim.

TOPRAKLARIMIZIN İADESİ VE ÖZGÜRLÜK TALEBİ: Nasıl ki bir hırsız yakalanıp yargılandığında, çalmış olduğu eşyaları iade ediyorsa, Uluslararası İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargılanmış olan Rusya'da bizden zorla gasp ettiği vatanımızı ve topraklarımızı iade etmek zorundadır.

O zaman yaratacağımız özgür Çerkesyamızda, Çerkes Pasaportu taşıyan onurlu insanlar ve onurlu bir ulus olarak yaşamımızı sürdürmeye devam edeceğiz.

Onun için yürütmüş olduğumuz soykırım mücadelemiz özgürlük mücadelemizdir aynı zamanda!



2291 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi