• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam95
Toplam Ziyaret560005
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkes Ethem’den Çerkesler’e Kahraman Çıkar mı?
15/11/2014

www.kafkasdiasporasi.com web sitesinin düzenlediği “yılın enleri” programında, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın yaptığı Çerkes Ethem açıklamasıyla birlikte Çerkes Ethem meselesi hem kamuoyunun, hem de Çerkeslerin gündemine yeniden girdi. Bu çalışmayı yürüten Kafkas Diasporası sitesinin kurucusu ve yöneticisi Sn. Oğuz Berk'in yaptığı çalışmaları takdir etmekle birlikte, böyle bir çalışma daha objektif koşullarda  yürütülebilirse, çok daha saygınlığı olan bir organizasyon ortaya çıkarılabilir.

Bülent Arınç'ın açıklaması ise Çerkeslerin sırtını sıvazlamaktan ibarettir. Açık söylemek gerekirse bir parmak bal bile değildir.

Çerkeslerin ana meselesi Çerkes Ethem'in hainliği ya da kahramanlığı değildir.

Bülent Arınç gecede, asimilasyon girdabında hızla boğulmakta olan Çerkes Halkına bir Çerkes televizyonu müjdesi verseydi bu bir anlam ifade ederdi. TRT Kurumu ve Anadolu Ajansı Bülent Arınç'a bağlı kaldı uzun süre malum.

Ya da 'Çerkes Soykırımını devlet ve hükümet olarak tanıyacağız' deseydi bir anlamı olurdu. Yada herhangi bir üniversitede Çerkes Dili ve Kültürünü Araştırma Enstitütüsü kurulacağının müjdesini verseydi yine çok anlamlı olurdu.

Şimdi yazımızın başında sorduğumuz "Çerkes Ethem’den Çerkeslere Kahraman Çıkarmı ?"sorusunu tekrar soralım.

Cevap: çıkmaz.

Çerkes Ethem meselesini bir makale çerçevesinde inceleyebilmek için, iki başlık açacağız ve meseleyi bu çerçeveye sığdırmaya çalışacağız.

1- Ethem Bey'in isminin önüne hain kelimesi koymak Türkiye cumhuriyeti tarihine hakarettir.

2- Ethem Beyin isminin önüne Çerkes kelimesi getirmek Çerkeslere hakarettir.

Bu başlıkları attıktan sonra meseleye girelim.

***

1-Ethem Bey 1885 yılında Bandırmada doğdu. Yani sürgün ve soykırımdan sadece 21 yıl sonra. Devlete kapılanıp, formatlanıp vurucu güç olarak kullanılan neslin en tanınmış örneğidir Ethem Bey. İki ağabeyi subay olan Ethem Bey, babasından gizlice İstanbula kaçarak Bakırköydeki küçük süvari Mektebine (astsubay okulu) girdi. Daha sonra Enver Paşaya bağlı olarak kurulan Teşkilat-ı Mahsusaya (Bugünkü MİT) geçti.

A'dan Z'ye Çerkesler tarafından kurulan Teşkilat-ı mahsusa kadrolarının tamamı Turancı ve ırkçı Enver Paşaya hayrandı. Teşkilat-ı Mahsusa’yı kuran ve içerisinde yer alan Çerkesler bugünün ülkücüleri gibiydiler. Teşkilat-ı Mahsusa’nın birçok operasyonuna katılan Ethem Bey hasta ve yaralı vaziyette Bandırmadaki evinde istirahat ederken, Rauf Orbay’ın talimatıyla kurtuluş savaşını başlattı.

Resmi tarihler kurtuluş savaşını 19 Mayıs 1919 olarak başlatırlar. Oysa 15 mayıs 1919'da Rauf Orbay'ın gizlice Bandırma'ya gelerek, Ethem Bey'i  işgale karşı direnişe ikna etmesiyle kurtuluş savaşı fiilen başlamıştı. Yani İzmir'in işgal edildiği gün Rauf Orbay Ethem Bey'e talimatını vermiş ve kurtuluş savaşını başlatmıştı.

Ethem Bey beş bin kişilik Kuvayy-ı Seyyare birliklerini oluşturarak, Ankara’da hükümet ve meclis doğabilmesine can suyu vermiştir. Yunanlılara karşı ilk direniş cephesini oluşturarak Yunanlılar’ın ilerleyişini durdurur.

Anzavur İsyanı, Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı ve Yozgat isyanlarını bastırır.

Ethem Bey'in direnişi başlattığı 15 Mayıs 1919 tarihinden başlayıp, direnişi bırakıp Yunan işgal bölgesine geçtiği 21 Ocak 1921 yılına kadar geçen 20 aylık sürede, 20 bin askerle İzmir'e çıkan ve takviye güçlerle tahkim edilen Yunan Ordusu Ankara’yı çoktan alırdı ve bugün Türkiye Cumhuriyeti diye bir devlet olmazdı.

Yine Ankara’ya karşı başlatılan Padişah yanlısı isyanlar, Ethem Bey tarafından zamanında bastırılmamış olsaydı, isyanların tamamı genişleyerek Ankara’ya uzanır ve Ankarayı boğardı. Ve bugün Türkiye Cumhuriyeti diye bir devlet olamazdı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek tarihi birgün yazılırsa, bu gerçekler açığa çıkar ve herşey yerli yerine oturur.

19 Mayıs 1919’da Samsun'a olağanüstü yetkilerle donatılmış ordu müfettişi olarak çıkan Mustafa Kemal Müslüman Çetecilerin Hristiyan ahaliye yaptığı mezalimi araştırmak ve önlemekle görevliydi. İttihatçı babaların bir türlü yol vermediği Mustafa Kemal'in önünde yeni bir yol açılmıştı.Bu açılan yeni yolu Mustafa Kemal'in çok büyük bir ustalıkla yönettiğini görüyoruz.

Çıktığı bu yolculukta Mustafa Kemal'in İstanbul Hükümeti ve İngilizlerin verdiği görev dışında başka niyetinin olduğu kısa sürede açığa çıkar. Görevlerinden azledilerek, yakalanıp İstanbul'a gönderilmesi valilere telgrafla bildirilir. Mustafa

Kemal'in Amasya tamimini yayınlayabilmesi, Erzurum ve Sivas kongrelerini yaparak, Ankaraya ulaşabilmesi, Erzurum’da Kazım Karabekir Paşa’nın, Ankara’da ise Ali Fuat Cebesoy Paşa’nın bulunması sayesinde olmuştur. Eğer Mustafa  Kemal bu süreçte yakalanıp İstanbul’a gönderilseydi, bir isyancı olarak idam edilecekti. Yani Mustafa Kemal, Kazım Karabekir Paşa’ya ve Ali Fuat Cebesoy Paşa’ya hayatını borçludur.

1921 yılında Ethem Bey’i tasfiye eden, Mustafa Kemal dizginleri ele geçirip hızla ilerledi. 1924 yılında yeni bir anayasa ve yeni bir meclis oluşturan Mustafa Kemal tek şef olmuştu. En yakın silah arkadaşları ile yolları ayrılmıştı. Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele Paşalar CHP'de değil de, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasında siyaset yapmaktadırlar.

14 Haziran 1926'da uydurulan İzmir suikastı davası ile ülkedeki bütün muhalif ve rakip olabilecek tüm kesimler tasfiye edilmiştir. Mustafa Kemal hayatını borçlu olduğu Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay ve Refet Bele'yi idamla yargılatır ve hapsettirir. Rakip ve muhalif olabilecek tüm çevreler halledilmiştir.

Mustafa Kemal 23 Ağustos 1926 tarihinde Avusturyalı heykeltraş Henrich Krippel'e yaptırdığı ilk heykelini Sarayburnu’na diktirdi. Ve aynı heykeltraşa devlet bütçesinden çok büyük paralar ödeterek üçyüz tane daha heykelini yaptırarak ülkenin birçok yerine diktirir. Türkiye Cumhuriyeti bir diktatörlük hukukuna ve anlayışına teslim olmuştur.

Diktatör'ün hain ilan ettikleri hain; kahraman ilan ettikleri kahraman oluyordu.

Diktatörlüklerde, diktatörden başkası kahraman olamazdı.

Türkiye Cumhuriyeti’nde de bu aynen böyle oldu.

Halen diktatörlük hukukuna göre yönetilen Türkiye’de, gerçek bir demokratikleşme oluşabildiği zaman, Çerkes Ethem meselesi de aydınlatılıp doğrular ortaya çıkarılabilir. Ülkedeki tüm haksızlıklara karşı bir yüzleşme olduğu zaman Çerkes Ethem meselesinde de taşlar yerli yerine oturur.

Ethem Bey de, Mustafa Kemal kadar, Kazım Karabekir kadar, Rauf Orbay kadar, Ali Fuat Cebesoy kadar, Refet Bele kadar bu ülkenin kahramanıdır.

Ethem Beyin isminin önüne konmuş olan "hain" kelimesi Türkiye Cumhuriyeti tarihine yapılmış en büyük hakarettir. Bunun kaldırılması Çerkeslerden çok Türkiye Cumhuriyetinin ve Türkiye halklarının görevidir.

(Devam edecek)



Paylaş | | Yorum Yaz
2640 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi