• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam62
Toplam Ziyaret680698
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.84716.8745
Euro7.72467.7556
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkes Çalıştayı Notları
29/02/2012

Salon toplantıları hep beni sıkmıştır. Benim biraz köylü, muhalif ve çocuksu kimliğim salonlarda hep eğreti durmuştur. Mecburiyetten taktığım kravat, düğmesini iliklemediğim gömleğimde bir türlü düzgün durmaz.
Ben sokakların, meydanların ve halkın çocuğu olmayı önemsedim. Mücadele edenlerin safında, meydanlarda olmaktan yana oldum. Asıl mesajın meydanlardan verileceğine inandım.

***
Ama insan öğrenen bir varlık. Ben de bu süreçte sürekli öğreniyor ve paylaşıyorum.
Söylenen söz ve söyleyenler doğruysa, salonlardan verilen mesajların da meydanlar kadar etkili olabileceğini öğrendim.

Birincisi düzenlenen "ÇERKES ÇALIŞTAYI/LEJEN XASE" bana bunu öğretti.
Çerkes Hakları İnsiyatifi'nin Yürütme Kurulu Toplantısı'nda 2012 yılının etkinlik programı tartışılırken gündeme gelen Çerkes Çalıştayı fikrine ilk etapta biraz serin durmadım desem yalan olur. Çerkesler zaten yeterince salon toplantısı yapıyor, “bizde mi salon toplantısı yapacağız” diye düşündüm.

Ama ikna olmam zaman almadı. Verdiğimiz kararı hayata geçirmek için var gücümüzle çalışmaya başladık.

***
Diğer etnik toplulukların çalıştaylarını devlet organize ve finanse etmişti. Çerkeslere ise böyle bir imkan sunulmadı. Ama devlet yapmıyorsa bu yapılamaz demek değildi.
Neyse ki Çerkes halkının değerli evlatları da vardı. Medya ile ilişkileri Fuat Uğur, üniversite ve bilim çevreleri ile ilişkileri Erol Karayel, Siyaset çevreleri ve Ankara ile ilişkileri Kenan Kaplan olağanüstü bir çaba ve başarıyla yürüttüler.
Finansmanla ilgili eski defterleri karıştırıp kimden nasıl bir katkı sağlayacağımıza kafa yormak, bütçeyi oluşturmak, hesapları tutmak ve ödemeleri yapmak görevi de bana düştü.
25 Aralık tarihinde ÇHİ iştişare kurulu toplantısına gittiğimizde nasıl bir çalıştay yapacağımızı iyi biliyorduk.

İstişare kurulumuz planlanan tüm çalışmalara tam destek verdi.

Aldığımız bu güçle yüksek tempolu bir çalışma başlattık.
***

Çerkes Çalıştayı hangi konuları tartışarak bir sonuç oluşturabilirdi. Uzun tartışmalardan sonra “Diyaspora ve Çerkesler”, “Asimilasyon politikaları ve Çerkesler”, “Türkiyede ve dünyada azınlık kavramı ve yeni anayasal süreç” ana başlıklarında karar kıldık ve bu başlıkları alt başlıklarla açmaya çalıştık.
Bu kavramları seçerken, hem kendi ezberlerimizi, hem de toplumun ezberlerini bozmayı hedefliyorduk.
Diyaspora denince nedense hemen Ermeniler geliyordu akla. Oysa Çerkesler Ermeniler'den çok daha önce diyasporik bir halk olmuştu. Başımıza gelen musibete yıllarca sürgün ve soykırım diyememiş “göç” demiştik. Çerkes meselesinin çözümünün belirleyicisi diyaspora, özellikle Türkiye Çerkes diyasporası olacaktır. Diyaspora kavramını akademisyen, yazar ve gazetecilere bilimsel anlamda tartıştırıp literatürümüze yerleştirmek zorundaydık.
İkinci kavramımız asimilasyondu. Yıllarca “yok oluyoruz” diye feryat eden reaksiyoner tavrı, devletin cürmünü tespit ve tescil edip, hak talep eden bir tavra çevirerek aksiyoner hale getirmeyi hedefliyorduk.
Üçüncü kavramımız azınlıktı. Azınlık tanımının Çerkesler'e neler kazandıracağını düşündürebilmekti.
Çünkü yıllar boyu “bu devleti biz kurduk” boş övünmesi ile avundu Çerkesler. “Azınlık” kavramından, azınlıklardan vebadan kaçar gibi kaçtılar. “Asli unsur” olma palavrasının Çerkesler'e hiçbirşey kazandırmayacağını öğrenmemiz gerekiyordu artık. “Devlet biziz”, “MİT'i biz kurduk”, “polis teşkilatı bizim”... gibi söylemlerin sadece aptal avunmaları olduğunu fark etmeliydik. Marmara Bölgesi Çerkesleri'nin sürgün kararnamesini bir Çerkes olan Türkiye'nin ilk Başbakanı Rauf Orbay'ın imzalaması bunun avunma olduğunun  en önemli delilllerinden biridir. Devletin içinde kimliksiz durmak Çerkeslere fayda değil bilakis zarar vermiştir.
Bu anlayışları yok etmek ve “Birleşmiş Milletler ve AB kriterlerine göre azınlık hakkı” elde edilmesi için mücadele etmenin Çerkesleri ayağa kaldırabilecek bir umut oluşturacağını anlatmaktı amacımız.
***
Çerkes Çalıştayı'nda on tebliğ sunuldu. Her bir tebliği sunan akademisyen ve yazarlar uzun araştırmalar sonucu tespit edildi. Ancak Türkiye Akademyasının bu konularda koskocaman bir çöl olduğunu da gördük maalesef. “Diyaspora”, “asimilasyon” ve “azınlık” kavramları tehlikeli konulardı. Bu konularda yapılmış objektif araştırma ve bilimsel yayın da yok denecek kadar azdı. Erol Karayel kardeşim iğne ile kuyu kazar gibi oluşturdu tebliğ sunacak kadroyu.

***
Bu arada yer seçiminde ve çok uygun fiyatlarla Derbent Oteli'yle anlaşmamızı sağlayan Kocaelili dostlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.
Yine Çerkes Çalıştayı organizasyonuna maddi ve manevi her türlü desteği veren dostlarımıza, enerjileriyle canlılık katan gençlerimize, zaman zaman yüreğimizi yakan, zaman zaman gönlümüzü coşturan sanatçılarımıza ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz. Onlar Çerkes Çalıştayı organizasyonunun ve Çerkes halkının gizli kahramanlarıdır.

Bu evlatları dünyaya getiren Çerkes analara ne mutlu!
***
Çerkes Çalıştayı'nda tebliğ sunanlar, katılımcılar ve izleyiciler çok şey öğrenerek ayrıldılar. Katılımcılarımızın tamamı çok değerliydi ama çalıştayın yıldızı şüphesiz Doğu Ergil'di. Gerek sunumu, gerek aradaki katkıları ve sorularıyla çalıştaya farklı bir değer kattı Doğu Hoca.
Setenay Nil Doğan, Zeynel Abidin Besleney, Selçuk Bağlar birikimleriyle hepimizi heyecanlandırdı. Onları geleceğin Çerkes entellektüelleri ve Çerkes sorunlarına ışık tutacak biliminsanları olacağını düşünerek mutlu olduk.
Orhan Miroğlu, Ufuk Uras, Ardan Zentürk, Abdurrahman Dilipak'ın katkıları çok değerliydi.
Rojin sanatçı kişiliği dışında, yüksek lisans tezini Çerkesler üzerine yapmış bir kültür insanı kimliğiyle renk ve değer kattı toplantımıza.
"ÇERKES ÇALIŞTAYI / LEJEN XASE" topluma barış mesajı veren bir umut ışığı oldu.
Çerkes Halkı bugün dünden daha zengin.
Çünkü onların umutlarına omuz veren dostları var artık.
Türkiye de dünden daha zengin.
Çünkü Çerkesler, varlıklarını koruyarak, geliştirerek Türkiye'ye değer katmaya devam edecekler.



3261 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi