• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam135
Toplam Ziyaret732801
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.36577.3952
Euro8.93578.9715
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkeslerin Dinle ve Müslümanlıkla İmtihanı
16/12/2018

Doğrusunu isterseniz, hiçbir zaman "din afyondur" diyenlerden olmadım. Ama her şeyin merkezine dini yerleştirelim diyenlere de kendimi pek yakın hissetmedim. Yaşamım boyunca, akla güvendim ve akla inandım. Ama aklın yetmediği, aklın ermediği yerlerde de hemen dinin devreye girdiği bir gerçek. 

Dinin tarih boyunca yönetenlerin emrinde ve yönetenler için nasıl bir ideolojik silah, nasıl bir yönetim aparatı olarak kullanıldığını görüyoruz. Bu nedenle, dine karşı ya da dine rağmen bir şeyler yapılabileceğini düşünmenin yanlış olduğunu bilenlerdeniz. 

Dinler de insanların üretim ilişkilerinin gelişimi ile ilintili olarak şekil değiştirmişlerdir. Tarihin akışının diyalektik çözümlemesi doğrultusunda dinlerin nasıl şekil değiştirdiğine kısa bir projeksiyon tutup başlıktaki konumuza geleceğiz. 

***

Özel mülkiyetin olmadığı, insanlığın ilkel komünal döneminde tanrılar da güneşti, yıldırımdı, şimşekti, yağmurdu, dev meşe ağacıydı. Çünkü, insanlar nedenini bilmedikleri ve korktukları şeylere inanıyorlar ve onlara tapıyorlardı. 

Daha sonra güçlülerin ve uyanıkların doğadaki kaynaklara ve topraklara sahiplenerek diğer insanların emeğini kullandığı, köleci üretim ilişkisi dönemine geçildi. Bu dönemin tanrıları da efendiler tarafından dayatılmış gök tanrı, savaş tanrısı, aşk tanrısı, şarap tanrısı, ölüler tanrısı, avcılık tanrısı gibi yarı insan-yarı tanrılardı. 

Köle sahiplerinin topraklarını ve nüfus alanlarını genişlettikleri oranda üretim ilişkileri de değişmeye başladı. Köleler, geniş topraklarda feodallere yarıcılık yapan yarı özgür yarı köleler haline gelmişlerdi. Ancak bu durum yeni üretim sisteminin önünde bir engel oluşturuyordu. Tek tanrılı dinlerin kölelerin azat edilmesi çağrısı tam da bu zamana denk gelmektedir. 

Feodal dönemdeki sermaye birikimi ve oluşturulan sömürgelerden aktarılan servetlerle kentler oluşturuldu. Kentte aynı ölçülerde seri üretim yapma tekniği kapitalizmi ortaya çıkardı. Kapitalizmle birlikte tek tanrılı dinler de sorgulanmaya başladı. Bu sorgulamalardan sonra en yaygın tek tanrılı din olan Hristiyanlık, kendi içinde reformlar yapmasına rağmen hala kan kaybediyor. Müslümanlık ise kendini yenileme konusunda bir şey yapmadı.

Bugünkü kapitalist sistemde, bütün tek tanrılı dinler bir tasfiye süreci yaşamaktadır. Bunun yerine, Tanrı'ya akıl ve vicdan yoluyla ulaşılmasını amaçlayan deizm hızla yaygınlaşmaya başlamıştır. 

***

Çerkeslerin de dinle olan yolculuklarının çok iyi olduğu söylenemez. Onların Xabze kuralları dinden daha öndeydi. Özel mülkiyetin olmadığı komünal dönemden kalma Tha'lerine ulu meşe ağacının altında yakarmak onlara yetiyordu.

Cenevizliler yoluyla batı Kafkasya'ya ulaşan Hristiyanlık fazla tutunamadan, bazı izler bırakarak yok oldu gitti. 

Doğu Kafkasya'nın Müslümanlaşması İran'a yakınlığı nedeniyle çok eskilere dayanır. Batı Kafkasya'nın İslam'la tanışması Ferah Ali Paşa'nın 1779 yılında Batı Kafkasya'ya gelmesiyle başladı. Yani bugünden 239 yıl öncesine dayanır. Çerkeslerin Müslümanlıkla tanışması, anavatanlarından sürüldükleri 1864 yılına kadar 85 yıl boyunca Müslüman olarak kalmalarını sağlamıştır. 1864 yılından 1917 Ekim devrimine kadar geçen 53 yıllık Çarlık süresi, Rus, Kazak ve Hristiyan yayılmacılığı karşısında Müslüman olarak yaşamalarına pek izin vermemişti. 1917 Ekim devrimiyle birlikte Rusya'da, tüm diğer dinlerle birlikte İslam da yasaklandı. 

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte tüm Rusya'da Müslümanlığa ve Hristiyanlığa hızla geri dönüş başladı. Yine Doğu Kafkasya'ya ulaşan selefi İslam anlayışı Kafkasya'yı İslamcıların “cihatçı” deposu haline getirdi. El-Kaide, El-Nusra, İşid gibi cihatçı örgütlerin önemli militan kaynaklarından biri haline geldi Kafkasya coğrafyası. 

Her şeyi din temeli üzerine oturtan bu cihatçı anlayış, her türlü etnisiteyi de yok farz etmekte ve asimilasyona hizmet etmektedir. Kabardey'de çok sayıda Çerkes milliyetçisini ve yurtseveri bu selefi İslamcılar katletti. Bu bakımdan Rusya yönetimi tarafından da desteklenmektedir. Bu tür İslamcı anlayışların, ulusal varlığımızı tehdit etmeleri nedeniyle onlarla sonuna kadar mücadele edilmesi gerekmektedir. 

***

Geçtiğimiz hafta, Çerkes-Fed'in organizesiyle Maykop Belediyesi ile Konya Selçuklu Belediyesi kardeş şehir ilişkisine girdi. Bu vesileyle anavatanımızdan bir heyet Türkiye'ye geldi. Heyet Maykop Belediye Meclisi Başkanı, Maykop Adige Xase Başkanı, Maykop Müftüsü ve Müftü Yardımcısı ile Adigey televizyonu ekibinden oluşuyordu. İçerisinde tanıdığım kişilerin bulunduğu ekibin Türkiye'ye gelmesi için maddi ve manevi destek vermiş biri olarak İstanbul programlarına ben de katıldım.

Bu kardeşlikten geriye Konya Selçuklu Belediyesi tarafından Maykop şehrine bir müftülük binası ve içerisinde din eğitimi verilecek bir merkezin kalacağını zannediyoruz. Bu buluşmayı organize eden Çerkes-Fed amacının, anavatanımızdaki soydaşlarımızın cihatçı selefi anlayışların eline düşmelerini önlemek olduğunu beyan etti. 

Ancak, Rusya'dan gelen her şeye şüpheyle bakan biri olarak, her şeyi sorgulamak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Rusya ilişkide olduğu mevcut kurumlar üzerinden kontrol edemediği Türkiye Çerkes Diasporasını kontrol etmek için yeni bir hamle mi yapıyor diye sormadan edemiyorum.

Ayrıca, dini hassasiyeti olan grupların, milli hassasiyetleri göz ardı etmesi de asimilasyona hizmet eden bir durumdur. Rusya'nın asimilasyona hizmet eden bu tür dini oluşumları el altından desteklediğini biliyoruz. 

Çerkes-Fed'in girdiği bu süreci, milli bilinçlenmeye köstek olacak sapmalara fırsat vermeden yönetmek için azami gayreti göstermesi gerektiği ortadadır.



1453 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi