• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam112
Toplam Ziyaret658131
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.75026.7773
Euro7.29397.3231
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkeslerin Dinle ve Müslümanlıkla İmtihanı
16/12/2018

Doğrusunu isterseniz, hiçbir zaman "din afyondur" diyenlerden olmadım. Ama her şeyin merkezine dini yerleştirelim diyenlere de kendimi pek yakın hissetmedim. Yaşamım boyunca, akla güvendim ve akla inandım. Ama aklın yetmediği, aklın ermediği yerlerde de hemen dinin devreye girdiği bir gerçek. 

Dinin tarih boyunca yönetenlerin emrinde ve yönetenler için nasıl bir ideolojik silah, nasıl bir yönetim aparatı olarak kullanıldığını görüyoruz. Bu nedenle, dine karşı ya da dine rağmen bir şeyler yapılabileceğini düşünmenin yanlış olduğunu bilenlerdeniz. 

Dinler de insanların üretim ilişkilerinin gelişimi ile ilintili olarak şekil değiştirmişlerdir. Tarihin akışının diyalektik çözümlemesi doğrultusunda dinlerin nasıl şekil değiştirdiğine kısa bir projeksiyon tutup başlıktaki konumuza geleceğiz. 

***

Özel mülkiyetin olmadığı, insanlığın ilkel komünal döneminde tanrılar da güneşti, yıldırımdı, şimşekti, yağmurdu, dev meşe ağacıydı. Çünkü, insanlar nedenini bilmedikleri ve korktukları şeylere inanıyorlar ve onlara tapıyorlardı. 

Daha sonra güçlülerin ve uyanıkların doğadaki kaynaklara ve topraklara sahiplenerek diğer insanların emeğini kullandığı, köleci üretim ilişkisi dönemine geçildi. Bu dönemin tanrıları da efendiler tarafından dayatılmış gök tanrı, savaş tanrısı, aşk tanrısı, şarap tanrısı, ölüler tanrısı, avcılık tanrısı gibi yarı insan-yarı tanrılardı. 

Köle sahiplerinin topraklarını ve nüfus alanlarını genişlettikleri oranda üretim ilişkileri de değişmeye başladı. Köleler, geniş topraklarda feodallere yarıcılık yapan yarı özgür yarı köleler haline gelmişlerdi. Ancak bu durum yeni üretim sisteminin önünde bir engel oluşturuyordu. Tek tanrılı dinlerin kölelerin azat edilmesi çağrısı tam da bu zamana denk gelmektedir. 

Feodal dönemdeki sermaye birikimi ve oluşturulan sömürgelerden aktarılan servetlerle kentler oluşturuldu. Kentte aynı ölçülerde seri üretim yapma tekniği kapitalizmi ortaya çıkardı. Kapitalizmle birlikte tek tanrılı dinler de sorgulanmaya başladı. Bu sorgulamalardan sonra en yaygın tek tanrılı din olan Hristiyanlık, kendi içinde reformlar yapmasına rağmen hala kan kaybediyor. Müslümanlık ise kendini yenileme konusunda bir şey yapmadı.

Bugünkü kapitalist sistemde, bütün tek tanrılı dinler bir tasfiye süreci yaşamaktadır. Bunun yerine, Tanrı'ya akıl ve vicdan yoluyla ulaşılmasını amaçlayan deizm hızla yaygınlaşmaya başlamıştır. 

***

Çerkeslerin de dinle olan yolculuklarının çok iyi olduğu söylenemez. Onların Xabze kuralları dinden daha öndeydi. Özel mülkiyetin olmadığı komünal dönemden kalma Tha'lerine ulu meşe ağacının altında yakarmak onlara yetiyordu.

Cenevizliler yoluyla batı Kafkasya'ya ulaşan Hristiyanlık fazla tutunamadan, bazı izler bırakarak yok oldu gitti. 

Doğu Kafkasya'nın Müslümanlaşması İran'a yakınlığı nedeniyle çok eskilere dayanır. Batı Kafkasya'nın İslam'la tanışması Ferah Ali Paşa'nın 1779 yılında Batı Kafkasya'ya gelmesiyle başladı. Yani bugünden 239 yıl öncesine dayanır. Çerkeslerin Müslümanlıkla tanışması, anavatanlarından sürüldükleri 1864 yılına kadar 85 yıl boyunca Müslüman olarak kalmalarını sağlamıştır. 1864 yılından 1917 Ekim devrimine kadar geçen 53 yıllık Çarlık süresi, Rus, Kazak ve Hristiyan yayılmacılığı karşısında Müslüman olarak yaşamalarına pek izin vermemişti. 1917 Ekim devrimiyle birlikte Rusya'da, tüm diğer dinlerle birlikte İslam da yasaklandı. 

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte tüm Rusya'da Müslümanlığa ve Hristiyanlığa hızla geri dönüş başladı. Yine Doğu Kafkasya'ya ulaşan selefi İslam anlayışı Kafkasya'yı İslamcıların “cihatçı” deposu haline getirdi. El-Kaide, El-Nusra, İşid gibi cihatçı örgütlerin önemli militan kaynaklarından biri haline geldi Kafkasya coğrafyası. 

Her şeyi din temeli üzerine oturtan bu cihatçı anlayış, her türlü etnisiteyi de yok farz etmekte ve asimilasyona hizmet etmektedir. Kabardey'de çok sayıda Çerkes milliyetçisini ve yurtseveri bu selefi İslamcılar katletti. Bu bakımdan Rusya yönetimi tarafından da desteklenmektedir. Bu tür İslamcı anlayışların, ulusal varlığımızı tehdit etmeleri nedeniyle onlarla sonuna kadar mücadele edilmesi gerekmektedir. 

***

Geçtiğimiz hafta, Çerkes-Fed'in organizesiyle Maykop Belediyesi ile Konya Selçuklu Belediyesi kardeş şehir ilişkisine girdi. Bu vesileyle anavatanımızdan bir heyet Türkiye'ye geldi. Heyet Maykop Belediye Meclisi Başkanı, Maykop Adige Xase Başkanı, Maykop Müftüsü ve Müftü Yardımcısı ile Adigey televizyonu ekibinden oluşuyordu. İçerisinde tanıdığım kişilerin bulunduğu ekibin Türkiye'ye gelmesi için maddi ve manevi destek vermiş biri olarak İstanbul programlarına ben de katıldım.

Bu kardeşlikten geriye Konya Selçuklu Belediyesi tarafından Maykop şehrine bir müftülük binası ve içerisinde din eğitimi verilecek bir merkezin kalacağını zannediyoruz. Bu buluşmayı organize eden Çerkes-Fed amacının, anavatanımızdaki soydaşlarımızın cihatçı selefi anlayışların eline düşmelerini önlemek olduğunu beyan etti. 

Ancak, Rusya'dan gelen her şeye şüpheyle bakan biri olarak, her şeyi sorgulamak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Rusya ilişkide olduğu mevcut kurumlar üzerinden kontrol edemediği Türkiye Çerkes Diasporasını kontrol etmek için yeni bir hamle mi yapıyor diye sormadan edemiyorum.

Ayrıca, dini hassasiyeti olan grupların, milli hassasiyetleri göz ardı etmesi de asimilasyona hizmet eden bir durumdur. Rusya'nın asimilasyona hizmet eden bu tür dini oluşumları el altından desteklediğini biliyoruz. 

Çerkes-Fed'in girdiği bu süreci, milli bilinçlenmeye köstek olacak sapmalara fırsat vermeden yönetmek için azami gayreti göstermesi gerektiği ortadadır.



1010 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
BÜYÜKELÇİ ERKHOV'UN ÇERKES DÜNYASINA ETKİLERİ ÜZERİNE - 24/02/2020
Büyükelçi Erkhov küllenmeye yüz tutmuş közün üzerine benzin dökerek bir yangına sebebiyet vermiştir. Rusya’nın yalanlarına vicdan sahibi kamuoyu asla inanmıyordu.Ama Erkhov Rusya yancısı ve kafası karışık Çerkelerin işini biraz daha zorlaştırmıştır.
MUSTAFA KEMAL'İN ÇERKESLERE GÜVENMEDİĞİNE DAİR ÜÇ TELGRAF - 15/02/2020
Bu tarihi belgeleri, son dönemde Çerkes Ethem ile Atatürk’ün yan yana çekilmiş resimlerini çokça paylaşıp, Atatürk Çerkeslere çok güvenirdi diyenlerin, ne kadar öngörüden ve bilgiden uzak olduklarını anlatmak için paylaştım.
TÜRKİYE’NİN GEÇMİŞ 25 YILI VE GELECEĞİMİZ - 04/01/2020
Gelecek Partisi geçmişteki hatalarından ders çıkarmış, geleceğe bakan ve geleceği planlayan yeni bir Türkiye inşa etmelidir.
YEL KAYADAN TOZ ALIR - 22/12/2019
Çerkes Halkı dışında hiç kimseye karşı kendimi borçlu hissetmiyorum. Türkiye sağcılığı ve solculuğu içinde asimile olmuş, Çerkes kimliğinden önce sağcı ya da solcu kimliği ile bize sataşanların söylediklerinin nezdimizde hiç bir hükmü yoktur.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi