• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam235
Toplam Ziyaret742950
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.09558.1279
Euro9.76499.8041
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Toplumsal Duyarsızlığımız Üzerine
17/02/2013

 İlk mahkeme fezlekesi elime ulaştığında yıl 1979’un sonlarını gösteriyordu. Gönderen makam İstanbul sıkıyönetim askeri mahkemesiydi. Henüz yirmidört yaşındaydım o sıralar. Yayınladığımız "Ulusal Sorun ve Çerkeslerin Konumu" isimli broşür nedeniyle çağrılıyordum mahkemeye. O zamanlar çok meşhur olan TCK’nun 142/3- 6’ncı maddelerinden. Yani suçumuz bölücülüktü. Çerkes bölücülüğü...

Hay hay, emir başımız üstüne” deyip mahkemenin yolunu tutuyorduk. Ama mahkemelerde sanığın yanında bir avukat olur. Bir Çerkes bölücüsünün davasını da bir Çerkes avukat savunur diye düşünüyorsunuz. Ama yanılıyorsunuz.
Ben ki gece gündüz dernekte bulunan aktif bir üyeydim. Üstelik yönetim kurulu üyesiydim İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin. Ama o dönemde yürekli bir Çerkes avukat çıkıp yanımda duramamıştı. Bu genç adam yanlış bir savunma yapıp daha fazla başını derde sokar diye yol gösterememişti. O davada beni bir Alevi avukat savunmuştu. Yürekli bir biçimde yanımda durmuştu. Saygı ve minnetle anıyorum o değerli arkadaşımı.
O davada söylediklerimin şahidi, İstanbul Selimiye Kışlasının duvarları, mahkeme heyeti ve o Alevi avukat arkadaşımızdı. Keşke bir Çerkes Avukat da yüreklilik gösterip yanımda durabilseydi ve tarihe düşülen nota tanıklık edebilseydi.
O zaman anladım ki, dava adamı olabilmek en zor zamanlarda tek başına kalsan da inandığın doğruları geri adım atmadan söyleyebilmekmiş.
İkinci mahkeme fezlekesi elime ulaştığında ise ise yıl 1990’nın sonlarını gösteriyordu. Gönderen makam ise Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi idi. Bu fezlekede bir de suç ortağım vardı. Ankara Kuzey Kafkas Kültür Derneği Başkanı Sayın Aslan Arı.
1989 yılında İnsan Hakları Haftasında "Kültür üzerine baskılar" isimli panelde yaptığım konuşmada, "Çerkeslerin dilleri ve kültürleri üzerine baskı uygulanıp asimile ediliyor" demiştik. Yaptığım konuşmanın metni, o dönemde Ankara Kafkas Kültür Derneği’nce yayınlanan Kafdağı dergisinde yayınlanmıştı. Bu yüzden derginin sahibi ve sorumlusu sayın Aslan Arı da suç ortağım olmuştu. TCKnın 142/ 3-6 maddelerinden yargılanacaktık.
Bu duruşma vesilesiyle yakından tanıma imkanı bulduğum sayın Aslan Arı’nın, ismi gibi yüreğinin de aslan gibi cesaretli olduğunu gördüm.
Bu duruşmada ısrarla söylediklerimizin arkasında durduğumuzu ve durmaya devam edeceğimizi belirterek mahkeme tutanaklarında tarihe not düştük.
"Çerkeslerin dili ve kültürü üzerinde baskı uygulanıp asimile ediliyor"demek, Çerkeslerin uyanıp hak arayışına girmeleri
demekti. Bunun için bunu açık alanlarda seslendirip yazanların başları ezilmeli ve buna tevessül edecekler korkutulmalıydı.
Ama bu dava tam tersi bir etki yapmıştı. Çerkeslerin Ankara Kafkas Kültür Derneği ile birlikte yargılanıyor olması, onlarca
dernek üyesinin ve insan hakları aktivistinin davayı izlemesine vesile olmuştu. Çerkes Halkının davasına sahip çıkıyor olması "artık idam edilsem de gam yemem" duygusunu oluşturmuştu bende.
Bu dava 141, 142 ve 163üncü maddelerin kaldırılması dolayısıyla düştü.
Bu davada bizi Avukat Emekli Hava Hakim Albay Olcay Mis savunmuştu. Kendisini selamlıyor sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum.
Üçüncü mahkeme fezlekesi elime ulaştığında yıl 2013’ün başlarıydı. Gönderen makam İstanbul Çağlayan Adliyesi 7. Asliye Ceza mahkemesi. Duruşma tarihi 16.04.2013, saat 9.30. 2911 sayılı kanunun 9-10-28/1 maddeleri ve 5237 sayılı TCKnın 53/1-2 maddeleri. Yani Türkçesi 1,5 yıldan 3 yıla kadar hapis ve ömür boyu kamu haklarından men. Bu davada suç ortaklarım Erol Karayel ve Kenan Kaplan.
ÇHİ oluşturulduğundan bu yana izinli ya da izinsiz onlarca gösteri eylem ve etkinlik düzenledi. Yasaların bize verdiği hakları zorlayarak etkinliklerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Putin’in Türkiye ziyareti sırasında Dolmabahçe’de gerçekleştirilen protesto eylemi bunlardan sadece biriydi.
"Soykırımcı Putin Çerkeslere hesap ver!" sloganıyla bütünleşen eylem, dünya medyasında Çerkesler Putin’i protesto etti şeklinde yer aldı.
ÇHİ olarak kim olumlu bir adım atmışsa yanında olacağız.
Kim tehdit almışsa yanında olacağız ve onu savunacağız.
Çerkes Halkının Ddüğün, cenaze, kaşen, şeşen işleri dışında da  bir arada durabilmeyi başarıp, haklarının mücadelesini verebilmesini savunuyoruz.
Ama Çerkes Halkı adına söz söyleme iddiasında olan grupçukların ve kurumların birarada duramama, birbirinin enerjisini tüketme ve birbirini karalama konusunda gösterdikleri başarılar takdire şayandır(!).
Bu tavrı Fuat Uğur ve Kuban Kural’a yapılan tehditlerdede gördük. Bir harfi, bir kelimeyi, bir noktayı bahane edip kıvırarak bir arada durmaktan kaçanlar oldu. Bu çocukça ve aptalca tavır halkımızın gözünden kaçmamaktadır.
Bize gönderilen mahkeme fezlekesinin üzerinden birbuçuk ay geçti. Ama bu süre zarfında bizi arayıp geçmiş olsun deyip destek mesajı ıletenlerin sayısı bir elin parmakları kadar.
Binlerce Çerkes avukattan birteki bile arayıp hukuki bir dayanışma içerisinde olabilirmiyiz diye sormadı.
Toplumsal duyarlılığımızda bu derece yüksek(!) yani.
Çerkes davası ile ilgili olarak mahkeme fezlekesi de,hapishane de, idam sehpası da bize vız gelir, vız!
Hepsi hoş geldi, safa geldi !
Bundan sonrasını davayı açanlar düşünsünler !
Biz mahkeme salonunu soykırımcıların ve asimilasyoncuların yargılandığı bir platform haline getireceğiz.
Tarihe düşeceğimiz nota şahitlik etmek isteyenlerle buluşmak üzere…

 



3678 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ROMANLAR GÜNÜ KABUL EDİLİRKEN, ÇERKESLER DE ÖZÜR BEKLİYOR - 17/04/2021
Yapılan bu büyük haksızlıkla ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti özür dilemelidir. Bu özür Türkiye’yi küçültmez, tam tersine büyütür. Toplumsal barışa katkı sağlar, ülkemizi zenginleştirir.
DEVLET, GÖNEN-MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ İÇİN ÖZÜR DİLEMELİDİR - 09/04/2021
Gönen-Manyas Çerkeslerine sürgün tebligatının yapıldığı 2 Mayıs 1923 tarihinin yıldönümüne yaklaşırken, Devletin kuruluşunda kanı, teri ve emeği olan Çerkeslere bir özür borcunun olduğuna inanıyoruz.
NEDİM ŞENERLERİ YARATAN KEMALİST TARİH ANLAYIŞIDIR - 18/03/2021
Malesef bugüne kadar Ethem Beyle ilgili olarak onlarca kitap yazılırken, Çerkeslerden bu konuyu yazabilmiş bir tek kişinin çıkmamış olması acı vericidir.
İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi