• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam88
Toplam Ziyaret559998
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ÇDP, Çerkeslerin Tarihteki İlk ve Tek Partisidir!
01/03/2015

"Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler."

Çerkes kurumlarının içinde olanlar ve yıllar yılı ömürlerini oralarda geçirenler nasıl bir manüplasyonun içinde olduklarını asla fark edemediler. Adeta denizde yüzüp denizi fark etmeyen balıklar gibiydiler.

Üzülerek belirtmek isterim ki, yıllar yılı benim de o deryada yüzen mahilerden bir farkım yoktu. Kendimden bahsetmeyi sevmem. Ama Çerkes meselesinde duyarlılıkları olan, bir Çerkes Bölücüsü olarak hapis yatarak bedel ödemiş biri olarak ben bile nasıl bir manüplasyonun içinde olduğumuzu göremiyordum.

Ta ki 2011 yılında ÇHİ'yi oluşturup, meydanlara çıkma kararı alana dek.

2009 yılında başlatılan demokratik açılım sürecinde hiç bir biçimde kaale alınmayan Çerkeslerin talepleri için harekete geçtiğimizde bir duvarla karşılaştık.

Halbuki 2011 yılında Kaffed başkanı olan Cihan Candemir'le, 1978 yılında, Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneğinde birlikte yönetim kurulu üyeliği yapmıştık. Ben büyük bir saflıkla Kaffed yönetimine saygı ve sevgi besliyordum.

Çerkeslerin taleplerinin dile getirilerek görünür kılınmasına, anadil eğitimi talep edilmesine, 7/24 Çerkesce yayın yapacak bir televizyonun devletten talep edilmesine, Çerkes Kurumlarının karşı çıkabileceklerini düşünemiyorduk.  Ancak malesef bu olabildi. Çerkes Kurumları, Çerkeslerin taleplerinin dile getirilmesine karşı çıkan kurumlar olarak tarihteki yerlerini aldılar.

Herzaman yaptıkları gibi, ÇHİ'yi oluşturan kadroları ustalıkla Kaffed'in dışına atmayı başardılar. Yani asi balıklar deryanın dışına atılmışlardı. Denize dişardan baktığımızda suyun nereden bulandırıldığını artık çok net ve rahatlıkla görebiliyorduk.

Bize soykırım uygulayıp vatanımızdan süren Rusya, güçlü bir Çerkes Diasporası istemiyordu. Güçlü bir Çerkes Diasporası Rusya'yı ciddi bir biçimde rahatsız eder ve Çerkeslerin gasp edilmiş haklarını ve vatanlarını geri talep edebilirdi. Onun için Çerkes Kimliğini uyandıracak eylemlerin önü ne pahasına olursa olsun kesilmeliydi.

Ve maalesef kurumlarımızın üzerindeki dar bir oligarşik kadro, Rusya adına Çerkeslerin doğal asimilasyon sonucu yavaş yavaş yok olmasına nezaret etmeye ve kontrol etmeye memur tayin edilmişti. Bu memurlar bunun karşılığını ihaleler şeklinde tahsil ediyorlardı. Bu işbirliğinin belgeleri yavaş yavaş elimize ulaşıyor. Zamanı geldiğinde bu belgelerin tamamı halkımızla paylaşılacaktır.

Bir çıkar ilişkisi olmadan, Çerkeslerin taleplerini dile getiren insanlara insafsızca saldırmak, ahlaksızca karalamak, itibarsızlaştırmaya çalışmak  mümkün değildir. Bu kanaatimiz elimize ulaşan belgelerle her geçen gün daha da pekişmektedir.

Kendi çıkarları için halkını satmış olanlar, tarihe nasıl geçiyorlarsa, ÇHİ'nin dile getirmeye çalıştığı taleplerin önünü kesmek için canla başla çırpınanlar da tarihe öyle geçeceklerdir.

Ancak Kaffed içerisinde samimiyetle çalışan, yapılan manüplasyonların farkında olmayan samimi insanlarımıza da sevgimizin ve saygımızın sonsuz olduğunu da belirtmek isterim.

Kaffed'in daha önce sistemin dışına atıp, yok etmeyi başardığı oluşumlara yaptığı numaralar ÇHİ'ye sökmedi. ÇHİ'nin yarattığı kurumlar ve  eylemleri, Çerkes Halıkının vicdanında saygın yerini almıştır.

***

Değerli okuyucularım, ben yazılarımda kısa tarih yolculuklarına çıkmayı severim. Bu yazımızda da kısa bir tarih yolculuğu yapacağız. Yazımızın bu bölümünde Çerkes Kurumlarının statükocu konumları, muhalif ve farklı düşünceleri enterne edip yok etme konusundaki performansı üzerine bir projeksiyon tutacağız. Altmış yılı geride bırakmış olan Cumhuriyet dönemi
kültürel örgütlülüğünün, kırk yıldır içerisinde bulunmuş biriyim. Korkmayın kırk yıllık anılarımı anlatacak değilim. Çerkes Sürgün ve Soykırımının 125. yılından bugüne kısa bir yolculuk yapacağız.

125. yıl Çerkeslerin Diyaspora tarihinde bir dönüm noktasıdır. Göç, Büyük Göç diyerek başlarına geleni anlatmaya çalışan Çerkesler, ilk defa "sürgün" tanımı ile tanıştılar. Sürgünün 125'inci yılında büyük anma toplantıları yapalım diye Ankara'dan İstanbul'a gelen heyetin başında bulunan Rahmetli Süleyman Yançatarol'a, o dönem İstanbul Kafkas kültür Derneği Başkanı olan zat "canım ne olmuş 124'ten sonra 125 gelir" diyerek karşı çıkmıştı. "Sürgün, mürgün bunlar tehlikeli laflar, bunlarla uğraşmanın ne anlamı var" diyen statükocu yapılara rağmen "sürgün" kavramı Çerkes Halkından kabul gördü.
Sürgün kavramı çoktan aşılarak "soykırım"kavramına ulaşıldı. Ancak Kaffed ısrarla sürgün kavramını kullanmaya devam ederek, Rusyanın "soykırım"suçunu perdeleyebileceğini zannediyor.

125  yılla başlayan bu süreç, Çerkes Toplumundaki hareketlenmelerin de başlangıcı oldu. Şimdi bu hareketlenmeleri oluşturan yapılara karşı mevcut kurumların tavrının kısa bir özetini yapacağız. 

Kefken Sürgün Anıt Mezar projesi:Kurumlarımızın içinde yeralan muhalif gruplarca başlatılan Kefken Anıt Mezar projesi de o zamanki dernek yöneticilerinin şiddetli tepkisine neden olmuştu. Çok zor koşullarda, derneklerin dışında paralar toplanarak anıt mezar oluşturuldu. Daha sonraki yıllarda koydukları tavrı unutan dernekler ısrarla 21 mayıslarda Kefken'e gitmeye başladılar. Çünkü Kefken 21 Mayısları Rus elçilikleri ve Konsoloslukları önünden kaçırma mekanı olmuştu.

Demokratik Çerkes Platformu: Çerkes Meselesini görünür kılan hareketlerden ilki Demokratik Çerkes Platformu’dur. Amaçları son derece masum bir biçimde Kızkulesinin karşısından denize karanfil atmak ve gazetelere ilan vermekti. Ancak bu masum çıkışa bile tahammül edemeyen kurumlarımız

Demokratik Çerkes Platformu’nu aforoz etti ve kurumlara sokmadı. Demokratik Çerkes Platformu kendiliğinden dağılırken, sözcülerinin bir kısmı Kaffed'in tetikçiliğine soyundu. Bir kısmı da bağımsız Çerkes siyasetinin yanında yer aldı. 

Jineps Gazetesi: Bir grup Çerkes Muhalifin on yıldır çıkardığı Jineps Gazetesi yazılı belge bırakarak çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. Ancak, Jineps Gazetesi de ilk çıktığı yıllarda Kaffed tarafından Çerkes kurumlarına sokulmamış, Güdük kalması için her şey yapılmıştı. Yapılan bu engelleme çabaları başarılı olmuş ve Jineps gazetesi, aylık tirajı 500 olan bir yayın organına dönüşmüştür. Ancak bugünkü Jineps yönetimi Kaffed ile aynı çizgide buluşmuş sa da gazete etkileme gücünü sıfırlamıştır. 

Kafkasya Forumu: Çerkes soykırımını ilk defa sokağa ve Rusya Konsolosluğu önüne taşıyarak çok önemli bir iş yapmıştır Forum. Ancak, Guşıps operasyonuyla içi boşaltılıp Kaffed salonlarına taşınarak ehlileştirilmiştir. Soykırımın 150. yılında kendini fesheden forum tam bir ironi örneği olmuştur.

Çerkesya Yurtseverleri: Circassian Canada içerisinde örgütlenen Çerkesya Yurtseverleri, sanal alemin dışına çıkıp somut işler yapmadıklarından sürekli birbirlerine düşerek bölündüler. Son bölünmede ayrılan grup Kaffed'in kucağına oturmuş ve Rusya yanlısı söylemleriyle yeni bir devşirme örgüte dönüşmüştür. Tıpkı demokratik Çerkes Hareketi gibi.

Demokrasi için Çerkes Girişimi(DİÇEG): Türkiye’nin demokratik açılım sürecinde ortaya çıkan DİÇEG, Çerkeslerin taleplerini değil de içi boş bir demokrasi söylemiyle ortaya çıkarak bir karşılık bulamamıştır. DİÇEG de tüm diğer oluşumlar gibi Kaffed tarafından kurumlara sokulmamış ve her türlü engellemeyle karşı karşıya kalmıştır. DİÇEG de sözcülerinin basiretsiz davranışları yüzünden çok kısa sürede tasfiye olup tekrar Kaffed'le bütünleşmiştir.

**

Diasporanın son 25 yıllık tarihinde ortaya çıkmış Çerkes hareketinin aktörlerinin Rusya yanlısı Kaffed tarafından nasıl etkisizleştirilip oyun dışına itildiklerinin özetini yaptık.  

Ancak, Kaffed'in başardığı bu operasyonlar 2011 yılında ÇHİ'nin ortaya çıkmasıyla bozuldu. Kaffed ÇHİ'ye karşı başlattığı meydan savaşında büyük bir bozguna uğradı. Psikolojik üstünlük tamamen ÇHİ'ye geçti. ÇHİ'yi ve eylemlerini engelleyemediği gibi, ÇHİ'nin başardığı her işten sonra "ben de, ben de" demeye başladı.

ÇHİ'nin nasıl itibarsızlaştırılma, karalama ve görmezden gelinme operasyonlarına tabi tutulduğunu hepiniz biliyorsunuz. Ama ÇHİ, projelerini, kurumlarını, eylemlerini bir bir hayata geçirerek yoluna devam ediyor.

Siyasi bir mesele olan Çerkes Davasının, siyasi muhatabının oluşturulması gerektiğine inanan ÇHİ yürütme ve istişare kurulu, partileşme sürecini başlattı. 2013 yılının Kasım ayında çoğulcu demokrasi hareketi olarak başlatılan süreç, 15 Ağustos 2014 tarihinde Çoğulcu Demokrasi Partisi’nin iç işleri bakanlığına kuruluş dilekçesini vermesiyle tamamlandı. Böylece Çerkeslerin tarihindeki ilk ve tek Çerkes partisi "Çoğulcu Demokrasi Partisi" kurulmuş oldu.

Partileşme sürecinin başlatılmasıyla birlikte onlarca ilde bir çok toplantı yapıldı. Elektronik ortamda tüm ilgili kurumlara bildiriler gönderildi. Çeşitli televizyonlarda ve gazetelerde Çerkes partisinin haberleri yapıldı.  

Şimdi diyorlar ki "Bize neden sormadınız?".

Affedersiniz ama siz kimsiniz? 

Parti kurulduğu zaman bir telefon açıp "Hayırlı olsun" diyemeyenler şimdi siyasetçilik oynamaya kalkıp bize akıl vermeye yelteniyorlar. Sizin vereceğiniz desteğe de, akla da ihtiyacı yok Çoğulcu Demokrasi Partisi’nin.

ÇHİ'nin yaptığı her işten ve eylemden sonra "ben de, ben de" diyen Kaffed ve akıldaneleri şimdi milletvekili adayları çıkarmanın derdine düştüler.

Bugüne kadar aklınız neredeydi efendiler?  

Çünkü, "Siz hiç bir şey yapmama ama yapılanı engellemeye" endeksli kurgulandınız. Size verilen bu görevi icra etmeye soyundunuz. Ama tüm bu çabalarınız nafiledir, ya bağımsız Çerkes siyasetini destekleyeceksiniz, ya da tasfiye olacaksınız.

Çerkes davasının siyasi muhatabı Çoğulcu Demokrasi Partisi’dir demiştik. Evet, aynen öyledir ve öyle olacaktır.

Yaşadığımız coğrafyada "Kürt Meselesi" için kim konuşuyor ve muhatap alınıyor?

Mezopotamya Kültür Derneği mi?

Kürt Enstitüsü mü?

Diyarbakır Surlarını Güzelleştirme Derneği mi?

Tabi ki BDP-HDP-PKK muhatap alınıyor. Çünkü siyasi meselelerde siyasi organizasyonlar muhatap alınır. 

Siyasi bir mesele olan Çerkes davasının siyasi muhatapı artık "ÇOĞULCU DEMOKRASİ PARTİSİ"dir.

Bundan sonra Çerkes Meselesinde ne Kaffed'in ne de herhangi bir kültür derneğinin muhatap olmaya ne hakkı vardır, ne de haddi vardır.

Herkes, hesabını buna göre yapsın ve tavrını buna göre belirlesin!

***

YAŞAR KEMAL'E DAİR:

Türkiye Halkları ve Çerkes Halkı çok değerli bir yazar olan Yaşar Kemal'i kaybetti. O tüm Türkiye halklarının dostu olduğu gibi, Çerkeslere hayranlık besleyen olağanüstü bir yazardı. Maalesef, bizler böyle büyük bir dosttan istifade edebilmeyi başaramamış bir milletiz. Çerkes halkının tüm dünyada Yaşar Kemal gibi büyük dostlara ihtiyacı var.

Tüm Türkiye halklarının başı sağolsun.


Paylaş | | Yorum Yaz
1944 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi