• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam87
Toplam Ziyaret836984
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar18.545918.6202
Euro18.341418.4149
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Rusya ve Piyonlarının Saldırıları Onurumuzdur
14/07/2015

Çerkes Halkı dünyanın en mazlum halklarından biridir.

Çerkes Halkı dünyanın en sahipsiz halklarından biridir.

Ve Çerkes Halkı dünyanın en örgütsüz halklarından biridir.

Dünyanın bütün mazlum halkları, kendilerine zulüm uygulayanlara karşı örgütlenip mücadele bayrağını yükseltiyor.

Oysa Çerkesler tedaviyi reddeden bir hasta gibi. Oynaya oynaya yok olurken, yok oluşa karşı örgütlenmeyi reddediyorlar. Mücadele ateşini yükseltelim diyenlerden köşe bucak kaçıyorlar.

Sanki dünyanın en büyük direnişini gerçekleştirmiş bir halkın torunları onlar değil. Doğrusu bu korkaklık onlara hiç yakışmıyor.

Yaşanan sürgün ve soykırımın üzerinden yüz elli bir yıl geçti. Bu travmayı kırıp atmanın, bu narkozdan kurtulmanın zamanı ise çoktan gelip geçti.

Ancak hayat ve mücadele bizlere de çok şey öğretiyor. Okumak, çalışmak ve hayata tutunmak için geldiğimiz büyük şehirlerde ilk işimiz, derneklerimize koşmak olmuştu. Ne kadar da çok sevmiştik derneklerimizi. Yapayalnız olduğumuz kocaman şehirlerde güvenli bir liman olmuştular bize. Çok değerli yapılanmalardır derneklerimiz.

Ama derneklerin tüm bu özverili çabalarına rağmen asimilasyon ve yok oluş durdurulamıyordu.

O zaman yeni bir yol bulmak gerekiyordu.

Çerkes Halkının yaşamakta olduğu süreci doğru tahlil edip, yeni bir duruş ve mücadele yöntemi geliştirmek gerekiyordu.

Çerkes Halkının varlığına kasteden süreç, Rusyanın emperyalist politika ve savaşlarla anavatanımıza saldırarak sürgün ve soykırım uygulamasıyla başlıyordu. Anavatan dışında ise, yeni kurulan Türk ve Arap devletlerinin ırkçı ve asimilasyoncu politikaları Çerkes Halkının varlığına kastediyordu. Politikamızın temeli Soykırımcı Rusya’nın ve asimilasyoncu Türkiye ve Arap devletlerinin bu politikalarını deşifre ederek mücadele bayrağını yükselmekten geçiyordu.

Ama öncelikle yapılması gereken şey, Çerkeslerin bir meselesi ve davası olduğunu ortaya koymak, "görünür” kılmaktı...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, girdiği Avrupa Birliği süreci ve iç dinamiklerin etkisiyle demokratik açılım sürecini başlatmak zorunda kalmıştı. 2009 yılında başlatılan demokratik açılım sürecinde Kürtler, Aleviler ve Romanlarla çalıştaylar yapılmış ve TRT ŞEŞ açılmıştı.

Çerkeslerin de demokratik açılım sürecine dahil edilmesini umutla bekledik. Çünkü devletin pozitif ayrımcılık uygulayarak Çerkeslere de kaynak aktarması hayati derecede önem taşıyordu.

Gerek kurumlarımız, gerek devlet nezdinde yaptığımız yoklamalarda, kurumlarımızın harekete geçmek gibi bir niyetinin olmadığını anladık. Çünkü kurumlarımız, Rusya’dan beslenen dar bir oligarşik yapı tarafından teslim alınmıştı.

İktidar ve devlet cephesinde yaptığımız yoklamalarda "Çerkeslerin bir talebi yok ki, niye muhatap alalım" yanıtını aldık.

Bunun üzerine "toplumsa politik" hareket ÇHİ oluşturularak harekete geçildi.

Bu süreçte hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm kurumlarımızla ve oluşumlarımızla temasa geçilip, yaşanan sürece nasıl bir katkı sunabilecekleri soruldu.

Ancak bu süreçte tüm Çerkes kurumları ve oluşumları sınıfta kaldılar. Eğer bu süreçte tavırsız kalabilseydiler bile saygınlıklarını koruyabilirlerdi.

Ama tavırsız kalmaları ne mümkün? Çerkeslerin taleplerinin dile getirileceği mitingleri engellemek için canlarını dişlerine taktılar. Bu talepleri dile getirmek isteyen insanlara en acımasız iftiraları atmaktan çekinmediler. Amerikancı, AKP projesi, PKK-BDP'li, İslamcı gibi ipe sapa gelmez ithamları yapmaktan hiç çekinmediler. Bu sistematik karalama ve iftira kampanyası beş yıldır hiç kesintisiz devam ediyor. Mitingler için yapılan engelleme, çalıştay için de, Suriye Çerkesleri için oluşturulan DÇDK-Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi için de, Çerkes-Fed için de, ADDER için de, Çoğulcu Demokrasi için de kesintisiz olarak yapıldı. Sonra "bu yaptığınızın adına siyasi literatürde alçaklık denir" şeklinde verdiğimiz en alt düzeyden tepkiye de gücenip alınganlık gösterdiler.

Bu ithamları bir Türk milliyetçisi yapsa anlarım. Zaten onlar kendilerinden beklenen saldırıları yaptılar. Onların yaptığı saldırıların, nezdimizde bir kıymeti yoktur. Bir Rus Milliyetçisi yapsa onu da anlayışla karşılarım. Ama bu saldırılar Çerkes kurumlarından ve kendisine Çerkesim diyebilenlerden geliyorsa bunu anlayabilmem mümkün değildir.

Bağımsız Çerkes siyasetine bu iftiraları atanların iplerini takip ederseniz, iplerin Rusya’nın elinde olduğunu görürsünüz. Yapılan bu iftiralara ise "psikolojik savaş" diyorlar. Ancak bu iftiralar bizim irademizi çelikleştirmekten başka hiçbir işe yaramıyor.

Bu iftiraları yapanlara siyasi literatürde "işbirlikçi" diyorlar.

Yaşadığımız beş yıllık süreç her şeyi ayna gibi gün yüzüne çıkarmıştır.

Rusya ve işbirlikçilerinin saldırıları ve iftiraları, bağımsız Çerkes siyasetini sadece "onurlandırır ve güçlendirir."

***

Hepinize iyi bayramlar diliyorum.



1524 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÇB VE RUSYA’NIN PAYANDALARI ÖZÜR DİLEYECEK Mİ? - 22/06/2022
Gelin en kısa zamanda Çerkes Halkından özür dileyin. Bu güne kadar yapmış olduğunuz iyi şeyleri de heba etmiş olmayın.
21 MAYIS’TAN KALAN DEĞERLİ MİRAS… - 25/05/2022
Çerkes Soykırımı ve sürgününün 158. yılı Çerkeslerin hem ideolojik, hem de fiili birlikteliği konusunda önemli adımların atıldığı tarihi bir yıl olarak anılmayı hak edecektir.
ETHEM MESELESİNDE M. KEMAL Mİ YOKSA İNÖNÜ MÜ SUÇLUDUR? - 07/05/2022
İşte bu haksızlığı gidermek istiyorsak, iftira, yalan ve başkalarının emeğinin üzerine çökme anlayışına göre inşa edilmiş Kemalist Tarih anlayışını ideolojik olarak mahkum edebilmenin koşullarını oluşturmalıyız.
BİZ, SİZİ ÇOK İYİ TANIYORUZ - 22/04/2022
Onlar Çerkeslerin hak arama mitinglerine de karşı çıkmışlardı, Onlar Çerkesce Televizyon istenmesine de karşı çıkmışlardı, Onlar 21 Mayıslarda muhatabın karşısına çıkanlara da karşı çıkmışlardı,
ÇERKES SOYKIRIMI VE SÜRGÜNÜNÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ VAKFI - 21/02/2022
Çerkes Soykırım Enstitüsü’nü inşa edip, Çerkes Soykırımı, sürgünü tarihi konularını araştıracak doktora, yüksek lisans ve doçentlik bursları vererek bilim dünyasının meselemize ilgisini sağlamak ve kendi bilim insanlarımızı yetiştirmektir.
HALKIMIZIN OZANIYIZ AYNI ZAMANDA - 13/02/2022
Maksıme Kültür Merkezi‘nin ve Maksıme satışlarının gelirleri, oluşturmayı planladığımız “Çerkes Soykırımı ve Sürgününü Araştırma Enstitüsü Vakfı”na bağışlanacaktır.
“ÖKÜZ SARAYA ÇIKARSA…” ATASÖZÜ ÇERKESLERE AİTTİR - 27/01/2022
Ayrıca Türkiye’nin de, Çerkeslerin de geleceği demokrasidedir. Giderek otoriterleşen bu rejim eleştirilerek geriletilebilir.
DİASPORA ÇERKES MÜZİĞİNDE YENİ ARAYIŞLAR - 16/01/2022
Şarkılar da bir insanlık mirasıdır. Her şarkı insanlığa bir armağandır. Bir dilde söylenmiş bir şarkı bir çok dile çevirilerek seslendirilmektedir. Bu sayede halklar arasında gönül köprüleri kurulmakta, şarkılar evrensel boyutlara ulaşmaktadırlar.
2022, MAKSIME YILI OLACAK - 31/12/2021
Hepinizi 8 Ocak 2022 Cumartesi günü, Saat 17’de “MAKSIME ÇERKES KÜLTÜR MERKEZİ”nin açılışına bekliyoruz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi