• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam150
Toplam Ziyaret615100
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76495.7880
Euro6.41576.4414
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Rusya ve Piyonlarının Saldırıları Onurumuzdur
14/07/2015

Çerkes Halkı dünyanın en mazlum halklarından biridir.

Çerkes Halkı dünyanın en sahipsiz halklarından biridir.

Ve Çerkes Halkı dünyanın en örgütsüz halklarından biridir.

Dünyanın bütün mazlum halkları, kendilerine zulüm uygulayanlara karşı örgütlenip mücadele bayrağını yükseltiyor.

Oysa Çerkesler tedaviyi reddeden bir hasta gibi. Oynaya oynaya yok olurken, yok oluşa karşı örgütlenmeyi reddediyorlar. Mücadele ateşini yükseltelim diyenlerden köşe bucak kaçıyorlar.

Sanki dünyanın en büyük direnişini gerçekleştirmiş bir halkın torunları onlar değil. Doğrusu bu korkaklık onlara hiç yakışmıyor.

Yaşanan sürgün ve soykırımın üzerinden yüz elli bir yıl geçti. Bu travmayı kırıp atmanın, bu narkozdan kurtulmanın zamanı ise çoktan gelip geçti.

Ancak hayat ve mücadele bizlere de çok şey öğretiyor. Okumak, çalışmak ve hayata tutunmak için geldiğimiz büyük şehirlerde ilk işimiz, derneklerimize koşmak olmuştu. Ne kadar da çok sevmiştik derneklerimizi. Yapayalnız olduğumuz kocaman şehirlerde güvenli bir liman olmuştular bize. Çok değerli yapılanmalardır derneklerimiz.

Ama derneklerin tüm bu özverili çabalarına rağmen asimilasyon ve yok oluş durdurulamıyordu.

O zaman yeni bir yol bulmak gerekiyordu.

Çerkes Halkının yaşamakta olduğu süreci doğru tahlil edip, yeni bir duruş ve mücadele yöntemi geliştirmek gerekiyordu.

Çerkes Halkının varlığına kasteden süreç, Rusyanın emperyalist politika ve savaşlarla anavatanımıza saldırarak sürgün ve soykırım uygulamasıyla başlıyordu. Anavatan dışında ise, yeni kurulan Türk ve Arap devletlerinin ırkçı ve asimilasyoncu politikaları Çerkes Halkının varlığına kastediyordu. Politikamızın temeli Soykırımcı Rusya’nın ve asimilasyoncu Türkiye ve Arap devletlerinin bu politikalarını deşifre ederek mücadele bayrağını yükselmekten geçiyordu.

Ama öncelikle yapılması gereken şey, Çerkeslerin bir meselesi ve davası olduğunu ortaya koymak, "görünür” kılmaktı...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, girdiği Avrupa Birliği süreci ve iç dinamiklerin etkisiyle demokratik açılım sürecini başlatmak zorunda kalmıştı. 2009 yılında başlatılan demokratik açılım sürecinde Kürtler, Aleviler ve Romanlarla çalıştaylar yapılmış ve TRT ŞEŞ açılmıştı.

Çerkeslerin de demokratik açılım sürecine dahil edilmesini umutla bekledik. Çünkü devletin pozitif ayrımcılık uygulayarak Çerkeslere de kaynak aktarması hayati derecede önem taşıyordu.

Gerek kurumlarımız, gerek devlet nezdinde yaptığımız yoklamalarda, kurumlarımızın harekete geçmek gibi bir niyetinin olmadığını anladık. Çünkü kurumlarımız, Rusya’dan beslenen dar bir oligarşik yapı tarafından teslim alınmıştı.

İktidar ve devlet cephesinde yaptığımız yoklamalarda "Çerkeslerin bir talebi yok ki, niye muhatap alalım" yanıtını aldık.

Bunun üzerine "toplumsa politik" hareket ÇHİ oluşturularak harekete geçildi.

Bu süreçte hiçbir ayrım gözetmeksizin tüm kurumlarımızla ve oluşumlarımızla temasa geçilip, yaşanan sürece nasıl bir katkı sunabilecekleri soruldu.

Ancak bu süreçte tüm Çerkes kurumları ve oluşumları sınıfta kaldılar. Eğer bu süreçte tavırsız kalabilseydiler bile saygınlıklarını koruyabilirlerdi.

Ama tavırsız kalmaları ne mümkün? Çerkeslerin taleplerinin dile getirileceği mitingleri engellemek için canlarını dişlerine taktılar. Bu talepleri dile getirmek isteyen insanlara en acımasız iftiraları atmaktan çekinmediler. Amerikancı, AKP projesi, PKK-BDP'li, İslamcı gibi ipe sapa gelmez ithamları yapmaktan hiç çekinmediler. Bu sistematik karalama ve iftira kampanyası beş yıldır hiç kesintisiz devam ediyor. Mitingler için yapılan engelleme, çalıştay için de, Suriye Çerkesleri için oluşturulan DÇDK-Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi için de, Çerkes-Fed için de, ADDER için de, Çoğulcu Demokrasi için de kesintisiz olarak yapıldı. Sonra "bu yaptığınızın adına siyasi literatürde alçaklık denir" şeklinde verdiğimiz en alt düzeyden tepkiye de gücenip alınganlık gösterdiler.

Bu ithamları bir Türk milliyetçisi yapsa anlarım. Zaten onlar kendilerinden beklenen saldırıları yaptılar. Onların yaptığı saldırıların, nezdimizde bir kıymeti yoktur. Bir Rus Milliyetçisi yapsa onu da anlayışla karşılarım. Ama bu saldırılar Çerkes kurumlarından ve kendisine Çerkesim diyebilenlerden geliyorsa bunu anlayabilmem mümkün değildir.

Bağımsız Çerkes siyasetine bu iftiraları atanların iplerini takip ederseniz, iplerin Rusya’nın elinde olduğunu görürsünüz. Yapılan bu iftiralara ise "psikolojik savaş" diyorlar. Ancak bu iftiralar bizim irademizi çelikleştirmekten başka hiçbir işe yaramıyor.

Bu iftiraları yapanlara siyasi literatürde "işbirlikçi" diyorlar.

Yaşadığımız beş yıllık süreç her şeyi ayna gibi gün yüzüne çıkarmıştır.

Rusya ve işbirlikçilerinin saldırıları ve iftiraları, bağımsız Çerkes siyasetini sadece "onurlandırır ve güçlendirir."

***

Hepinize iyi bayramlar diliyorum.



1101 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SEÇİMSİZ ZAMANDA SİYASET ÜRETMEK - 29/09/2019
ÇDP bu seçimsiz döneme dair eğitim, kadro ve örgütlenme çalışmalarına yönelik programını açıklamalı ve halkımızı bu programa dahil etmenin yollarını bulmalıdır.
ZAZA PARTİSİ, DEZA-PAR ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 16/09/2019
"Adğeğer cifiğer eri- Çerkeslik insanlıktır" diyen Çerkes halkının çocukları, Türkiye'ye İnsanlık vadeden diğer halklarla buluşmalı ve güç birliği yapmalıdır.
‘TEYZEMİZ İTİBARLI VE NÜFUZLU BİRİYDİ HERHALDE?’ - 01/09/2019
Cumartesi Annelerine, Galatasaray meydanını çok gören, onlara gaz, cop ve tazyikli su ile her türlü eziyeti reva gören bugünün nüfuz ve iktidar sahiplerini de Kenan Evren'in akıbeti gibi bir son bekliyor.
HASAN SEYMEN VE ÇERKESLERE SİYASET DERSLERİ - 20/08/2019
Ancak ÇDP yönetimi kadrolarının da, kendilerini bir Çerkes Derneğinden farklı konumlandırarak, Çerkes Halkıyla birlikte, Tüm Türkiye Halklarını kucaklayacak bir enerji ve fikri açılım ortaya koymaları gerekmektedir..
GEÇMİŞTE YAŞAYANLAR, BUGÜNÜ GÖREMEZ, YARINI KURAMAZLAR - 12/08/2019
Halkımız için elini taşın altına sokan güzel insanlar; gelin geçmişte yaşamaktan vazgeçip, bugünü doğru yorumlayarak, yarını kuracak mücadele yöntemlerini hep birlikte bulalım
ADĞE-ABAZA AYRILIĞINI KÖRÜKLEYENLER RUSYA’NIN HİZMETKÂRIDIR! - 01/08/2019
Her halkın diline ve kültürüne en büyük saygıyı duyarak, bize soykırım uygulamış olan Rusya'ya karşı birlikte mücadeleyi savunacağız.
ANADİLİNDE DUA ETMEK - 12/07/2019
Eğer şehirde Çerkes kalmayı başaracaksak, acı günlerimizde kendi dilimizde Allah'a yalvarmaktan (birileri ne der, demeden) çekinmeyeceğiz. 21 Mayıslarda okutulan duaları atalarımızın bildiği dil olan Çerkesçe ile yapacağız.
MARTİN KOÇESOKO ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 01/07/2019
Kısacası şerden hayır çıkmıştır. Yerel bir aktivistten, uluslararası tanınırlığı olan bir kahraman yaratmıştır Rusya yönetimi.
“TESPİT” İLE “İTHAM” ARASINDAKİ FARK? - 03/06/2019
Eleştirinin, hele toplumsal eleştirinin çok değerli olduğuna inanırım.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi