• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam59
Toplam Ziyaret780735
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.72949.7684
Euro11.320411.3657
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ
28/02/2021

Sevgili Okuyucular,

Yakup Kadri Karaosmanoğlu Milli Mücadele devam ederken 1921 yılında Ankara’ya gazeteci olarak davet edilir. Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün çok yakınında bulunur. Türkiye Cumhuriyeti edebiyatında önemli bir yere sahip olan Karaosmanoğlu, Mustafa Kemal’e gönülden bağlıdır. CHP’den milletvekilliği ve çeşitli başkentlerde büyükelçilik görevi yapan Karaosmanoğlu’nun “Politikada 45 Yıl” isimli anılarından bir bölüm okuyalım:

“Şahsımla ilgili bu parantezi kapadıktan sonra, tekrar İsmet Paşa’nın Milli Şef devrindeki diğer bazı olaylardan bahsedeceğim.

Bunların en başında posta pullarından, kağıt paralardan Atatürk resimlerinin çıkartılıp, yerlerine İnönü resimlerinin konması geliyordu ve bu olay İsmet Paşa aleyhindeki polemiklere geniş bir yol açıyordu. Lakin, halk vicdanında derin tepkiler uyandıran başka bir mesele vardı ki o da  Atatürk’ün yıllar ve yıllarca Etnoğrafya Müzesi’nin eşyaları arasında bırakılışı ve şanına layık bir Anıtkabir inşası işinin her baştan savma işler gibi, bir komisyona havale edilip uyutulmasıydı. Bu komisyonda bulunan Falih Rıfkı Atay -kendisinin bana anlattığına göre- Atatürk’ün Çankaya‘da gömülmek istediğini ve bu dileğini adeta bir vasiyet şeklinde tekrar ettiğini hatırlatır; buna karşı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Gedeleç de, “İnönü’ye, demek ki bir türbedarlık vazifesi verilecek” diye söylenip dururmuş.

Nihayet, dönüp dolaşılmış, Cumhurbaşkanlığı genel sekreterinin ısrarlı teklifi üzerine bugünkü Anıt-Kabrin yeri kabul edilmiş ve ortada dolaşan söylentilere bakılacak olursa, Kemal Gedeleç bu teklifi yaparken bir taşla iki kuş vurmuş, yani bir yandan İsmet Paşa’yı türbedar olmaktan kurtarmış, öbür yandan şimdi Anıt Kabrin bulunduğu semtteki  arsalarını değerlendirmek imkânını sağlamış imiş.

Pek tabidir ki, o sıralarda dışarda bulunduğum İçin bütün bu söylentilerin ne dereceye kadar doğru olduğunu bilemem. Yalnız memlekete dönüşümde, acı bir hayrete düşerek, bizzat müşahede ettiğim bir hadiseyi, Atatürk’ün hatırasına gösterilen ilgisizliği pek göze batan bir belge olarak burada açıklamakla yetinirim:

Atatürk’ün ölümünün birinci yıldönümü idi. Türk Ocağı binasının tiyatro salinde Halkevi gençleri bir anma töreni tertiplemişlerdi. Sali dolduran kalabalık içinde, dikkat etmiştim ki, ne hükümet, ne Halk Partisi erkanından orada hazır bulunanların sayısı göze çarpacak kadar azdı. Cumhurbaşkanı Locası ise bomboştu. Milletvekillerine ayrılmış localarda ise rahmetli Recep Peker’le Mahmut Esat Bozkurt gibi beş on devrimci siyaset adamından başkası görülmemekte idi ve sahnede konuşan üç dört genç arasında -yanık sesle okuduğu ağıtları gözlerimizden yaşlar getiren Behçet Kemal Çağlar’ı ayırırsak - en hararetli hatip kimdi bilir misiniz? Necip Fazıl Kısakürek!

İşte bu törenin sonunda, yanı başımızdaki binanın daracık avlusunda yapayalnız yatan Atatürk’ü -sanırım alınmış bazı tedbirler, ya da yerin darlığı yüzünden- ancak onbeş yirmi kişilik bir grup halinde ziyaret edebilmiştik.“ (Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Politikada 45 Yıl, s. 141, 142, 143)

Öyle anlaşılıyor ki Mustafa Kemal, İnönü’nün görmezden gelme politikalarıyla ve ona yakın olan kadroların tasfiyesiyle, ölümünün birinci yıldönümünde unutturulmuş.

Bir sandığın içine konulan naaşı herkesten saklanarak onbeş yıl bekletilmiş. Ona yapılacak anıt mezar yeri üzerinden arsa spekülasyonu yapılmış ve ancak ölümünden dört yıl sonra bir anıt mezar yarışması açılabilmiş. Açılan yarışmayı Emin Onat ve Orhan Arda’nın tasarımı olan bugünkü yapıt kazanmış. 1938’den 1950’ye kadar milli şef olarak iktidarda kalan İnönü 12 yıl Mustafa Kemal’i Etnoğrafya Müzesi’nin eşyaları arasında saklamış.

1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Atatürk’ü koruma kanunu çıkartılarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk Kültü, Demokrat Parti döneminde yeniden inşa edilmiş oldu.



523 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi