• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam229
Toplam Ziyaret710446
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.91157.9432
Euro9.38909.4266
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
MUSTAFA KEMAL'İN ÇERKESLERE GÜVENMEDİĞİNE DAİR ÜÇ TELGRAF
15/02/2020

Met Yusuf İzzet Paşa: Kafkasya’nın Şapsığ Bölgesi’nden sürülen bir Çerkes ailenin çocuğudur. 1876'da Yozgat'da doğmuştur. Babası Met Çunatuko İbrahim'i çok küçük yaşlarda kaybetmiştir. Yetim olduğu için Darüşşafaka Lisesinde yatılı olarak okumuştur. 1896 yılında Harp akademisi bitiren Met İzzet, çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 1915 yılında Mirliva (Tuğgeneral olmuştur). 1. Dünya Savaşı’nda Kafkasya Cephesinde 10. Kolordu Komutanı, 1. Kafkas Kolordusu Komutanı ve 14. Kolordu komutanı olarak görev yaptı. 11 Mayıs 1918'de kurulan Bağımsız "Kuzey Cumhuriyeti" ile yapılan anlaşma uyarınca ata yurdunda görev alarak anavatanının işgalci güçlerden temizlenmesi ve yeni devletin örgütlenme çabalarına katıldı. Osmanlı Devletinin yenilmesiyle anavatanı terk etmek zorunda kaldı. 1919 yılında tekrar 14. Kolordu komutanı olarak Kurtuluş Savaşına katılmıştır.

1908 yılında kurulan Çerkes teavün Cemiyetinin kurucuları arasında yer almış, alfabe ve tarih komisyonlarında aktif olarak çalışmıştır. O dönemde kurulmuş bütün cemiyet ve komitelerde yer almıştır. Guaze ve Diyane dergilerinde yazıları yayınlanmış, Çerkes tarihi ile ilgili kitaplar yazmıştır.

Miralay Bekir Sami Günsav: Kafkasyadan sürülen Çerkeslerin Ubıx boyundan Zarakho ailesine mensup olarak 1879 yılında Manyas'a bağlı Haydar Köyünde doğmuştur.

Bursa Askeri Lisesini bitirdikten sonra, Harp okulunu 17. sırada bitirmiştir. Bu derece onun erken terfi almasını sağlamış ve Mümtaz Yüzbaşı olarak göreve başlamıştır. 1816 yılında albaylığa terfi eeden Bekir Sami Günsav, 20 Mayıs 1919 tarihinde 56. Tümen kumandanlığına asaleten, 17. Kolordu komutanlığına vekaleten atanarak Anadolu’ya geçmiştir.

Türkiye Kurtuluş savaşının ilk örgütlenmesi sırasında çok önemli görevler üstlenmiş, gölgede kalmış kahramanlardandır.

Bursa'nın işgal edilmesinin sorumlusu olarak açığa alınmış, 1924 yılında askerlikten istifa etmiştir. Emekliliğinden sonra T.C.D.D'de çalışmış, 1934 yılında ölmüştür.

Yüzbaşı Selahattin: Anılarından İlhan Selçuk'un "Yüzbaşı Selahattin'in Romanı" kitabını çıkardığı Selahattin Yurtoğlu'dur. Miralay Bekir Sami Günsav'ın yaveri olan Selahattin Kuvayı Milliye'ye içtenlikle bağlı Türk Milliyetçisi bir subaydır. Ve hayatı bir dramdır.

Yazının başlığında geçen Mustafa Kemal'i hepiniz tanıyorsunuz.

***

Şimdi yazımıza Kurtuluş Savaşının en önemli komutanlarından Ali Fuat Cebesoy'un anılarıyla devam edeceğiz.

"Telgraf başına Paşa ile beraber gelmiştik. Muharebe şöyle başlamıştı:

- Paşa Hazretleri, Elli altıncı Fırka yaveri Yüzbaşı Selahattin karşınızdadır.

-Ben de Mustafa Kemal Paşayım.

Selahattin Bey, Yusuf İzzet Paşanın Bursa'ya geldiğini, yolda 172. alay Kumandanı Osman Bey'in kollarına kelepçe vurulup kurşuna dizdirmek istediğini, Bekir Sami Bey'in çalışmalarına mani olduğunu, milli teşkilatın ve zabitlerin maneviyatını kırdığını anlattıktan sonra Müdafa-i Hukuk toplantısında Reis Mahmut Celal (Celal Bayar) Bey'in "Sizler daha yüzler rakamı ile kuvvet topladığınızdan bahsediyorsunuz, halbuki gelen Anavur'un yanında Altıbin süvari, bir o kadar da piyade var. Böyle çalışacak iseniz hiç zahmet etmeyiniz" dediğini aynen tekrarladı.

-Yusuf İzzet paşanın bu menfi hareketleri hepimizi isyan ettirdi. Emriniz ne olacaktır.

Mustafa Kemal Paşa:

-Şimdi bazı emirler yazdıracağım. Bundan sonra seninle telgraf başında görüşmeye mecbur olursak, sana diğer adını soracağım, Gök diyeceksin. Seni zannederek başkası ile görüşmek gafletine düşmeyelim.

Sözlerini yazdırdıktan sonra bana döndü:

-Yusuf İzzet Paşa meselesini şimdi kati olarak halletmek istiyorum. Ne dersin?

-Tamamen aynı fikirdeyim.

-Öyle ise yazdıralım.

Mustafa Kemal Paşa aşağıdaki emirleri kendi imzasıyla ve telgrafta tebliğ etmişti:

"Bursa'da Yusuf İzzet Paşa hazretlerine. Teftiş için Bursa’ya teşrif buyurdukları haber alındı. Siyasi ve askeri en mühim kararların verilmesi günlerindeyiz. Zat-i alinizin de bu görüşmelerde hazır bulunması faydalı olacaktır. Ankara'ya teşriflerinizi rica ve hürmetler ederim. Mustafa Kemal."

***

"Bursa'da elli altıncı fırka kumandanı Miralay Bekir Sami Beyefendi'ye:

Yusuf İzzet Paşaya yazdığım şifreyi mütalaa buyurunuz, kendisine bir şey hissettirmeden ve kırmadan Ankara'ya gelmesini söyleyiniz. Gelmemekte musır kalırsa kendisi mevkufen(tutuklu olarak) Ankara’ya göndermenizi rica ederim.  Mustafa Kemal."

***

"Bursa'da Ellialtıncı Fırka yaveri Yüzbaşı Selahattin Bey'e

Bekir Sami Bey'e gösterdikten sonra Yusuf İzzet Paşa'nın şifresini kendine veriniz. Onun süratle Ankara'ya hareketini benim için Bekir Sami Bey nezdinde kudretinizin son haddini kullanınız. Yusuf İzzet Paşa Ankara'ya gelmemekte ısrar ederse, mevkufen (tutuklu olarak) Ankara'ya gönderiniz. Bu hareketinize Bekir Sami Bey mani olmağa kalkarsa onu da mevkufen (tutuklu olarak) Ankara'ya gönderiniz. Bunları dağdağasız ve süratle halletmenizi rica ve ümit eder, gözlerinden öperim. Neticeyi bana telgraf başında bildiriniz. Mustafa Kemal."

***

Selahattin Bey emirleri harfiyen icra ettireceğini söylemişti.  9 Nisanda makine başında yapılan muhabere bu surette bitmişti.

-İnşallah yarın Selahattin'den hayırlı haberler alırız. Ben bu zabitin vermiş olduğum emirleri yerine getireceğini ümit ediyorum. Sen ne dersin diye sordu.

-Evet paşam, Selahattin muvafık olacaktır.

-Yakında Bursa'ya gideceğine göre bu Zabiti taltif ve takdir et.

Acaba fırka yaveri Selahattin Bey bu mühim vazifeyi sızıntıya meydan vermeden başarabilecek miydi? Miralay Bekir Sami arkadaşımızın mani olacağına pek ihtimal vermiyordum. Endişem Paşanın vaziyetten daha evvel haberdar olup mukabil tedbirler almasıydı.

Ertesi gün yani 10 Nisan'da öğleye doğru, Mustafa Kemal paşanın yaveri Muzaffer Bey, Paşanın beni telgrafhanede beklediğini telefonla söylemişti. Herhalde Bursa'dan yeni bir malumat gelmiş olacaktı. Yanılmamıştım. Telgrafhanede buluştuğumuz zaman muhabere başlamıştı. Selahattin bey makine başında aynen şunları yazdırmıştı.

"Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine

Dün telgrafhanede emirlerinizi aldıktan sonra Yusuf İzzet Paşanın telgrafını Bekir Sami bey'e gösterdim. Bilahare Yusuf İzzet Paşanın kendisine bizzat verdim. Paşa dikkatle okudu, bir şey demedi. Sonra Bekir Sami Bey'e ait telgrafı verdiğim zaman Bekir Sami Bey, Yusuf İzzet Paşa hakkındaki tertip ve karara tamamiyle iştirak ettiğini bildirdi. Beni karıştırmaksızın ve bir gürültüye sebebiyet vermeksizin bu işi hallediniz dedi. Her şeyleri 9/10 Nisan gecesi sabahı Yusuf İzzet paşayı götürecek olan vasıtanın ve bir ihtiram kıtasının paşanın yattığı binanın önünde bulundurulmasını temin ettirmiştim. Hazırlıklar sürat ve dikkatle yapılmıştı. Paşanın en küçük bir mukavemeti halinde derhal tevkif edilecek ve mevkufen Ankara'ya götürülecekti. Bunlara hacet kalmadı.  Paşa vasıtanın hazır olduğunu haber alınca, hiç bir şey söylemeden hazırlanarak yaveri ile beraber vasıtaya binerek Ankara istikametine gitmesi hususunun temini içinde icap edenlere bildirilmiştir. Arzederim efendim. Başka bir emriniz var mı paşa hazretleri?"

Mustafa Kemal Paşa Yüzbaşı Selahattin Bey'in telgrafını okurken her hali ile memnuniyetini belli ediyordu. Bana dönerek:

-Hissiyatımızda yanılmamışız.

Dedi. Sonra Selahaddin Bey'e şu cevabı yazdırdı:

-Siz ve arkadaşlarınıza teşekkür ederim. Milletimiz sizin gibi dirayetli, cesur ve feragatli zabitlere malik oldukça istikbalden emin olabilir. Yakında Ali Fuat Paşa oraya gelecektir. Sizleri taltif ve takdir edecektir. Gözlerinizden öperim.

Yusuf İzzet Paşa'nın kumandayı terk ederek 10 Nisan'da Bursa'da Ankara'ya hareketi ile muhalefeti de sona ermişti. Yusuf İzzet Paşa bilahare Sakarya Müdafaasına muvaffakiyetle iştirak etmek suretiyle hizmette bulunmuştur. (Ali Fuat Cebesoy, Milli Mücadele hatıraları. S4f 401-404 - Temel Yayınları)

Bu tarihi belgeleri, son dönemde Çerkes Ethem ile Atatürk’ün yan yana çekilmiş resimlerini çokça paylaşmaların, Amasya tamimi yayınlandığında yanında bulunanların hepsi Çerkesti onun için Atatürk Çerkeslere çok güvenirdi diyenlerin, ne kadar  öngörüden ve bilgiden uzak olduklarını anlatmak için paylaştım.

M. Kemal bir Çerkes Generale ve Çerkes Albay'a değil de onların maiyetindeki bir Türk yüzbaşıya güvenmişti.

Amacımız, uyanıp kendimize gelmemiz için tarihe ışık tutmaktır.



2192 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi