• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam116
Toplam Ziyaret710569
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.91157.9432
Euro9.38909.4266
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
“Ancak Ruhu Olan Halklar Karanlık Zamanları Atlatabilirler”
30/09/2012

Yazımızın başlığı Ermenilerin ulusal şairi Silva Gabudikyan’a ait.
Yazar Ece Temelkuran’ın "Ağrının Derinliği" kitabına verdiği söyleşi sırasında
sarfetmiş büyük şair Gabudikyan "Ancak ruhu olan halklar karanlık zamanları atlatabilirler" sözünü.
Yokoluş girdabına itilen, insanlığın gördüğü en kanlı soykırımlardan birine tabi tutulan, yüzelli yıllık diyaspora döneminde en karanlık zamanlarını yaşayan Çerkes Halkının acaba bir ruhu var mıdır ?
Bana göre Çerkes halkının bir ruhu yok maalesef.
Ruhu ve bilinci olan halklar kendi varlıklarını yaşatmanın kavgasına öncelik veriyorlar. Başka halkların uşaklığının yarışına girmiyorlar.
En karanlık dönemini yaşayan sürgündeki Çerkes Halkının kendi adına ve başkaları adına yaptıklarına kısa bir projeksiyon tutalım.
***
Kaybedilen anavatan savunmasından sonra Çerkesler gemilerle Samsun ve Trabzon ile Karadeniz’in Balkan sahillerine çıkarıldılar. Balkanlara yerleştirilen Çerkesler Hıristiyan ahaliyi rahatsız etmiş, yaşanan çatışmalarda Osmanlıdan yana taraf olmuştur. Bunun üzerine 1879 Berlin antlaşmasına konan bir madde ile onbeş yıl içinde tekrar sürgüne tabi tutulmuşlardır.
Varlığını sürdürebilme ruhu ve öngörüsü olsaydı Çerkeslerin büyük bir çoğunluğu Türkiye, Ürdün, Suriye, Irak ve İsrail’de yaşamak yerine Balkanlar’da ve Avrupa’da yaşıyor olacaklardı.
Osmanlı’nın ve Türkiye’nin her savaşında kanını ve canını ortaya koymaktan asla geri durmamıştır Çerkes Halkı. Balkan savaşlarında, Trablusgarp’ta,
Sarıkamış’ta,Yemen’de, Çanakkale’de, Kurtuluş savaşında… Mesele başkalarına hizmet etmek olunca ön safları kimseye kaptırmıyoruz maşaallah. Ama sıra Çerkeslerin ulusal çıkarlarını savunup dile getirmeye gelince, Çerkeslerin kahramanlıklarından, asaletinden bahsedenler fareler gibi kaçacak delik arıyorlar.
Çerkeslerin yüzelli yıllık diyaspora tarihinde ortaya koyabildikleri tek birikimleri dernekleri. Asla önemsiz görmüyor ve küçümsemiyorum. Yapılan çalışmaları son derece değerli buluyorum ve emekçilerine saygı duyuyorum. Ama derneklerimizle yapabildiklerimiz ortada. Dernek duvarlarına hapsedilmiş olarak oynaya oynaya yok oluşumuzu alkışlıyoruz. Çerkes Halkının ancak binde birini çalışmalara katabiliyoruz. Ve boş avunmalarla zaman kaybediyoruz.
Çerkes meselesinin siyasallaştırılıp meydanlara taşınması, görünür kılınmasını engelleme ve karalama konusundaki en etkili çalışmalar da derneklerimizce  yapıldı.
Yüzelli yıllık diyaspora tarihinde Çerkesler ilk defa meydanlara çıkıp kendileri için birşey istediler. Bu isteklerin ortaya konmasını engellemek için her türlü dalavere, yalan ve psikolojik savaşı yürütenler hala bu toplumda itibarlı kişiler olarak dolaşabiliyorlarsa o toplumun ruhu yok demektir. Ve yaşadığımız bu karanlık dönemi zor atlatacağa benzeriz.
Bir halkın yeniden ruh bulabilmesi ve kendine olan güvenini kazanabilmesi ancak mücadele ve eylemlilikle olabilir. ÇHİ nin planladığı “her ayın 21'i,saat 21.00” periyodik eylemleri de enerjinin arttırılması, ruhun canlandırılması ve bilincin yükseltilmesi için ortaya konmuş eylemlerdir.
Bu eylemlere de burun kıvıranlar gerekçe olarak "efendim halkın enerjisini tükenir" diyorlar.
Halbuki enerji ve güç çalıştıkça artan bir şeydir. Nasıl ki bir sporcu daha çok çalışırsa gücünü ve enerjisini arttırıp hedefini yakalar, halklar da daha fazla mücadele ile hedeflerini biraz daha yakınlaştırırlar.
Yine şişkin egolar "karar aşamasında bulunmadığımız eylemlere katılmayız" diyerek tembelliğin ve kıvırmanın kılıfını hazırlıyorlar.

21 Eylül tarihinde gerçekleştirdiğimiz ilk eylemimiz hedefini bulmuştur. Kremlin’in ve Ankaranın duvarları sesimizi duymuştur ve duymaya devam edecektir.
Yine 21 Ekim’de Galatasaray Lisesi önünde toplanıp Rus Konsolosluğuna yürüyeceğiz.
Çerkes Halkının yürekli evlatlarını,
Maraton koşucularını,
Çerkes Halkının sevdalılarını,
Ve Çerkes Halkının dostlarını
21 Ekimde Galatasaray Lisesi önüne bekliyoruz.
Yeni bir ruh,
Yeni bir bilinç yaratmak için !



3870 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi