• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam29
Toplam Ziyaret724678
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.43157.4613
Euro9.01689.0530
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkesler Bağımsız Siyaset Üretti; Görülmek İstenmiyorsa Biz Ne Yapalım?
28/02/2016

Türkiye dümen kontrolünü kaybetmiş bir gemi gibi hızla sürüklenmeye devam ediyor. Geminin dümeninde olanlarsa bu durumun farkında bile değiller. Ülkeyi yönetenler bir rüya aleminde gibi. Böyle devam ederse onlar uyandıklarında gemi çoktan batmış olacak.

Suriye savaşı, başkanlık sistemi, yaşadığımız iç savaş, kötü giden ekonomi, Rusya’yla yaşanan kriz gibi konularda benim de düşüncelerim ve söyleyecek sözlerim var. Ama bu konularda televizyon, gazete ve internet medyasında o kadar çok yazı, haber ve yorum çıkıyor ki bir de ben bu konuları yazarak daha fazla kafanızı şişirmek istemiyorum.

Dileğim tüm Türkiye’nin ve dünyanın barış şarkılarının söylendiği bir mekan olmasıdır.

Bu yazımda geçtiğimiz hafta Hapae Erhan'ın yazısında sorduğu "Çerkesler Bağımsız Siyaset Üretir mi ?" sorusunu derinleştirerek sürdürmek istiyorum. Çünkü Çerkes toplumunun bu tür düzeyli polemiklere ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
***

Hayat hikayelerimizin bileşkesi yaşadığımız toplumun tarihini oluşturur. Geçmişe projeksiyon tuttuğumuzda da, bize göre subjektif bir bölümü anlatarak bilmeyenlere ve o dönemleri yaşamamış olanlara ışık tutuyoruz.

78 kuşağı diye anılan gençlik artık altmışlı yaşlarını yaşamaya başladı.78 kuşağı Türkiye Cumhuriyeti tarihinin üçte ikisini yaşamış bir kuşaktır. Hapae Erhan'la da 78 kuşağından sayılıyoruz. Birbirine çok yakın tarihlerde de doğmuşuzdur. Yollarımız İstanbul Bağlarbaşı Derneği’nde kesiştiğinde sene 1975'li yılları gösteriyordu. Dile kolay üzerinden kırk yıldan fazla bir zaman geçmiş. 1975'li yıllarda Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneğinde yüzlerce Çerkes Genci birbirlerine tutunarak hayata ve İstanbula tutunmaya çalışıyordu.

O yıllarda Türkiye’de yaşayıp, Üniversitede okuyup tarafsız ya da bağımsız kalabilmek mümkün değildi. Ya devrimci, ya da ülkücü olmak zorundaydınız. İslamcıların, Adalet Partililerin, CHP'lilerin hiçbir hükmü yoktu üniversite çevrelerinde. Bağlarbaşı Derneğinde kendini solda görenler, Sultanahmet Derneğinde kendini sağda görenler kümeleniyordu.

Bağlarbaşı Derneği’nde kendini sola yakın bulan herkes hayat hakkı buluyordu. Ama Türkiye’nin ve İstanbul’un hiçbir yarinde rastlamadığımız "Halkın Birliği" isimli bir dergi etrafında örgütlenmiş bir grup en fazla genci kafalamıştı Bağlarbaşı Derneği’nde. İbrahim Kaypakkaya'yı “mürşit” olarak kabul eden bu grup, Partizan adlı örgütten ayrılanlarca kurulmuştu.

Anti-Sovyetik olmak, Rusya'yı birinci düşman olarak görmek, Çin ve Mao'nun dostu olmak bazı sol çevrelerde  pek modaydı. Halkın Birliği siyaseti de bu modaya uyanlardandı. O yıllarda dönüşçülerin İstanbul’da hiçbir hükmü yoktu. Onlar Ankara'yı merkez ittihaz etmişti.

Hapae Erhan da Halkın Birliği grubu içerisinde temayüz etmişti. Beşiktaş civarında birkaç evde koloni halinde yaşıyorlardı. Hapae mimarlık eğitimi görmesine rağmen şiire ilgi duyuyordu. O dönemde dönüşçülerin yayınladığı "Yamçı" dergisinde yayınlanan şiirleri pek beğenilmişti. O dönemden gelen gazla Hapae hala yazmaya devam ediyor. Bunu çok değerli buluyorum.

Hapae'nin herkesin de gözlemlediği "konformist" bir yanı hep oldu. "Kafkasya yerine Paris'e gitmek isterim" sözü hiç peşini bırakmadı. Hapae'nin yazıları lezzetli olmakla birlikte, bir yön göstermeyen, taahhüt altına girmeyen yazılar oldu hep.

Bir hedef göstermeyen yapılar bir süre sonra dağılıp giderler. Hapae'nin organize ettiği "Guşips" portalı da bitkisel hayata bu yüzden girdi. Türkiye entelektüellerinin en önemli dergilerinden "Birikim Dergisi"nin Çerkes versiyonu olmak amacıyla yola çıkmıştı Guşips. "Özgür Çerkes"teki yazılarını sonlandırıp, Guşips yolculuğuna başlamıştı Hapae. Yazı yazdırılacak kişiler mumla aranmıştı. Yakışıklı resimleri köşelere yazar unvanı ile yerleştirilen kişiler bir-iki yazı sonrasında devam etmemişlerdi. Yazar olmak için birikim; "Birikim Dergisi" olmak için de epeyce dirsek çürütmek gerekiyordu.
***

90'lı yıllarda Bağlarbaşı Derneği'nde başkanlık yapıp, Abhazya Savaşı sırasında etkin çalışmalar yaptı Hapae. 2000'li yıllarda oluşan “Demokratik Çerkes Platformu”nun içinde yer aldı. Circassian Canada'nın yazarları arasındaydı. Jineps Gazetesi’nde de, Cherkessia.net'te de yazdı. DİÇEG'i de destekledi,  ÇHİ'ye de destek verdi. “Özgür Çerkes"te de yazdı. “Çerkes Çalıştayı"nın da katılımcıları arasındaydı. Hapae'nin bütün oluşumlara destek veren tavrı değerlidir.

Ancak, Çoğulcu Demokrasi Partisi-ÇDP'nin kuruluş sürecinde kendisine ulaşmayı başarmadığımız Hapae, Çerkeslerin tarihlerinde kurdukları ilk ve tek partiyi görmezden gelerek, “Çerkesler Bağımsız Siyaset üretir mi?” diye sorarak, olamayacağı sonucuna varıyor. Öğrenilmiş çaresizliği halkımıza telkin ediyor.
***

Hapae 12 Şubat tarihli Guşips ve Cherkessia.net sitelerinde yayınlanan yazısında "150 yıllık muhaceret tarihimizde özgün diyebileceğimiz tek siyaset dönüş siyasetidir" demiş. Aslında hiç bir özgünlüğü olmayan bir cümle; tıpkı dönüş siyasetinin özgün olmadığı gibi.

Diasporik halklar üzerine biraz düşünmüş ve araştırma yapmış olanlar, dönüş fikrinin tüm diasporik halkların ortak özelliği olduğunu bilir. Köyünden çıkıp şehre göç etmiş olanlar köylerine özlem duyarlar. Ülkesini ekonomik nedenlerle terk etmiş olanlarlar da ülkelerine özlem duyarlar.

Yahudiler ikibin yıl önce terk ettikleri vatanlarına duydukları özlemle, ülkelerine dönüp İsrail'i kurmuşlardır. Ermeniler de yüzyıl önce sürüldükleri Anadolu’ya dönüşün ideolojisi, siyasetini yapmakta ve mücadele etmektedirler. Filistinliler de sürüldükleri vatanlarına dönüşün hayalini kurmuşlar ve bunun için mücadele etmektedirler.

"Dönüş siyaseti" Çerkeslerin ortaya koydukları özgün bir siyaset değil, tüm diasporik halkların ortak hayalidir. Dönüş fikri 70'li yıllarda ortaya çıkmış bir düşünce değildir. 1908 yılında Çerkes Teavün Cemiyeti’ni kurmuş olan kadrolar da yüzlerini anavatana dönmüşlerdi. Bu amacı gerçekleştirmek için anavatana kadrolar göndererek, okullar açtırmışlardı. Anavatanın bağımsızlığının temini için çalışmalar yapmış ve bağımsızlık mücadelesini yürütecek "Şimali Kafkas Cemiyeti"ni kurdurmuştu Çerkes Teavün Cemiyeti.

70'li yıllarda içinde bulundukları sol hareketlere, "Çerkesler hakkında ne düşünüyorsunuz" diye soramamış olanlar, ne dönüş fikrini sağlıklı olarak eleştirebilirler, ne de Çerkes toplumuna dair sağlıklı bir öneri getirebilirler.

Demokratik siyaset yapıyoruz diyerek "Kürtçülük"yapanların, omurgalı duruş anlamında, MHP içerisinde yer alan Çerkeslerden bir farkı yoktur. Kimliksizlik ve kişiliksizlik bu çevrelerin ortak özelliğidir.

"Masumiyetin yanında duruyorum" diyen Hapae, hiçbir önermede bulunmamaktadır her zaman olduğu gibi. Bu tavır sorumlu aydın tavrı olamaz.

Çerkesler tarihteki yegane bağımsız siyasi partileri olan ÇDP'yi kurarak bağımsız siyaset üretiyorlar.

Ama görülmek istenmiyorsa biz ne yapalım?



1245 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi