• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam69
Toplam Ziyaret560107
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkesler Bağımsız Siyaset Üretti; Görülmek İstenmiyorsa Biz Ne Yapalım?
28/02/2016

Türkiye dümen kontrolünü kaybetmiş bir gemi gibi hızla sürüklenmeye devam ediyor. Geminin dümeninde olanlarsa bu durumun farkında bile değiller. Ülkeyi yönetenler bir rüya aleminde gibi. Böyle devam ederse onlar uyandıklarında gemi çoktan batmış olacak.

Suriye savaşı, başkanlık sistemi, yaşadığımız iç savaş, kötü giden ekonomi, Rusya’yla yaşanan kriz gibi konularda benim de düşüncelerim ve söyleyecek sözlerim var. Ama bu konularda televizyon, gazete ve internet medyasında o kadar çok yazı, haber ve yorum çıkıyor ki bir de ben bu konuları yazarak daha fazla kafanızı şişirmek istemiyorum.

Dileğim tüm Türkiye’nin ve dünyanın barış şarkılarının söylendiği bir mekan olmasıdır.

Bu yazımda geçtiğimiz hafta Hapae Erhan'ın yazısında sorduğu "Çerkesler Bağımsız Siyaset Üretir mi ?" sorusunu derinleştirerek sürdürmek istiyorum. Çünkü Çerkes toplumunun bu tür düzeyli polemiklere ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
***

Hayat hikayelerimizin bileşkesi yaşadığımız toplumun tarihini oluşturur. Geçmişe projeksiyon tuttuğumuzda da, bize göre subjektif bir bölümü anlatarak bilmeyenlere ve o dönemleri yaşamamış olanlara ışık tutuyoruz.

78 kuşağı diye anılan gençlik artık altmışlı yaşlarını yaşamaya başladı.78 kuşağı Türkiye Cumhuriyeti tarihinin üçte ikisini yaşamış bir kuşaktır. Hapae Erhan'la da 78 kuşağından sayılıyoruz. Birbirine çok yakın tarihlerde de doğmuşuzdur. Yollarımız İstanbul Bağlarbaşı Derneği’nde kesiştiğinde sene 1975'li yılları gösteriyordu. Dile kolay üzerinden kırk yıldan fazla bir zaman geçmiş. 1975'li yıllarda Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneğinde yüzlerce Çerkes Genci birbirlerine tutunarak hayata ve İstanbula tutunmaya çalışıyordu.

O yıllarda Türkiye’de yaşayıp, Üniversitede okuyup tarafsız ya da bağımsız kalabilmek mümkün değildi. Ya devrimci, ya da ülkücü olmak zorundaydınız. İslamcıların, Adalet Partililerin, CHP'lilerin hiçbir hükmü yoktu üniversite çevrelerinde. Bağlarbaşı Derneğinde kendini solda görenler, Sultanahmet Derneğinde kendini sağda görenler kümeleniyordu.

Bağlarbaşı Derneği’nde kendini sola yakın bulan herkes hayat hakkı buluyordu. Ama Türkiye’nin ve İstanbul’un hiçbir yarinde rastlamadığımız "Halkın Birliği" isimli bir dergi etrafında örgütlenmiş bir grup en fazla genci kafalamıştı Bağlarbaşı Derneği’nde. İbrahim Kaypakkaya'yı “mürşit” olarak kabul eden bu grup, Partizan adlı örgütten ayrılanlarca kurulmuştu.

Anti-Sovyetik olmak, Rusya'yı birinci düşman olarak görmek, Çin ve Mao'nun dostu olmak bazı sol çevrelerde  pek modaydı. Halkın Birliği siyaseti de bu modaya uyanlardandı. O yıllarda dönüşçülerin İstanbul’da hiçbir hükmü yoktu. Onlar Ankara'yı merkez ittihaz etmişti.

Hapae Erhan da Halkın Birliği grubu içerisinde temayüz etmişti. Beşiktaş civarında birkaç evde koloni halinde yaşıyorlardı. Hapae mimarlık eğitimi görmesine rağmen şiire ilgi duyuyordu. O dönemde dönüşçülerin yayınladığı "Yamçı" dergisinde yayınlanan şiirleri pek beğenilmişti. O dönemden gelen gazla Hapae hala yazmaya devam ediyor. Bunu çok değerli buluyorum.

Hapae'nin herkesin de gözlemlediği "konformist" bir yanı hep oldu. "Kafkasya yerine Paris'e gitmek isterim" sözü hiç peşini bırakmadı. Hapae'nin yazıları lezzetli olmakla birlikte, bir yön göstermeyen, taahhüt altına girmeyen yazılar oldu hep.

Bir hedef göstermeyen yapılar bir süre sonra dağılıp giderler. Hapae'nin organize ettiği "Guşips" portalı da bitkisel hayata bu yüzden girdi. Türkiye entelektüellerinin en önemli dergilerinden "Birikim Dergisi"nin Çerkes versiyonu olmak amacıyla yola çıkmıştı Guşips. "Özgür Çerkes"teki yazılarını sonlandırıp, Guşips yolculuğuna başlamıştı Hapae. Yazı yazdırılacak kişiler mumla aranmıştı. Yakışıklı resimleri köşelere yazar unvanı ile yerleştirilen kişiler bir-iki yazı sonrasında devam etmemişlerdi. Yazar olmak için birikim; "Birikim Dergisi" olmak için de epeyce dirsek çürütmek gerekiyordu.
***

90'lı yıllarda Bağlarbaşı Derneği'nde başkanlık yapıp, Abhazya Savaşı sırasında etkin çalışmalar yaptı Hapae. 2000'li yıllarda oluşan “Demokratik Çerkes Platformu”nun içinde yer aldı. Circassian Canada'nın yazarları arasındaydı. Jineps Gazetesi’nde de, Cherkessia.net'te de yazdı. DİÇEG'i de destekledi,  ÇHİ'ye de destek verdi. “Özgür Çerkes"te de yazdı. “Çerkes Çalıştayı"nın da katılımcıları arasındaydı. Hapae'nin bütün oluşumlara destek veren tavrı değerlidir.

Ancak, Çoğulcu Demokrasi Partisi-ÇDP'nin kuruluş sürecinde kendisine ulaşmayı başarmadığımız Hapae, Çerkeslerin tarihlerinde kurdukları ilk ve tek partiyi görmezden gelerek, “Çerkesler Bağımsız Siyaset üretir mi?” diye sorarak, olamayacağı sonucuna varıyor. Öğrenilmiş çaresizliği halkımıza telkin ediyor.
***

Hapae 12 Şubat tarihli Guşips ve Cherkessia.net sitelerinde yayınlanan yazısında "150 yıllık muhaceret tarihimizde özgün diyebileceğimiz tek siyaset dönüş siyasetidir" demiş. Aslında hiç bir özgünlüğü olmayan bir cümle; tıpkı dönüş siyasetinin özgün olmadığı gibi.

Diasporik halklar üzerine biraz düşünmüş ve araştırma yapmış olanlar, dönüş fikrinin tüm diasporik halkların ortak özelliği olduğunu bilir. Köyünden çıkıp şehre göç etmiş olanlar köylerine özlem duyarlar. Ülkesini ekonomik nedenlerle terk etmiş olanlarlar da ülkelerine özlem duyarlar.

Yahudiler ikibin yıl önce terk ettikleri vatanlarına duydukları özlemle, ülkelerine dönüp İsrail'i kurmuşlardır. Ermeniler de yüzyıl önce sürüldükleri Anadolu’ya dönüşün ideolojisi, siyasetini yapmakta ve mücadele etmektedirler. Filistinliler de sürüldükleri vatanlarına dönüşün hayalini kurmuşlar ve bunun için mücadele etmektedirler.

"Dönüş siyaseti" Çerkeslerin ortaya koydukları özgün bir siyaset değil, tüm diasporik halkların ortak hayalidir. Dönüş fikri 70'li yıllarda ortaya çıkmış bir düşünce değildir. 1908 yılında Çerkes Teavün Cemiyeti’ni kurmuş olan kadrolar da yüzlerini anavatana dönmüşlerdi. Bu amacı gerçekleştirmek için anavatana kadrolar göndererek, okullar açtırmışlardı. Anavatanın bağımsızlığının temini için çalışmalar yapmış ve bağımsızlık mücadelesini yürütecek "Şimali Kafkas Cemiyeti"ni kurdurmuştu Çerkes Teavün Cemiyeti.

70'li yıllarda içinde bulundukları sol hareketlere, "Çerkesler hakkında ne düşünüyorsunuz" diye soramamış olanlar, ne dönüş fikrini sağlıklı olarak eleştirebilirler, ne de Çerkes toplumuna dair sağlıklı bir öneri getirebilirler.

Demokratik siyaset yapıyoruz diyerek "Kürtçülük"yapanların, omurgalı duruş anlamında, MHP içerisinde yer alan Çerkeslerden bir farkı yoktur. Kimliksizlik ve kişiliksizlik bu çevrelerin ortak özelliğidir.

"Masumiyetin yanında duruyorum" diyen Hapae, hiçbir önermede bulunmamaktadır her zaman olduğu gibi. Bu tavır sorumlu aydın tavrı olamaz.

Çerkesler tarihteki yegane bağımsız siyasi partileri olan ÇDP'yi kurarak bağımsız siyaset üretiyorlar.

Ama görülmek istenmiyorsa biz ne yapalım?



Paylaş | | Yorum Yaz
1047 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi