• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam69
Toplam Ziyaret560107
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Cehalet Dünyaya Hükümdar Olmaz
20/09/2015

2009 yılında Türkiye'de ilk defa "Türk'ten başka etnik kimliklerin varlığı" resmi olarak kabul edildi.

Bu çok önemli bir başlangıçtı ve çok anlamlıydı.

Adına "Demokratik açılım süreci", "Kürt açılımı", "Milli birlik ve kardeşlik projesi" gibi isimler veriliyordu.

Kürtçe bir şarkı söylediği için hayatı karartılan insanların yaşadığı bu ülkede, devletin TRT'si 24 saat Kürtçe yayın yapıyordu.

Kürt, Alevi, Roman Çalıştayları yapılıyordu.

Dağlarda sadece öldürülerek anılan Kürtler, sürekli aşağılanarak anılan Aleviler, toplumun her kesimi tarafından itilen Çingeneler devlet tarafından muhatap alınıyordu. Bunlar son derece güzel şeylerdi. Demokratik gelişim açısından atılması gereken adımlardı.

Ama bunların yapılıyor olması asla yeterli değildi.

"Demokrasi" tüm toplum kesimlerinin ve renklerinin kendilerini özgürce ifade edebildikleri rejimin adıysa, yapılanlar asla yeterli değildir ve olamaz.

Çerkesler olarak bizler de devletin samimi  olup olmadığını merak ederek sabırla bekledik. Ancak devletin problem çıkaran kesimleri oyalayan, diğer etnik kesimleri yok farz eden tavrının demokratik bir tavır olamayacağı kanaatine vardık. Bunun üzerine demokratik açılım sürecine karşı, mitingler yaparak demokratik tepkimizi koyduk ve haklarımızı dile getirdik.

Devletin yapmış olduğu Kürt, Alevi, Roman Çalıştayları, Çerkesler için yapılmayınca ÇHİ olarak ilk "Çerkes Çalıştayı"nı 2012 yılının Şubat ayında Sapanca Derbent'te gerçekleştirdik.

Çerkes Çalıştayı, Türkiye’de cahilliğin ve bilgisizliğin ne kadar derin boyutlarda olduğunu öğrenmeme vesile olan en önemli olaylardan biridir.

Burada Çerkes Çalıştayı’nı düzenleyişimizin kısa bir öyküsünü sizlerle paylaşmak istiyorum. Çerkes Çalıştayı üç temel kavram üzerine inşa edilmişti. Bu kavramlar "Diaspora", "Azınlık" ve "Asimilasyon"du.

Amacımız bu kavramlar üzerine bilimsel makalesi veya eseri olan bilim adamlarına tebliğler sundurmak, entellektüellerin ve gazetecilerin soruları ve katkıları ile bir sonuca ulaşmaya çalışmaktı.

Bunun için yapmamız gereken Türkiye'nin 170 üniversitesinde bu konularda bilimsel makalesi ya da eseri olan bilim adamlarına ulaşmaktı. Ancak üç aya yakın aramalarımız sonunda üzülerek gördük ki bu konularda bilimsel makalesi olup konuyu takip eden bilim adamı yoktu.

Olanlar bir makaleyle başlayıp bitmiş yüzeysel bir ilgiydi.

Gerçekten bir devlette bilim üretmekle görevli kurumlar olan üniversitelerde, Türkiye'nin en fazla ihtiyacı olan kavramlar konusunda fikri olan bilim insanlarının olmaması ne kadar hazindi.

İsterseniz "diaspora" kavramı üzerinde biraz duralım.

Türkiye Devleti dünyada en fazla "Ermeni Diyasporası"ndan korkuyordu. Her sene 24 Nisan tarihinde "Ermeni Soykırımı"nın ABD senatosunda kabul edilmemesi için "Yahudi Diasporası"na yalvarıyordu. "Çerkes Diasporası"nın en büyük kısmı Türkiye'de yaşıyordu. Türkiye'nin en fazla rahatsız olduğu "Kürt Diasporası" Avrupa'da oluşuyordu. Yine Avrupa'da çok büyük bir "Türk Diaporası" oluşmuş durumda.

Diaspora kavramı Türkiye’yi hayati denebilecek ölçüde ilgilendiriyordu. Ama Türkiye üniversitelerinin bu konuda ne bir fikri, nede ne de doğru düzgün bir araştırması yoktu.

Acaba bu konuları bilen birileri var mıdır diye merak ettik. "Anayasa uzlaşma Komisyonu"na Çerkeslerin taleplerini içeren sunum yaparken komisyon üyesi milletvekillerine sorduk. Biz üniversitede bu konuları bilen adam bulamadık. Acaba bunları MİT ya da Dışişleri Bakanlığı bilir mi dedik. Ama bilmez yanıtını aldık.

Çerkes Çalıştayı’ndan sonra bu konulara yakın meseleler üzerine çalışan öğretim görevlileriyle konuştuk. Verdikleri cevap "Bahsettiğiniz konular devletin negatif yaklaştığı konulardır. Bu konulara değinmeye kalkanların, bu ülkede hayatı karartılır. İsmail Beşikçi'nin başına gelenleri biliyorsunuzdur" oldu.

***

1909 yılında ittihatçıların iktidara gelmesiyle toplumu esir almış olan Türk ırkçısı paranoya kırılmadıkça, bu ülkedeki cehalet aşılarak demokrasi ve barış asla sağlanamaz. Ve maalesef kan akmaya devam edecek.

Nasıl diaspora, azınlık ve asimilasyon kavramları konusunda profesörler bile hiçbir şey bilmiyorsa, "özerklik" ve "federasyon" konusunda da hiçbir şey bilinmiyor. Daha sonraki yazılarımda bu konular üzerine makaleler ele alacağım.

Ancak bugün sizlere dünyadaki refah düzeyi en yüksek ve demokrasisi en gelişkin ülkelerin federal yapılardan oluşan ülkeler olduğuna dair birkaç örnek vermek istiyorum.

İsviçre: 26 kantondan oluşan federal bir devlettir. Her kantonun ayrı bir parlamentosu vardır. Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanşça resmi dildir. Ama ülkede en çok kullanılan dil İngilizcedir.

İngiltere : Gerçek adı United Kingdom (Birleşik Kırallık)tır. İskoçyalılar, Galler, İngilizler ve İrlandalılardan oluşmuş federal bir devlettir.

Federal Almanya : 16 federal eyaletten oluşan Almanya, dünyanın en güçlü ekonomilerinden birine sahip federal bir devlettir.

ABD : Dünyanın en güçlü ekonomisine sahip olan Amerika Birleşik Devletleri federal bir devlettir.

İspanya : 17 özerk bölge ve 2 özerk şehirden oluşan İspanya, etnik çözüm konusunda dünyadaki en önemli deneylerden biridir.

Çin Halk Cumhuriyeti : Dünyanın nüfusu en büyük ülkesi olan Çin, 33 eyaletten oluşan federal bir devlettir.

Rusya Federasyonu : Dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olan Rusya federal bir devlettir.

Dünyada etnik problemi olan tek ülke Türkiye değildir. Değişik etnisiteleri uyum içerisinde yönetebilen yapılar, dünyada ekonomik refahı ve demokrasiyi geliştirebilmiş olan ülkelerdir.

Bugün Türkiye’yi yönetenlerin çok övündükleri Osmanlı Devleti’de eyaletlerden oluşmuş federal bir devletti.

Türk Irkçılığının topluma dayattığı tekçi anlayışı aşıp, toplumumuzdaki çeşitliliği zenginlik olarak görebildiğimiz zaman gerçek barışa ve demokrasiye ulaşacağız. Bunun yolu, farklılıkların kendi kendilerini yönetebilecekleri özerk ve federal yapıların önünü açmak ve desteklemekten geçmektedir. Bunu yapamadığımız sürece ülkemizin gençlerini ve kaynaklarını kaybetmeye devam edeceğiz.

Ama öncelikle yapmamız gereken, cehaletimizi aşabileceğimiz soruları sormak ve aramak zorundayız.

Cehaletin dünyaya hükümdar olmayacağını ve gençlerimizin ölümüne neden olamayacağını bilerek, dünyayı aydınlatacak birer mum yakmalıyız hepimiz.

Hepinize iyi bayramlar diliyorum.



Paylaş | | Yorum Yaz
1192 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi