• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam66
Toplam Ziyaret781086
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR?
14/11/2020

Bir fikrin siyasete dönüştürülebilmesinin şartları yerine getirilmediği takdirde o fikir sadece bir fikir olarak kalır. İnsanlar onu beğenebilir ya da eleştirebilir ama o fikir siyasete dönüşmez.
Bunun en önemli üç şartı vardır
1- Üzerinde toplumsal mutabakat sağlanmış kanonik bir metin. Toplumda heyecan yaratacak bir fikir.
2- Bu heyecan yaratacak fikri hedefine taşıyacak kadrolar.
3-Kadroların heyecan yaratacak fikri hedefine taşıyacak siyasi araç.
Siyasi parti, onu destekleyen STK’lar, yayın organları, sanatçılar,maddi kaynaklar, vd.
***
      İdeolojik netlik sağlandığı takdirde, Çerkesler’in Partisi de var, STK’sı da var, eğitimli insanları da var, Çerkes Milli Siyaseti’ni oluşturmak çok kolaydır.
 
Takip ettiğimiz yukarıdaki sıralamada en sıkıntılı olan kısım, Çerkes milli siyasetini yaratacak kadroların yokluğudur. Tarihsel perspektifte Çerkes halkının başına gelen en büyük talihsizlik olan soykırım ve köklerinden kopma insan kaynağımızla birlikte fikri üretimimizi de kurutmuştur. Can derdine düşmüş bir halk, çok geniş bir coğrafyaya saçılmıştı.
Çerkesler’in özellikle diasporada çiftçilik ve askerlik dışında bir seçeneği yoktu. Çiftçilik yapmak İçin köylere yerleşenler, izole bir yaşam sürdükleri için çok uzun süre dillerini ve kültürlerini azalarak da olsa bu günlere taşıyabildiler. Köyden kente çalışmak ya da okumak İçin gelenler ikinci nesilde asimilasyon girdabına kapılıp yok oldular.
Büyük sürgünle birlikte askerlik mesleğini seçenler, okuma imkanını bulanlar şehirlere yerleştiler. Neredeyse ilk nesilde, en çok ikinci nesilde asimilasyon girdabında yok oldular.
Ancak yine de Çerkesler için bir şeyler düşünen, bir şeyler yapmaya çalışanlar okumuş kesimden çıktı. Örgütlenme özgürlüğünün 1908 yılında gelmesiyle birlikte Çerkes Teavün Cemiyeti’ni kurdular.
İstanbul Beşiktaş’ta Çerkes Numune Mektebi’ni açtılar. İzmir’de ulusal azınlık haklarından Çerkesler’in de yararlanması gerektiğini bildiren bildiri yayınladılar. Ankara’nın yanında kurtuluş savaşına katılmaları onları hain olmaktan kurtaramadı.
Cumhuriyet dönemi ile başlayan Türk ırkçısı dalga, Türk olmayan diğer etnisiteleri zorla Türkleştirme savaşına girdi. Fiziki yok etme ve sürgün dışında aşağılama, dilini, kültürünü yasaklama gibi tedbirler devreye sokuldu. Yaratılan bu korku iklimi, kimliğini gizleme ve inkar etme davranışını beraberinde getirdi.
Kimliğinden vazgeçenlere makam ve mevki verilmesi, devlet imkanlarından yararlandırılması kimlik inkarını cazip hale getiren en önemli etkenlerden biridir.
Ayrıca kimliğini inkar etmenin en önemli güvende olma imkanını sağladığı iklimde, asıldan fazla saldırgan olmayı beraberinde getiriyor. Türkiye’de Türk’ten fazla Türkçülük yapan Çerkesler sağlıksız kişilik örnekleridir. Çift cinsiyetli insanlar gibi çift milliyetli insanlar da hastalıklı kişilerdir.
Ürdün’de Kralın yakın koruması, istihbaratını ve ordunun çekirdeğini oluşturmakla övünen Çerkeslerimiz de Kraldan fazla kralcı, Arap’tan fazla Arapçıdırlar.
Rusya’da 1 Temmuz 2020 yılında yapılan ölüm fermanımız olan anayasa oylamasında DÇB (Dünya Çerkes Birliği) Başkanı Hauti Sohrokov, “Bu anayasa oylamasına karşı çıkanlar bizden değildir” diyerek Rus’tan fazla Rusçu olduğunu göstermiştir.
Anavatanın ve Çerkes diasporalarının bu halde olduğu bir milletten Çerkes Milli siyasetinin çıkamaması olağandır. Ancak tarihi neden öyle oldu diye bugünden yargılama hakkına sahip değiliz.
Onun İçin bugün ne yapabileceğimize bakmamız gerekiyor.
Öncelikle toplumsal eleştirinin ve özeleştirinin çok değerli bir şey olduğunu öğrenerek işe başlayabiliriz. Bunu yapabildiğimiz takdirde, asil, kahraman, sadık gibi içi boş avunmalar yerine, dünyada her şeyini kaybetmiş bir halk olduğumuz gerçeğini kabullenip, kaybettiklerimizin peşine düşebiliriz.
Toplumsal eleştiriyi normalleştirebilirsek, ideolojik mücadeleyi de öğreniriz. İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
Bu işbirlikçi kesimlerin yarattığı düşünce kirliliğini temizleyip cam gibi net bir biçimde, her türlü etkiden uzak halkımızın önüne “Çerkes Milliyetçiliği” fikrini koymalıyız.


692 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi