• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam115
Toplam Ziyaret724338
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.38257.4121
Euro8.95728.9931
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR?
14/11/2020

Bir fikrin siyasete dönüştürülebilmesinin şartları yerine getirilmediği takdirde o fikir sadece bir fikir olarak kalır. İnsanlar onu beğenebilir ya da eleştirebilir ama o fikir siyasete dönüşmez.
Bunun en önemli üç şartı vardır
1- Üzerinde toplumsal mutabakat sağlanmış kanonik bir metin. Toplumda heyecan yaratacak bir fikir.
2- Bu heyecan yaratacak fikri hedefine taşıyacak kadrolar.
3-Kadroların heyecan yaratacak fikri hedefine taşıyacak siyasi araç.
Siyasi parti, onu destekleyen STK’lar, yayın organları, sanatçılar,maddi kaynaklar, vd.
***
      İdeolojik netlik sağlandığı takdirde, Çerkesler’in Partisi de var, STK’sı da var, eğitimli insanları da var, Çerkes Milli Siyaseti’ni oluşturmak çok kolaydır.
 
Takip ettiğimiz yukarıdaki sıralamada en sıkıntılı olan kısım, Çerkes milli siyasetini yaratacak kadroların yokluğudur. Tarihsel perspektifte Çerkes halkının başına gelen en büyük talihsizlik olan soykırım ve köklerinden kopma insan kaynağımızla birlikte fikri üretimimizi de kurutmuştur. Can derdine düşmüş bir halk, çok geniş bir coğrafyaya saçılmıştı.
Çerkesler’in özellikle diasporada çiftçilik ve askerlik dışında bir seçeneği yoktu. Çiftçilik yapmak İçin köylere yerleşenler, izole bir yaşam sürdükleri için çok uzun süre dillerini ve kültürlerini azalarak da olsa bu günlere taşıyabildiler. Köyden kente çalışmak ya da okumak İçin gelenler ikinci nesilde asimilasyon girdabına kapılıp yok oldular.
Büyük sürgünle birlikte askerlik mesleğini seçenler, okuma imkanını bulanlar şehirlere yerleştiler. Neredeyse ilk nesilde, en çok ikinci nesilde asimilasyon girdabında yok oldular.
Ancak yine de Çerkesler için bir şeyler düşünen, bir şeyler yapmaya çalışanlar okumuş kesimden çıktı. Örgütlenme özgürlüğünün 1908 yılında gelmesiyle birlikte Çerkes Teavün Cemiyeti’ni kurdular.
İstanbul Beşiktaş’ta Çerkes Numune Mektebi’ni açtılar. İzmir’de ulusal azınlık haklarından Çerkesler’in de yararlanması gerektiğini bildiren bildiri yayınladılar. Ankara’nın yanında kurtuluş savaşına katılmaları onları hain olmaktan kurtaramadı.
Cumhuriyet dönemi ile başlayan Türk ırkçısı dalga, Türk olmayan diğer etnisiteleri zorla Türkleştirme savaşına girdi. Fiziki yok etme ve sürgün dışında aşağılama, dilini, kültürünü yasaklama gibi tedbirler devreye sokuldu. Yaratılan bu korku iklimi, kimliğini gizleme ve inkar etme davranışını beraberinde getirdi.
Kimliğinden vazgeçenlere makam ve mevki verilmesi, devlet imkanlarından yararlandırılması kimlik inkarını cazip hale getiren en önemli etkenlerden biridir.
Ayrıca kimliğini inkar etmenin en önemli güvende olma imkanını sağladığı iklimde, asıldan fazla saldırgan olmayı beraberinde getiriyor. Türkiye’de Türk’ten fazla Türkçülük yapan Çerkesler sağlıksız kişilik örnekleridir. Çift cinsiyetli insanlar gibi çift milliyetli insanlar da hastalıklı kişilerdir.
Ürdün’de Kralın yakın koruması, istihbaratını ve ordunun çekirdeğini oluşturmakla övünen Çerkeslerimiz de Kraldan fazla kralcı, Arap’tan fazla Arapçıdırlar.
Rusya’da 1 Temmuz 2020 yılında yapılan ölüm fermanımız olan anayasa oylamasında DÇB (Dünya Çerkes Birliği) Başkanı Hauti Sohrokov, “Bu anayasa oylamasına karşı çıkanlar bizden değildir” diyerek Rus’tan fazla Rusçu olduğunu göstermiştir.
Anavatanın ve Çerkes diasporalarının bu halde olduğu bir milletten Çerkes Milli siyasetinin çıkamaması olağandır. Ancak tarihi neden öyle oldu diye bugünden yargılama hakkına sahip değiliz.
Onun İçin bugün ne yapabileceğimize bakmamız gerekiyor.
Öncelikle toplumsal eleştirinin ve özeleştirinin çok değerli bir şey olduğunu öğrenerek işe başlayabiliriz. Bunu yapabildiğimiz takdirde, asil, kahraman, sadık gibi içi boş avunmalar yerine, dünyada her şeyini kaybetmiş bir halk olduğumuz gerçeğini kabullenip, kaybettiklerimizin peşine düşebiliriz.
Toplumsal eleştiriyi normalleştirebilirsek, ideolojik mücadeleyi de öğreniriz. İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
Bu işbirlikçi kesimlerin yarattığı düşünce kirliliğini temizleyip cam gibi net bir biçimde, her türlü etkiden uzak halkımızın önüne “Çerkes Milliyetçiliği” fikrini koymalıyız.


385 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi