• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam93
Toplam Ziyaret626633
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.74385.7669
Euro6.37606.4016
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Uçacak mıyız; Yoksa Uçuruma mı Yuvarlanacağız?
23/04/2017

16 Nisan 2017 tarihinde bir referandumu geride bıraktık.

Mümkün olduğunca soğuk kanlı olmaya çalışarak değerlendirme yapmaya çalışıyorum. Ama soğuk kanlı kalabilmenin ve objektif bir yerde durduğunuzu anlatabilmenin çok zor olduğunu düşünüyorum. İstesek de istemesek de oy kullanmış olan % 87 ve kullanmayanlar da taraf olmuştur. 

Peki toplumun yeni bir anayasaya ihtiyacı olmadığı için mi insanlar canhıraş bir şekilde getirilen bu değişikliğe karşı çıktılar?

Ya da evet diyenler içlerine sinerek ve anlayarak mı bu değişikliğe evet dediler? 

Tabi cevap her iki neden için de olumlu değildir. Toplumun yeni bir anayasaya ihtiyacı var. 

Faşist 12 Eylül cuntasının yaptırdığı bir anayasa ile yönetilmek bu ülkeye yakışmıyor. AB uyum yasaları çerçevesinde defalarca değiştirilmiş olan yürürlükteki anayasa artık 12 Eylül anayasası olmaktan çıkmıştır. Yapılması gereken toplumsal mutabakat ile çağdaş, toplumun tamamını kucaklayıcı, çoğulcu bir anayasa olmalıydı. 

AKP + MHP ittifakı tarafından apar topar kavga dövüş parlamentodan geçirilip halkın önüne getirilen teklif o kadar kötüydü ki, kendi taraftarlarından bile yeterli desteği görmedi.  Normalde AKP, MHP, BBP ve HÜDA-PAR'ın desteklediği bu teklifin  % 65-70 bandında oy alması gerekirdi. Ama devletin tüm imkanları kullanılarak, büyük paralar harcanarak, büyük baskılar ve tehditlerle yürütülmüş olan referandum kampanyasından şaibeli bir biçimde kıl payı evet çıkarılabilmiştir. 

Yani kötü bir malı satabilmenin ne kadar çok çabalarsanız çabalayın satılmasının çok zor olduğunu gösteren bir vaka olmuştur 16 Nisan referandumu. Türkiye halkına zorla kazıklanmış bir kötü mal olan bu yeni anayasa teklifi değişikliği ile Türkiye'nin sürdürülebilir bir yönetim sistemi oluşturabilmesi mümkün değildir. 

Bu tespitlerden sonra Türkiye'nin anayasalar ile imtihanına bir projeksiyon tutup, sonra da görüşlerimizi paylaşacağız. 

***

20 Ocak 1921 tarihinde kabul edilmiş olan ve tarihe 1921 anayasası olarak geçmiş olan anayasa metni en nötr, en sade, milliyetsiz ve en demokratik olandı. 23 Nisan 1920’de bir meclis kurarak yeni bir devlet kurmuş olan Ankara'daki direniş hareketinin bir anayasası yoktu. Bir direniş savaşı örgütleyen Ankara'daki yönetim, savaş yürütülürken gece gündüz çalışarak iki ay zaman ayırarak 24 maddeden oluşan Türkiye Cumhuriyetinin ilk anayasasını yapmıştır. 

1921 anayasasının hiç bir yerinde Türk kelimesi geçmiyordu. Çünkü yürütülen bağımsızlık savaşına Osmanlı’da yaşayan bütün etnik topluluklar katılıyordu. Çerkesler, Lazlar, Türkler, Kürtler, Araplar, Boşnaklar, Arnavutlar omuz omuza bir savaş yürütüyordu. Bu koşullarda yapılan bir anayasanın tek etnik topluma vurgu yapması eşyanın tabiatına aykırı olurdu. Nötr ve milliyetsiz olan 1921 Anayasası kuvvetler birliği ilkesini savunuyor ve bu yetkiyi meclise veriyordu. 

20 Nisan 1924 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 1924 Anayasası 105 maddeden oluşuyordu. 3 yıl önce yürürlüğe girmiş olan 1921 Anayasası’ndan çok farklı bir içerik taşıyordu. Nötr ve milliyetsiz olan 1921 anayasasının aksine içerisinde defalarca Türk, Türkler ve Türkçe kelimeleri geçiyordu. İttihatçılığın Türk ırkçısı kanadı bu 3 yıl zarfında mecliste ve yönetim kadrolarında gerekli tasfiyeyi yapmış ve yönetime hakim olmuştu. 

Yetkileri kuvvetler birliği çerçevesinde meclisin kendisinde toplamış olan 1924 Anayasası’nın 7. maddesi şöyle demekteydi: "Meclis, yürütme yetkisini kendi seçtiği cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği bakanlar kurulu eliyle kullanır. Meclis, hükümeti her vakit denetleyebilir ve düşürebilir. "

1924 Anayasası ile birlikte 1960 yılına kadar geçen sürede yarı başkanlık sistemi uygulanmıştır. Mustafa Kemal'in, yürütmenin fazla içinde olmaması, işlerin başvekil İsmet İnönü tarafından yürütülmesi parlamenter sistem varmış izlenimi yaratmaktadır. 1924 Anayasası 36 yıl yürürlükte kalmıştır. 

Kurucu meclisin 27/5/1961 tarihinde kabul etmesi ile 1961 Anayasası 9 Temmuz 1961 tarihinde yapılan referandum ile % 61.7 oy alarak kabul edilmiştir. Dibacesinde "Türk milliyetçiliğinden ilham aldığı" şeklinde ırkçı bir dili olmak ile birlikte demokratik bir anayasaydı. 

"Kuvvetler ayrılığı" ilkesini ilk defa Türkiye Anayasası’na sokan bu metin maalesef uzun ömürlü olamamıştır. 1963 yılından itibaren yönetime gelen sağ iktidarlar 1961 Anayasası’ndan hep yakınmışlardır. 1961 anayasasının getirdiği hakları kullanmak isteyen kitlelerin varlığı yönetenleri hep rahatsız etmiştir. Yüksek mahkemeler ve anayasa mahkemesi ilk defa bu anayasa ile yürürlüğe sokulmuştur. 152 maddeden oluşan 1961 anayasası 19 yıl yürürlükte kalabilmiştir. 

7 Kasım 1982 tarihinde oylanarak yürürlüğe girmiş ve 177 maddeden oluşan Kenan Evren cuntasının anayasası ile halen yönetilmeye devam ediyoruz. Askeri cunta koşullarında büyük baskılarla hayır demenin yasak olduğu bir ortamda % 92 oy alarak yürürlüğe girmiştir. 

Askeri yönetimin varlığına göre dizayn edilmiş 1982 Anayasası adeta bir yasaklar ve engeller anayasasıdır.  Onun için uzun zaman ona anayasa değil de amayasa denilmiştir. Örneğin "Basın hürdür, sansür edilemez. Devletin görevi basın hürriyetini sağlamaktır." Ama diye başlayıp en az bu cümlenin 20 katı yasak ve tahditleri sıralamaktadır. 1982 Anayasası Türkiye'nin en büyük ayıbıdır. Üzerinden 35 yıl geçmiş. Bu anayasayı değiştirmeyen sivil siyasetçilerin hepsinin içerisinde birer Kenan Evren gizlidir. 

Defalarca değiştirilmiş olan 1982 Anayasası son olarak 16 Nisan 2017 tarihinde bir referandumla yeniden değiştirildi. 1982 Anayasasına monte edilen bu 18 madde Türkiye'deki rejimi kuvvetler ayrılığı sisteminden çıkarıp "Kuvvetler Birliği" sistemine, yani otoriter bir sisteme geçişin yasal ve seçim yoluyla gerçekleştirilmiş adımıdır. 

Sayın Cumhurbaşkanı ve AKP kadroları referandum boyunca sürekli "Bu değişiklik Türkiye'yi uçuracak" demişlerdir. 

Türkiye de bugüne kadar yürürlüğe konmuş olan 4 anayasayı da madde madde ayrıntılı olarak inceledim. Anayasa değişikliğindeki 18 maddeyi de uzmanlarıyla tartışarak inceledim. 

Bu maddelerde Türkiye’yi uçuracak kanatları bir türlü göremedim. Ancak Türkiye’yi aşağıya çekip uçuruma yuvarlayacak bir çok pranga gördüm. 

Uçuruma yuvarlanırken de son kez uçulur. Dileriz bu uçuşumuz son uçuşumuz olmasın.



1524 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KAFFED, ESKİ HAMAM, ESKİ TAS… - 25/11/2019
Türkiye'de faaliyet gösteren Çerkeslere ve Kuzey Kafkasyalılara ait 170 civarında kurum var. 53 derneği ile Kaffed bunun % 30'unu temsil ediyor.
ÇERKES DAVASI, RUSYA ve RUSYA VESAYETİ ALTINA GİRENLERİN AYAK OYUNLARINA FEDA EDİLEMEZ! - 13/11/2019
Abhazya'nın ve Abhazya adına konuşanların Rusya'nın vesayeti altında olduklarını düşünemeyenlerle bizim de yürüyecek yolumuz olamaz zaten.
"KAFFED DEĞİŞİM HAREKETİ" ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 04/11/2019
Kaffed bunun gibi onlarca Çerkeslerin aşağılandığı ve hak ihlaline uğradığı bir çok olayda ses çıkarmamış ve meseleleri ört bas etmeyi tercih etmiştir .
YANLIŞ TEŞHİSLE, DOĞRU TEDAVİ YAPILAMAZ - 28/10/2019
Yüz yıldan bu yana ortaya koyulan tekçi politikalarla toplum hasta edildi. Doğru olan, çoğulcu politikalarla toplumu barışa ve refaha kavuşturup tedavi etmektir.
SEÇİMSİZ ZAMANDA SİYASET ÜRETMEK - 29/09/2019
ÇDP bu seçimsiz döneme dair eğitim, kadro ve örgütlenme çalışmalarına yönelik programını açıklamalı ve halkımızı bu programa dahil etmenin yollarını bulmalıdır.
ZAZA PARTİSİ, DEZA-PAR ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 16/09/2019
"Adğeğer cifiğer eri- Çerkeslik insanlıktır" diyen Çerkes halkının çocukları, Türkiye'ye İnsanlık vadeden diğer halklarla buluşmalı ve güç birliği yapmalıdır.
‘TEYZEMİZ İTİBARLI VE NÜFUZLU BİRİYDİ HERHALDE?’ - 01/09/2019
Cumartesi Annelerine, Galatasaray meydanını çok gören, onlara gaz, cop ve tazyikli su ile her türlü eziyeti reva gören bugünün nüfuz ve iktidar sahiplerini de Kenan Evren'in akıbeti gibi bir son bekliyor.
HASAN SEYMEN VE ÇERKESLERE SİYASET DERSLERİ - 20/08/2019
Ancak ÇDP yönetimi kadrolarının da, kendilerini bir Çerkes Derneğinden farklı konumlandırarak, Çerkes Halkıyla birlikte, Tüm Türkiye Halklarını kucaklayacak bir enerji ve fikri açılım ortaya koymaları gerekmektedir..
GEÇMİŞTE YAŞAYANLAR, BUGÜNÜ GÖREMEZ, YARINI KURAMAZLAR - 12/08/2019
Halkımız için elini taşın altına sokan güzel insanlar; gelin geçmişte yaşamaktan vazgeçip, bugünü doğru yorumlayarak, yarını kuracak mücadele yöntemlerini hep birlikte bulalım
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi