• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam268
Toplam Ziyaret724109
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.38257.4121
Euro8.95728.9931
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
2009'da Görülmeyen Çerkesler, 2019'da Hatırlandı
21/12/2017

"Yiğit bin yaşar,

fırsat bir düşer"

 

Hiçbir baskı düzeni sonsuza dek süremez. Zaman, kendini mutlak hakim gören düzenleri aşındırır ve yorar. Bu yorgunluk ve tükenmişlik haline mutlaka bir çıkış yolu arar ve bulur toplumlar.

Türkiye Cumhuriyeti'nin temeline yerleştirilmiş olan Türk Irkçılığı, tek tip insan yaratma ideolojisi ülkeyi haddinden fazla yormuştur. Kendini farklı gören tüm kesimler, inanılmaz eziyetler görmüşlerdir. Aşağılanan ve her türlü baskıya maruz kalan etnik topluluklar asimile edildiler ve kimlik inkarına yöneldiler. Devletin istediği gibi değil de, kendi inancına göre yaşamak isteyen tüm dini kesimler müslüman, alevi, hıristiyan farkı gözetmeksizin ezildiler. Muhalif düşünceye sahip sol kesimlerin uğradığı baskı ve zulümlerse saymakla bitmez. Hatta devletin istediğinden daha fazla ırkçılık yapan  Turancılar bile idamla yargılanabildi bu ülkede.

Devletin içinden ve dışından yaşanan bu duruma eleştiriler ve muhalefet de her zaman sürmeye devam etti. Ama Türkiye'nin demokratikleşmesi bir türlü sağlanabilmiş değil. Turgut Özal'dan "federasyon dahil her şeyi tartışabilmeliyiz bu ülkede" sözünü duyduk. Demirel "Kürt realitesini tanıdık" dedi. Mesut Yılmaz "Avrupa Birliği'nin yolu Diyarbakır'dan geçer" demişti. Ancak bu sözler söz olarak kaldı. Bu lafları edenler ülkenin demokratikleşmesi adına bir adım bile atamadılar.

Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Türkiye’deki tabuların kırılması anlamındaki en önemli adım, 2009 yılında başlatılan "Demokratik açılım süreci" olmuştur. Bu süreç devam ettirilmemiş ve bugün ülke çok geri noktalara götürülmüş olmasına rağmen, Türkiye’deki ırkçı tabunun krılması anlamında bir milattır.

Avrupa Birliği'nin dayatması, içeride ve dışarıda verilen mücadeleler sonucu devlet, bu ülkede Türk'ten başka milletlerin de yaşadığı gerçeğini kabul etmek zorunda kalmıştır. Devlet ilk defa Kürtçe yayın yapan bir televizyon kanalı açmıştır. Bu kanal, yani TRT ŞEŞ, sekiz yıldan beri Kürtçe yayın yapıyor ve ülke bölünmüyor. Yine bu dönemde yapılmış Kürt, Alevi, Roman çalıştayları ilgi ve heyecanla takip edilmişti.

Bizler sıranın "Çerkes Çalıştayı"na gelmesini ve Çerkes taleplerinin devlet nezdinde kabul göreceği zamanı beyhude bekledik. O zaman faaliyette bulunan Çerkes kurumları süreci okuyamamış ve bir talep dile getirmeyi uygun görmemişti. Devlet nezdinde yapılan yoklamalarda da "Çerkeslerin bir talebi yok ki, onlarla neden çalıştay yapalım" cevabı alınmıştı. Çünkü Çerkesler görünmedikleri için üzerleri çizilmişti.

Bu koşullarda 2011 yılının Şubat ayında oluşturulan ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi) ile meydanlara çıkan Çerkesler, Çerkes meselesini "Görünür Kılmak" ve taleplerini dünyaya duyurmak için yola çıktılar. Dört miting, bir çalıştay, onlarca eylem, defalarca hükümet ve siyasi parti temsikcileri ile görüşmeler yapıldı. Ancak Çerkeslerin talepleri ısrarla görmezden gelindi.

***

2009 "Demokratik Açılım Süreci"nde görmezden gelinen Çerkesler, 2019 Cumhuebaşkanlığı seçimlerine giderken birden bire hatırlanıverdi.

Neden acaba?

Bu sorunun cevabını ararken,yaşanan gelişmelere de kısa bir projeksiyon tutacağız.

ÇHİ'nin başlattığı eylemlilik süreci, derneklerine kapanıp görünmez olan Çerkesleri, "Görünür" kılmıştı. Çerkes taleplerine kulaklarını tıkayan devlet, gösterilen eylemlilik sonucu, AB İlerleme raporlarına girmeye başlayan Çerkesleri büyük bir dikkatle izlemeye başlamıştı. Devlet büyükleri konuşmalarına "Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkesi" diyerek, Çerkesleri de hatırlamaya başlamışlardı. 21 Mayıslarda devlet en üst düzeyde "acılarınızı paylaşıyoruz" demeye başlamıştı.

Bu arada diaspora  Çerkeslerinin tek kadın örgütlenmesi olan "Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti" yaptığı olağanüstü çalışmalarla gündeme geliyordu. Adığe Dil Derneği, dil adına bir devlet gibi çalışıyor ve devlet nezdinde kabul görüyordu. Çerkes-Fed Anavatanda ve tüm Çerkes diasporalarında örgütlenme alanının çok daha ötesinde bir etki yaratıyordu. Yani Çerkes Halkı görünür oluyor ve ben varım diyordu.

Ama bu süreçte asıl etkiyi yaratan ÇDP (Çoğulcu Demokrasi Partisi)’dir. 2014 yılının Ağustos ayında kurulan ÇDP, 7 Haziran 2015 seçimlerine dokuz bağımsız adayla katılarak, Çerkesleri tüm dünyada siyasi bir aktör haline getirmiştir.

ÇDP'nin adayları seçilememişlerdir ama iktidar partisi AKP'ye Kayseride bir, Samsun’da bir, İstanbul birinci bölgede bir milletvekili kaybettirerek toplam üç milletvekiline mal olmuşlardır. Her türlü araştırma verisine sahip iktidarın bunu görmemesi mümkün değildi. 1 Kasım 2015 seçimlerinde AKP, Hülya Nergis Atçı'yı aday göstererek Çerkes milletvekili kontenjanını açmıştır. Kaynar festivaline verilen destek, Adığe Dil Derneği Kültür Merkezi’ne verilen destekle iktidar Çerkeslere yaklaşmaya başlamıştır.

2019 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde % 50+1 oy gerekmektedir. Böylesi bir dönemde, siyasi anlamda örgütlenmiş Çerkesleri görmeyenlerin kazanma şansı yoktur. Biz bu gerçeğin farkındayız. Onurlu duruşumuzdan taviz vermeden, hakkımız olan taleplerimizi bu dönemde devletten alacağız.

2011 yılından beri dile getirdiğimiz, Çerkes Televizyonu, Çerkes Kültür Merkezleri ve Çerkes Müzesini bir seçim rüşveti olarak değil, bir hak olarak görüyoruz. Merkezine Çerkes Halkının taleplerini koyarak Türkiye devleti ile de, başka devletlerle de görüşülebilir. Bu son derece doğaldır.

Bu süreçte bazı kişi ve kurumlar suret-i haktan görünerek, süreci inşa etmiş gibi ortalıkta dolanıyorlar. Onların yalancı pehlivan pozlarına bu halkın karnı tok. Bu süreci yaratan, ÇHİ'nin eylemlilik süreci ve oluşturduğu kurumlardır. Rusya'nın ve Türkiye'nin formatladığı, güçlü bir Çerkes diasporasının oluşmasını istemeyen bazı çevreler bu süreci itibarsızlaştırma ve sabote etme gayreti içerisindedirler. Bunların halkımız nezdinde bir kıymeti yoktur ve olmayacaktır.

       Biz halkımıza sağlayacağımız hakların gururu ile anadilimizde şarkılar, şiirler, romanlar üreterek varlığımızı geleceğe taşıyacağız. 


1891 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi