• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam149
Toplam Ziyaret559585
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.32205.3433
Euro6.05296.0772
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Hareket Etmeyenler, Zincirlerini Fark Etmezler
31/08/2014

Bir Halk düşünün,

Dünyanın en uzun süreli vatan savunması ve direnişini gerçekleştirmiş.

Bir Halk düşünün,

Dünyanın en büyük ordusuna karşı, orantısız bir güçle direnmiş.

Bir Halk düşünün,

Bu katliam yaşanırken, bütün dünya onu sessizce seyretmiş.

Ve bu halkın evlatları bugün insanı kahreden bir sessizlik ve hareketsizlik içerisinde.

Bahsettiğimiz ve düşünmenizi istediğimiz halk ise Çerkes Halkıdır.

Yaşanan bu süreci ve hareketsizliği anlamaya çalışmamızdan bile rahatsız olanlar  var içimizde.

Oysa toplumlar ilerleyebilmek için, önce durum tespiti yaparlar, bu durumda olunmasının teşhisini koyarlar, toplumsal eleştirisini yaparlar, durumu tedavi ederler ve yollarına devam ederler.

Bu kadar kahramanca direnebilmiş yiğit bir halkın evlatları, bugün ne anavatanında ne de diasporalarında kendi adlarına neden bir talep dile getirmeye korkuyorlar ?

Defalarca sorduğum, yazdığım ve cevabını aradığım bu soruyu değişik açılardan irdelemeye çalışıyorum ve bunu yapamaya devam edeceğim.

Çerkes Halkı üç yüz yıllık Ruslara karşı verdiği mücadelesini kaybedip, anavatanından % 95 oranında sürüldü. Bir halkın yaşadığı toprakları terk etmeye zorlanması da soykırımdır.

Osmanlı topraklarına bir uçtan bir uca dağıtılmış olan Çerkesler bunun ne demek olduğunu anlayamayacak durumdaydı. Bugünkü coğrafyada Yugoslavya’dan Irak'a kadar serpiştirilmiş bir halkın yok olması kaçınılmazdı.

Osmanlı’da milliyet değil de tebaa olmak önemliydi o dönemde. Dolayısıyla Çerkeslerin Çerkes olarak yaşamasıyla olumlu ya da olumsuz yönde ilgilenen bir devlet yapısı yoktu.

Olumsuz yönde ilgilenen olmayınca yaralar sarılabiliyordu. Büyük sürgünde çok önemli bir bölümü Balkanlara yerleştirilmiş olan Çerkesler de kısa zamanda toparlandılar. 93 harbi diye bilinen 1878 yılındaki Osmanlı-Rus Harbine bütün güçleriyle müdahil oldular. Ancak Osmanlı kaybedince sürgünden 15 yıl sonra Osmanlı içerisinde bir sürgün daha yaşadılar. 1879 yılında yapılan Berlin anlaşmasına konan bir madde ile Anadolu içlerine ve Ortadoğu’ya gönderildiler.

Osmanlıda en iyi bildikleri meslek olan askerlik sayesinde devlet nezdinde yer edindiler. Osmanlının bütün savaşlarının içinde yer aldılar. Ancak Balkanlarda Hıristiyan tebaanın yaşadığı topraklar hızla kaybedildi.

1889 yılında Askeri Tıbbiyenin bahçesinde toplanarak dört kişi İttihat ve Terakki Cemiyetini kuruyordu.  Bu dört kişiden biri Çerkes Mehmet Reşit’ti. İttihat Terakki Abdülhamit’le girdiği mücadeleyi kazandı. Ama Osmanlı Devletini de batırmayı başardı. İttihat Terakki Türk Irkçılığını (Faşizmi) esas alan ideolojik bir örgüttü. Kaybedilen Balkanlardan sonra Türklerin tutunabileceği olan Anadolu’nun, Hıristiyanlardan arındırılıp müslümanlaştırılması ve Türkleştirilmesi gerekiyordu.

Faşizm tek tek toplulukları ve halkları yutarak ilerler. Almanya’da Türkiye Halklarından çok daha bilgili, bilinçli ve etkili olan Yahudiler Hitlerin ilerleyişini nasıl engelleyemedilerse, Türkiye’de de halklar ırkçı İttihat ve Terakkinin ve devamı olan Kemalizm’in ilerleyişini engelleyemediler ve tek tek teslim alındılar.

Osmanlıyı Birinci Dünya Savaşına sokan İttihat Terakki savaşı bahane ederek Ermenilere saldırdı. "Yedi Ermeni öldüren doğrudan cennete gider" propagandası camilerde yapılarak, Türkler, Kürtler, Çerkesler Ermenilere saldırtıldı. Birbuçuk milyon Ermeni Anadolu Topraklarını terk etmek zorunda kaldı.

Birinci Dünya savaşını kaybeden Almanaya’nın yanında yer alan Osmanlı da yenik sayıldı.

Osmanlı’nın enkazından yeni bir devlet çıkarmanın mücadelesine giren ittihat terakkinin B takımı da ittihat terakkinin politikalarını aynen uyguladı. Girişilen Kurtuluş Savaşına bütün güçleriyle katılan Çerkesler daha savaş bitmeden hain ilan edilip cezalandırılan ilk halk oldu.

1921 yılında Çerkes Ethem'in tasfiyesi ile birlikte, Mustafa Kemal diktatörlüğünü ilan etti.

1922'nin Aralık ayında Manyas'ın Mürvetler köyü sürülerek deneme yapıldı. Tepki gelmeyince Gönen ve Manyas'ın 13 köyü daha sürüldü. 22 Çerkes köyü daha jandarma tarafından çevrilerek malları sattırılarak sürgünü beklemeye başladı.

Lozan anlaşmasında af dışında tutulan 150'lilikler listesinin 87'si Çerkestir. 150'likler listesindeki Çerkesin bir çoğu sıradan köylülerdir. Ancak tanıdığım  bazı 150'likler listesinde yer alan kişiler, sıradan köylüler olmalarına rağmen sıradan kişiler değillerdi. 150'likler

listesinde bulunan Büyük Amcamız Habraçü Arap Mahmut gözü karalığı, yiğitliği ve adaleti ile o dönemde bölgede son derece saygınlığı olan biri idi. Yine köyümüzden 115 yaşında vefat eden Luv Dede veteriner, hekim ve bir bilge kişi olarak bölgede son derece saygın bir kişiliğe sahipti. 150'lilikler listesinde sürülenler aslında birer halk önderiydiler. Bu operasyonla da Çerkeslerin beli bir daha doğrulmamak üzere kırılmıştı.  

1924 yılında imzalanan Lozan anlaşmasına ilave edilen mübadele maddesi ile Türkiye’deki Hıristiyanlar Yunanistan’a, Yunanistan’daki Müslümanlar da Türkiye’ye  göç ettirilmiştir.

Bir milyon iki yüz bin Hıristiyan Yunanistan'a gönderilirken, üç yüz bin Selanikli, Giritli, Pomak ve Çingene Türkiye’ye getirilerek, Anadolu Hıristiyanlardan arındırılarak müslümanlaştırma operasyonu  tamamlanmıştı.

1926 yılında uydurulan “Mustafa Kemal'e suikast” davası ile bütün muhalifler, Mustafa Kemal'in en yakın silah arkadaşları dahil tasfiye edilmişti. 1927'de Sarayburnu'na dikilen ilk heykelinden sonra, yüzlerce Atatürk Heykeli yaptırılıp diktirilerek Kemalist diktatörlük perçinlenmişti.

Solcular, Müslümanlar ve gayri müslimlere dünya zindan edilirken, Karadeniz bölgesindeki Laz, Gürcü, Ermeni, Rum yerleşim yerlerinin binlercesinin isimleri değiştiriliyordu.

İttihatçıların ve Kemalistlerin Anadolu’nun Türkleştirilmesi oyununu Kürtler bozdular. 1924 yılında, Şeyh Sait isyanından başlayarak tam 25 kez isyan ettiler Kürtler. Katliamlar, sürgünler, hapisler ve işkencelerle dolu bir süreç yaşandı. 1984'te devlet terörüne karşı PKK'nın başlattığı mücadele otuz yıl bastırılamadı. Yaşanan maddi ve manevi kayıplar, Türkiye’nin taşıyamayacağı boyutlara gelince Kürt realitesiyle yüzleşmek ve barışmak ihtiyacı doğdu.

2009 yılında başlatılan demokratik açılım sürecinde, devletin amacı terörü bitirmekti. Devletin açmış olduğu TRT ŞEŞ, Kürtler sevildiği için, Kürtçenin gelişmesi için değil, Roj Tv'nin bölge halkı üzerindeki etkisini kırmaya yönelik olarak açıldı.

Demokratik açılım sürecine,Kürtler silahlı mücadele verdikleri için, Aleviler Avrupa İnsan Hakları mahkemesine başvurdukları için, Romanlar ise Avrupa ve Türkiye’de Kriminal vakalar oldukları için dahil edildiler. Diğer etnik kesimler, talep etmeyen, sorun çıkarmayan unsurlar oldukları için Türkleşmiş kabul edildiler ve sürecin dışında tutuldular.

Demokratikleşmenin tüm toplum kesimlerini kapsaması gerektiğine inanan, kimlik bilinci olan Çerkesler, zincirlerinden kurtulmak ve özgürleşmek için harekete geçtiler ve ÇERKES HAKLARI İNSİYATİFİ'ni oluşturdular. ÇHİ üç buçuk yıllık süreçte Çerkes meselesini "görünür kılarak" kamuoyu gündemine taşıdı. Mitingler, çalıştaylar, siyasi temaslar ve bağımsız Çerkes Kurumları oluşturuldu.

Çerkes Halkının tarihinde bugüne kadar düşünülmemiş olan siyasi parti düşüncesi ortaya atıldı. 9 Ağustos 2014 tarihinde "ÇOĞULCU DEMOKRASİ PARTİSİ" İçişleri Bakanlığından mazbatasını alarak resmen kuruldu.

ÇOĞULCU DEMOKRASİ PARTİSİ, Çerkesler aracılığıyla, Türkiye Halklarına demokrasi ve çoğulcuk anlamında önderlik etme misyonu ile yola çıkmıştır.

Çoğulculuk, özgürlükçü olmayı beraberinde getirir.

İnanç özgürlüğü; inananların inanış biçimlerine saygı gösterirken, inanmayanların da inanmama özgürlüğüne saygı gösterir.

Düşünce özgürlüğü; toplumdaki bütün düşünce akımlarına saygılıdır. Bir toplumsal koalisyon ve gökkuşağı renklerinin bileşkesini oluşturmayı hedefler.

Etnik kimliklere saygı; Bugüne kadar etnik kimlik siyaseti yürütmüş olan ÇDP kadroları her türlü etnik kimliğe saygı gösterir. Kültürlerinin geliştirilmesi için mücadele eder.

Toplumsal muhalefet geliştirerek, devletten talepte bulunma ve haklar elde edebilme sürecinin başlangıcı "toplumsal eleştri"dir. Onun için ÇDP İçerisinde eleştri ve özeleştri mekanizmaları sonuna kadar işletilecektir.

ÇDP, kendi içerisinde ve dışarısındaki statükocuların engelleme çabalarını boşa çıkararak, Çerkeslere ve Türkiye Halklarına önderlik etmek üzere Türkiye ufkuna bir güneş gibi doğmuştur.



Paylaş | | Yorum Yaz
1547 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi