• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam133
Toplam Ziyaret568762
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.31035.3316
Euro6.02216.0462
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Soykırımın 150. Yılında Çerkes Halkı’nın Varlığı ve Direnişi Bir Mucizedir
10/02/2014

İnsanlık tarihinde yüz elli yıl çok önemli bir zaman dilimi değil. Ancak yaşadığımız son yüz elli yıl, insanlık tarihi açısından çok önemli altüst oluşların yaşandığı bir dönem olmuştur.

1800'lü yıllarda dünyada üç büyük güç hüküm sürüyordu: İngiltere, Rusya ve Osmanlı imparatorluğu.

İngiltere topraklarında güneş batmayan imparatorluğunu inşa ederken, Rusya sıcak denizlere ulaşmayı hedefleyen karasal bir imparatorluk olarak tarihteki yerini alıyordu. Osmanlı ise su alan bir gemi gibi batma sürecini yaşıyor ve dağılıyordu.

Amerika, Asya ve Afrika’da Avrupalıların sömürgesi olan birçok ülke, verdikleri ulusal kurtuluş mücadeleleri sonucu bağımsızlıklarını kazanıyorlardı bu süreçte.

Bu süreçte insanlık iki büyük dünya savaşını yaşıyor, on milyonlarca  insanını kaybediyordu.

İnsanlık sosyalist üretim tarzını deneyip, başaramıyordu.

İkinci dünya savaşı sonrası İngiltere, topraklarında güneş batmayan imparatorluğunu kaybedip bir adaya çekilirken; İngiltere’nin eski sömürgesi olan ABD'nin hükmü sürmeye başlıyordu dünya üzerinde.

Rus Çarlığı, bir karasal imparatorluk olarak kalmamak için önce Karadeniz’i ele geçirmek zorundaydı. Karadeniz kıyılarının tarihsel sahibi olan Çerkesler’in ve Tatarlar’ın yok edilmesi ile sonuçlanıyordu Rusya’nın bu isteği.

***

Osmanlı için de, Çerkesler için de sonun başlangıcı 1829 yılında imzalanan Edirne anlaşmasıdır.

1789 Fransız Burjuva İhtilali sonucu ortaya çıkan milliyetçilik ideolojisi, Avrupa kıtasındaki ve dünyadaki bütün halkları etkilemişti.

Osmanlı hızla Avrupa’dan sökülüp atılıyordu. Osmanlı 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşında ağır bir yenilgiye uğrayıp çok ağır şartlarda bir anlaşma yapmak zorunda kalıyordu. Edirne anlaşması ile Yunanistan’ın bağımsızlığı tanınıyor, Eflak ve Boğdan'a özerklik veriliyordu. Ve Osmanlı Çerkesya üzerindeki tüm haklarını Rusya’ya devrediyordu.

Osmanlı hiçbir zaman sahip olmadığı, Çerkesyayı rahatlıkla Rusya’ya devrederken, Rusya da Çerkesya’nın  tapusunu ele geçiriyordu. Ruslar tapusunu ele geçirdikleri Çerkesya’yı işgal etmenin savaşını verirken bütün dünya seyrediyordu.

Çerkesler için sonun başlangıcı aslında 1864 değil, 1829’dur. Çerkes-Rus savaşının en kanlı dönemi son 35 yılıdır.

Bu kadar orantısız iki gücün kavgasında mukadder olan Çerkeslerin yenilgisiydi. Ruslar Çerkesya’yı ele geçirirken, yaptıkları katliamla yetinmeyip, o toprağın sahibi Çerkeslerin tamamını Çerkesya’dan söküp atıyor ve Çerkeslerin kökünü kazıyordu.

1864'te insanlık daha adını koymamıştı ama Rusya’nın yaptığı bu katliamın adı "SOYKIRIM"dı.

***

Savaşlarda sürekli kan kaybeden Osmanlı’nın taze kana ihtiyacı vardı. Müslüman ve sadık Çerkesleri bağrına(!) basıp kanlarından istifade etmesinde hiçbir sakınca yoktu.

Osmanlıda da oyun ve plan hiç bitmezdi. Bu gelen Çerkeslerin soyunun tükenmesi için onların birbirinden uzak ve küçük birimler halinde yerleştirilmeleri gerekiyordu. Yugoslavya’dan Irak'a kadar son derece geniş bir alana serpiştiriliyordu Çerkesler.

Sürgün, önce ağırlıklı olarak Balkan coğrafyasına yapılıyordu. Ancak sürgünden 15 yıl sonra çıkan Osmanlı-Rus savaşında Osmanlının yanında saf tutarak, yerleştikleri coğrafyadaki Hristiyan ahaliyi rahatsız ettiler.

Ve Çerkeslere yeni sürgün yolları göründü. 1879 Berlin anlaşmasına konan bir madde ile Balkanlardaki Çerkesler Anadolu içlerine ve Ortadoğu coğrafyasına sürülüyordu. Yeni sürgün yeni ölümler yeni zulümler demekti. Oysa Balkanlarda rahat dursaydı Çerkesler, bugün Çerkes nüfusun çok önemli bir bölümü Avrupa’da yaşıyor olacaktı.

Osmanlı askeri ve sivil bürokrasisinde tutunabilen Çerkesler, 1908’ de meşrutiyetin ilanıyla Osmanlı’daki ilk örgütlenmeleri Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti’ni kuruyorlardı. Ancak Osmanlının meşruti döneminden altı yıl sonra birinci dünya savaşı başlıyor ve tüm halklarla birlikte binlerce Çerkesin de kanı akıyordu.

Birinci Dünya Savaşı sonrası Osmanlıdan doğan onlarca devletin sınırları içinde kalan Çerkesler birbirleriyle ilişki kurabilmekten çıkıyordu. Yine Birinci Dünya Savaşı içerisinde Bolşeviklerin Rusya’da yönetimi ele geçirmesi Çerkeslerin lehine kazanımlar yaratırken, diaspora ile anavatan arasına demirperde örülüyordu.

Osmanlının enkazı üzerine kurulan Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı’na var güçleriyle katılıp kan kaybediyorlardı. Ama  verilen kurtuluş savaşı sonrası hain damgasını yiyor, sürgünlere tabi tutuluyor, dillerinin, kültürlerinin ve ulusal varlıklarının yok edilmesi için her türlü baskı uygulanıyordu.

Soykırım sonrası 150 yıllık sürgün yaşamının 90 yılı Türkiye Cumhuriyeti dönemini kapsıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nde farklı olan her şeye ve herkese karşı inkar, imha ve asimilasyon politikaları uygulanıyordu. Uygulanan bu politikalar büyük ölçüde başarılı oluyordu.

***

2014 yılı Çerkes soykırım ve sürgününün 150. yılıdır. Bu yüz elli yıllık tarihi satır satır okuduğumuzda, her altüst oluşta ve çalkantıda kaybedenin hep Çerkesler olduğunu görüyoruz.

Kimse kendini düğünümüz-derneğiz var diye kandırmasın.

Malesef sonuç ortada.

Bu kadar çok kaybeden bir halkın çoktan yok olması gerekirdi.

Ama 150 yıldan sonra Çerkes halkında hala umut var.

Hala direniyor ve ses veriyor.

Ve bu bir mucizedir.

Anavatanda ve diasporada hapsedildikleri derneklerin ve xaselerin duvarlarının dışına taşarak kendi ulusal politikalarını yapmayı öğreniyorlar artık.

Ne Rusya’nın, ne Türkiye’nin ne de baskıcı Arap rejimlerinin gücü ve politikaları Çerkes Halkını yok etmeye yetmedi ve yetmeyecek.

Çerkes Halkının içindeki, Rusya’nın, Türkiye’nin ve tüm yabancı güçlerin işbirlikçileri tasfiye edilecektir.

Soykırımcıların ve asimilasyoncuların karşısına dikilerek haklarımız geri alınacaktır.

Çerkes Halkı kendi ulusal politikalarını oluşturarak insanlık ailesindeki onurlu yerini alacaktır.

Haydi Çerkes sürgün ve soykırımının 150. yılını Çerkeslerin diriliş yılı yapmak için omuz omuza!



Paylaş | | Yorum Yaz
2319 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkes Halkının Siyasi Aklı ÇDP'dir - 11/02/2019
Çerkes halkının hayırlı ve fedakâr evlatları, varlıklarını geleceğe taşımak için Çoğulcu Demokrasi Partisi’nin fiziksel, maddi ve ideolojik anlamda içini mutlaka dolduracaklardır.
Çerkes Diaspora Tarihinin Fenomeni ÇDP'dir - 15/01/2019
31 Mart 2019 yerel seçimlerinde ÇDP ve Çerkes halkı bir kez daha çok önemli bir sınava hazırlanıyor. 31 Martta bir kez daha “bu ülkede Çerkeslerde yaşıyor! Onları görmek ve tanımak zorundasınız" diyecekler.
2018, Çerkes Diaspora Örgütlenmesinin 110. Yılıdır - 31/12/2018
1908 yılında yaratılan demokratik ortamda ortaya çıkan Çerkes örgütlenmesi 110 yıllık çok değerli bir tecrübedir. Bu değerli tecrübe günümüz kuşaklarınca bilinmemektedir.
Çerkeslerin Dinle ve Müslümanlıkla İmtihanı - 16/12/2018
Rusya'nın asimilasyona hizmet eden bu tür dini oluşumları el altından desteklediğini biliyoruz.
Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi