• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam76
Toplam Ziyaret657171
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.63816.6647
Euro7.27057.2996
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Rusya ve Türkiye ile Hesaplaşmadan Çerkes Davası Yaratılamaz
25/06/2017

1970'li yıllarda bir Çerkes Milliyetçisi olarak geldiğim İstanbul'da sokaklara yazılan ve en çok atılan "Halklara Özgürlük" sloganı beni büyülemiş ve sol cenahta yerimi almamı sağlamıştı.

En fazla okuduğumuz kitaplarsa Lenin'in "Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı", Stalin'in "Milli Mesele", "Marksizm Ulusal Sorun Sömürge sorunu" ile Mahir Çayan'ın "Kesintisiz Devrim”i idi. Tabii bu kitaplarda aradığımız şey, Çerkes meselesinin ustalarda nasıl konumlanıyor olması idi. Ama aradığımızı hiç bir zaman bulamıyorduk. Solcu arkadaşlarımıza "Çerkeslerin durumu ne olacak?" diye sorduğumuzda, "Çerkesler bir ulus değil, ulusal azınlıkların ne hakkı olacakmış?" cevabını alıyorduk. Bunun üzerine solculara sosyalizmde azınlıkların ve Çerkeslerin yerini öğretmek için "Ulusal sorun ve Çerkeslerin konumu" isimli kitabı kaleme alıdık. Kitapta Çerkeslerin de özerk bölgeleri ve özerk yönetimleri olabileceğini dile getirdiğimiz için Çerkes bölücüsü olarak hapisle cezalandırıldık.

O yıllarda sol içindeki en önemli meselelerden biri de Rusya karşısında takınılan tavırdı. Sovyet-Çin çatışması Türkiye'ye de yansımış, Türkiye solunda çatışmalara ve cinayetlere sebep olmuştu.

Halkın Kurtuluşu, Halkın Birliği, Halkın Yolu, Halkın Sesi ve Partizan (biz onlara kısaca halkın sülalesi diyorduk) gibi Çin yanlısı gruplar, Sovyetler Birliğini "sosyal emperyalist", TKP ve İGD gibi Sovyet yanlısı örgütleri de "Sosyal Faşist" olarak suçluyorlardı. 

Sovyet yanlısı siyasi gruplar da Çin yanlısı grupları "Maocu Bozkurtlar"olarak suçluyor ve aralarında kavga hiç eksik olmuyordu. Biz de Sovyetler birliğini revizyonist olarak niteliyor, Küba ve Güney Amerika devrimlerini takip ediyorduk. 

Yani 1980 öncesi Türkiye solunda özgün olan hiçbir şey yoktu. 1980 askeri darbesi ile büyük bir yara alan Türkiye solu bitmişti.

Bugün önemli bir bölümü Kürt hareketinin gölgesinde yaşarken, çok önemli bir bölümü de ulusalcı ve şoven bir çizgiye kayarak sol niteliğini yitirmiştir. 

Böyle bir iklimin içinden yetişmiş Çerkes solunun da, kendi halkına yönelik hiçbir özgün önerisi olamamıştır. Geçmişte Rusya'yı "Sosyal Emperyalist" olarak görmüş olanlar da dahil bugün Rusya'yı halâ sosyalist zannetmektedirler. Bu yüzden Rusya'da Çerkeslere ve diğer halklara yönelik hak ihlallerinde seslerini çıkartmamakta, Rusya'ya destek vermektedirler.

Dönüşçülerimizse, dönebilmenin yegâne şartı olarak Rusya'yı sevmeyi, saymayı, Rusya ile iyi geçinmeyi, ideolojilerinin amentüsü olarak savunmaktadırlar. Dolayısıyla atalarına uygulanan soykırımı görmezden gelip, “biz Rusçuyuz” demekten utanmamaktadırlar. Ruhunu Rusya'ya satmış olanların, Çerkes davasında bir yeri yoktur ve olmayacaktır. Çerkes halkı bir iç hesaplaşma yaşamaktadır. Bunu son derece sağlıklı buluyorum. Kendi iç hesaplaşmasını gerçekleştirip cephesini oluşturamayan halkların bir dava yaratabilmeleri mümkün değildir. 

Özünü Çerkes milliyetçiliğinin oluşturduğu cephe, soykırımcı Rusya'yı ve onun iş birlikçilerini paranoya derecesinde korkutmaktadır. Önce iş birlikçileriyle sonra da Rusya ile hesaplaşma artık kaçınılmaz bir hal almıştır.

***

Anavatanımızda sığıntı olmayı kabul etmiş dönüşçülerimizle kendini solcu zanneden zevata Rusya, soykırımı perdelemek için bir sakız vermiş, onlar da onu çiğneyip ortaya bir fikir sürdüklerini zannetmektedirler.

Şöyle demektedirler; 

Sürgün ve soykırımın ana sorumluları olarak, 

a- Çarlık Rusyası

b-Osmanlı İmparatorluğu

c-Britanya Krallığı

d-Çerkes din adamları ve beyleri

Bir meselenin analizinde ana çelişki ve tali çelişki olarak meselelere yaklaşan bir yöntem izlenir. Eğer Rusya Çerkesya'ya saldırıp halkımıza soykırım uygulayıp zorla Osmanlı Devleti'ne sürme kararı almasaydı burada ne Osmanlının, ne Britanya Krallığının, ne de Çerkes din adamları ve beylerinin bir suçu olamazdı.

Burada ana sorumlu Çarlık Rusyası, tali sorumlular da Osmanlı Devleti, Britanya Krallığı, Çerkes din adamları ve beyleridir. Meseleyi bu şekilde ortaya koymazsak Rusya'nın suçlarını ve günahlarını örtmeye yönelik bir çaba içerisinde oluruz ister istemez.

Osmanlı ve Türkiye'nin suçlarını daha sonra konuşacağız, Britanya İmparatorluğunun Rusya ile eşit şartlarda ne gibi bir suçu vardır? Britanya'nın İstanbul büyük elçisi David Urquhart'ın Çerkesyayı ziyaret etmesi, yardım vaadinde bulunması, İngiltere'nin bu yardımları yapmamasını, İngiltere'nin bu soykırımda Rusya ile eşit şartlarda sorumluluğu vardır demek kesinlikle Rusya'nın suçunu örtme manipülasyonundan başka bir şey değildir.

Yine Çerkes din adamları ve beyleri istedikleri kadar çaba harcasaydılar da, Rusya zorla sürgün kararı çıkarmasaydı hiç kimseyi Osmanlı devletine getiremezdiler. Tabi satılmış din adamları ve beyler yok muydu? Tabi ki vardı, bugün de olduğu gibi. Bu soykırım ve sürgünde Çerkes din adamları ve beylerinin sorumluluğu da son derece talidir.

Osmanlı ve Türkiye'nin suçları ise soykırım ve sürgün kararı gerçekleştikten sonra başlamaktadır. Rusya soykırım asli failidir, Osmanlı ve Türkiye ise kültürel soykırım (asimilasyonun) failidir.

Osmanlı iskan politikası Çerkesleri, Balkanlardan Ortadoğuya kadar son derece geniş, birbirinden uzak ve en sorunlu bölgelere yerleştirerek asimile etmeyi hedefliyordu. Osmanlı topraklarına adım atar atmaz 14 yaşından 40 yaşına kadar bütün Çerkes erkeklerinin askere alınarak, ayak bastı parası yerine kanla ve canla bedelinin ödetilmesi de bir suçtu. Ama bunlar Rusya'nın işlediği soykırım ve sürgün suçunun yanında son derece tali suçlardır.

Osmanlı devleti döneminde Çerkesler diasporada tutunup derneklerini kurdular, okullarını açtılar, alfabeler hazırladılar, anavatana yardım ettiler ve Çerkes kimliği ile itibarlı bir yaşam sürdüler.

Ancak asıl felaket Osmanlı'nın yıkılıp yerine Türkiye'nin kurulması ile başlamıştır. Çerkes kurumları kapatılıp sorumluları cezalandırılırken Gönen Manyas Çerkesleri sürülüyor, 150'likler listesine Çerkesler dolduruluyor, Çerkes Ethem'in kişiliğinde bütün Çerkeslere hain damgası vurularak kimliğin aşağılanması, Çerkesce konuşma yasağı, kılık kıyafet kanunu ile milli giysilerin yasaklanması, Türkiye Cumhuriyetinin uyguladığı asimilasyon ve yok etme politikaları da ağır bir suçtur. Çerkes halkının, kendisine soykırım uygulayan Rusya'dan ve kültürel soykırım uygulayan Türkiye'den alacağı vardır. Bu alacağın tahsili için legal ve illegal yollardan yapılacak her türlü mücadele meşrudur ve gereklidir. 

Bunu yapabilmek için içimizdeki Rusyacılar ve Rusya ile, Türkiyecilerle ve Türkiye ile bir hesaplaşmaya girmemiz gerekmektedir.

Bu sağlanmadan bir Çerkes davası yaratılamaz.

Herkese iyi bayramlar.


2036 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
BÜYÜKELÇİ ERKHOV'UN ÇERKES DÜNYASINA ETKİLERİ ÜZERİNE - 24/02/2020
Büyükelçi Erkhov küllenmeye yüz tutmuş közün üzerine benzin dökerek bir yangına sebebiyet vermiştir. Rusya’nın yalanlarına vicdan sahibi kamuoyu asla inanmıyordu.Ama Erkhov Rusya yancısı ve kafası karışık Çerkelerin işini biraz daha zorlaştırmıştır.
MUSTAFA KEMAL'İN ÇERKESLERE GÜVENMEDİĞİNE DAİR ÜÇ TELGRAF - 15/02/2020
Bu tarihi belgeleri, son dönemde Çerkes Ethem ile Atatürk’ün yan yana çekilmiş resimlerini çokça paylaşıp, Atatürk Çerkeslere çok güvenirdi diyenlerin, ne kadar öngörüden ve bilgiden uzak olduklarını anlatmak için paylaştım.
TÜRKİYE’NİN GEÇMİŞ 25 YILI VE GELECEĞİMİZ - 04/01/2020
Gelecek Partisi geçmişteki hatalarından ders çıkarmış, geleceğe bakan ve geleceği planlayan yeni bir Türkiye inşa etmelidir.
YEL KAYADAN TOZ ALIR - 22/12/2019
Çerkes Halkı dışında hiç kimseye karşı kendimi borçlu hissetmiyorum. Türkiye sağcılığı ve solculuğu içinde asimile olmuş, Çerkes kimliğinden önce sağcı ya da solcu kimliği ile bize sataşanların söylediklerinin nezdimizde hiç bir hükmü yoktur.
NEDEN "GELECEK PARTİSİ" KURUCU ÜYESİ OLDUM? - 15/12/2019
Bir heyet halinde Davutoğlu ile yapılan görüşmede eğer fırsat doğarsa Çerkes Televizyonu, Anadil Eğitimi ve Çerkes Kültür Merkezlerinin mutlaka yerine getirileceğinin sözünü aldık.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi