• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam88
Toplam Ziyaret559998
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Rusya ve Türkiye ile Hesaplaşmadan Çerkes Davası Yaratılamaz
25/06/2017

1970'li yıllarda bir Çerkes Milliyetçisi olarak geldiğim İstanbul'da sokaklara yazılan ve en çok atılan "Halklara Özgürlük" sloganı beni büyülemiş ve sol cenahta yerimi almamı sağlamıştı.

En fazla okuduğumuz kitaplarsa Lenin'in "Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı", Stalin'in "Milli Mesele", "Marksizm Ulusal Sorun Sömürge sorunu" ile Mahir Çayan'ın "Kesintisiz Devrim”i idi. Tabii bu kitaplarda aradığımız şey, Çerkes meselesinin ustalarda nasıl konumlanıyor olması idi. Ama aradığımızı hiç bir zaman bulamıyorduk. Solcu arkadaşlarımıza "Çerkeslerin durumu ne olacak?" diye sorduğumuzda, "Çerkesler bir ulus değil, ulusal azınlıkların ne hakkı olacakmış?" cevabını alıyorduk. Bunun üzerine solculara sosyalizmde azınlıkların ve Çerkeslerin yerini öğretmek için "Ulusal sorun ve Çerkeslerin konumu" isimli kitabı kaleme alıdık. Kitapta Çerkeslerin de özerk bölgeleri ve özerk yönetimleri olabileceğini dile getirdiğimiz için Çerkes bölücüsü olarak hapisle cezalandırıldık.

O yıllarda sol içindeki en önemli meselelerden biri de Rusya karşısında takınılan tavırdı. Sovyet-Çin çatışması Türkiye'ye de yansımış, Türkiye solunda çatışmalara ve cinayetlere sebep olmuştu.

Halkın Kurtuluşu, Halkın Birliği, Halkın Yolu, Halkın Sesi ve Partizan (biz onlara kısaca halkın sülalesi diyorduk) gibi Çin yanlısı gruplar, Sovyetler Birliğini "sosyal emperyalist", TKP ve İGD gibi Sovyet yanlısı örgütleri de "Sosyal Faşist" olarak suçluyorlardı. 

Sovyet yanlısı siyasi gruplar da Çin yanlısı grupları "Maocu Bozkurtlar"olarak suçluyor ve aralarında kavga hiç eksik olmuyordu. Biz de Sovyetler birliğini revizyonist olarak niteliyor, Küba ve Güney Amerika devrimlerini takip ediyorduk. 

Yani 1980 öncesi Türkiye solunda özgün olan hiçbir şey yoktu. 1980 askeri darbesi ile büyük bir yara alan Türkiye solu bitmişti.

Bugün önemli bir bölümü Kürt hareketinin gölgesinde yaşarken, çok önemli bir bölümü de ulusalcı ve şoven bir çizgiye kayarak sol niteliğini yitirmiştir. 

Böyle bir iklimin içinden yetişmiş Çerkes solunun da, kendi halkına yönelik hiçbir özgün önerisi olamamıştır. Geçmişte Rusya'yı "Sosyal Emperyalist" olarak görmüş olanlar da dahil bugün Rusya'yı halâ sosyalist zannetmektedirler. Bu yüzden Rusya'da Çerkeslere ve diğer halklara yönelik hak ihlallerinde seslerini çıkartmamakta, Rusya'ya destek vermektedirler.

Dönüşçülerimizse, dönebilmenin yegâne şartı olarak Rusya'yı sevmeyi, saymayı, Rusya ile iyi geçinmeyi, ideolojilerinin amentüsü olarak savunmaktadırlar. Dolayısıyla atalarına uygulanan soykırımı görmezden gelip, “biz Rusçuyuz” demekten utanmamaktadırlar. Ruhunu Rusya'ya satmış olanların, Çerkes davasında bir yeri yoktur ve olmayacaktır. Çerkes halkı bir iç hesaplaşma yaşamaktadır. Bunu son derece sağlıklı buluyorum. Kendi iç hesaplaşmasını gerçekleştirip cephesini oluşturamayan halkların bir dava yaratabilmeleri mümkün değildir. 

Özünü Çerkes milliyetçiliğinin oluşturduğu cephe, soykırımcı Rusya'yı ve onun iş birlikçilerini paranoya derecesinde korkutmaktadır. Önce iş birlikçileriyle sonra da Rusya ile hesaplaşma artık kaçınılmaz bir hal almıştır.

***

Anavatanımızda sığıntı olmayı kabul etmiş dönüşçülerimizle kendini solcu zanneden zevata Rusya, soykırımı perdelemek için bir sakız vermiş, onlar da onu çiğneyip ortaya bir fikir sürdüklerini zannetmektedirler.

Şöyle demektedirler; 

Sürgün ve soykırımın ana sorumluları olarak, 

a- Çarlık Rusyası

b-Osmanlı İmparatorluğu

c-Britanya Krallığı

d-Çerkes din adamları ve beyleri

Bir meselenin analizinde ana çelişki ve tali çelişki olarak meselelere yaklaşan bir yöntem izlenir. Eğer Rusya Çerkesya'ya saldırıp halkımıza soykırım uygulayıp zorla Osmanlı Devleti'ne sürme kararı almasaydı burada ne Osmanlının, ne Britanya Krallığının, ne de Çerkes din adamları ve beylerinin bir suçu olamazdı.

Burada ana sorumlu Çarlık Rusyası, tali sorumlular da Osmanlı Devleti, Britanya Krallığı, Çerkes din adamları ve beyleridir. Meseleyi bu şekilde ortaya koymazsak Rusya'nın suçlarını ve günahlarını örtmeye yönelik bir çaba içerisinde oluruz ister istemez.

Osmanlı ve Türkiye'nin suçlarını daha sonra konuşacağız, Britanya İmparatorluğunun Rusya ile eşit şartlarda ne gibi bir suçu vardır? Britanya'nın İstanbul büyük elçisi David Urquhart'ın Çerkesyayı ziyaret etmesi, yardım vaadinde bulunması, İngiltere'nin bu yardımları yapmamasını, İngiltere'nin bu soykırımda Rusya ile eşit şartlarda sorumluluğu vardır demek kesinlikle Rusya'nın suçunu örtme manipülasyonundan başka bir şey değildir.

Yine Çerkes din adamları ve beyleri istedikleri kadar çaba harcasaydılar da, Rusya zorla sürgün kararı çıkarmasaydı hiç kimseyi Osmanlı devletine getiremezdiler. Tabi satılmış din adamları ve beyler yok muydu? Tabi ki vardı, bugün de olduğu gibi. Bu soykırım ve sürgünde Çerkes din adamları ve beylerinin sorumluluğu da son derece talidir.

Osmanlı ve Türkiye'nin suçları ise soykırım ve sürgün kararı gerçekleştikten sonra başlamaktadır. Rusya soykırım asli failidir, Osmanlı ve Türkiye ise kültürel soykırım (asimilasyonun) failidir.

Osmanlı iskan politikası Çerkesleri, Balkanlardan Ortadoğuya kadar son derece geniş, birbirinden uzak ve en sorunlu bölgelere yerleştirerek asimile etmeyi hedefliyordu. Osmanlı topraklarına adım atar atmaz 14 yaşından 40 yaşına kadar bütün Çerkes erkeklerinin askere alınarak, ayak bastı parası yerine kanla ve canla bedelinin ödetilmesi de bir suçtu. Ama bunlar Rusya'nın işlediği soykırım ve sürgün suçunun yanında son derece tali suçlardır.

Osmanlı devleti döneminde Çerkesler diasporada tutunup derneklerini kurdular, okullarını açtılar, alfabeler hazırladılar, anavatana yardım ettiler ve Çerkes kimliği ile itibarlı bir yaşam sürdüler.

Ancak asıl felaket Osmanlı'nın yıkılıp yerine Türkiye'nin kurulması ile başlamıştır. Çerkes kurumları kapatılıp sorumluları cezalandırılırken Gönen Manyas Çerkesleri sürülüyor, 150'likler listesine Çerkesler dolduruluyor, Çerkes Ethem'in kişiliğinde bütün Çerkeslere hain damgası vurularak kimliğin aşağılanması, Çerkesce konuşma yasağı, kılık kıyafet kanunu ile milli giysilerin yasaklanması, Türkiye Cumhuriyetinin uyguladığı asimilasyon ve yok etme politikaları da ağır bir suçtur. Çerkes halkının, kendisine soykırım uygulayan Rusya'dan ve kültürel soykırım uygulayan Türkiye'den alacağı vardır. Bu alacağın tahsili için legal ve illegal yollardan yapılacak her türlü mücadele meşrudur ve gereklidir. 

Bunu yapabilmek için içimizdeki Rusyacılar ve Rusya ile, Türkiyecilerle ve Türkiye ile bir hesaplaşmaya girmemiz gerekmektedir.

Bu sağlanmadan bir Çerkes davası yaratılamaz.

Herkese iyi bayramlar.


Paylaş | | Yorum Yaz
1780 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi