• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam93
Toplam Ziyaret823935
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.607316.6738
Euro17.573517.6439
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
HİTLER: ONUN İLK TALEBESİ MUSSOLİNİ’DİR. İKİNCİ TALEBESİ BENİM.
29/11/2021

Sevgili Okuyucularım,

Şimdilerde,Onur Atalay’ın yazdığı İletişim yayınlarından çıkan “Türk’e Tapmak-Seküler Din ve İki Savaş Arası Kemalizm” isimli kitabını okumaktayım. Doğrusunu isterseniz Kemalist Diktatörlük’ün faşist bir yönetim olduğuna inanıyor ve bu yönde yazılar yazıyordum.

Bu düşüncemi perçinleyen bu kitaptan bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Hitler’in Mustafa Kemal ve rejimine bakışı ise epey dikkat çekicidir. Öncelikle Hitler, İttihat ve Terakki’nin özellikle Birinci Dünya Savaşı’ndaki tehcir uygulamalarını dikkatle analiz etmiş ve onlardan etkilenmiştir. Mustafa Kemal Hayranlığının geçmişi de köklüdür. Mesela daha 1922 yılında Münih Birahanesi’nde yaptığı konuşmada Mustafa Kemal’i över. İlerleyen yıllarda bir Atatürk büstü edindiği gibi, onu el üstünde de tutar. Ayrıca çağdaşları arasında da onu Atatürk ‘e benzetenler olmuştur. Dönemin basın organları ya da Alman sosyalistleri bu benzerliğe vurgu yapmaktan çekinmezler. Hitler de Mussolini’ye yazdığı bir mektupta, Türkleri koalisyonları içinde görmeyi umduğunu, Sovyetler‘in güneyini Türklere bırakmayı düşündüğünü yazacaktır. Yine Avrupa ‘da Kemalist rejimin en fazla sahiplenilip övüldüğü ülke de Hitler Almanya’sı olacaktır.

Hitler’in Atatürk hakkındaki en samimi düşüncelerini ise, onun sofra sohbetlerinden derlenen kitapta bulmak mümkündür. Burada Hitlar, Atatürk ‘ün CHP yönetimini İtalya’ya benzetir. Atatürk’ün Cermen olduğunu ve vatandaşlarıyla ırki bir benzerlik taşımadığını iddia eder. Onun yaptıklarına olan hayranlığını ise şöyle dile getirir:

Mustafa Kemal Atatürk ‘ün kendi din adamlarını bertaraf etmedeki hızı, tarihin en kayda değer bölümlerinden biridir. Onlardan otuzdokuz tanesini astı, diğerlerini de dışarı attı ve şimdi İstanbul’daki Ayasofya bir müze! (Hitler’s Table)

Hitler’in bu özel sohbetlerine yansıyan bu Atatürk hayranlığı, dönemin Hitler ile görüşen devlet görevlilerine de aksettirilir. Berlin ziyaretinde(1933) Siirt Milletvekili Mahmut Soydan’a ”Yaptığım işe başlarken ve yapılan işin başarılacağına inanırken, hep sizin şefinizi örnek aldım” der. Yine Falih Rıfkı, Çankaya’da, Ali Fuat Cebesoy, Yunus Nadi, Necmettin Sadak gibi isimlerle birlikte iştirak ettiği Hitler’in 50. yaş günü kutlamalarında (1939) Hitler’in kendilerine söylediği şu sözü aktarır: Hitler, o delice gururlu Hitler demişti ki; “Mustafa Kemal, bir millet bütün vasıtalardan mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır. Onun ilk talebesi Mussolini’dir, ikinci talebesi benim” (Falih Rıfkı Atay, Çankaya Pozitif Yayınları, 2010, s. 369)

Liderlerin birbirleri hakkındaki görüşleri fikirleri bir yana, Türkiye‘de kurulan rejimin, dönemin totaliter rejimleri ile belirli noktalarda kesiştiği savlanabilir. Öyleyse şimdi şu soruya cevap aranmalıdır: Kemalizm ne oranda dönemin totaliter deneylerinin etkisi altındadır?

Faşist İtalya’nın aksine paramiliter bir örgütlenmeye sahip olmasa da Türk Devriminin aslında diğer pek çok açıdan İtalyan Faşizmini andırmakta olduğu, o dönemde ve günümüzde çok sayıda isim tarafından iddia edilmiştir. Faşist İtalya ve Türkiye arasındaki benzerlikler İtalyanların da dikkatinden kaçmaz. Mesela Dr. Ettora Rıssi, Kemalist rejimin, İtalyan faşizminin kopyası olduğunu söyler ve bu, özellikle Kadro Dergisi çevresinde büyük tartışmalara netice verir. Yine Taksim’de Canonica’ya yaptırılan Cumhuriyet anıtı, Mussolini’nin kurduğu Popolo d’İtalia (İtalya Halkı) gazetesinde iki rejim arasındaki benzerliğin sanatsal ifadesi olarak yansıtılır. Pedagog N. Mollica faşist ve Kemalist rejimlerin halkı şekillendirmek için gençlere yaklaşımlarındaki yakınlığa değinir. Bununla birlikte İtalya’nın çok önce hallettiği bazı meselelerle (en başta okuryazarlık) Kemalist Türkiye daha yeni uğraşmaktadır. Gezisini bir yazı dizisine çeviren İtalyan Yazar Corrado Alvaro da Kemalizmin İtalya’dan (özellikle onun devlet anlayışından ve iletişim siyasetinden) ve Rusya’dan etkilendiği kanaatindedir.

Bu yakınlığın varlığı, dönemin fikir adamları arasında da yaygın bir görüştür. Ali Fuat Cebesoy, daha 1925 yılında Türkiye’nin yönetiminin  “İtalya’da tatbik edilen totaliter rejimin aynı olan bir idare” olduğunu düşünmektedir. Falih Rıfkı da faşist İtalya ile Türkiye arasında önemli benzerliklerin var olduğu iddiasındadır, ki zaten 1930’lar boyunca “Tek Parti elitinin faşizme olan özel alakası“ iyiden iyiye açığa çıkar. Artık totaliterizme sempati ile yaklaşan isimler arasında, Almanya’nın mı, yoksa İtalya’nın mı Türkiye‘ye benzediği ayrı bir tartışma konusudur. Tek parti döneminin bazı etkin isimleri aslında aynı anda ikisine birden benzediğini düşünür :

Zamanımızın bir Alman tarihçisi gerek Nasyonal Sosyalizmin, gerek Faşizmin Mustafa Kemal rejiminin az çok değiştirilmiş birer şeklinden başka bir şey olmadığını söylüyor. Çok doğrudur. Çok doğru bir görüştür. (Mahmut Esat Bozkurt,
Atatürk ihtilali, 1940,s. 128)

Böyle yazan Mahmut Esat Bozkurt‘a göre,Türk ve Alman rejimleri her ikisi de Milliyetçi olmakla beraber, aralarında küçücük bir fark vardır. Alman rejimi “milliyetçilikte Raciste, yani ırkçıdır.” Buna karşın “Türk rejimi” daha ziyade kana değil, kültüre ve dile önem verir. Bozkurt bunu ifade etmese de, bu anlayışın,ırkçı Nazi Almanya’sı yerine, kültürü ve tarihi öne çıkaran faşist İtalya’yı andırdığı aşikardır.(Türk’e Tapmak s. 63,64,65)
***
Kemalizmi, Devrimci, anti-emperyalist zanneden Türk Solu’nun ve tüm kesimlerin bilgisine.



655 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÇB VE RUSYA’NIN PAYANDALARI ÖZÜR DİLEYECEK Mİ? - 22/06/2022
Gelin en kısa zamanda Çerkes Halkından özür dileyin. Bu güne kadar yapmış olduğunuz iyi şeyleri de heba etmiş olmayın.
21 MAYIS’TAN KALAN DEĞERLİ MİRAS… - 25/05/2022
Çerkes Soykırımı ve sürgününün 158. yılı Çerkeslerin hem ideolojik, hem de fiili birlikteliği konusunda önemli adımların atıldığı tarihi bir yıl olarak anılmayı hak edecektir.
ETHEM MESELESİNDE M. KEMAL Mİ YOKSA İNÖNÜ MÜ SUÇLUDUR? - 07/05/2022
İşte bu haksızlığı gidermek istiyorsak, iftira, yalan ve başkalarının emeğinin üzerine çökme anlayışına göre inşa edilmiş Kemalist Tarih anlayışını ideolojik olarak mahkum edebilmenin koşullarını oluşturmalıyız.
BİZ, SİZİ ÇOK İYİ TANIYORUZ - 22/04/2022
Onlar Çerkeslerin hak arama mitinglerine de karşı çıkmışlardı, Onlar Çerkesce Televizyon istenmesine de karşı çıkmışlardı, Onlar 21 Mayıslarda muhatabın karşısına çıkanlara da karşı çıkmışlardı,
ÇERKES SOYKIRIMI VE SÜRGÜNÜNÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ VAKFI - 21/02/2022
Çerkes Soykırım Enstitüsü’nü inşa edip, Çerkes Soykırımı, sürgünü tarihi konularını araştıracak doktora, yüksek lisans ve doçentlik bursları vererek bilim dünyasının meselemize ilgisini sağlamak ve kendi bilim insanlarımızı yetiştirmektir.
HALKIMIZIN OZANIYIZ AYNI ZAMANDA - 13/02/2022
Maksıme Kültür Merkezi‘nin ve Maksıme satışlarının gelirleri, oluşturmayı planladığımız “Çerkes Soykırımı ve Sürgününü Araştırma Enstitüsü Vakfı”na bağışlanacaktır.
“ÖKÜZ SARAYA ÇIKARSA…” ATASÖZÜ ÇERKESLERE AİTTİR - 27/01/2022
Ayrıca Türkiye’nin de, Çerkeslerin de geleceği demokrasidedir. Giderek otoriterleşen bu rejim eleştirilerek geriletilebilir.
DİASPORA ÇERKES MÜZİĞİNDE YENİ ARAYIŞLAR - 16/01/2022
Şarkılar da bir insanlık mirasıdır. Her şarkı insanlığa bir armağandır. Bir dilde söylenmiş bir şarkı bir çok dile çevirilerek seslendirilmektedir. Bu sayede halklar arasında gönül köprüleri kurulmakta, şarkılar evrensel boyutlara ulaşmaktadırlar.
2022, MAKSIME YILI OLACAK - 31/12/2021
Hepinizi 8 Ocak 2022 Cumartesi günü, Saat 17’de “MAKSIME ÇERKES KÜLTÜR MERKEZİ”nin açılışına bekliyoruz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi