• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam143
Toplam Ziyaret732809
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.36577.3952
Euro8.93578.9715
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Afeşij Emin ve Dirilen Diaspora Çerkes Şarkıları
28/11/2016

1970'li yıllarda liseyi bitirip İstanbul'a geldiğimizde, yaptığımız ilk iş, doğruca Derneğe(Bağlarbaşı) koşmak olmuştu. Ama ne istediğimizi, neyi istediğimizi tam olarak bildiğimizi söyleyemem. Çerkesliği yaşatmak istiyorduk, fakat nasıl yaşatacağımıza dair bir fikrimiz yoktu.

Yaşlılar xabze öldü, Çerkeslik de öldü diyorlardı. Gençlerse Cumartesi akşamları yapılan düğünleri iple çekiyor ve folklor ekibine girmek için birbirleriyle yarışıyorlardı. Çerkeslik yaşlılar için xabze, gençler içinse oyundan ibaretti.

1970'li yıllarda sokaklar alabildiğine hareketli idi. Sağ-sol, ülkücü-devrimci çatışması had safhaya ulaşmış, hergün onlarca gencin öldüğü bir safhaya ulaşmıştı. Bu dönemde önce sol gruplar içerisinde kendini ifade eden Kürtler ve Aleviler zamanla kendi örgütlülüklerini oluşturmaya başlamışlardı. Sokak duvarlarına en fazla yazılan ve mitinglerde en fazla atılan sloganlardan biride "Kürdara Azadi-Kürtlere Özgürlük" olmuştu.

1970'li yılların en önemli siyasi aktörlerinden birisi de tabii ki CHP idi. Cumhuriyetin kuruluşundan, 1950'ye kadar, ittihat Terakki'nin ırkçı politikalarını sürdürüp, Türkiye’de yaşayan etnik topluluklara dünyayı zindan eden CHP'nin başına İnönü'yü deviren Bülent Ecevit geçmişti. Yılların faşist ve devletçi CHP'si allanıp pullanıp sosyal demokrat bir parti olarak piyasaya sürülmüştü.

Demokrat Parti'nin devamı olan AP (Adalet Partisi)’nin başında, Menderes'in DSİ (Devlet Su İşleri) Müdürü Süleyman Demirel bulunuyordu. Adalet Partisine, İttihat Terakki'nin batıcı görünümlü liberal versiyonu denebilir rni bilmiyorum. Çünkü Türkiye'de hiçbir zaman gerçek anlamda bir liberal parti olamadı.

İttihat Terakki'nin en katı ırkçı fraksiyonu olan MHP ve ülkücülerin liderliğini Alpaslan Türkeş yapıyordu. Amerika'da Kontr-gerilla eğitimi almış olan Türkeş'e komünizme karşı savaşma görevi verilmişti. Üç milletvekili olan MHP sağ kesim adına sokakların hakimiydi.

Önce Milli Nizam Partisi, daha sonra Milli Selamet Partisi-MSP olarak Türkiye'nin siyasi arenasına çıkan İslamcıların liderliğini Necmettin Erbakan yapıyordu. Milli görüş geleneği olarak siyasi tarihimizde yerini alan bu akım da İttihat Terakki'nin İslamcı versiyonu idi. İslam kardeşliği ile sorunları çözeceğini söyleyen milli görüş, hiç bir zaman halkları kardeş yapacak bir söylem geliştirmemiştir. Tam tersine İslamiyeti diğer halkları asimile etmenin bir aracı olarak kullanmıştır.

CHP'yi komünizme karşı yeterince sert tutum almamakla suçlayan Prof. Turhan Feyzioğlu, CHP'den ayrılarak CGP (Cumhuriyetçi Güven Partisi)’ni  kurmuş, 1970'li yılların milliyetçi cephe hükümetlerinde yer almış önemsiz bir figürdü.

Yasal zeminde ve parlamentoda temsil edilen bu partilerin ortak özelliği, katı bir Türk milliyetçiliğinde ittifak halinde olmalarıydı. Bu partilerin hiçbirinde kendinizi Çerkes, Kürt, Laz, Ermeni, Pomak, Roman kimliğinizle ifade edemezdiniz.

Onun için kendini, kendi etnik kimliği ile ifade etmek isteyenlere sol kesimler kalıyordu. Başta TİP ve Dev-Genç olmak üzere, o dönemde sayabildiğimiz tam 49 Türk ve Kürt siyasi örgütlenmesi ortaya çıkmıştı.

Çerkesler 1970'li yıllarda sokağa taşan tek bir talep bile dile getirmeye cesaret edememişlerdi. Hatta 1977 yılında Mahmut Özden katledildiğinde dernek pankartlarıyla cenaze törenine katılmaktan çekinmişlerdi.

***

1970'li yıllarda dernekler çevresine toplanmış olan Çerkes Gençlerinin tamamı yoksul ve köylü gençlerden oluşuyordu. Kendine güven ve bilgi birikimi olarak yetersizdiler. Sağ kesimlere mensup olanların bulundukları siyasi ortam kendi kimliklerini ifade etmelerine uygun değildi. Sol kesimler içinde yer alan gençler de ne Çerkes meselesini sol kesimlere anlatabilmişler, ne de sol kesimlerin Çerkes meselesine ilgi duymasını sağlayabilmişlerdi.

Bugün kamuoyu önünde tartıştığımız anadil eğitimi, anadilde televizyon ve radyo yayını, özerklik, azınlıklar lehine pozitif ayrımcılık gibi kavramaların hiç birini tartışmıyorduk. Çünkü bilmiyorduk. Değil bu talepleri dile getirmeyi, Çerkesce şarkı söylemeyi, şiir okumayı, Tiyatro izlemeyi, roman okumayı, televizyon ve radyo izlemeyi hayal bile edemiyorduk.

Çünkü tek ulus yaratmak isteyen Kemalist devlet, bütün azınlıklarla birlikte Çerkeslerin de yıllarca dilini yasakladı. Gönen-Manyas Çerkesleri sürüldü, birçok toplum önderi idam edildi ve sürüldü, 150'liliklerin yarıdan fazlası Çerkesler tarafından oluşturuldu. Çerkesler de etnik kimliklerini açıklamaktan korkan kişiliksiz bireyler haline getirildi.

Liseyi bitirip, üniversite için İstanbul'a gelmeden önce köyün bütün yaşlıları "mec şüzereadğer yeşümğaş'ı / Aman Çerkes olduğunuzu belli etmeyin" tembihleri ile uğurladılar beni.

 İşte böylesi bir ortamda Afeşij Emin adında bir adam çıktı,1977 yılında Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği'nin desteği ile Çerkesce şarkılardan oluşan bir kaset yaptı. Şimdi içinizden bazıları, "ne olmuş yani, bir kaset yapmak o kadar önemli bir şey mi" diyebilir. Böyle diyenlere, 1999 yılında"yaptığım kasette, Kürtçe bir şarkı söyledim" diyen Ahmet Kaya'nın nasıl linç edilip yurt dışına kaçmak zorunda kaldığını hatırlatmak isterim.

1970'li yıllarda kamuya açık alanda, Çerkesce şarkı söylemeyi düşünmekten bile korkuyordu Çerkesler. Türkiye’de kurulmuş olan bin civarındaki Çerkes köyünde yaşayan en az yedi-sekiz bin civarındaki Çerkesce şarkı derlenip, kayda alınıp yayınlanmadığı için yok olup gitti.

"Oysa şarkı söylemek, bir dilin ve ulusun varlığının, dünyaya haykırılmasının en önemli aracıdır."

Afeşij Emin 1940 yılında Çorum'un Mecitözü (Danun) Çerkes köyünde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise eğitimini Çorum’da tamamlayıp, ziraat fakültesini bitirerek, ziraat mühendisi oldu. Yıllarca devlet memuru olarak çalıştı. 1994 yılında emekli olarak Çorumdaki köyü Mecitözü’ne yerleşti. Afeşij Emin Çerkeslerin milli müzik aleti haline gelmiş olan akordeonu çalmayı çok seviyordu. Çocukluğunda köyünde ve civar köylerde duymuş olduğu Çerkesçe şarkıları çalıp söylüyordu.

1977 yılında Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği Başkanı Yaşar Bağ'ın destek ve önayak olmasıyla, Afeşij Emin derlediği ve bestelediği şarkıları bir kaset halinde yayınlayarak, Çerkes diasporasında bir ilki gerçekleştirdi. Çerkesler kendi dillerinde şarkıların kamuya açık alanda söylenebileceğine inandılar.

Derneklerde Afeşij Emin'in Şarkılarının söylendiği korolar oluşmaya başladı. Azmi Toğuzata, Kuşha Doğan, Gülcan Altan, Havva Karadaş, Rahşan Erdoğan gibi şarkıcılarımıza yol göstermiş olan isim Afeşij Emin'dir. Yıllardır dinlenmiş olan kasetinin yeni kayıtları yapılarak, yeniden yeni nesillerle buluşturulması gerekiyor.

Ben Afeşij Emin'i 1978 yılında İstanbul'da Bağlarbaşı Derneği’nin düzenlemiş olduğu "Üniversite Mezunları Gecesi"nde Beyazıt Kızılay Düğün Salonu’nda dinlemiştim. Ancak araya 12 Eylül'ün girmesiyle kendisinden uzun yıllar haber alamadık. 2012 yılında Merzifon Kafkas Kültür Derneği'nin düzenlediği "Tavşandağı Çerkes Kültür Festivali"nde kendisine rasladım. Gidip tanıştım ve uzun uzun sohbet etme imkanı buldum. Festivalden sonra, Çureylerin Tavşandağı’ndaki evinde bize yeni bestelerini ve şarkılarını çaldı. Kendisini son derece sağlıklı ve umutlu gördüm.

Bu arada Afeşij Emin'in gerçek ismi Mehmet Arslan imiş. Kasetin yayınlandığı dönemde devlet memuru olan Afeşij, aile ismi olan Afeşij ile dedesinin ismi olan Emin’i birleştirerek mahlas isim kullanmış. Ben de bunu yeni öğrenmiş bulunuyorum.

***

Maltepe Çerkes Derneği her zaman sürprizleri içinde barındıran bir dernektir. İnandığı doğru şeyleri yapan, kitle şakşakçılığına prim vermeyen bir yapısı vardır. Haftanın altı günü otantik Çerkes yemeklerini, psihalive mantı çeşitlerini bulabileceğiniz yegane dernektir. Pşinavo Mehmet Boran ağabeyimiz ve değerli eşi Nesibe Boran ablamız gülen yüzleri ile sizi karşılar ve dünyanın en lezzetli psihalivesini ikram ederler.

Aylık kahvaltılarındaki yemeklerin lezzetini hiç anlatmayacağız. Ama kahvaltı sonrası herkesi tartışmaya ve fikrini söylemeye dahil eden demokratik sohbetlerinin lezzeti aradan yıllar geçse bile unutulmuyor.

Maltepe Çerkes Derneği, Çerkeslerin tarihlerinde kurdukları ilk parti olan "Çoğulcu Demokrasi Partisi"nin de doğduğu yerdir. Çerkeslerin en uzun soluklu periyodik eylemlerinin organize edildiği mekan da Maltepe Çerkes Derneği'dir.

2015 yılında yayınladığımız “Keneğejiğe woredxer / Dirilen Şarkılar”, sadece Türkiye’den derlenmiş ve bestelenmiş şarkılardan oluşan albümümüz, Maltepe Çerkes derneği yönetim kurulu üyesi Sayın Mustafa Saadet'in sponsorluğunda gerçekleştirilmiştir.

Sevgili Okuyucularım,

Ben aynı zamanda "Maltepe Çerkes Derneği"nin başkanlığını da yürütüyorum. Maltepe Çerkes Derneği 24 Aralık 2016 Cumartesi günü akşamı, İstanbul Maltepe "Türkan Saylan Kültür Merkezi"nde, "Dirilen Diaspora Çerkes Şarkıları ve Şiirleri Gecesi" düzenleyecek.

Bu gecenin en önemli konuğu da duayen sanatçımız Afeşij Emin olacak.

Yine o muhteşem yorumuyla, Çerkes diasporasının en önemli şairlerinden Tsey Yılmaz Dönmez kendi şiirlerini seslendirecek.

Albina Özden’le birlikte, “Kenexejiğe Woredxer” albümünün en güzel parçalarını sizler için canlı olarak seslendireceğiz.

Bu özel gecenin sunuculuğunu değerli televizyoncumuz Billur Aktürk yapacak.

Gecemizin programında halk dansları ekibi olmayacak. Çerkeslerin diasporada yarattıkları kendi şarkılarını konser tadında izleyecekleri keyifli bir gece yaşayacağız.

Şimdiden “24 Aralık 2016 Cumartesi”yi ajandanıza kaydedin.

İrtibat Tel: 0-532- 425 08 91



2287 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi