• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam118
Toplam Ziyaret711558
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.79217.8233
Euro9.29239.3296
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
‘Abdülhamit, Çerkez Tarihi Yazılmasına İzin Vermemişti’
08/07/2018

Öncelikle yazının başlığında kullandığım "Çerkez" tanımı bana ait değidir. Bu yazıda uzun bir alıntı yapacağımız tescilli Çerkes düşmanı, Çerkesleri ve Çerkes Ethem'i hain gösterme çabası içinde olan, "Çerkez Ethem" ve "Efsaneden Gerçeğe Kuşçubaşı Eşref" isimli kitapların yazarı Ahmet Efe'ye aittir. Yazının başlığını Ahmet Efe'nin "Efsaneden Gerçeğe Kuşçubaşı Eşref" kitabından aldım.

İnsanın kendisini hain ilan eden, düşmanından da öğreneceği çok şeyin olduğunu bir kez daha öğrenmiş oldum. Ahmet Efe, Abdülhamit'in bir Çerkes Tarihi yazmak isteyen Çerkes Paşaları ve Çerkes ileri gelenlerini nasıl sürgün edip dağıttığını, İttihatçı muhalif yazar Ahmet Bedevi Kuran'a dayandırarak anlatıyor. 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından 1923'e kadar geçen dönemi de "Osmanlı Çerkezlerinin Altın Çağı" olarak değerlendiriyor.

Hep savuna geldiğimiz, ülkemiz demokratikleştiğinde Çerkeslerin de, tüm Türkiye Halklarının da hak ve özgürlüklerinin genişleyip geliştiğini pek güzel anlatmış tescilli Çerkes Düşmanı Ahmet Efe.

Sözü Ahmet Efe'nin "Efsaneden Gerçeğe Kuşçubaşı Eşref" kitabının 18, 19 ve 20. sahifelerine bırakalım.

"ABDÜLHAMİT ÇERKEZ TARİHİ YAZILMASINA İZİN VERMEMİŞTİ

Oysa 1908'de İttihatçılara karşı Çerkez unsurunu kullanmaya kalkışan Abdülhamit, bundan yaklaşık on yıl önce sadık bendelerinin bir Çerkez Tarihi yazma girişimine asla izin vermemiş, buna yeltenenleri de -Fuat Paşa da dahil- sürgün etmişti.

Son derece ilginç bu olayın ayrıntılarını Ahmet Bedevi Ku ran'ın eserinde buluyoruz: Sultan Abdülhamit, Paris'te yuvalanan Jön Türkleri davalarından vazgeçirip İstanbul'a dönmelerini sağlamak için Yusuf Ziya Paşa ile Ebuzziya Tevfik'i göndermiş ancak adı geçenler hiç bir başarı elde edemeden dönmüşlerdi. Bunun üzerine  Sultan Abdülhamit aynı görevi Ferik Ahmet Celalettin Paşa'ya vermek ister. Fakat bir zamanlar "Çerkezlerden oluşan bir muhafız alayı" kurmayı arzu eden Abdülhamit, bu münasebetle bazı ümeranın  "Çerkez Tarihi Yazılması" fikrinde olduklarını haber alınca, ayrılık gayesi güdülüyor fikrine kapılarak, -A.Bedevi Kuran'a göre- şiddet gösterisini hilafet şanına çok layık bulduğu için Ahmet Celalettin Bey'i Çit Köşküne hapsettirir. Mehmet Fazıl Paşa gibi bazılarını da sürgüne gönderir. A.Bedevi Kuran şöyle devam eder:

"Yeni bir itaatsizliğe şahit olmak endişesiyle çok sevdiği bu sadık bendesine karşı şiddetli davranmak vesilesi ihdas etmek istemiyordu...

Bu fırsatla şunu da ifade edeyimki, "Çerkez Tarihi"meselesi Sultan Abdülhamit'in canını çok sıkmıştı. Zannederim bilahare nefy (sürgün) edilen meşhur Nazım ve Kuleli Askeri İdadisi Ders Nazırı Çerkes Hasan Fuad Paşaların ve evvela Trabzon'a nefyedilen ve sonra Jön Türklerle münasebattardır bahanesi ile askerlikten tardla Erzincan'a sürülen yaverandan Çerkes İshak Paşa'nın maruz kaldığı akıbetler bu his ve düşünce tahtındandır ve Sultan Abdülhamit'in dimağında yer eden endişlerden ileri gelmiştir. Hatta Deli Fuat Paşa'nın nefyinde bile bu his, izhar edilemeyen belli başlı amillerden biri olmuştur.

1.             Dünya harbi yıllarında firari olan -İngiliz Muhibi-Prens Sebahattin'in ekibi arasında gördüğümüz A. Bedevi Kuran, ilerleyen sayfalarda verdiği bilgiye göre prens bir ara münferit sulh girişimi için Yunanistan'a gelir. Kuran, bu sırada Selanik'te bulunan "ademi merkeziyetçi" arkadaşlarını sayarken şu adları verir: Natık Paşa, Kurmay Yarbay Yusuf Rasih, Şair Hüseyin Siyret, Söz gazetesi Yazarı Asaf Muammer, Gümülcineli İsmail ve Karzek Süleyman Paşa-zade Adil. Kuran, Karzek Süleyman Paşa'nın da Çerkez Tarihi sorunu ilgili Çerkez Ümerasından olduğunu, Çerkez Tarihi yazımının, Süleyman Paşa'nın Nişantaşı'ndaki konağında kararlaştırıldığını ve kitabın bu sebeple Fizan'a sürülen Hacı Mustafa Reşit Bey tarafından kaleme alındığını belirtir.

 

OSMANLI ÇERKEZLERİNİN ALTIN ÇAĞI

Abdülhamit'in bu yaklaşımının aksine, 2. Meşrutiyet'in ilanı Türkiye'deki Kuzey Kafkas topluluğunun tarihinde "altın çağ"ın başlangıcı olarak adlandırılır. Çünkü Kuzey Kafkasyalıların Türkiye'ye göç etmelerine kadar sadece 1841'de kurulan bir Çerkez Komitesi mevcut iken, ve yukarıda değinildiği gibi Abdülhamit döneminde bir Çerkez Tarihi yazmalarına izin verilmeyip buna girişenlerin sürgün edilmelerine karşın, 2. Meşrutiyetten sonra peş peşe Çerkez örgütlenmeleri ortaya çıkar. Bunların ilkinin Çerkez İttihat ve Teavün Cemiyeti olduğu belirtilmişti. Kültürel aydınlanmacı amaçlar taşıyan ÇİTC (Çerkes İttihat ve Teavün Cemiyeti), bir dizi okul kitabı ve alfabe yayınlamıştı. Çerkez Alfabesinin hazırlanması ile ilgili Şemsettin Tleseruk Paşa, 81 Harf ve işaretten oluşan bir projeyi önermesine karşın, ÇİTC Alfabe Komisyonu, Çerkez alfabesi için 42 Harf öngören bir proje üzerinde duruyordu.

ÇİTC, ilk Çerkez gazetesi olan ve yazı işleri müdürlüğünü Mehmet Şemsettin Paşa'nın yaptığı "Guaze"yi, Arap Alfabesi ile Türkçe ve Kabartayca yayınlamaya başlar. Mehmet Şemsettin Paşa, ÇİTC'ye zengin bir kütüphane kurulması ile Adigece kitap yayınlanmaya da önayak olur. ÇİTC, yine 1911 yılında Çerkezce eğitim veren ilk okul olan Özel Çerkez Örnek Okulu'nu da açmıştı. Yine bu sıralarda ÇİTC dışında Çerkez Kadınları Teavün Cemiyeti'de kurulur.

1910-12 yılları arasında da Muhacir Komisyonu olarak adlandırılan bir Abaza-Çerkez komitesi kurulur. ÇİTC ile Muhacir Komisyonu temel alınarak 1914'te de Şimali Kafkasya Cemiyeti Siyasiyesi adıyla bir örgüt kurulur.

Ancak çalışmamız Osmanlı dönemindeki Çerkez örgütlenmeleri olmadığından bu konuyu burada kesiyoruz. Fakat görüldüğü gibi Meşrutiyetin getirdiği özgürlükçü ortamdan yararlanarak gayr-ı siyasi  amaçlarla kurulan anılan Çerkez örgütleri, yaptıkları faaliyetlerden açıkça anlaşılacağı gibi milli haklarını elde etmek gibi siyasi faaliyetlere de girişiyordu." diyerek Ahmet Efe'nin sözlerine nokta koyalım.

Görüldüğü gibi baskı ve istibdat dönemlerinde her türlü talep ve örgütlenme bastırılıp yok edilir. Demokrasi ve özgürlük dönemlerinde ise diller, kültürler, okullar, gazeteler, şarkılar çiçek açar.

Yeni bir Abdülhamit dönemine girdiğimiz şu günlerde, Çerkeslerin ve Tüm Türkiye Halklarının kazanımlarını korumak için, uyanık ve dirençli olmaları gerekmektedir.



2568 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi