• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam67
Toplam Ziyaret560105
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Direniş Geleneği Olan Halklar, Hak Arama Kültürünü Yaratır
26/06/2014

"Toplumsal politik" bir hareket olarak ortaya çıkan ÇHİ aynı zamanda bir "hak arama"hareketiydi.

2009 yılı Türkiyenin dönüşümü anlamında tarihi öneme sahip bir yıldır. Bölünme paranoyasıyla korkutulmuş Türkiye’de devlet, Kürtçe bir televizyon kanalı açmış ve demokratik açılım sürecini başlatmıştır. Bugün 24 saat kesintisiz Kürtçe yayın yapılıyor ama Türkiye bölünmüyor.

Başlatılmış olan demokratik açılım süreci, güvenlikçi anlayış ile yola çıktığı için,
hatalı ve yanlıştır. Devlet silahlı mücadele veren Kürtlerin terörünü bitirme, Avrupa İnsan Hakları mahkemesine başvuran Alevilerin gazını alma, Avrupa Birliği’nin haklarını dikte ettiği Romanları muhatap alarak başlattı Demokratik Açılım sürecini. Oysa toplumdaki haklar ve özgürlükler bir bütündür ve tüm kesimleri kapsamak zorundadır.

Çerkesler dahil tüm etnik gruplar ve farklılıklar muhatap alınarak başlatılmamış
olan bu süreç eksiktir ve dolayısıyla yanlıştır.

Yaşanan bu süreci iki yıl sabırla izleyip, devlet tarafından muhatap alınma sırasının Çerkeslere gelmesini bekledik. Ancak ne devletin, ne de Çerkes Kurumlarının harekete geçmek gibi bir niyetinin olmadığını anladık.

Bunun üzerine 2011 yılının şubat ayında ÇHİ oluşturuldu ve harekete geçti. Öncelikle tüm Çerkes Kurumları, oluşumları ve kanaat önderleri ziyaret edildi ve başlatılacak eylemlere davet edildi. Yaşadığımız bu süreçte tüm Çerkes kurumları ve oluşumları sınıfta kaldı.

ÇHİ, Çerkes meselesini "görünür kılmak" ve Çerkeslerin bir sorunu olduğunu hem dünyaya, hem de Çerkeslere anlatabilmek için yola koyuldu. Diyasporada hak talebi dile getiren ilk mitingler, Çalıştaylar, Devlet kurumları ve siyasi partilerle yoğun temaslar, uluslararası ilişkiler, Suriye iç savaşından soydaşlarımızın tahliyesi ve bağımsız Çerkes kurumlarının oluşumu sağlandı.

Tüm bu sürece demokrat Türkler, Kürtler, Lazlar, Gürcüler, Pomaklar ve toplumun tüm farklı kesimleri sempati ile baktılar.

Ancak bu süreçte yoğun bir biçimde Çerkes Kurumlarının ve psikolojik savaşın etkisinde kalmış Çerkeslerin saldırısına uğradık. Dile getirilen talepleri, bölücülük ve bölücülerin ekmeğine yağ sürme, hainlik, kucak açanlara ihanet ve yemek yenilen kaba pislemek olarak nitelediler. Oysa talepler en temel insan haklarıydı.

Ezilmiş, horlanmış, asimile edilmiş Çerkes Halkı, ezilenlerin yanında değil de, kendini ezip yok edenlerin yanında tavır alıp, kendi adına hak talebi dile getirenlere saldırabiliyor. Bugün dile getirdiği taleplerin zeminini Kürtlerin hazırladığını görmeyip Kürtlere saldırabiliyor. Çerkes Soykırımını Parlamentosundan geçiren Gürcistan’a saldırabiliyor. Dostlarını ve düşmanlarını ayırt etmekten aciz bir akıl hastası gibi.

Bu nasıl bir psikolojik travmadır?

Asıl cevaplanması gereken soru budur.

Bir vatan kaybederek sürülmüş olan Çerkes Halkı, aradan 150 yıl geçmiş olmasına rağmen yaşadığı travmayı atlatamamıştır. Acılarını içine gömmüş ve yaşadığı acıları ne kendisiyle, ne de başkalarıyla paylaşmamıştır. Büyük acılar yaşamış olan kişiler ve toplumlar rehabilite edilmedikleri takdirde, sağlıklı tepkiler veremezler.

Çerkes toplumu adeta bir şizofreni hastası gibidir.

Dünyanın en ağır soykırım ve sürgünlerinden birine uğramış olmasına rağmen, soykırıma uğradık diyememektedir. Vatanını kaybetmiş, dilini kaybetmiş, kimliğini kaybetmiş, kültürünü kaybetmiş ama hiçbir şey olmamış gibi hareket etmektedir.

"Bakın ne güzel şeşen oynayıp, kaşen yapabiliyoruz, halüj yiyebiliyoruz, isteyen dilini konuşabiliyor, ne sıkıntımız var?" diyebilmektedir.

Dünyada yaşanan Filistin meselesinden, Ermeni meselesinden, Bask meselesinden, Kürt meselesinden, Tamil meselesinden daha az önemsiz bir mesele değildir Çerkes meselesi. Ama maalesef Çerkes Halkı bunun farkında değildir.
Yaptığımız her eylemden sonra "daha kitlesel olmalıydı" diyoruz. Zaman, zaman halkımızın sorunlarına karşı ilgisizliğine üzülüyoruz. Ama asla darılmıyoruz. Önemli olanın eylem yapabilmek olduğunu ve eylemlerin devamlılığını sağlamak olduğunu biliyoruz. Çünkü damlaların devamlılığının kayayı oyacağını biliyoruz. Dünyanın en büyük ordusu olan Rus ordusuna 300 yıl direnebilmiş bir halkın torunlarının mutlaka bir yol bulacağını biliyoruz. Çerkes Halkına önderlik etme iddiasında olanların, Çerkes Halkını harekete geçirecek yolu henüz bulamadıklarını düşünüyoruz.

Dünyanın en şanlı ve en uzun direnişlerinden birini gerçekleştirmiş olan Çerkes Halkı, direniş geleneği olan bir halktır. Ve mutlaka hak arama kültürünü ve kendi hak arama biçimini yaratacaktır.

Yaşadığı travmadan silkinecek, "hak arama kültürü"nü geliştirecek, bir çıkış yolu bulacak ve varlığını geleceğe taşıyacaktır.

O çıkış yolu, siyasi bir mesele olan Çerkes meselesinin siyasi partisinin oluşturulmasıdır.



Paylaş | | Yorum Yaz
1925 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi