• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam18
Toplam Ziyaret732376
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.36577.3952
Euro8.93578.9715
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Direniş Geleneği Olan Halklar, Hak Arama Kültürünü Yaratır
26/06/2014

"Toplumsal politik" bir hareket olarak ortaya çıkan ÇHİ aynı zamanda bir "hak arama"hareketiydi.

2009 yılı Türkiyenin dönüşümü anlamında tarihi öneme sahip bir yıldır. Bölünme paranoyasıyla korkutulmuş Türkiye’de devlet, Kürtçe bir televizyon kanalı açmış ve demokratik açılım sürecini başlatmıştır. Bugün 24 saat kesintisiz Kürtçe yayın yapılıyor ama Türkiye bölünmüyor.

Başlatılmış olan demokratik açılım süreci, güvenlikçi anlayış ile yola çıktığı için,
hatalı ve yanlıştır. Devlet silahlı mücadele veren Kürtlerin terörünü bitirme, Avrupa İnsan Hakları mahkemesine başvuran Alevilerin gazını alma, Avrupa Birliği’nin haklarını dikte ettiği Romanları muhatap alarak başlattı Demokratik Açılım sürecini. Oysa toplumdaki haklar ve özgürlükler bir bütündür ve tüm kesimleri kapsamak zorundadır.

Çerkesler dahil tüm etnik gruplar ve farklılıklar muhatap alınarak başlatılmamış
olan bu süreç eksiktir ve dolayısıyla yanlıştır.

Yaşanan bu süreci iki yıl sabırla izleyip, devlet tarafından muhatap alınma sırasının Çerkeslere gelmesini bekledik. Ancak ne devletin, ne de Çerkes Kurumlarının harekete geçmek gibi bir niyetinin olmadığını anladık.

Bunun üzerine 2011 yılının şubat ayında ÇHİ oluşturuldu ve harekete geçti. Öncelikle tüm Çerkes Kurumları, oluşumları ve kanaat önderleri ziyaret edildi ve başlatılacak eylemlere davet edildi. Yaşadığımız bu süreçte tüm Çerkes kurumları ve oluşumları sınıfta kaldı.

ÇHİ, Çerkes meselesini "görünür kılmak" ve Çerkeslerin bir sorunu olduğunu hem dünyaya, hem de Çerkeslere anlatabilmek için yola koyuldu. Diyasporada hak talebi dile getiren ilk mitingler, Çalıştaylar, Devlet kurumları ve siyasi partilerle yoğun temaslar, uluslararası ilişkiler, Suriye iç savaşından soydaşlarımızın tahliyesi ve bağımsız Çerkes kurumlarının oluşumu sağlandı.

Tüm bu sürece demokrat Türkler, Kürtler, Lazlar, Gürcüler, Pomaklar ve toplumun tüm farklı kesimleri sempati ile baktılar.

Ancak bu süreçte yoğun bir biçimde Çerkes Kurumlarının ve psikolojik savaşın etkisinde kalmış Çerkeslerin saldırısına uğradık. Dile getirilen talepleri, bölücülük ve bölücülerin ekmeğine yağ sürme, hainlik, kucak açanlara ihanet ve yemek yenilen kaba pislemek olarak nitelediler. Oysa talepler en temel insan haklarıydı.

Ezilmiş, horlanmış, asimile edilmiş Çerkes Halkı, ezilenlerin yanında değil de, kendini ezip yok edenlerin yanında tavır alıp, kendi adına hak talebi dile getirenlere saldırabiliyor. Bugün dile getirdiği taleplerin zeminini Kürtlerin hazırladığını görmeyip Kürtlere saldırabiliyor. Çerkes Soykırımını Parlamentosundan geçiren Gürcistan’a saldırabiliyor. Dostlarını ve düşmanlarını ayırt etmekten aciz bir akıl hastası gibi.

Bu nasıl bir psikolojik travmadır?

Asıl cevaplanması gereken soru budur.

Bir vatan kaybederek sürülmüş olan Çerkes Halkı, aradan 150 yıl geçmiş olmasına rağmen yaşadığı travmayı atlatamamıştır. Acılarını içine gömmüş ve yaşadığı acıları ne kendisiyle, ne de başkalarıyla paylaşmamıştır. Büyük acılar yaşamış olan kişiler ve toplumlar rehabilite edilmedikleri takdirde, sağlıklı tepkiler veremezler.

Çerkes toplumu adeta bir şizofreni hastası gibidir.

Dünyanın en ağır soykırım ve sürgünlerinden birine uğramış olmasına rağmen, soykırıma uğradık diyememektedir. Vatanını kaybetmiş, dilini kaybetmiş, kimliğini kaybetmiş, kültürünü kaybetmiş ama hiçbir şey olmamış gibi hareket etmektedir.

"Bakın ne güzel şeşen oynayıp, kaşen yapabiliyoruz, halüj yiyebiliyoruz, isteyen dilini konuşabiliyor, ne sıkıntımız var?" diyebilmektedir.

Dünyada yaşanan Filistin meselesinden, Ermeni meselesinden, Bask meselesinden, Kürt meselesinden, Tamil meselesinden daha az önemsiz bir mesele değildir Çerkes meselesi. Ama maalesef Çerkes Halkı bunun farkında değildir.
Yaptığımız her eylemden sonra "daha kitlesel olmalıydı" diyoruz. Zaman, zaman halkımızın sorunlarına karşı ilgisizliğine üzülüyoruz. Ama asla darılmıyoruz. Önemli olanın eylem yapabilmek olduğunu ve eylemlerin devamlılığını sağlamak olduğunu biliyoruz. Çünkü damlaların devamlılığının kayayı oyacağını biliyoruz. Dünyanın en büyük ordusu olan Rus ordusuna 300 yıl direnebilmiş bir halkın torunlarının mutlaka bir yol bulacağını biliyoruz. Çerkes Halkına önderlik etme iddiasında olanların, Çerkes Halkını harekete geçirecek yolu henüz bulamadıklarını düşünüyoruz.

Dünyanın en şanlı ve en uzun direnişlerinden birini gerçekleştirmiş olan Çerkes Halkı, direniş geleneği olan bir halktır. Ve mutlaka hak arama kültürünü ve kendi hak arama biçimini yaratacaktır.

Yaşadığı travmadan silkinecek, "hak arama kültürü"nü geliştirecek, bir çıkış yolu bulacak ve varlığını geleceğe taşıyacaktır.

O çıkış yolu, siyasi bir mesele olan Çerkes meselesinin siyasi partisinin oluşturulmasıdır.



2082 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi