• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam153
Toplam Ziyaret781173
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Üç Maymunu Oynamak doğru mu?
05/03/2016

Bir Çeçen atasözü "Avcı ya da av ol, ama sakın avı getiren köpek olma" der.Yani taraf olmayı değil, doğru tarafta olmayı önerir. Bir yerde çelişki ve çatışma varsa ilgisiz kalmayı değil, doğru tarafı ayırıp, haklıdan yana tavır koymanın gerekliliğine işaret eder.

İçinde yaşadığımız coğrafya fokur fokur kaynıyor ve bizi de doğrudan etkiliyor. Hiçbir yerde huzur, güven ve mutluluk yok. En uzun sınırımızın olduğu Suriye fiilen üçe bölünmüş durumda ve savaşın hiç de bitmeye niyeti yok gibi görünüyor.

Irak da fiilen üçe bölünmüş durumda. Barzani bağımsız Kürt devletinin hazırlıklarını yapıyor.

İran yirmi yıldır kendisine uygulanan ambargoyu kaldırtarak, Suriye'de başat bir oyuncu olarak sahneye çıkmış durumda.

Rusya Ukrayna'yı parça parça yutarak hazmetmeye çalışırken, güneyden de komşumuz olmaya hazırlanıyor.

Mısır, Yemen, Filistin, tüm Ortadoğu ve Afrika kaynamaya devam ediyor…

Savaşlar, ölüm, açlık, yıkım, salgın hastalıklar ve göçleri de beraberinde getirir. Mülteci akımları Avrupa ile birlikte tüm gelişmiş batı dünyasının da çok fena halde rahatını ve huzurunu bozmuş durumda. Batı Dünyası Türkiye'ye Rüşvet önererek, tüm Türkiye'yi mülteci akımlarının önünün kesildiği bir tampon bölgeye çevirmek istiyor.

Bölgemizde ve ülkemizde tüm bunlar yaşanırken, Çerkes Halkının yazabilen, çizebilen takımı, STK yöneticileri, siyaset yaptığını zannedenleri sus pus oturmak dışında hiç bir şey yapmıyor.

Adeta üç maymunu oynuyorlar.

Görmedim, duymadım, bilmiyorum dışında bir şey yapmıyorlar.

Görmeyen, duymayan, bilmeyen bir toplumun varabileceği bir yer var mıdır?

Düşünce üretemeyen, proje üretemeyen, örgütlü bir biçimde bir araya gelemeyen bir halk varlığını geleceğe taşıyabilir mi?

Düşünce üreten, emek harcayan insanlarına duyarsız davranan bir toplumun varabileceği bir yer var mıdır?

Elbette bu davranış kalıplarıyla ne varlığımızı geleceğe taşıyabiliriz, ne de bir yere varabiliriz.

Ama önce insan olarak, sonra da bir Çerkes olarak, çevremizde olan biten her şeyden etkileniriz. Çevremizde olan biten her şeyden biz de sorumluyuz; ilgilensek de, ilgilenmesek de...

Suriye Savaşı bizi ilgilendirmez diyebilir miyiz?

Diyemeyiz; çünkü orada bir insanlık dramı yaşanıyor.

Ayrıca Suriye’de iki yüz bin de Çerkes yaşıyor. Oluşturduğumuz komitelerle soydaşlarımız için kıt kanaat bir şeyler yapmaya çalışmıştık. Ama merhem bile olamadık.

Irak’taki gelişmeler de bizi ilgilendirir. Çünkü Irak'ta da altmış bin soydaşımız yaşıyor. Ama onlarla olan iletişimimiz adeta yok denecek düzeyde.

Ürdün’de yaşanacak gelişmeler de bizi ilgilendirir. Ürdün’de çıkabilecek bir iç savaştan en fazla etkilenecek olan Çerkeslerdir.

Rusya'daki gelişmeler de bizi çok yakından ilgilendiriyor. Anavatanımız Rusların işgali altında. Rusya’daki gelişmeleri çok yakından takip etmek ve oluşabilecek durumlara karşı örgütlü bir biçimde tetikte olmak zorundayız. Ama Ruslar Kırım'ı ilhak ettiğinde, Kırım'lılarla dayanışma gösterdiğimizde “Türkçü mü oldunuz?” diye dil uzatmıştı bazı çevreler.

***

Türkiye'nin çevresinde bunlar olurken, Türkiye çok mu rahat durumda?

Türkiye'nin rahat olduğu bir dönemi hatırlamıyorum. Ama en sıkıntılı dönemlerinden birini daha yaşıyor Türkiye.

Türkiye’de görülen manzara içler acısı. Aylarca sokaklarına çıkılamayan şehirler, her gün gelen şehit cenazeleri, boşu boşuna  ölen Türk ve Kürt çocukları… Türkiye asla bu manzaraları hak etmiyor.

2009 yılında başlatılmış olan çözüm süreci, toplumda bir umut yaratmıştı. İnsanlar konuşmayı başarabildiklerinde gencecik çocukların ölmediğini hep birlikte yaşayarak görmüştük. Bu sürecin getirdiği rahatlıkla, kurumlarımızın isimlerini, Kafkas'tan Çerkes'e çevirebilmiştik. 2014 yılının Nevroz'unda ziyaret ettiğim Diyarbakır nasıl da umutlu, nasıl da kıpır kıpır ve coşkuluydu.

Ama şimdi ülkenin güneydoğusunda şehirlerden dumanlar yükseliyor, patlamalarda insan cesetleri havalara saçılıyor. Şehirlerden yansıyan manzaralar, Halep'i ve Beyrut'u aratmıyor.

Dileğim bu ateş tüm ülkeyi sarmadan, barışın tesis edilip, tüm halkların kardeşçe yaşadığı, her dilde barış şarkılarının söylendiği demokratik bir Türkiye'yi yaratmamızdır.

Çerkeslerin de üç maymunu oynamadan çözüme katkı sunma görevleri olduğu hiç akıldan çıkarılmamalıdır.



2184 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi