• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam69
Toplam Ziyaret560107
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ÇHİ Devrimci Bir Harekettir!
21/01/2013

İnsanlık tarihi, üretim süreçlerinin değişimi ile orantılı olarak ilerliyor.
İnsanlık, önce özel mülkiyetin olmadığı, insanların toplayıcılık ve avcılıkla yaşamlarını sürdürdüğü "ilkel komünal" yaşam biçimini sürdürdü.

Yerleşik tarıma geçilmesi, beraberinde toprak mülkiyetini getirdi.

Güçlülerin, insanları topraklarında bedava çalışmaya zorlamasıyla "köleci üretim tarzı" ortaya çıktı daha sonraki dönemlerde.

Devam eden süreçte, toprak sahipleri, nüfuzlarını ve topraklarını büyüterek feodal derebeylerine dönüştüler.

Yeni kıtaların keşfi ile uzak topraklarda hakimiyet kuran feodal devletlerde oluşan sermaye birikimi ve kentlerin oluşumu "kapitalist üretim tarzı"nı getirdi.

İnsanlığın sosyalizmi kurma denemesi  ise başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Tarihin normal akışı içerisinde, tekrar deneyeceği bir aşama olarak insanlığın gündemine girecektir sosyalizm...

***

İnsanlığın bir üretim sürecinden diğerine geçmesi çok zor olmuştur. Bu konuda büyük savaşlar, mücadeleler ve altüst oluşlar yaşanmıştır.

Köleci üretim tarzından feodal üretim tarzına geçişte, İslamiyet ve tek tanrılı dinler devrimci bir rol oynamıştır.

Feodal üretim tarzından, kapitalist üretim tarzına geçişte, 1789 Fransız burjuva ihtilali devrimci bir rol oynamıştır.

İnsanlığın sosyalizmi kurma çabasında, Rusya, Çin ve Küba deneyleri jakoben devrimci girişimler olarak tarihteki yerini almıştır.

***

İnsanlık kendi mecrası içerisinde yol alırken, Çerkesler de dünyaya kapalı bir biçimde Kafkasya’da yaşıyorlardı.

1800’lü yıllarda insanlık kapitalizme ulaşırken, Çerkesler Kafkasya’nın bazı bölgelerinde sınıfsız, bazı bölgelerinde köleci, bazı bölgelerinde feodal üretim ilişkilerini sürdürüyorlardı.

Çerkesler uğradıkları soykırım ve sürgünün üzerinden 150 yıl geçmiş olmasına rağmen, başkaları adına yaptıkları işlerde son derece cesur ve başarılılar da, neden kendi adlarına ortaya bir şey koyamıyorlar?

İşte bu sorunun cevabını doğru verebilirsek işin anahtarını bulmuş olacağız.

***

Birkaç yazıdır insanlığın geçirdiği üretim evrelerinden bahsediyorum. Çerkeslerin neden kendileri için ortaya bir şey koyamamış olmalarının kodlarını buralarda arıyorum.

Soykırıma uğrayıp sürgüne giderken beraberinde köleci ve feodal üretim tarzının kültürünü de beraberinde getirdi Çerkes Halkı. Köleci ve feodal kültür, efendilere biat etmeyi gerektiren bir kültürdür. Bir efendiye tabi olduğunda, son derece başarılı işler yaptı Çerkesler. Bu efendi Osmanlı, Türkiye, Rusya, Ürdün vd. olmuştur.

Bakın yakın tarihimize, biat edilen efendilerin bürokrasisinde, devlet ve güvenlik birimlerinde hemen üst düzeylere tırmanıvermişlerdir. Bunu güvenilir olmak, ihanet etmemiş olmak, yiyip içtiğin kabı kirletmemek… gibi feodalitenin kültür argümanları ile savunmuşlardır.

***

Peki kendileri için ne yapmış Çerkesler?

Dernekler kurmuşlar, alfabeler yapmışlar, okul açmışlar, dans ekipleri kurmuşlar, oynamışlar, dil kursları açmışlar, toplantı ve konferanslar yapmışlar, geceler düzenlemişler, kahvaltılar tertiplemişler, anavatanı ziyaret etmişler vs.

Peki bu yapılanlar bir ulusun varlığını geleceğe taşımaya yeterli midir?

Peki bu yapılanlar bir  ulusun yeniden inşası için yeterli midir?

Peki Çerkes Halkı kendi varoluş mücadelesi için hiç risk almış mıdır?

Hepsinin cevabı malesef kocaman bir “hayır”dır.

***

İşte bu yüzelli yıllık diaspora tarihinde Çerkesler ilk defa kendileri için, hakları için, yok oluşa dur demek için meydanlara çıktılar ve Çerkes Halkının devrimini gerçekleştirdiler.

Evet, biattan yana olanlar bu sürece savaş açtılar. "Sakın ha, efendilerimiz ne der sonra" dediler. Her türlü engelleme yolunu denediler. Ama artık onların miadı doldu. Bu anlayışlar ya tasfiye olacak, ya da dönüşüp yükselen devrimci harekete katılacaklar.

İki yıllık bu sürede ÇHİ, Çerkes meselesini görünür kılmak, kamuoyuna mal etmek ve çözüm yollarını göstermek için iki yol denemiştir:

Birincisi, sokağın ve meydanların dilini iyi kullanmış ve kullanmaya devam edecektir;

İkincisi, diplomasinin dilini iyi kullanmış ve kullanmaya devam edecektir.

***

Çerkes Halkının meydanlara çıkması ve yapılan eylemler Çerkes meselesini görünür kılıp siyasallaştırırken; asimilasyoncularla ve soykırımcılarla bir  hesaplaşma sürecini de başlattı.

ÇHİ’nin sürekli eylemlilik politikasına tavır alıp minder dışına kaçanlar da oluşan toplumsal baskıya dayanamayarak sonunda zevahiri kurtarmak için “mahcup” ve “ısmarlama” bir şekilde Rusya Büyükelçiliği önüne gitmek zorunda kaldılar. (Mahcup diyorum, çünkü bağlı birimlere gönderilen mesajın satır aralarında sürekli, "Biz iyi çocuklarız, ötekiler gibi değiliz" deniliyordu.

Ismarlama bir eylemdir diyorum, çünkü yapılan açıklamada, eylemin “DÇB’nin de onayıyla” gerçekleştirileceği duyuruluyordu. DÇB’nin ise Rusya’nın onayı olmadan parmağını bile kıpırdatmayacağını bilmeyen var mı? O zaman soru şu: Rusya’nın onayı ve bilgisi dahilinde yapılmış bir eylemin bu ülke üzerinde herhangi bir baskı oluşturma ihtimali var mıdır? Kafanızı karıştıracağım ama son sorum ise şu olacak: Sahi bu eylem niçin yapılmıştı?)

***

Çerkes meselesinin siyasallaşması “soykırımcılarla ve asimilasyoncularla hesaplaşma” ana argümanı üzerine inşa edilecektir.

Meydanlarda asimilasyonculara ve soykırımcılara yönelik taleplerini dile getiren ÇHİ, bu taleplerin siyasi ve diplomatik anlamda da takipçiliğini yapıyor.

Meydanlarda anadili eğitimi ile Çerkesçe televizyon ve radyo talebini dile  getiren ÇHİ, bu taleplerin Türkiye Cumhuriyeti devletindeki muhatapları ile görüşüyor ve onlara dosyalar sunuyor.

TRT'nin bağlı olduğu Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, Dış Türkler ve Akraba Topluluklar Dairesinin bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, MEB Talim Terbiye Kurulu başkanı Prof. Emin Karib ile görüşüp Çerkeslerin sorunlarını aktarıyor.

Ama bazı “sahibinin sesi” karakterler hemen ortaya atılıp ÇHİ'yi bir “AKP projesi” olmakla yaftalamaya çalışıyorlar.

Tabii ki ÇHİ'nin muhatabı devlettir. Devletin işletmecisi ise hükümettir. Ak Parti hükümette olduğu için de bugünkü muhatabımız Ak Partidir. Eğer hükümette CHP olsaydı elbette onunla görüşülüp konuşuluyor olacaktı.

Başka ne olabilirdi ki zaten?

Sorunlarımızı Türkiye Cumhuriyeti hükümetiyle değil de, Mozambik Cumhuriyeti hükümeti ile mi görüşseydik daha doğru olurdu?!

“Hükümete hiç muhatap olmadan bir şeyler yapılabilir” diyenler varsa, kendilerine “ne duruyorsunuz, buyurun meydan zaten sizin” diyoruz. Bu arkadaşlarımız ÇHİ’yi dillerine dolayarak hiç vakit kaybetmesinler.

Bu bağlamda kendini sol, devrimci, eski solcu olarak niteleyen arkadaşlara da bir çift sözümüz var: Ya ortaya somut bir proje koyun ve hayata geçirmek için çalışın, biz de sizi destekleyelim; ya da susun ve gerçek devrimci bir hareket olan ÇHİ'yi destekleyin.

***

ÇHİ, soykırımın hesabını sormak ve tüm dünyada Çerkes Soykırımının siyasi ve bilimsel olarak kabulünü sağlamak için mücadele vermektedir.

Bu anlamda Gürcistan Parlamentosu’nun kabul ettiği soykırım tasarısını ve soykırım anıtının açılışını desteklemiştir.

Varşova Üniversitesi’nin düzenlediği Çerkes soykırımı ile ilgili bilimsel toplantıya katılmıştır.

Dünyanın neresinde olursa olsun, kim Çerkes soykırımı ile ilgili bilimsel ya da siyasi bir toplantı yaparsa ÇHİ destek verip katılacaktır.

Bu katılımlardan kırk ayrı mana çıkaranlara, hassaten Rusya’nın kucağında oturup anti-Amerikancılık yapanlara duyurulur.

ÇHİ Amerikan emperyalizmine de, Rus emperyalizmine de ve her türlü emperyalizme karşıdır. Dost düşman artık bunu beynine kazısın!

Halkı için somut işler üreten insanları karalamak kimseye itibar kazandırmaz, aksine irtifa kaybettirir.

Öyleyse herkes aklını başına alsın!



Paylaş | | Yorum Yaz
4652 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi