• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam57
Toplam Ziyaret697054
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.54937.5796
Euro8.79898.8341
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ÇHİ Devrimci Bir Harekettir!
21/01/2013

İnsanlık tarihi, üretim süreçlerinin değişimi ile orantılı olarak ilerliyor.
İnsanlık, önce özel mülkiyetin olmadığı, insanların toplayıcılık ve avcılıkla yaşamlarını sürdürdüğü "ilkel komünal" yaşam biçimini sürdürdü.

Yerleşik tarıma geçilmesi, beraberinde toprak mülkiyetini getirdi.

Güçlülerin, insanları topraklarında bedava çalışmaya zorlamasıyla "köleci üretim tarzı" ortaya çıktı daha sonraki dönemlerde.

Devam eden süreçte, toprak sahipleri, nüfuzlarını ve topraklarını büyüterek feodal derebeylerine dönüştüler.

Yeni kıtaların keşfi ile uzak topraklarda hakimiyet kuran feodal devletlerde oluşan sermaye birikimi ve kentlerin oluşumu "kapitalist üretim tarzı"nı getirdi.

İnsanlığın sosyalizmi kurma denemesi  ise başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Tarihin normal akışı içerisinde, tekrar deneyeceği bir aşama olarak insanlığın gündemine girecektir sosyalizm...

***

İnsanlığın bir üretim sürecinden diğerine geçmesi çok zor olmuştur. Bu konuda büyük savaşlar, mücadeleler ve altüst oluşlar yaşanmıştır.

Köleci üretim tarzından feodal üretim tarzına geçişte, İslamiyet ve tek tanrılı dinler devrimci bir rol oynamıştır.

Feodal üretim tarzından, kapitalist üretim tarzına geçişte, 1789 Fransız burjuva ihtilali devrimci bir rol oynamıştır.

İnsanlığın sosyalizmi kurma çabasında, Rusya, Çin ve Küba deneyleri jakoben devrimci girişimler olarak tarihteki yerini almıştır.

***

İnsanlık kendi mecrası içerisinde yol alırken, Çerkesler de dünyaya kapalı bir biçimde Kafkasya’da yaşıyorlardı.

1800’lü yıllarda insanlık kapitalizme ulaşırken, Çerkesler Kafkasya’nın bazı bölgelerinde sınıfsız, bazı bölgelerinde köleci, bazı bölgelerinde feodal üretim ilişkilerini sürdürüyorlardı.

Çerkesler uğradıkları soykırım ve sürgünün üzerinden 150 yıl geçmiş olmasına rağmen, başkaları adına yaptıkları işlerde son derece cesur ve başarılılar da, neden kendi adlarına ortaya bir şey koyamıyorlar?

İşte bu sorunun cevabını doğru verebilirsek işin anahtarını bulmuş olacağız.

***

Birkaç yazıdır insanlığın geçirdiği üretim evrelerinden bahsediyorum. Çerkeslerin neden kendileri için ortaya bir şey koyamamış olmalarının kodlarını buralarda arıyorum.

Soykırıma uğrayıp sürgüne giderken beraberinde köleci ve feodal üretim tarzının kültürünü de beraberinde getirdi Çerkes Halkı. Köleci ve feodal kültür, efendilere biat etmeyi gerektiren bir kültürdür. Bir efendiye tabi olduğunda, son derece başarılı işler yaptı Çerkesler. Bu efendi Osmanlı, Türkiye, Rusya, Ürdün vd. olmuştur.

Bakın yakın tarihimize, biat edilen efendilerin bürokrasisinde, devlet ve güvenlik birimlerinde hemen üst düzeylere tırmanıvermişlerdir. Bunu güvenilir olmak, ihanet etmemiş olmak, yiyip içtiğin kabı kirletmemek… gibi feodalitenin kültür argümanları ile savunmuşlardır.

***

Peki kendileri için ne yapmış Çerkesler?

Dernekler kurmuşlar, alfabeler yapmışlar, okul açmışlar, dans ekipleri kurmuşlar, oynamışlar, dil kursları açmışlar, toplantı ve konferanslar yapmışlar, geceler düzenlemişler, kahvaltılar tertiplemişler, anavatanı ziyaret etmişler vs.

Peki bu yapılanlar bir ulusun varlığını geleceğe taşımaya yeterli midir?

Peki bu yapılanlar bir  ulusun yeniden inşası için yeterli midir?

Peki Çerkes Halkı kendi varoluş mücadelesi için hiç risk almış mıdır?

Hepsinin cevabı malesef kocaman bir “hayır”dır.

***

İşte bu yüzelli yıllık diaspora tarihinde Çerkesler ilk defa kendileri için, hakları için, yok oluşa dur demek için meydanlara çıktılar ve Çerkes Halkının devrimini gerçekleştirdiler.

Evet, biattan yana olanlar bu sürece savaş açtılar. "Sakın ha, efendilerimiz ne der sonra" dediler. Her türlü engelleme yolunu denediler. Ama artık onların miadı doldu. Bu anlayışlar ya tasfiye olacak, ya da dönüşüp yükselen devrimci harekete katılacaklar.

İki yıllık bu sürede ÇHİ, Çerkes meselesini görünür kılmak, kamuoyuna mal etmek ve çözüm yollarını göstermek için iki yol denemiştir:

Birincisi, sokağın ve meydanların dilini iyi kullanmış ve kullanmaya devam edecektir;

İkincisi, diplomasinin dilini iyi kullanmış ve kullanmaya devam edecektir.

***

Çerkes Halkının meydanlara çıkması ve yapılan eylemler Çerkes meselesini görünür kılıp siyasallaştırırken; asimilasyoncularla ve soykırımcılarla bir  hesaplaşma sürecini de başlattı.

ÇHİ’nin sürekli eylemlilik politikasına tavır alıp minder dışına kaçanlar da oluşan toplumsal baskıya dayanamayarak sonunda zevahiri kurtarmak için “mahcup” ve “ısmarlama” bir şekilde Rusya Büyükelçiliği önüne gitmek zorunda kaldılar. (Mahcup diyorum, çünkü bağlı birimlere gönderilen mesajın satır aralarında sürekli, "Biz iyi çocuklarız, ötekiler gibi değiliz" deniliyordu.

Ismarlama bir eylemdir diyorum, çünkü yapılan açıklamada, eylemin “DÇB’nin de onayıyla” gerçekleştirileceği duyuruluyordu. DÇB’nin ise Rusya’nın onayı olmadan parmağını bile kıpırdatmayacağını bilmeyen var mı? O zaman soru şu: Rusya’nın onayı ve bilgisi dahilinde yapılmış bir eylemin bu ülke üzerinde herhangi bir baskı oluşturma ihtimali var mıdır? Kafanızı karıştıracağım ama son sorum ise şu olacak: Sahi bu eylem niçin yapılmıştı?)

***

Çerkes meselesinin siyasallaşması “soykırımcılarla ve asimilasyoncularla hesaplaşma” ana argümanı üzerine inşa edilecektir.

Meydanlarda asimilasyonculara ve soykırımcılara yönelik taleplerini dile getiren ÇHİ, bu taleplerin siyasi ve diplomatik anlamda da takipçiliğini yapıyor.

Meydanlarda anadili eğitimi ile Çerkesçe televizyon ve radyo talebini dile  getiren ÇHİ, bu taleplerin Türkiye Cumhuriyeti devletindeki muhatapları ile görüşüyor ve onlara dosyalar sunuyor.

TRT'nin bağlı olduğu Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, Dış Türkler ve Akraba Topluluklar Dairesinin bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, MEB Talim Terbiye Kurulu başkanı Prof. Emin Karib ile görüşüp Çerkeslerin sorunlarını aktarıyor.

Ama bazı “sahibinin sesi” karakterler hemen ortaya atılıp ÇHİ'yi bir “AKP projesi” olmakla yaftalamaya çalışıyorlar.

Tabii ki ÇHİ'nin muhatabı devlettir. Devletin işletmecisi ise hükümettir. Ak Parti hükümette olduğu için de bugünkü muhatabımız Ak Partidir. Eğer hükümette CHP olsaydı elbette onunla görüşülüp konuşuluyor olacaktı.

Başka ne olabilirdi ki zaten?

Sorunlarımızı Türkiye Cumhuriyeti hükümetiyle değil de, Mozambik Cumhuriyeti hükümeti ile mi görüşseydik daha doğru olurdu?!

“Hükümete hiç muhatap olmadan bir şeyler yapılabilir” diyenler varsa, kendilerine “ne duruyorsunuz, buyurun meydan zaten sizin” diyoruz. Bu arkadaşlarımız ÇHİ’yi dillerine dolayarak hiç vakit kaybetmesinler.

Bu bağlamda kendini sol, devrimci, eski solcu olarak niteleyen arkadaşlara da bir çift sözümüz var: Ya ortaya somut bir proje koyun ve hayata geçirmek için çalışın, biz de sizi destekleyelim; ya da susun ve gerçek devrimci bir hareket olan ÇHİ'yi destekleyin.

***

ÇHİ, soykırımın hesabını sormak ve tüm dünyada Çerkes Soykırımının siyasi ve bilimsel olarak kabulünü sağlamak için mücadele vermektedir.

Bu anlamda Gürcistan Parlamentosu’nun kabul ettiği soykırım tasarısını ve soykırım anıtının açılışını desteklemiştir.

Varşova Üniversitesi’nin düzenlediği Çerkes soykırımı ile ilgili bilimsel toplantıya katılmıştır.

Dünyanın neresinde olursa olsun, kim Çerkes soykırımı ile ilgili bilimsel ya da siyasi bir toplantı yaparsa ÇHİ destek verip katılacaktır.

Bu katılımlardan kırk ayrı mana çıkaranlara, hassaten Rusya’nın kucağında oturup anti-Amerikancılık yapanlara duyurulur.

ÇHİ Amerikan emperyalizmine de, Rus emperyalizmine de ve her türlü emperyalizme karşıdır. Dost düşman artık bunu beynine kazısın!

Halkı için somut işler üreten insanları karalamak kimseye itibar kazandırmaz, aksine irtifa kaybettirir.

Öyleyse herkes aklını başına alsın!



4995 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi