• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam58
Toplam Ziyaret780734
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.72949.7684
Euro11.320411.3657
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Geç Gelen Adalet, Adalet Değildir
15/04/2012

Türkiye’de demokrasi, insan hakları ve özgürlükler konusunda katedilen mesafeler maalesef arpa boyu ile ölçülebiliyor.

Üzerinden yüz yıl geçmiş olan Ermeni soykırımını "sözde" diye ifade eden bir toplum neyle, nasıl yüzleşebilir ki?

2015 yılında Türkiye çok büyük yaptırımlarla karşılaşırsa, çok büyük bir travma yaşanacak. Bununla ilgili ne devletin, ne entelektüellerin, ne de üniversitelerin bir planlaması var.
Cumhuriyet kurulduğundan beri yirmibeş kez baş kaldıran Kürtler’le yüzleşemeyen, sorunları sadece kanla ve ezerek çözmek isteyen bir devlet ve toplum ne ile yüzleşebilir ki ?
Marmara Bölgesi Çerkesleri’nin tamamını sürmeyi planlayan ve bunu yürürlüğe koyan, Çerkeslere “hain” damgası vuran bir devlet Çerkesler’le nasıl yüzleşebilir ki?

Dersim’de binlerce insanı katleden, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, sadece Alevi oldukları için insanları katleden bir anlayış Aleviler’le nasıl yüzleşebilir ki?
Varlık vergileriyle gayr-ı müslimlerin bütün mal varlıklarına el koyup, Aşkale’ye taş kırmaya gönderen, 6-7 Eylül olaylarıyla malvarlıklarını talan edip ülkede gayr-ı müslüm bırakmayan bir anlayış gayr-ı müslimlerle nasıl yüzleşebilir ki?
Ancak temel hak ve özgürlükler konusunda arpa boyu ile de olsa bazı mesafeler alınıyor.
12 Eylül darbesiyle hesaplaşmaya başlanmış olması tarihi bir önem arz etmektedir. 4 Nisan’da 12 Eylül’ün sağ kalan iki generalinin yargılanmaya başlamış olması çok önemlidir. Fakat yetersizdir.
Dönemin bütün sorumluları yargı önüne çıkarılmalıdır.12 Eylül dönemindeki işkenceci polisler, emniyet müdürleri ve subaylar da yargılanmalıdır.

Diyarbakır  Cezaevi’nde, Mamak’ta, Metris’te ve ülkenin tüm cezaevlerinde emir aldığı için işkence yapmış erler de özeleştiri yapıp, pişmanlıklarını dile getirmezlerse 12 Eylül’le hesaplaşma ve yüzleşme sağlanamaz.
28 Şubat süreciyle de hesaplaşmanın başlamış olması son derece önemlidir. 28 Şubat’ın heybetli generali Çevik Bir ve onun suç ortakları da şimdi yargı önünde hesap verecekler.
Tektipleştirmeye tabi tutulmuş toplumun bütün kesimleri, artık uygulanan politikaların yanlış olduğunu kavrıyor, dile getiriyor. Bu politikaların mimarları ve  uygulayıcılarından hesap sorulmasını istiyor. Bu süreç Türkiye’de demokrasinin gelişimi açısından son derece önemli ve değerlidir.
Çerkesler de bu sürecin dışında kalmadılar ve kalmayacaklarını da gösterdiler.
2011 yılının Şubat ayında oluşturulan ÇHİ (Çerkes Hakları İnisiyatifi) Çerkes sorununun görünür kılınması ve çözüm yollarının ortaya konması için meydanlara çıkma kararı aldı. Bu süreçte bütün kurumlar ve oluşumlar ve kanaat önderleri tek tek ziyaret edildi. İşbirliği ve güçbirliği teklifi götürüldü. Ancak bu süreçte bütün kurumlarımız ve oluşumlarımız sınıfta kaldı.
İçinde yaşadığımız Türkiye Toplumu 12 Mart ve 17 Nisan mitingleri, 25-26 Şubat Derbent Çerkes Çalıştayı’ndan sonra “bu ülkede Çerkesler de varmış ve sorunları varmış” dedi.
Bu süreçte sorunlarımızı bizim dışımızdaki insanların da sahiplenebileceğini öğrendik.
Bu arada demokratik açılım sürecinde yapılan çalıştayları görünce devlet nezdinde hiçbir itibarımızın olmadığını da öğrendik. Ve “Sizin yapacağınız Çalıştaya ihtiyacımız yok” deyip kendi çalıştayımızı kendimiz yaptık.
150 yılda sürgün ve soykırım diyebilmeyi yeni öğrendik.
Haynepe (ayıp) sözcüğünün asimilasyona hizmet eder bir biçimde kullanıldığını yeni öğrendik.
Asıl haynepenin hak talep etmek değil, yok olmayı kabul etmek olduğunu öğrendik.
Onun için hemen, şimdi kimliğimizi ve ona bağlı tüm temel hak ve özgürlükleri istiyoruz.
Çünkü Çerkes Halkının bir gün bile beklemeye tahammülü yoktur.
Versinler televizyonun kaynağını, üç ay içinde 7 gün 24 saat Çerkesce yayın yapacak televizyonu kurmaya hazırız!
Versinler Çerkesce öğretmen kadrolarını, biz dilimizi ve kültürümüzü onarıp yaşatmanın yollarını bulmaya hazırız!
Haklarımızın, anayasal ve yasal güvenceleri ile birlikte kaynaklarını da istiyoruz!
Üstelik gecikmeden ve geciktirilmeden.

On yıl, yirmi yıl sonra verilecek haklar çok geç kalmış olacaktır.
Biz bugün istiyoruz, hemen şimdi.
Geç gelen adalet, adalet değildir!
***
Haklarımızı kazanmak, varlığımızı geleceğe taşımak için şimdi de Kayseri’de toplanıyoruz!
29 Nisan’da Kayseri Fuar Önü Miting Alanı’nda hep birlikte haykıracağız:
Yaşasın Halkımız!
Yaşasın Çerkes kalma mücadelemiz!

 



4038 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi