• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam147
Toplam Ziyaret742862
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.04588.0780
Euro9.67359.7122
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Geç Gelen Adalet, Adalet Değildir
15/04/2012

Türkiye’de demokrasi, insan hakları ve özgürlükler konusunda katedilen mesafeler maalesef arpa boyu ile ölçülebiliyor.

Üzerinden yüz yıl geçmiş olan Ermeni soykırımını "sözde" diye ifade eden bir toplum neyle, nasıl yüzleşebilir ki?

2015 yılında Türkiye çok büyük yaptırımlarla karşılaşırsa, çok büyük bir travma yaşanacak. Bununla ilgili ne devletin, ne entelektüellerin, ne de üniversitelerin bir planlaması var.
Cumhuriyet kurulduğundan beri yirmibeş kez baş kaldıran Kürtler’le yüzleşemeyen, sorunları sadece kanla ve ezerek çözmek isteyen bir devlet ve toplum ne ile yüzleşebilir ki ?
Marmara Bölgesi Çerkesleri’nin tamamını sürmeyi planlayan ve bunu yürürlüğe koyan, Çerkeslere “hain” damgası vuran bir devlet Çerkesler’le nasıl yüzleşebilir ki?

Dersim’de binlerce insanı katleden, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, sadece Alevi oldukları için insanları katleden bir anlayış Aleviler’le nasıl yüzleşebilir ki?
Varlık vergileriyle gayr-ı müslimlerin bütün mal varlıklarına el koyup, Aşkale’ye taş kırmaya gönderen, 6-7 Eylül olaylarıyla malvarlıklarını talan edip ülkede gayr-ı müslüm bırakmayan bir anlayış gayr-ı müslimlerle nasıl yüzleşebilir ki?
Ancak temel hak ve özgürlükler konusunda arpa boyu ile de olsa bazı mesafeler alınıyor.
12 Eylül darbesiyle hesaplaşmaya başlanmış olması tarihi bir önem arz etmektedir. 4 Nisan’da 12 Eylül’ün sağ kalan iki generalinin yargılanmaya başlamış olması çok önemlidir. Fakat yetersizdir.
Dönemin bütün sorumluları yargı önüne çıkarılmalıdır.12 Eylül dönemindeki işkenceci polisler, emniyet müdürleri ve subaylar da yargılanmalıdır.

Diyarbakır  Cezaevi’nde, Mamak’ta, Metris’te ve ülkenin tüm cezaevlerinde emir aldığı için işkence yapmış erler de özeleştiri yapıp, pişmanlıklarını dile getirmezlerse 12 Eylül’le hesaplaşma ve yüzleşme sağlanamaz.
28 Şubat süreciyle de hesaplaşmanın başlamış olması son derece önemlidir. 28 Şubat’ın heybetli generali Çevik Bir ve onun suç ortakları da şimdi yargı önünde hesap verecekler.
Tektipleştirmeye tabi tutulmuş toplumun bütün kesimleri, artık uygulanan politikaların yanlış olduğunu kavrıyor, dile getiriyor. Bu politikaların mimarları ve  uygulayıcılarından hesap sorulmasını istiyor. Bu süreç Türkiye’de demokrasinin gelişimi açısından son derece önemli ve değerlidir.
Çerkesler de bu sürecin dışında kalmadılar ve kalmayacaklarını da gösterdiler.
2011 yılının Şubat ayında oluşturulan ÇHİ (Çerkes Hakları İnisiyatifi) Çerkes sorununun görünür kılınması ve çözüm yollarının ortaya konması için meydanlara çıkma kararı aldı. Bu süreçte bütün kurumlar ve oluşumlar ve kanaat önderleri tek tek ziyaret edildi. İşbirliği ve güçbirliği teklifi götürüldü. Ancak bu süreçte bütün kurumlarımız ve oluşumlarımız sınıfta kaldı.
İçinde yaşadığımız Türkiye Toplumu 12 Mart ve 17 Nisan mitingleri, 25-26 Şubat Derbent Çerkes Çalıştayı’ndan sonra “bu ülkede Çerkesler de varmış ve sorunları varmış” dedi.
Bu süreçte sorunlarımızı bizim dışımızdaki insanların da sahiplenebileceğini öğrendik.
Bu arada demokratik açılım sürecinde yapılan çalıştayları görünce devlet nezdinde hiçbir itibarımızın olmadığını da öğrendik. Ve “Sizin yapacağınız Çalıştaya ihtiyacımız yok” deyip kendi çalıştayımızı kendimiz yaptık.
150 yılda sürgün ve soykırım diyebilmeyi yeni öğrendik.
Haynepe (ayıp) sözcüğünün asimilasyona hizmet eder bir biçimde kullanıldığını yeni öğrendik.
Asıl haynepenin hak talep etmek değil, yok olmayı kabul etmek olduğunu öğrendik.
Onun için hemen, şimdi kimliğimizi ve ona bağlı tüm temel hak ve özgürlükleri istiyoruz.
Çünkü Çerkes Halkının bir gün bile beklemeye tahammülü yoktur.
Versinler televizyonun kaynağını, üç ay içinde 7 gün 24 saat Çerkesce yayın yapacak televizyonu kurmaya hazırız!
Versinler Çerkesce öğretmen kadrolarını, biz dilimizi ve kültürümüzü onarıp yaşatmanın yollarını bulmaya hazırız!
Haklarımızın, anayasal ve yasal güvenceleri ile birlikte kaynaklarını da istiyoruz!
Üstelik gecikmeden ve geciktirilmeden.

On yıl, yirmi yıl sonra verilecek haklar çok geç kalmış olacaktır.
Biz bugün istiyoruz, hemen şimdi.
Geç gelen adalet, adalet değildir!
***
Haklarımızı kazanmak, varlığımızı geleceğe taşımak için şimdi de Kayseri’de toplanıyoruz!
29 Nisan’da Kayseri Fuar Önü Miting Alanı’nda hep birlikte haykıracağız:
Yaşasın Halkımız!
Yaşasın Çerkes kalma mücadelemiz!

 



3966 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ROMANLAR GÜNÜ KABUL EDİLİRKEN, ÇERKESLER DE ÖZÜR BEKLİYOR - 17/04/2021
Yapılan bu büyük haksızlıkla ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti özür dilemelidir. Bu özür Türkiye’yi küçültmez, tam tersine büyütür. Toplumsal barışa katkı sağlar, ülkemizi zenginleştirir.
DEVLET, GÖNEN-MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ İÇİN ÖZÜR DİLEMELİDİR - 09/04/2021
Gönen-Manyas Çerkeslerine sürgün tebligatının yapıldığı 2 Mayıs 1923 tarihinin yıldönümüne yaklaşırken, Devletin kuruluşunda kanı, teri ve emeği olan Çerkeslere bir özür borcunun olduğuna inanıyoruz.
NEDİM ŞENERLERİ YARATAN KEMALİST TARİH ANLAYIŞIDIR - 18/03/2021
Malesef bugüne kadar Ethem Beyle ilgili olarak onlarca kitap yazılırken, Çerkeslerden bu konuyu yazabilmiş bir tek kişinin çıkmamış olması acı vericidir.
İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi