• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam139
Toplam Ziyaret686095
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.98237.0103
Euro8.26608.2991
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
21 Eylemcileri, Cumartesi Annelerini Selamlıyor
29/10/2014

İstiklal Caddesi’nin hayatımda ne kadar önemli bir yer tuttuğunu düşündüm bu yazıya başlarken. Geçmişten bugüne, bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti İstiklal Caddesiyle yaşadıklarım.

1974-1975 eğitim döneminde Üniversite sınavlarına girmek için ilk defa İstanbul'a geldim. Sınavlar sonucu İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi İşletme Yüksek Okulunu kazandım. Okulumuz İstiklal Caddesi’ndeki tarihi Mısır Apartmanı’ndaydı. Mısır Apartmanı’nın 5-6-7. katları okulumuzdu. Tünelden Taksime doğru giderken, Saint Antuan Kilisesi’nin bitişiğinde, Galatasaray Meydanına 40-50 metre mesafedeydi okulumuz.

1975 yılında Galatasaray meydanında ilk defa korsan mitinge katılmıştım. Devlet Güvenlik Mahkemelerini protesto eylemiydi yaptığımız. İlk defa devletle karşı karşıya gelip, korkmamayı Galatasaray Meydanı’nda öğrendim. Paralı eğitime karşı çadır kurup, açlık grevi yapan arkadaşlarımı da ilk defa Galatasaray Meydanı’nda ziyaret ettim.

Sonra 1976 yılında Taksimde ilk defa 1 Mayıs’a katıldım. 1976 1 Mayısı tam bir şenlik havası içerisinde geçmişti.

Ömrümde ilk defa bu kadar çok insanı bir arada görmüştüm. 1977 1 Mayısı’nda devletin provokasyon yapıp 38 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin yaralanmasına sebep olduğunda da Taksim’deydim. Devlet, insanların bir araya gelip, birbirlerinden enerji almasından çok korkmuştu.

1978 1 Mayısı’nda iktidarda olan Ecevit sokağa çıkma yasağı ilan etmişti. 1978 1 Mayısını Ağa Camii Sokağındaki öğrenci evinde karşılamıştık. 1978 yılında 24 saat İstiklal Caddesi’nde yaşayan biri olmuştum. İşyerim şimdi kapanan Tünele yakın Fransızlara ait Hachette Kitabevi idi. Okulum Mısır Apartmanı’nda, evim Ağa Camii sokağındaydı.

Hemen dünyayı değiştirerek, Türkiye Halkları ile birlikte Çerkes halkını da kurtaracağımıza can-ı gönülden inanıyorduk.

Ama biz yerinde duramayan, birbirini boğazlayan gençler olarak, 12 Eylül askeri darbesinin yolunun taşlarını döşüyorduk.

12 Eylül geldiğinde de İstiklal Caddesi’ndeydim. Ancak Türkiye’nin üzerine çöreklenmiş olan 12 Eylül bugün de bütün kurumları ile devam ediyor. Anayasası, toplum üzerinde yarattığı kişiliksizlik, ahlaksızlık ve korku iklimi ile 12 Eylül kesintisiz olarak varlığını sürdürüyor.

12 Eylül’ün yarattığı devlet terörü, işkenceler, insan hakları ihlalleri ve faili bulunamamış on yedi bin cinayetle hayaleti hala toplumun üzerinde geziyor ve insanları korkutmaya devam ediyor.

"Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz" türküsünün söylediği gibi, zalimlerin yaptıkları zulümlerin hesabını verdikleri bir düzen kurulacaktır elbet. Bugüne kadar bu hesabın sorulmamış olması, sorulmayacağı anlamına gelmiyor.

İnsanlar adaleti ararlar.

Israrla ararlar.

Bu ısrar, zalimleri önce vicdanlarda mahkum eder.

Cumartesi anneleri, ısrarlı adalet arayışının çelikleşmiş sembolüdür.

Fark etmiyor "Türk, Kürt, Çerkes, Laz, Gürcü, Pomak, Arnavut" olmaları.

Onlar çocuklarını arıyor.

Üzerlerine toz konmasına razı olmadıkları çocuklarını.

Onlar dirisini bulamayacaklarını bildikleri çocuklarının, ölüsünü bulup, mezara sarılmak istiyorlar.

Ama birçoğu çocuklarının ne ölüsüne, ne de dirisine sarılamadan göçüp gitti bu dünyadan.

Tıpkı Bigalı bir Çerkes olan Hayrettin Eren'in annesi Elmas Ana gibi.

Tıpkı Karslı bir Kürt olan Cemil Kırbayır'ın annesi Berfo Ana gibi.

Onlar her cumartesi günü Galatasaray Meydanına gittiklerinde, işkenceciler, işkence ederek öldürdükleri o gencecik çocuklardan çok daha fazla korkuyorlar.

Onuruyla ölenler bir defa ölürler.

Ama işkenceciler beş yüz defa öldüler,

Ve her hafta korkudan ve utançtan ölmeye devam edecekler.

Vicdanların adaletinin tecellisini sağlayan Cumartesi Annelerinin kararlılığı, gerçek adaletin tecellisini de sağlayacaktır.

***

Çerkesler de ilk defa kendilerini İstiklal Caddesinde ifade etmeye başladılar.

İstiklal Caddesinin enerjisi ve hoşgörüsü Çerkeslere de cesaret verdi.

İlk defa "soykırım"ı yüksek sesle burada dile getirdiler.

Kendi kimlikleriyle ilk defa burada sokağa çıktılar.

Rus Konsolosluğunun burada olması bir etken ama İstiklal dinamizmidir asıl tetikleyici olan.

2007,  2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 21 Mayıs anma ve protestoları ses getirdi.

Israrla birileri 21 Mayısları İstiklal’den kaçırmaya çalışıyor ama nafile.

Artık Çerkesler için her gün 21 Mayıs.

Artık en azından her ay 21 Mayıs.

***

Hiç aramızda bugüne kadar konuşmadık.

Acaba 21 eylemlerini başlatırken biz bilinç altı olarak Cumartesi Annelerinden etkilenmiş miydik?

Yılda bir kez sokağa çıkarak böylesine büyük bir soykırımı anlatabilmenin mümkün olmadığını düşündük.

Onun için tıpkı Cumartesi Anneleri gibi, adaletin arandığı Galatasaray Meydanı’nda her ayın 21'inde toplanarak adalet arıyoruz.

Türkiye’nin ve dünyanın bütün vicdanlı yüreklerine dokunuyoruz ve dokunmaya devam edeceğiz.

Çerkes Halkının onurlu evlatları 26 kez bir araya gelerek adalet aradılar.

Belki yüzüncü kez, belki bininci kez bir araya gelip adalet arayışını sürdürecekler.

Aynı meydanı paylaştığımız, Cumartesi annelerinin onurlu mücadelesini selamlarken, tüm vicdanlı insanları Çerkeslerin 21 eylemlerindeki "Çerkes Soykırımı" ile ilgili adalet arayışına omuz vermeye çağırıyoruz.



1735 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi