• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam74
Toplam Ziyaret824451
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.703816.7707
Euro17.458117.5281
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Gönüllü Köleler, Özgür Olmak İsteyenlerden Nefret Eder!
19/06/2016

Sevgili okuyucularım,

Bildiğiniz gibi yazılarımda kendimden bahsetmeyi pek sevmem. Mümükünse yazılarımın öznesi olmak istemem. Fazla öne çıkmayı da sevmem. Ama öne çıkacak birisi yoksa geride de kalmam. Olur olmaz yerlerde resim çektirmek, özelimi başkalarıyla paylaşmak gibi şeyleri yapmamaya özen gösteririm. Bunu davamızın önüne geçmeme adına yaparım. Dolayısıyla bu tavrım ilkesel bir nitelik de taşımaktadır.

Ancak gençliğimizde geleceğini hayal bile etmediğimiz yaşlara geldiğimizi farkediyorum şaşırarak. İstesek de istemesek de altmış bir yaşına ulaşmış bulunuyoruz maalesef. Türkiye Cumhuriyeti devletinin ömrünün üçte ikisini, Çerkeslerin diaspora yaşamının beşte ikisini fiilen yaşamış bulunuyoruz. Göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş olan bu zaman diliminde hep merak eden, hep soru soran ve hep bir şeylere müdahale etmeye çalışan bir yaşamım olduğunu düşünüyorum geriye dönüp baktığımda. Bu tavrım başıma sık sık işler açmış olsa da yaptıklarımdan asla pişmanlık duymadım. Bütün pişmanlığım yaptıklarım için değil, yapamadıklarım içindir.

1970 yılında köyümüze rahmetli İzzet Aydemir'in yayınladığı "Kafkasya Kültürel Dergi" gelmeye başlamıştı. O dergiyi okuduğum günden beri Çerkes Meselesinin içindeyim. Ömrümün her döneminde Çerkes meselesinin bir yerinde olmaya çalıştım. Anlamaya çalışarak ve müdahil olarak Çerkes meselesinin içinde oluşumuz neredeyse yarım asra yaklaşmaya başladı.

Bu süreçte birçok olaya şahit oldum. Ancak bende ve Çerkes Halkında  en büyük kırılmayı yaratan olay, Türkiye'de Demokratik açılım süreci ile başlayan dönemle birlikte yaşamış olduğumuz iç mücadeledir. 2009 yılında Türkiye iç baskılar ve Avrupa Birliğinin dayatmaları sonucu Demokratik Açılım Sürecini başlatmak zorunda kaldı. Bu süreçte devlet 24 saat Kürtçe yayın yapan televizyon açtı. Kürt, Alevi, Roman Çalıştayları yapıldı. Yapılan bu çalışmalar Çerkes Halkı tarafından da ilgiyle izleniyordu. Sıranın ne zaman Çerkeslere geleceği ve Çerkes Televizyonunun ne zaman açılacağı merakla bekleniyordu. Ancak zaman geçtikçe ne devlette, ne de Çerkes STK'larında bir hareket görülmüyordu. Bunun üzerine devlet nezdinde yaptığımız yoklamalarda "Haklar talep edenlere verilir, Çerkeslerin bir talebi yok" cevabını aldık.

3 Şubat 2011 tarihinde ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi)ni oluşturup, Çerkes meselesini "görünür kılmak" ve Çerkeslerin taleplerini dile getirmek amacıyla mitingler serisini başlattığımızda, yaşadıklarımızı gerçekten izah etmekte zorlandığım zamanlar oldu. "Çerkesce anadil eğitimi, Çerkes Televizyonunun açılması, Ethem Beyin hain sıfatının kaldırılması, Çerkes Köy isimlerinin iadesi" gibi taleplere ve mitinglere en büyük karşı çıkış Çerkes Kurumlarından gelmişti.

O zamanki Çerkes kurumları bu mitinglerin yapılmasını engellemek, bunu başaramayınca katılımı engellemek için ellerinden geleni ardlarına koymamışlardı. Bazıları talepler doğru olsa da düzenleyiciler yanlış diyerek karalama ve itibarsızlaştırma kampanyaları başlatmışlardı.

Önce bu yapılanlara çok üzülmüştüm. Ama üzgün olmaktansa öfkeli olmayı yeğleyerek, biz de karşı saldırıya geçmiş, analarından emdikleri sütü burunlarından getirmiş ve onları ideolojik anlamda da mahkum etmiştik. Bu suçlamaları yapanların ve işbirlikçilerin toplum nezdinde asla eski itibarlarının olmayacağı "yeni bir Çerkes Dünyası" yarattığımızı düşünüyorum.

Ancak yine de Çerkes Kurumlarının, Çerkeslerin taleplerine karşı çıkışını anlamakta zorlanırken imdadıma Alman Devrimci Ulrike Meinhof yetişti. Yazımızın başlığı "Gönüllü köleler, özgür olmak isteyenlerden nefret ederler" sözü ona ait.

Kendisinden vazgeçip, gönüllü köleliği kabul etmiş olan Çerkes Halkı ve kurumları efendilerinin hoşuna gitmeyecek şeyleri yapanlardan nefret ediyordu. Bunun için varlığını görünür kılan, özgürlük talebini dile getirenlerden de nefret ediyorlardı. Ama özgürlükten yana tavır koyanların sayısının her geçen gün artarak devam etmesi umut ışığımızı büyütüyor.

Bu gönüllü köleler kendi özgürlük taleplerinden çoktan vazgeçtiler. Gönüllü köleler efendilerine yaranmak için, Türklerden fazla Kürt düşmanlığı yapar ve nefreti taşırlar. Ürdün’de Araplardan fazla Filistinli düşmanlığı yaparlar. Rusya’da Ruslardan fazla Tatar düşmanlığı yaparlar. İşte böylesine zavallı bir durumdadır bu zavallı gönüllü köleler.

Bu köleci anlayışın yok edilmesinin ilacı, özgürlük talebinin yükseltilmesi ve bağımsız Çerkes Siyasetinin büyütülmesidir.

Not:Yazımızda geçen kölelik kavramının Çerkeslerin geleneksel pşi-vuneut kavramları ile bir ilgisi yoktur.



3487 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÇB VE RUSYA’NIN PAYANDALARI ÖZÜR DİLEYECEK Mİ? - 22/06/2022
Gelin en kısa zamanda Çerkes Halkından özür dileyin. Bu güne kadar yapmış olduğunuz iyi şeyleri de heba etmiş olmayın.
21 MAYIS’TAN KALAN DEĞERLİ MİRAS… - 25/05/2022
Çerkes Soykırımı ve sürgününün 158. yılı Çerkeslerin hem ideolojik, hem de fiili birlikteliği konusunda önemli adımların atıldığı tarihi bir yıl olarak anılmayı hak edecektir.
ETHEM MESELESİNDE M. KEMAL Mİ YOKSA İNÖNÜ MÜ SUÇLUDUR? - 07/05/2022
İşte bu haksızlığı gidermek istiyorsak, iftira, yalan ve başkalarının emeğinin üzerine çökme anlayışına göre inşa edilmiş Kemalist Tarih anlayışını ideolojik olarak mahkum edebilmenin koşullarını oluşturmalıyız.
BİZ, SİZİ ÇOK İYİ TANIYORUZ - 22/04/2022
Onlar Çerkeslerin hak arama mitinglerine de karşı çıkmışlardı, Onlar Çerkesce Televizyon istenmesine de karşı çıkmışlardı, Onlar 21 Mayıslarda muhatabın karşısına çıkanlara da karşı çıkmışlardı,
ÇERKES SOYKIRIMI VE SÜRGÜNÜNÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ VAKFI - 21/02/2022
Çerkes Soykırım Enstitüsü’nü inşa edip, Çerkes Soykırımı, sürgünü tarihi konularını araştıracak doktora, yüksek lisans ve doçentlik bursları vererek bilim dünyasının meselemize ilgisini sağlamak ve kendi bilim insanlarımızı yetiştirmektir.
HALKIMIZIN OZANIYIZ AYNI ZAMANDA - 13/02/2022
Maksıme Kültür Merkezi‘nin ve Maksıme satışlarının gelirleri, oluşturmayı planladığımız “Çerkes Soykırımı ve Sürgününü Araştırma Enstitüsü Vakfı”na bağışlanacaktır.
“ÖKÜZ SARAYA ÇIKARSA…” ATASÖZÜ ÇERKESLERE AİTTİR - 27/01/2022
Ayrıca Türkiye’nin de, Çerkeslerin de geleceği demokrasidedir. Giderek otoriterleşen bu rejim eleştirilerek geriletilebilir.
DİASPORA ÇERKES MÜZİĞİNDE YENİ ARAYIŞLAR - 16/01/2022
Şarkılar da bir insanlık mirasıdır. Her şarkı insanlığa bir armağandır. Bir dilde söylenmiş bir şarkı bir çok dile çevirilerek seslendirilmektedir. Bu sayede halklar arasında gönül köprüleri kurulmakta, şarkılar evrensel boyutlara ulaşmaktadırlar.
2022, MAKSIME YILI OLACAK - 31/12/2021
Hepinizi 8 Ocak 2022 Cumartesi günü, Saat 17’de “MAKSIME ÇERKES KÜLTÜR MERKEZİ”nin açılışına bekliyoruz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi