• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi14
Bugün Toplam67
Toplam Ziyaret709930
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.75397.7849
Euro9.21339.2502
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Hasret Ne Yana Düşer Usta, Vatan Ne Yana?
07/08/2013

"Hasret yaşanmışlıkların çağrısıdır" derler.

Benim anavatanımız Çerkesya ile yaşanmışlığım 58 yıllık ömrümde sadece 15 gündür. Ama anavatanımıza hasretim hep artarak devam ediyor.

"Ayrılık olursa aşk olur" derler. Benimkisi de aşk olmaya devam ediyor….

***

İki yıl önce tam da Ağustos ayıydı; sevgilisiyle buluşma heyecanı taşıyan bir gencin heyecanıyla anavatanımızla buluşmuştum. Onun bağrında rüya gibi bir on beş gün geçirmiştim.  Hiç düşünmeden elli altı yıllık ömrümden geriye kalanını da onun güzel bağrında geçirebilirdim. Hiç düşünmeden kalabilirdim onun sıcak kollarında.

Ama verilecek bir savaş vardı.

Verilecek bir mücadele vardı.

Bağrından kovulan, sürülen, yok edilenlerin geri getirilmesi, bilincini kaybedenlere bilinç taşınması, o toprakların halkının ayağa dikilmesi, yeniden sahip olmanın mücadelesinin verilmesi gerekiyordu.

***

ÇHİ’yi oluşturmamızın  üzerinden henüz altı ay geçmişti. Ankara ve İstanbul’da iki miting gerçekleştirmiş, devlete ve kamuoyuna “Çerkesler de var ve gasp edilen haklarını geri istiyorlar” mesajını vermiştik. 

Mitingler, gerek anavatanda, gerekse diyasporalarda bir heyecan dalgası yaratmıştı.

Sorumluluklarımız vardı.

Mücadele bayrağını yükseltmemiz gerekiyordu.

Sevgilisinin koynundan çıkıp cepheye giden gençlerin burukluğu içerisinde, gözlerimiz yaşlı, "en kısa zamanda sana tekrar döneceğiz" sözüyle ayrılmıştık sevgili vatanımızdan 10 Eylül 2011 tarihinde.

Arkadaşlarım on binlerce kare fotoğraf çekmişlerdi bu buluşmada. Bense tek kare fotoğraf çekmedim. Ama vatanımın her santimetrekaresini hafızama kaydettim. Ağacını, çiçeğini, kuşunu, böceğini, insanını, toprağını, ırmağını, yolunu, yordamını, vatanıma dair her şeyi hafızama kaydettim.

En çok da “ulusal varlığımız adına ne var ve ne olabilir?”in peşinde olduk. Anavatanımızla ilgili anılarımı on üç bölüm halinde "Kafkasevi” web sitesinde yayınladık.

***

Anavatandan döner dönmez kendimizi müthiş bir mücadele temposunun içinde bulduk. ÇHİ’nin görüşlerini ve haberlerini paylaşabileceğimiz bir web sitesi yoktu. ÇHİ yönetimi günlerce kafa yorarak bir web sitesi oluşturdu. 20.08.2011 tarihinde ilk yazım yayınlanmış "Özgür Çerkes" sitesinde. Yazarlarıyla tek tek görüşerek yazmaya davet ettik. Bugün artık "Özgür Çerkes" diyasporada en fazla izlenen, gündem yaratan, toplumu sarsan ve en fazla fikir üretilen web sitesi olmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kürtlere, Alevilere, Romanlara yapıp, Çerkeslerden esirgediği çalıştayı ÇHİ hayata geçirdi. Müthiş uyumlu bir ekibin olağanüstü bir çabayla hayata geçirdiği "Çerkes Çalıştayı" en az Çerkes mitingleri kadar ses getirdi 2012’nin Şubat ayında.

2012’nin Nisan ayının sonunda Kayseri mitingi ile ÇHİ Çerkeslerin taleplerini haykırdı bir kez daha bütün dünyaya. Kayseri mitingine katılımı engellemek ve karalamak için "Rusya Muhibleri"nin gösterdiği çabalar tarih kitaplarında şimdiden yerini aldı.

Gürcistan’ın "Çerkes Soykırımı"nı tanımış olmasını destekledik. 21 Mayıs 2012’de Anaklia’da "Çerkes Soykırım Anıtı"nın açılışına katıldık.

Sadece 21 Mayıslarda meydanlara çıkıp, 364 gün yatarak Çerkes Soykırımının dünyaya kabul ettirilmesi mümkün olamazdı. Onun için "her ayın 21’inde, saat 21de, Rusya Konsolosluğu önünde" sloganıyla seri protesto eylemleri başlattık. Bu ay Ağustosun 21’inde bu eylemlerin 12’ncisi gerçekleştirilecek. Bu eylemlerin durdurulması için aracılar haber taşıyorlar Rusya Konsolosluğundan. Konsolos Bey, "Burada atılan sloganlar, Kremlin’de top mermisi etkisi yaratıyor" diyormuş. Anlaşılan Kremlinin duvarları daha çook top ateşine maruz kalacak. 21 eylemleri, yükselen Çerkes Hareketinden Rusya ve İşbirlikçilerinin ne kadar çok korktuklarını öğretiyor bize.

2012nin Kasım ayında oluşumuna büyük emek harcadığımız DÇDK (Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi) Suriyeli soydaşlarımızla dayanışma ve yardımlaşma konusunda bir destan yazmıştır. Beyrut-Antep arasında oluşturulan hava hattı ile Nizip’te soydaşlarımıza güvenli bir liman oluşturuldu. Bu çalışmaya karşı yürütülen çabalar ve karalamalar da şimdiden tarih kitaplarında yerini aldı.

Yine 2012’nin Kasım ayında Rusya Devlet Başkanı Putin'e karşı Dolmabahçe’de Başbakanlık Çalışma Ofisi önünde gerçekleştirdiğimiz protesto eylemiyle, Çerkes meselesinin gündeme girmesini sağladık.

2013'ün Mayıs ayında Türkiye’nin en doğusunda, Bitlis’in Ahlat ilçesinde, Van Gölünün Kenarında Çerkes Mitinglerinin dördüncüsünü gerçekleştirdik. Kürt Coğrafyasında yaşayan Çerkeslerin yüreğinde umut ışığı oluşturup, Çerkes Kültürüne tutunma iradelerine destek olduk.

Defalarca Ankara’ya gidilerek siyasi parti temsilcileri ve devlet yetkilileriyle görüşülerek Çerkeslerin meseleleriyle ilgili dosyalar sunuldu.

Yazı yazma konusunda bir disiplin oluşturup, her hafta bir siyasi makale yazabilmenin telaşında olduk. Birçok toplantıya temsilci olarak katılıyoruz…

***

… derken günlerin ve gecelerin nasıl geçtiğini fark edemedik bile.

Oysa bizim anavatanımıza verilmiş sözümüz vardı. "En kısa zamanda tekrar geleceğiz sana" demiştik. Gidip Leğenake'nin yeşil derinliğini kana kana içecektik. Dombay’da eriyen karların oluşturduğu derelerin çağıltısını dinleyecektik bitmeyen senfoni gibi. Çegem şelalesinin muhteşem görüntüsü karşısında yine mest olacaktık. Oşhamefeye tırmanıp Tha'ya yaklaşıp yücelecektik.

Arkadaşlarım, “Reyhaniyeli Huaj Davut'un Ramazan Bayramında düğünü var, biz orada olacağız” deyince hiç düşünmeden bana da bilet ayırtın dedim. Çünkü Sevgili Davut her yönüyle yanında durulması gereken yürekli bir Çerkes delikanlısı idi.

Ama bu arada vatanımızı kurtarmak için mücadele ettiğimiz Rusya’nın boş durmayıp, etrafımızda bazı oyunlar ve tuzaklar peşinde olduğunu tespit ettik.

Geçen yıl Kuban Kural'a yapılan tehdidi Türkiye devleti ve İstihbaratı ciddiye aldığı için, Kuban Kural yakın koruma ile dolaşıyor artık.

Yine Fuat Uğur'a vasıtalı olarak tehdit mesajı yollanmıştı geçtiğimiz aylarda.

Medet Ünlü'ye yapılan suikast ise bardağı taşıran son damla olmuştu.

Kenan Kaplan arkadaşımızın işyeri çevresinde dolaşan ve kapısına dayanan bazı karanlık kişileri polise ve savcılığa şikayet etmesinden sonra yapılan araştırma sonucu koruma altına alındı.

Yine Kadirov ve Çeçenistan bağlantılı bazı kişilerin milyon dolarlık yardım vaatleri ile ÇHİ üzerine kurmaya çalıştıkları bir tuzak boşa çıkarıldı. Hazırlanan tezgah rahmetli Medet Ünlü'ye kurulan tuzağa çok benziyordu.

Etrafımızda dönen daha birçok şey, düşmanın boş durmadığını ve hala en kaba yollardan “susturma hesapları” yapmaya devam ettiğini gösteriyor. Bu gelişmeler üzerine 9-12 Ağustos tarihlerinde anavatana sevgili Davut'un düğününe gitmemin uygun olmadığını söyledi arkadaşlarım. Ve uçak biletlerimi iptal ettirdim.

En içten duygularımla sevgili Davut'u kucaklıyor ve kutluyorum. Mutlu bir yaşam sürerek, milletimize hizmete devam etmesini diliyorum.

Özgür vatanımızda gelecekte çok güzel düğünler yapıp, güzel günler göreceğimize olan inancımız tamdır.

Çerkes Halkının ve tüm inananların bayramını en içten duygularla kutlarken, sizleri Refik Durbaş’ın dizeleri ile baş başa bırakıyorum.

Elim sanata düşer usta

Yüreğim acıya,

Ölüm hep bana…

Bana mı düşer usta?

 

Sevda ne yana düşer usta

Hicran ne yana,

Yalnızlık hep bana…

Bana mı düşer usta?

 

Gurbet ne yana düşer usta

Sıla ne yana,

Hasret hep bana…

Bana mı düşer usta?



4297 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi