• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam293
Toplam Ziyaret710156
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.75397.7849
Euro9.21339.2502
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkes Ethem’den Çerkeslere Kahraman Çıkar mı? -2-
24/11/2014

Geçen yazımızda Çerkes Ethem meselesini bir makale çerçevesinde inceleyebilmek için iki başlık açarak konuyu işleyeceğimizi belirtmiştik.

Bu başlıkları bir hatırlayalım isterseniz.

1- Ethem Bey'in isminin önüne hain kelimesi koymak, Türkiye Cumhuriyet'i tarihine yapılmış en büyük hakarettir.

2- Ethem Bey'in isminin önüne Çerkes kelimesi getirmek Çerkeslere yapılmış en büyük hakarettir demiştik.

Bir önceki yazımızda birinci başlığımızı incelemiştik. Bu makalemizde ikinci başlığımıza açıklık getirmeye çalışacağız.

Ben Gönen’de 1955 yılında doğdum. Gönen, Bandırma’ya 44 kilometre, Biga’ya 45 kilometredir.

Şimdi bunları niye yazdın diye soranlarınız olacaktır. Gönen, Anzavur isyanının başlayıp geliştiği Biga ile Ethem Bey'in memleketi olan Bandırmanın tam ortasındadır.

Altmışbeş yaşında ölen Ethem Bey, benim doğduğum yılda yaşasaydı yetmiş yaşında olacaktı.

Ben yirmi yaşıma geldiğimde Ethem Bey yaşasaydı doksan yaşında olacaktı. Köyümüzde ve çevre köylerde 80-90 ve 100 yaşını görmüş birçok büyüğüm yaşadıklarını çok net hatırlıyor ve anlatıyordu.

Köyümüzde Mustafa Kemal'e -Neşü-(kör), İnönü'ye -Degu- (sağır), Ethem Bey'ede -E pşevujur be tızğesiğer- (o kötü pşov değilmi bizi yakan ?) denirdi. Ethem Bey Çerkeslerin Şapsığ kabilesinin Pşov sülalesindendir.

Çerkeslerin, tek parti döneminde çektikleri eziyetlerden dolayı Mustafa Kemal ve İnönü'den nefret etmelerini anlıyordum. Gönen ve Manyas Çerkesleri 1923’te henüz yeni kurup kök salmaya çalıştıkları evlerinden ve köylerinden koparılıp  Afyon'a, Niğde’ye, Malatya’ya kadar sürülmüşlerdi. Sonra köylerine dönebilmişlerdi ama

büyük ölçüde telef olmuşlardı. Dilleri, kültürleri, kıyafetleri, müzikleri, düğünleri yasaklanmıştı. 150'lilikler listesi Çerkeslerle doldurulup toplumun kanaat önderleri Yunanistan'a sürülmüştü. Jandarma, vergi memuru, ormancı ve tütün kolcularının eziyetlerinden ve işkencelerinden çok çekmiş olan Çerkesler, çok partili hayata geçilmesi ile birlikte bir daha asla CHP'ye ve sol partilere asla oy vermediler.

Gençliğimde babam ve dedem yaşındaki insanların Ethem Bey'e neden çok kızdıklarını ve nefret ettiklerini anlayamazdım. Ancak bu kızgınlığın ve nefretin sadece bizim Gönen yöresi Çerkeslerine ait olmadığını anlamam çok zaman almadı. Aynı kızgınlık ve nefretin Çanakkale ve Biga’da, Bursa’da, Adapazarı ve Düzce’de de olduğunu tespit ettim.

Marmara Bölgesi dışındaki Çerkeslerin, haksızlığa uğramış bir Çerkes olarak Ethem Bey'e hayranlık duyduklarını gözlemledim. Ethem Bey'in Çerkeslere attığı satırın ve verdiği zararın farkında değillerdi.

Ethem Bey'le ilgili kitapların ve yazıların birçoğunu okumuş ve o dönemi yaşamış bir çok kimseyle konuşmuş biri olarak, ben de dedelerim ve babalarım gibi düşünüyorum ve ondan nefret ediyorum.

Diasporada doğmuş ilk nesilden olan, Turancı ve Türkçü olarak, kendi soydaşlarını öldürmekten ve zarar vermekten çekinmemiş Ethem Bey'i anlayabilmek için, içinde şekillendiği İttihat Terakkiyi ve Teşkilat-ı Mahsusayı anlamak gerekir.

1789 Fransız Burjuva devrimi milliyetçilik fikrini yarattı. Bütün dünyayı etkileyen Fransız Devrimi en çok Osmanlı Devletini etkiledi. Altıyüz yıl ayakta kalmış olan Osmanlı Devleti, yüzyılı biraz aşan bir sürede dağıldı Fransız devriminden sonra. Öncelikle milliyetçilik fikrinden Avrupadaki hıristiyan milletler etkilendi. Yunanistan, Hırvatistan, Sırbistan, Romanya ve Bulgaristan özerkliklerini ve bağımsızlıklarını kazanarak bir bir Osmanlı’dan ayrıldılar.

Osmanlı aydınları da Fransız Burjuva devriminden etkilendiler. 1889 yılında askeri tıbbiyenin bahçesinde toplanarak ittihat terakkinin temelini atan dört öğrenciden biri Çerkes Mehmet Reşit’ti. Gizli cemiyet olarak faaliyet gösteren İttihat Terakki partiye dönüşerek darbeler yoluyla iktidarı belirler hale geldi.

İttihat ve Terakkinin ideolojisi "Türkçülük ve Turancılık"tı.

Turancılık, Tüm Ural-Altay kavimlerinin birliğini ve tek bayrak altında toplanmasını savunan siyasi görüştür.

Ziya Gökalp'in manzumesinde özetlediği gibi;

"Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan,

Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir, Turan."

Bu ülkünün hayata geçirilmesi için yanıp tutuşan Enver Paşa, İttihat Terakki Partisinin Başkanı ve Osmanlı Devletinin Genelkurmay Başkanıdır.

Teşkilat-ı Mahsusa ise Enver Paşaya bağlı olarak kurulan, istihbarat ve Turancılık idealinin önündeki engelleri kaldırmak için kurulmuş bir sabotaj örgütüydü. Kurucuları Çerkeslerden oluşan Teşkilat-ı Mahsusa'nın çeşitli milletlerden oluşmuş otuz bin elemanı mevcuttu.

Böyle bir yapı içerisinde fikri ve ruhi yapısı şekillenen Ethem Bey, ömrünün hiçbir döneminde kendisini Çerkes olarak görmedi. Çerkesleri Turan ırkının en asil kolu olarak gördü.

Bu yazımızın başlığı hariç, hiçbir yerinde Çerkes kelimesi ile Ethem Bey ismini yanyana getirmedik.

O kendini Çerkes olarak görmüyordu.

Onun için biz de onu Çerkes olarak görmüyoruz.

Bugün MHP ve Ülkü Ocakları içerisinde Çerkeslik ve Çerkescilik yapmak nasıl mümkün değilse, Ethem Beyin yaşadığı dönemde de İttihat Terakki ve Teşkilat-ı mahsusa içerisinde Çerkeslik ve Çerkescilik yapmak mümkün değildi.

Kurtuluş savaşı başladığı zaman İstanbul Hükümeti, Ankara’yı ve Kuvay-ı milliyecileri isyancı ilan etmiş ve haklarında katli vaciptir diye fetvalar çıkarmıştır.

Çerkesler kendilerine kucak açmış olan Osmanlı padişahına ve Halifeye gönülden bağlı idi. Kurtuluş savaşında isyancı olarak gördükleri Ankara’ya karşı padişahın yanında yer aldılar. Padişah yanlısı isyanların birçoğu Çerkeslerin yoğun olduğu bölgelerde başladı.

Bir Çerkes Olan Anzavur Ahmet’in liderliğinde başlayan ilk isyan Biga’da gerçekleşti. Gönen, Manyas, Susurluk ve Uluabata’da kısa sürede sıçradı. Kuvay-ı milliyecilerin koyduğu ağır vergilerden bunalan Biga yöresi Halkı ve Çerkesler kitleler halinde bu isyana katıldılar.

İsyanı bastırmakla görevlendirilen Ethem Bey en acımasız savaşını Çerkeslere karşı yürüttü. Yüzlerce Çerkes, Ethem Beyin kuvvetleri ile çatışırken öldü. Anzavurcu olarak bilinen Çerkeslerin evlerini tek tek yaktırdı. Benim köyüm olan Gönen'in Üçpınar Köyünü tam üç kez yaktırdı. Onun için yaşlılarımız -E pşovujir be tızğesiğer- (o kötü pşov değilmi bizi yakan) diyorlardı.

Yine Bolu, Düzce, Adapazarı isyanlarındada başı Çerkesler çekiyordu. Bu isyanlardaki çatışmalarda da yüzlerce Çerkesin ölümüne neden olmuştu Ethem Bey. Ankara’yla görüşme halinde olan Düzce isyancıları Kuvay-ı milliyeye katılacaklardı. Ankarayı dinlemeyen Ethem Bey, başta Sefer Bey olmak üzere ellibeş Çerkes ileri gelenini yargısız olarak idam ettirdi.

Yani Ethem Bey için bir kişinin Çerkes olup olmaması hiçbir anlam ifade etmiyordu.

Hatta Çerkeslerden ve Çerkesliğinden rahatsız olan bir ruh hali oluşmuştu.

Kurtuluş savaşı sırasında büyük Çerkes Milliyetçisi Met Çunatuko Yusuf İzzet Paşa ile Gönen-Manyas arasındaki bir askeri karargahta karşılaşır Ethem Bey. Yusuf İzzet paşa, ısrarla Çerkesce konuşur, Ethem Bey hep Türkçe cevaplar verir. Bunun üzerine Yusuf İzzet Paşa "Neden Çerkesce konuşmuyorsun, sen Çerkes değimlisin?" diye sorar.  Ethem Bey "şimdi bunların sırası değil" der rahatsız bir biçimde.

Hasan İzzettin Dinamo’nun Kurtuluş Savaşını destansı bir belgesel roman olarak anlattığı "Kutsal İsyan" romanında Ethem Beyin maiyetindeki Çerkes askerlere Çerkesce konuşmayı yasakladığını öğreniyoruz. Gerekçesi ise "Bölücülük olmaması" içinmiş.

Bir insan Çerkes ana babadan doğmakla ve kalpak takmakla Çerkes olamıyor. Ethem Bey de malesef böyle idi. Çerkesce konuşmayı bölücülük olarak gören bir anlayışa sahipti.

Kendisini Çerkes olarak görmeyen bir kişi üzerinden, Çerkesleri hain ilan etme operasyonu, bir halka kurulabilecek en aşağılık komplodur. Ethem Beyin isminin önüne konmuş olan Çerkes kelimesi Çerkeslere yapılmış en büyük hakarettir.

Ömrünün son dönemini pişmanlıklar içerisinde Türkiye ve Ürdün Hükümetinin denetimi altında Amman’da geçiren Ethem Bey, "Soydaşlarının vereceği bir dilim ekmeğe muhtaç, ama onu hak etmemiş biri olarak ölmüştür."

Malesef Ethem Bey'in Çerkeslere bir toz zerresi kadar faydası olmamıştır. Ama büyük zararları olduğu muhakkaktır.

Ethem Bey Türkiye Cumhuriyeti tarafından mağdur edilmiş bir mazlumdur şu anda.

İtibarı iade edildiği zaman onu "Çerkesliğin Haini" olarak yargılayacağımız günlerin yaklaştığını düşünüyorum.



3928 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

     09/12/2014 20:20

BU GÜNE KADAR OKUDUĞUM EN GERÇEKÇİ DEĞERLENDİRME.
SENAİ GÜNAL

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi