• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam72
Toplam Ziyaret560110
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
İnsan Haklarıyla İnsandır, Çerkes Haklarıyla Çerkestir
10/12/2011

Bugün 10 Aralık.
10 Aralık 1948 de Birleşmiş Milletler Örgütü İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (İHEB)'ni kabul etti.

Her yıl bütün dünyada 10-17  Aralık tarihleri İnsan Hakları Haftası olarak kutlanıyor.

İHEB'nin kabulünün üzerinden tam 63 yıl geçmiş.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin ilk iki maddesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
MADDE 1-) Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdanla donatılmışlardır. Birbirlerine kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.
 
MADDE 2-) Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka türden kanaat, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş veya başka türden statü gibi herhangi bir ayrım gözetmeksizin bu bildirgede belirtilen bütün özgürlüklere sahiptirler.

 
Ancak insanoğlu binyıllar boyunca hemcinslerine ırkı yüzünden, rengi yüzünden, dili yüzünden, dini ya da mezhebi yüzünden, kökenleri yüzünden, siyasi kanaatleri yüzünden büyük işkenceler çektirmiş, katliamlar yapmıştır.
İnsanın insanlaşması daha uzun yıllar sürecek bir yolculuk.

İnsan hakları ihlallerinin suç sayılıyor olması ve cezalandırılmaya başlanması, insanlığın ulaştığı ileri bir merhaledir. İnsan hakları ihlali yapanların yaptıklarının yanlarına kâr kalmayacağı günlere ulaşacağımız zamanlar
çok da uzakta değildir.
Yaşadığımız coğrafyanın, yani Türkiye Cumhuriyeti'nin insan hakları sicili tek kelimeyle berbattır. Tek ulus, tek dil, tek din, tek mezhep yaratma projesi olan Türkiye Cumhuriyeti, farklılıklar için bir eritme kazanı, bir cehennem olmuştur. Bu anlayış Türkiye Cumhuriyeti tarihini katliamlar, soykırımlar, sürgünler, isyanlar ve işkenceler tarihi yapmıştır.
Bu koşullarda insan hakları savunucusu olmak hiç de kolay bir iş değil.

İnsan hakları savunucuları saldırılara, kovuşturmalara, işkencelere maruz kalmışlardır. Geçtiğimiz yıllarda İnsan Hakları Derneği Başkanı Sayın Akın Birdal silahlı saldırıya uğramış, ağır yaralanmış ve ölümden dönmüştür.
İnsan Hakları Derneği'nin bu yılki İnsan hakları haftası sloganı "İfade vermek değil, ifade etmek istiyoruz"dur.
"İnsan haklarıyla insandır" vecizesi insan haklarının oturduğu temel düşünceyi ifade eder.
*** 
Çerkesler de bu topraklarda en yoğun insan hakları ihlallerine uğramış etnik topluluklardan biridir.
Bir toplumu etnik yönden farklı kılan özellikleri, dilleri, kültürleri, müzikleri, şarkıları, gelenekleri ve yaşam biçimleridir. Bu özellikleri zorla kaybettirilip asimile edilen topluluklar kimlikliklerini kaybederler.
Çerkesler de Türkiye Cumhuriyeti'nin uyguladığı inkar, imha ve asimilasyon politikaları sonucu yok olma noktasına gelmişlerdir.
Cumhuriyetle birlikte Çerkes Teavün Cemiyeti, Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti ve Beşiktaş'taki Çerkes Numune Mektebi kapatılmıştır.

İzmir'de kurulan Şark-i Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti'nin şubeleri olan Çerkes Kulüpleri'nin yöneticileri idam edilmişlerdir.

Marmara Bölgesi Çerkesleri'ne yönelik sürgünler yürürlüğe konmuştur.

Çerkes Ethem'in şahsından hareketle bütün Çerkesler hain olarak damgalanmıştır.

“Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyalarıyla diğer farklı dillerle birlikte Çerkesce de yasaklanmış ve Çerkesce konuşanlara para cezaları verilmiştir.
Tüm bu baskılar ve asimilasyon politikaları Çerkeslerin kimlik bilincini kırmış ve mücadeleci geleneklerini yok etmiştir.

Yani, Çerkesler kendiliğinden yok olmamış, uygulanan politikalar sonucu “teammüden” yok edilmişlerdir.
Yaşanan tüm bu olumsuz gelişmeler, Çerkesler'in insan hakları mücadelesi karnesinin son derece zayıf olmasını beraberinde getirmiştir. Çerkesler psikolojik savaş yöntemlerinden o kadar kötü etkilenmişlerdir ki, değil hak aramak, hak arayanlara saldırır hale getirilmişlerdir.
60 yıllık Çerkes derneklerinin tarihinde hiç bir zaman insan hakları mücadelesi ile ilgili bir çalışma ya da konuşma yapıldığını duymadım.
Çerkesler tarafından çıkarılan birçok süreli yayında da insan hakları mücadelesi ile ilgili tek satır yazıya raslamadım.
Elektronik ortamdaki Çerkesler'e ait veb sitelerinde insan hakları mücadelesine dair ne bir düşünceye, ne de bir yazıya raslayamadım.

Geriye dönüp baktığımızda Çerkeslerin insan hakları mücadelesi karnesinde kocaman bir sıfır mevcut.
***

Bu yılki İnsan Hakları Haftası'nın "İfade vermek değil, ifade etmek istiyoruz" sloganı bana bir anımı hatırlattı. Bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

1989 yılında Ankara'da kutlanan İnsan Hakları Haftası'nda "Kültür Üzerine Baskılar" konulu panele konuşmacı olarak davet edilmiştim. Bu panelin konuşmacıları, Kürtler adına, öldürülen değerli Kürt aydını Musa Anter, Aleviler adına rahmetli olan dostumuz Cemal Şener, Çerkesler adına da bendim.

Çerkeslerin taleplerine inanılmaz derecede ilgi göstermişti insan hakları çevreleri. Ancak, Çerkes Kurumları her zamanki gibi insan hakları çevreleriyle ilişki geliştiremediler.
Yaptığım konuşma Ankara Kafkas Kültür Derneği'nin o zamanki yayın organı Kafdağı Dergisi'nde yayınlandı.
Bunun üzerine Ankara Kafkas Derneği Başkanı Aslan Arı ve ben Ankara D.G.M.'ye ifade vermeye çağrıldık. T.C.K.nın 142/3-6. maddelerinden hakkımızda dava açıldı. Yargılama sürecinde T.C.K.'dan 141, 142 ve 163. maddeler kaldırıldı da cezaevinin kapısından döndük.
Kendimizi ifade etmek için çıktığımız insan hakları platformundan, D.G.M.'de ifade vermeye giden bir zanlı olarak inmiştik.
Bugün Türkiye'de bazı şeyler daha rahat ifade edilebiliyor. Ama inanılmaz boyutlarda insan hakları ihlalleri yaşanıyor. Geçmişle hesaplaşılıp, insan hakları ihlalleri yapanların ölüleri tarih önünde mahkum ediliyor ama dirileri hala cezalandırılamıyor.
Kurulu çarpık sistemle birlikte insan hakları ihlalleri de devam ediyor.
***

Geçtiğimiz günlerde tutuklanan politikacı, yazar, hukukçu ve aktivist Mahmut Alınak'ın Bianet'e yazdığı mektuptan bir bölüm aktarmak istiyorum:
"Gülümseyerek bakıyorum olanlara, dişlerimi sıkarak değil.

Muhaliflerin kaderidir, ya darağacında asılmak, ya da hapishanede ömür tüketmek.
Yazgımı gönül rahatlığıyla karşılamaya hazırım.

Hapishane hayatıma anlam katacak.
Torunlarıma şeref duyacakları bir miras bırakacağım için mutluyum. Hapishane Mahatma Gandi'nin dediği gibi cennetim olacak.  
Gençler ölmesin, ocaklar sönmesin diye çırpındım ama gördük ki ilahlar kurban istiyor.
Buyrun mezata, ben de hazırım.
Kenan Evren dönemini yaşıyoruz.
Bu da geçecek."

 
Muhaliflerinin gözünden böyle görünen bir iktidar, hem çok insan hakları ihlali, hem de çok hata yapar.
Artık Çerkesler'in de bu iktidardan beklediği birşey kalmamıştır.
Çerkeslerin insan hakları mücadelesi, hem kendilerinin, hem de tüm ezilen kesimlerin mücadelesini yükseltecektir.
Nasıl ki insanlar haklarıyla insansa, Çerkesler de haklarıyla Çerkes ve insandırlar.
Bunun mücadelesini vereceklerdir.
İnsan Hakları Haftamız kutlu olsun.



Paylaş | | Yorum Yaz
2198 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi