• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam71
Toplam Ziyaret824448
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.703816.7707
Euro17.458117.5281
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Tohum, Önce Toprağa Kök Salar, Sonra Göğe Yükselir
06/09/2015

Her gün doğanın ne mükemmel bir öğretmen olduğunu yaşayarak öğreniyorum.

Her gün betonun ve asfaltın biraz daha yuttuğu İstanbul'da, kendime yemyeşil bir doğa içerisinde bir yaşam kurdum. Bu yaşamı kurmamın hikayesi yirmibeş yıl öncesine dayanıyor.

1990 yılıydı…

Onbeş yıldır yaşadığım İstanbul ve apartmanlar beni boğuyordu. "Ya Gönen'deki köyüm gibi bir yer bulacağım İstanbul'da, ya da seni terk edeceğim İstanbul" demiştim. Aradığım Gönen'deki köyümü Beykoz'un bir köyünde buldum ve oraya yerleştim.

Ailemle birlikte diktiğim, çam, elma, armut, erik, kiraz, incir, üzüm fidanları dev ağaçlar oldular. Bahçeyi kendi ellerimizle belliyoruz. Domates, biber, fasulye, patlıcanı kendi ellerinle bahçeden toplamanın ne büyük bir zevk olduğunu anlatamam.

En çok da bir karış boyunda ektiğimiz çam fidanlarının birer dev ağaca dönüşmesi beni hayrete düşürür. Çam kozalaklarından toprağa düşen çamfıstıkları, minik bir çiçek gibi topraktan başlarını çıkarır. Topraktan çıkan minik çam fidanlarını çıkararak bir saksıya ektikten sonra, isteyen dostlarıma fidan olarak hediye etmek en büyük zevklerim arasındadır.

Saksıya ekmek için, topraktan söktüğüm minik çam fidanlarının köklerinin, toprağın üstündekinden daha fazla olması hep dikkatimi çeker. Toprağa düşen tohumun kök salabilmesi ise, toprağın durumuna, iklime ve mevsime bağlıdır. Tohumun toprağa düşmesi, mutlaka mevsiminde olmalıdır. Mevsiminde toprağa düşmeyen tohum ya çürüyüp gider, ya da onu kuşlar yer.

***

Çerkes halkı da büyük bir fırtınanın dağıttığı tohumlar gibi, önce Osmanlı coğrafyasına, daha sonra da dünyanın birçok yerine dağıldılar. Savrulmuş oldukları Osmanlı da batmakta olan bir gemi gibiydi. Osmanlı'nın bütün savaşları ve altüst oluşları Çerkesleri de derinden etkiliyordu.

Bu savrulmada salgın hastalıklar, doğal bir seleksiyon gibi binlercesinin ölümüne neden oldu. Sıtma hastalığı Çerkeslerin en büyük düşmanıydı. Onun için Çerkes köylerinin çoğu ovalık yerlere değil, dağlık yerlere kurulmuştur.

Osmanlı Coğrafyasında en iyi bildikleri iş olan askerlik mesleğinde başarı gösterirken, çok önemli bir bölümü köyler oluşturarak çiftçilik yapmaya başladı. Orduda önemli yerlere gelenlerin bir bölümü İttihat ve Terakki Partisi (İTP)’ne girerek Türkçülük ve Turancılık yapmışlardır. Kuruculardan Dr. Mustafa Reşit (İTP’nin beş kurucusundan biri), Rauf Orbay, Ömer Seyfettin, Çerkes Ethem, Kuşçubaşı Eşref, Kuşçubaşı Sami bunların en ünlülerindendir.

Osmanlı topraklarında doğan ilk nesil Çerkeslerden, birçok Türkçü ve Turancı çıkmış olmasına rağmen, 1908 yılında "Çerkes İttihad ve Teavün Cemiyeti"ni kuran yiğit Çerkes evlatları da vardı. Mareşal Merted Abdullah Paşa, Mareşal Berzeg Zeki Paşa, Tharket Ahmet Cevat Paşa, Loh Ahmet Hamdi Paşa, Fazıl paşa, Pek’hu Nazmi Paşa, Şhaplı Osman Paşa, Met Çunatko Yusuf İzzet Paşa,… gibi asker kökenliler ile Ahmet Mithat Efendi, Prof. Aziz Meker, Yusuf Suat Neğuç, Dığun Akif, Hıdzel'e İbrahim, Tsağo Nuri, Tleseruk Harun gibi aydınlar bunların başlıcalarıydı.

1908 yılında ilan edilen Meşrutiyet düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün önünü açarken, ittihat ve Terakki Partisinin de iktidar olmasının yolunu açıyordu. İttihat Terakki Partisi Turancı ve Türk ırkçısıydı. Ortaya koyduğu "Anadolu’nun Hıristiyanlardan arındırılması ve Türk olmayan Müslümanların Türkleştirilmesi" projesi yürürlüğe kondu. Bu proje yüz yıl kesintisiz olarak uygulandı. Ermeni, Rum ve Süryaniler ülkeden sürülerek yok edilirken, Müslüman olan Çerkes, Kürt, Laz, Pomak, Boşnak, Arnavut, Arap unsarlar da, "İnkar, imha ve asimlasyon" politikaları ile kimliklerinden vazgeçirilerek yok edildi. Osmanlı döneminde oluşturulmuş olan Turancı ve ırkçı politikalar Cumhuriyet döneminde de aynen devam etti.

***

İttihat ve Terakki Partisi'nin iktidara geldiği 1909 yılının üzerinden tam yüz yıl geçtikten sonra, 2009 yılında bu ülkede Türklerden başka halkların da yaşadığı kabul edilmek zorunda kalındı. Türklerden başka halkların dilleri ve kültürleri ve bazı haklarının olduğu konuşulmaya başlanılabildi.

"Demokratik açılım süreci, Kürt açılımı, Çözüm süreci" gibi adlarla tarif edilen bu süreçte de, üzerinden altı yıl geçmiş olmasına rağmen, kabartılan ırkçı dalgalarla, bu ülke halklarının birbirini tanıması ve halkların birbirini ve barışması engellenmektedir.

Çerkeslerin "bizim de haklarımız var" diyerek ortaya çıkabilmelerinin iklimi bu dönemde oluştu.

Demokratik açılım sürecinde mevcut Çerkes Kurumlarının İnsiyatif alacağını bekleyen Çerkesler, Çerkes Kurumlarının görevlerini yapmaması üzerine insiyatif aldılar.

Ve Çerkes Hakları İnsiyatifi-ÇHİ'yi kurdular.

2011 yılının Şubat ayında oluşturulan ÇHİ, 12 Mart 2011 Ankara ve 17 Nisan 2011 İstanbul mitingleriyle Çerkes Toplumunu ve Türkiye’de yaşayan tüm azınlıkları derinden sarstı. Hep devletin yanında konuşlanmaya alışmış Çerkes Halkı ilk defa" devlete karşı" bir tutum geliştiriyor ve taleplerini dile getiriyordu. Bu alışılmadık durum, Çerkes Halkında büyük bir umut yaratırken, Çerkes kurumlarında da büyük bir panik ve kargaşa yaratıyordu. Yüz elli yıldır bekleyen cin artık şişeden çıkmıştı. Artık bütün Dünya ve Türkiye, Çerkeslerin de "sorunları ve talepleri" olduğunu biliyordu.

Ortaya çıkışı ile Çerkes toplumunu derinden sarsan ÇHİ'nin görüşlerini topluma ulaştırabileceği bir yayın organı bile yoktu. Bu boşluğu doldurabilmek için yazılarımızı izlemiş olduğunuz "Özgür Çerkes web sitesi" 2011 yılının Ağustos ayında oluşturulabildi.

Özgür Çerkes, özgün düşünce yazıları ve orjinal haberleri ile dört yıldan bu yana halkımıza hizmet etmeye devam ediyor.

2012 yılının Ocak ayında kurulan "Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti" derneği, tarihsel misyonuna uygun olarak eğitim ve kadın örgütlenmesi konusunda tarihteki yerini yeniden alıyordu.

2012 yılının Şubat ayında gerçekleştirilen "Çerkes Çalıştay"ı, Türkiye Cumhuriyeti'nin Çerkesleri görmezden gelmesine verilmiş bir cevap olarak tarihteki yerini alıyordu. Artık Avrupa birliği ilerleme raporları Çerkesleri de kaale almaya başlıyordu.

2012 yılının Nisan ayında gerçekleştirilen "Kayseri Çerkes Hakları Mitingi", Kayseri Çerkesleri'ne İstanbul ve Ankara dışında miting yapabilen ilk şehir olma unvanını veriyordu.

2012 yılının 21 Eylül’ünde başlatılan, "her ayın 21'nde, saat 21'de Rusya Konsolosluğu önünde" soykırımı protesto eylemleri, otuz üç ay hiç kesintisiz tekrarlanarak, Çerkeslerin tarihlerindeki en uzun soluklu eylemlerden biri olarak yerini almıştır.

2012 yılının Kasım ayında oluşturulan, Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi-DÇDK Suriye iç savaşında mağdur olan soydaşlarımıza yardım elini uzatarak, binlerce soydaşımızın hayata tutunmasına vesile olmuştur.

2013 yılının Nisan ayında kurulan Çerkes Dernekleri Federasyon-Çerkes-Fed, Çerkes ismini Rusya yanlısı kurumların ellerine bırakmadan, "Bağımsız Çerkes Siyaseti Cephesi"ne dahil etmiştir.

2013 yılının Kasım ayında, "Çoğulcu Demokrasi Hareketi" adıyla yola çıkan Çerkesler Partileşmenin ilk adımını attılar.

Başlatılmış olan partileşme süreci,14 Ağustos 2014 tarihinde kurucularının içişleri bakanlığına verdikleri dilekçe ile ÇOĞULCU DEMOKRASİ PARTİSİ-ÇDP kurulmuş oldu. ÇDP Çerkeslerin tarihlerindeki ilk partileri olarak kayıtlara geçmiştir.

2015 yılının başında kurulmuş olan "APRA Yayıncılık Limited Şirketi" Kafkasya üzerine yayınları ile Çerkes Halkının entelektüel anlamda derinlik kazanmasına yönelik çalışmalarını sürdürmektedir.

2015 Haziran’ının başında, yok olmakta olan şarkılarımızı diriltmek ve yeni besteler yaratma çalışmalarının ilk ürünü, Kenexejiğe Voredxer / Dirilen Şarkılar albümü yayınlandı. İlk CD'de on altı şarkı yayınlayan oluşum, en az yüz şarkılık bir arşiv oluşturmayı hedeflemektedir.

7 Haziran 2015 tarihinde Çerkesler, görmezden gelinen halklarla birlikte, Çoğulcu Demokrasi Partisi'nin dokuz bağımsız adayı ile seçimlere katılarak bir ilki daha gerçekleştirdiler.

***

Şimdi bazı arkadaşlarımız bu muhasebeyi ve hatırlatmaları niye yaptın diye sorabilirler.

Öncelikle belirtmeliyim ki, yukarıda yapmış olduğum tespitlerin dışında yüzlerce iş, eylem ve görüşme daha gerçekleştirilmiştir.

Gerçekleştirilmiş olan eylemler ve oluşumlar son derece önemli ve tarihsel değere sahiptirler. Bu işleri ve eylemleri gerçekleştirmiş bir halkın ensesini karartmasına gerek yoktur.

Bu dönemde, iklimin oluşmuş olması dolayısıyla toprağa atmış olduğumuz tohumların kök salıp, kafalarını göğe doğru çıkarmaya başladıkları zamandır artık.

Zaman yarattığımız oluşumları büyütüp göğe doğru yükseltme zamanıdır artık.

Zaman umutlu olma zamanıdır artık!



2218 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÇB VE RUSYA’NIN PAYANDALARI ÖZÜR DİLEYECEK Mİ? - 22/06/2022
Gelin en kısa zamanda Çerkes Halkından özür dileyin. Bu güne kadar yapmış olduğunuz iyi şeyleri de heba etmiş olmayın.
21 MAYIS’TAN KALAN DEĞERLİ MİRAS… - 25/05/2022
Çerkes Soykırımı ve sürgününün 158. yılı Çerkeslerin hem ideolojik, hem de fiili birlikteliği konusunda önemli adımların atıldığı tarihi bir yıl olarak anılmayı hak edecektir.
ETHEM MESELESİNDE M. KEMAL Mİ YOKSA İNÖNÜ MÜ SUÇLUDUR? - 07/05/2022
İşte bu haksızlığı gidermek istiyorsak, iftira, yalan ve başkalarının emeğinin üzerine çökme anlayışına göre inşa edilmiş Kemalist Tarih anlayışını ideolojik olarak mahkum edebilmenin koşullarını oluşturmalıyız.
BİZ, SİZİ ÇOK İYİ TANIYORUZ - 22/04/2022
Onlar Çerkeslerin hak arama mitinglerine de karşı çıkmışlardı, Onlar Çerkesce Televizyon istenmesine de karşı çıkmışlardı, Onlar 21 Mayıslarda muhatabın karşısına çıkanlara da karşı çıkmışlardı,
ÇERKES SOYKIRIMI VE SÜRGÜNÜNÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ VAKFI - 21/02/2022
Çerkes Soykırım Enstitüsü’nü inşa edip, Çerkes Soykırımı, sürgünü tarihi konularını araştıracak doktora, yüksek lisans ve doçentlik bursları vererek bilim dünyasının meselemize ilgisini sağlamak ve kendi bilim insanlarımızı yetiştirmektir.
HALKIMIZIN OZANIYIZ AYNI ZAMANDA - 13/02/2022
Maksıme Kültür Merkezi‘nin ve Maksıme satışlarının gelirleri, oluşturmayı planladığımız “Çerkes Soykırımı ve Sürgününü Araştırma Enstitüsü Vakfı”na bağışlanacaktır.
“ÖKÜZ SARAYA ÇIKARSA…” ATASÖZÜ ÇERKESLERE AİTTİR - 27/01/2022
Ayrıca Türkiye’nin de, Çerkeslerin de geleceği demokrasidedir. Giderek otoriterleşen bu rejim eleştirilerek geriletilebilir.
DİASPORA ÇERKES MÜZİĞİNDE YENİ ARAYIŞLAR - 16/01/2022
Şarkılar da bir insanlık mirasıdır. Her şarkı insanlığa bir armağandır. Bir dilde söylenmiş bir şarkı bir çok dile çevirilerek seslendirilmektedir. Bu sayede halklar arasında gönül köprüleri kurulmakta, şarkılar evrensel boyutlara ulaşmaktadırlar.
2022, MAKSIME YILI OLACAK - 31/12/2021
Hepinizi 8 Ocak 2022 Cumartesi günü, Saat 17’de “MAKSIME ÇERKES KÜLTÜR MERKEZİ”nin açılışına bekliyoruz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi