• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam112
Toplam Ziyaret781132
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Türkiye’nin Ekseni Kayarken, Çerkeslerin Tavrı Nasıl Olmalıdır?
24/01/2016

Türkiye 92 yıllık tarihinin en zor dönemlerinden birini daha yaşıyor. Diyeceksiniz ki Türkiye'nin zor dönemde olmadığı bir zaman var mıydı?

Türkiye Cumhuriyeti'nin üçte ikisini yaşamış ve olayları çok yakından izlemiş biri olarak her zaman "milli birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz" zamanları hep yaşadığımızı gözlemledim. İşte bu "milli birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyma" hali Türkiye'nin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır.

Bir imparatorluk bakiyesi olan Türkiye Cumhuriyeti, bu imparatorluktan miras kalan birçok etnik topluluğu içinde barındırıyor. Fakat tek bir Türk milleti yaratma paradigması üzerine inşa edilmiş ırkçı ideoloji, Türkiye'nin yaşadığı tüm problemlerin kaynağıdır.

Türkiye'yi 14 yıldır yöneten İslamcı anlayışın da, aslında ırkçı ve şoven olduğunu yaşayarak öğrendik. Zaman zaman demokrat gibi görünen bu anlayış son dönemde "tek dil, tek millet, tek bayrak, tek vatan" retoriğinin peşine takılarak, ülkeyi hızla otoriterleşmeye götürürken, ülkeyi kan gölüne çeviriyor.

Osmanlı imparatorluğunun bakiyesi olan Türkiye’de yaşayan etnik topluluklar, ülkenin en büyük zenginlik kaynağıdır. Ancak bu zenginlikler  ayrık otu gibi görülerek yok edilmek isteniyor. Bütün problem burada başlıyor. Yaşayan etnik topluluklara Allahın verdiği dile, kültüre, geleneğe, müziğe  saygı duyulup, gelişimlerine katkıda bulunulduğunda problem çözülecektir. Ama devletin ırkçı ideolojisi tüm sorunların kaynağını oluşturmaktadır.

Türkiye'yi yöneten AKP kadroları, "çözüm süreci" gibi dönemler başlatarak umutlanmamıza neden olmuşlarsa da, dedeleri ittihatçı kadrolardan bir farklarının olmadığını göstermiş bulunuyorlar. Türkiye 1930'ları, 1990’ları geride bırakacak bir boğazlaşmayı yaşıyor. Televizyonlarda gördüğümüz Sur, Cizre, Silvan, Nusaybin manzaraları Beyrut, Gazze, Suriye, Irak görüntülerini aratmamaktadır. Savaşarak ve öldürerek bir yere varılamayacağını anlamamakta direnen siyasi iktidar Türkiye'yi hızla bölünmeye doğru götürüyor.

Böyle bir ortamda Çerkeslerin tavrı nasıl olmalıdır ?

Bu sorunun cevabını aramak için diaspora tarihinde çok az bilinen "Şark-ı Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti"nin duruşunu örnek almamız gerekmektedir.

Benim inancım ve tavrım Çerkes maselesini her şeyin önüne koyan, hepsi hakkın rahmetine kavuşmuş o dedelerimizin tavrı gibi olmalıdır.

***

Osmanlı Devletini Birinci Dünya Savaşına sokan İttihat Terakki altı yüz yıllık bir devletin sonunu getirmişti. İstanbul galip devletlerce işgal edilmişti. Anadolunun işgaline ise Yunanistan memur edilmişti.

İşte bu koşullarda Çerkeslerin nasıl hareket ettiklerinin ipuçlarını sürerek, bugüne ışık tutmaya çalışacağız.

İstanbulda bulunan Çerkes Teavün Cemiyeti Osmanlıya bağlılık yemini etmişti. Teşkilat-ı mahsusa içinde yer alan Çerkesler de Anadolu'da oluşan Kemalist oluşumun içinde yer aldılar. İstanbul’daki padişah adına silahlanan Anzavur ile Ankara adına silahlanan Ethem'in peşine takılan Çerkesler birbilerini kırdılar.

O zaman oluşan iki cephenin de dışında kalabilen Çerkesler de vardı. 1921 yılının Eylül ayında İzmir'de "Şark-ı Karib Çerkesleri Temini Hukuk Cemiyeti"ni kurdular.

17 şubeli bir federasyon oluşturdular.

Yayınladıkları bildiride, hem Ankara hem İstanbul hükümetlerini eleştirmişler, kurulmasını umdukları yeni düzende Çerkeslerin de eşit ve özgür koşullarda bulunmasını talep etmişlerdi.

***

Bugün yaşadığımız manzara da 1920'li yılları çok andırıyor. Türkiyenin etrafı ateş çemberi ile sarılmış durumdadır. Osmanlıyı Birinci Dünya Savaşına Göben ve Braslav isimli Alman savaş gemilerinin Rusya sahillerini bombalaması sonucu girmiştik. Şimdi de Rus savaş uçağını düşürerek dünya savaşını çıkarmanın fitilini ateşledik. Ama şans eseri fitil ateş almadı.

14 yıldır Türkiye'yi yöneten iktidar, aklını yitirmiş bir biçimde Türkiye'nin hem insan kaynaklarını, hem de parasal kaynaklarını gereksiz bir biçimde heba ediyor.

Tarihten hiç ders almamış olan siyasi iktidar, Türkiye'nin "birlikte yaşama" iradesini adım adım yok ediyor. Öldürerek yirmi milyonluk Kürt Halkını bitirebileceğini, Kürt sorununu ve etnik meselesini çözebileceğini zannediyor.

Ama her zaman başını ezdik dedikleri terör hiçbir zaman bitmiyor. Oysa terör bir sonuçtur. Nedenlerini araştırıp bulacak siyasi bir akıl ortaya koyamadıkça bir sonuca ulaşamazsınız. Terörü yaratan ortam Türkiye'nin antidemokratik yapısıdır. Her kesimin kendisini özgürce ifade edebileceği bir düzen yaratıldığı takdirde, terör de ortadan kalkacaktır, Türkiye'nin bölünmesi meselesi de.

Türkiye'de şu anda bir tarih yazılıyor. İçinde yaşadığımız ama çok fazla bir şey yapamadığımız bir süreçten geçiyoruz. Ve maalesef Türkiye'yi yöneten siyasi iktidar bu süreci yönetebilme aklına ve birikimine sahip değil.

Türkiye ya dönüşerek demokratik bir ülke olacak, ya da bölünüp dağılacaktır.

Böylesi bir ortamda Çerkeslerin tavrı nasıl olmalıdır?

1-   Türkten fazla Türkçü, Kürtten fazla Kürtçü olmaktan vazgeçmelidirler.

2- Kendi etnik kimlikleri ile Çerkeslerin çıkarlarını öne alan bir tavır geliştirmelidirler.

2-   Kayıtsız şartsız Türkiye'nin demokratikleştiği, her kesimin ve etnisitenin eşit ve özgür olduğu bir Türkiye'den yana olmalıdır.

3-   Türkiye'yi eleştirmenin, Türkiyeye karşı olmak olmadığını, Türkiye'nin antidemokratik yapısına karşı çıkarak daha güzel bir ülke yaratacağımızı öğrenmemiz gerekiyor.

Çok net olarak, onurlu duruşun böyle olacağına inanıyorum.

Eşitliğin, özgürlüğün ve kardeşliğin inşa edildiği güzel bir ülke yaratılmasına, Çerkes Kimliği ile katkı sunabiliriz.



1455 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi