• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam278
Toplam Ziyaret710141
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.75397.7849
Euro9.21339.2502
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
2016 Yılında Türkiye ‘Beka Sorunu Olan Bir Ülke’ Olmuştur
31/12/2016

İde: Düşünce

Oloji: Bilim demektir.

İdeoloji: siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir siyasi partinin, bir devletin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren, politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, ahlaki ve estetik düşünceler toplamıdır denilebilir.

Bu anlamda her devletin, her partinin, her kurumun, her kişinin bir ideolojisi vardır. İçinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyet'inin de ideolojisi, Türkçülük ve Turancılıktır. "Turan ırkına mensup kavimlerin tek bayrak altında birleştirilmesi" olarak tanımlanan Turancılık düşüncesi Türkçülükle iç içe geçmiş bir kavramdır. Osmanlı döneminde İttihat-Terakki Partisi’nin ideolojisi haline gelmiş olan Türkçülük-Turancılık düşüncesi, günümüzde de Türkiye Devletinin resmi ideolojisi olmaya devam etmektedir.

1789 Fransız Devrimi ile ortaya çıkmış olan, milliyetçilik fikri nedeniyle Balkanları kaybetmiş olan Osmanlıyı yöneten İttihat-Terakki" Anadolu'da yaşayan Hıristiyanları yok etme, Türk olmayan müslümanları Türkleştirme politikasını "yürürlüğe soktu. Bu politikalar sonucu, Anadolu’da yaşayan Rumlar, Ermeniler, Süryaniler ve Keldaniler yok edilmiş ve bitirilme noktasına getirilmiştir.

Ancak Türkiye'de yaşayan farklı Müslüman  etnik topluluklar için aynı başarı gösterilememiştir. Asimilasyon sağlanmış olsa da, Osmanlı'dan miras kalan tüm müslüman etnik topluluklar varlıklarını büyük bir dirençle sürdürmeye devam ediyorlar. İttihatçı politikaların sürdürücüsü olan Türkiye Cumhuriyeti, ilk saldırısını Çerkeslere yaptı. Daha Cumhuriyet ilan edilmeden, 1923 yılının Haziran ayında Gönen-Manyas Çerkeslerini Afyon, Niğde, Malatya gibi illere sürerek bir korku iklimi yarattı. O sürgünde yüzlerce kişi, açlıktan, soğuktan, hastalıktan ölerek telef oldu.

1924 yılında Şeyh Sait isyanı ile başlayıp, Dersim Katliamı ile süren onlarca Kürt ayaklanması kanlı bir biçimde bastırıldı. 1984'te PKK'nın başlattığı Kürt isyanı uluslararası bir boyut kazandı. Türkiye, Irak, Suriye, İran ve Avrupa'da "Kürt Milliyetçiliği"ni ideoloji haline getirmiş olan Kürtleri Türkiye'nin yönetebilmesi artık mümkün değildir. Nasıl Osmanlı Balkanlarda Milliyetçilik fikri etrafında örgütlenmiş Yunanlıları, Bulgarları, Makedonları, Arnavutları, Romenleri, Sırpları yönetimi altında tutamamışsa, Kürtleri de yönetimi altında tutabilmesi çok zor görünüyor.

Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı meydanlara çıkıp "Ey Amerika! Terör örgütü PYD'nin mi, yoksa Türkiye'nin mi yanındasın” diye bağırıyor. Ne gariptir ki Amerika, Koskoca Türkiye'nin yanında değil de, iki milyon nüfuslu Suriye Kürtlerinin yanında yer alıyor. Bunun mantıklı bir teşhisi konamazsa, Türkiye'nin bocalaması daha çok devam eder.

Nasıl Türkiye'nin bir ideolojik görüşü varsa, ABD'nin de bir ideolojik görüşü var. ABD'nin Ortadoğu politikalarının temeli, İsrail'in varlığı ve güvenliğidir. ABD'de yönetime kim gelirse gelsin bu politikalar asla değişmez. ABD'nin Ortadoğu'da İsrail'e müttefik yaptığı Türkiye, Mısır ve Ürdün, gerek İsrail için, gerek Amerika için güvenilmez müttefikler haline gelmişlerdir. Bu durumda, İsrail'in Arap olmayan yeni bir müttefike ihtiyacı var.

Bu müttefik ise Kürtlerdir. Dünyadaki nüfusları 40 milyonu bulan Kürtler, Ortadoğu’da ABD'nin ve İsrail'in yeni müttefikidirler. Bu yüzden Ortadoğu’da yeni bir Kürt Devleti’nin kurulmasının eli kulağındadır. Bu gelişme iyidir, ya da kötüdür diye yorum yapmıyorum, sadece bir realitenin altını çiziyorum. ABD ve İsrail destekli kurulacak bir Kürt devletini önlemeye ne Türkiye'nin, ne İran'ın, ne Irak'ın, ne de Suriye'nin gücünün yetmesi mümkün değildir.

Türkiye'nin bu gelişmeden en az etkilenerek çıkabilmesi için Enver Paşa politikalarından vazgeçmesi gerekmektedir. Dünyada etnik problemi olan tek ülke Türkiye değildir. Etnik meselelerin çözümü ile ilgili olarak bilimi, aklı, sağduyuyu ve çoğulculuğu rehber edinen ülkeler, bu meselelerini çözmüş, barışı ve birliği sağlamışlardır. Türkiye'nin de Osmanlı'dan kendisine miras kalan tüm etnik topluluklarla bir arada yaşayabilmesinin tek şartı, Çoğulcu demokrasi anlayışını hayata geçirerek yaraları sarmak ve toplumu bütünleştirmektir.

Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, 2016 yılında Türkiye'yi beka sorunu yaşayan bir ülke haline getirmiştir.

Türkiye bu sorunu aşabilmek için ya aklı ve çoğulculuğu kullanacak; ya da Enver Paşa politikalarının peşinde savrulup gidecektir.

Biz aklın, sağduyunun ve çoğulculuğun kazanacağına inanıyoruz.

***

2011 yılında Türkiye'de yaşanan çözüm sürecinden yola çıkarak, ÇHİ (Çerkes Hakları İnsiyatifi)ni oluşturup meydanlara çıkıncaya kadar Rusya'nın elinin bu kadar içimizde olduğunun farkında bile değildik. Biz de anadil eğitimi, Çerkesce Televizyon, eşit haklara sahip yurttaşlar olarak bu ülkede yaşamak istiyorduk. Taleplerimiz bu kadar masum ve demokratik taleplerdi. Ancak bu talepleri dile getirenlere karşı Çerkes Kurumlarının başlattığı karalama, itibarsızlaştırma ve dışlama kampanyası son derece kirli ve planlıydı. Bu kampanyayı yürütenlerin ayak izlerini takip ettiğimizde adres Rusya çıkıyordu. Hedefe konan bizlerin, çok net olarak gördüğü, ancak halkımıza anlatamadığımız, arkasında Rusya'nın olduğu bir çatışma süreci yaşadı Çerkes toplumu.

Bu çatışmayı ve karalama kampanyasını başlatanların iplerini Rusya tutuyordu. Bu zevat Rusya'nın tezlerini savunuyor, Rusya'yı masum ve şirin gösteriyor, adeta soykırımın suçlusu Ruslar değil de atalarımızmış gibi gerçeği tersyüz etmeye çalışıyorlardı.

Tarih 2016 yılında Rusya'ya yalvararak, yaltaklanarak,  şirin görünmeye çalışarak bir yere varılamayacağını, siyasi mücadele verilmesi gerektiğini savunanları haklı çıkarmıştır.

2016 yılında 21 Mayıs anma etkinlikleri için, diasporadan anavatana giden soydaşlarımızı Rusya'ya sokmayan Putin yönetimi Çerkeslerden ve Çerkes meselesinden ne kadar çok korktuğunu ispatlamıştır. Çerkes meselesini yok farz etme anlayışına girmiş olan Rusya, Kaffed Başkanı Yaşar Aslankaya'ya 2020 yılına kadar Rusya'ya giriş yasağı, Çerkes-Fed Başkanı Dr. Nusret Baş'a vize uygulayarak anavatana giriş yasağı koymuştur.

Uygulanan bu yasaklardan sonra Kaffed yönetimi, DÇB ile olan ilişkilerini, ilk genel kuruluna kadar askıya alma kararı almıştır. Yıllardır DÇB'den ayrılınması ile ilgili yaptığımız eleştiriler Rusya sayesinde gerçekleşebilmiştir.

Düşman, Çerkes Halkını aynı safta birleştirmiştir.

***

2016 yılında Çerkes diasporasında yaşanan en önemli gelişme Irak Çerkeslerinin "eşit haklara sahip olmak için, anayasada resmi olarak tanınma hakkı" ile ilgili olarak harekete geçmiş olmalarıdır. Yaptıkları toplantıda Irak azınlıkları arasında istediklerini açıklamışlardır.

Irak Çerkeslerinin lideri Ahmed Kataw, "Irak Anayasası Iraklı Kafkasyalı kavimleri-Çerkesleri, Çeçenleri, Dağıstanlıları- diğer azınlıklar gibi resmi olarak tanımalı, isimleri hazırlanan yasa taslağında korunacak Iraklı azınlıklar arasında yer almalıdır. Kafkasyalı azınlıkların, diğer azınlıkların temsil edildiği gibi, mecliste kota sistemine uygun olarak temsil edilmesini istiyoruz" diyor.

Kataw, bölgedeki güvenlik sorunları, silahlı çatışmalar ve İslam devleti ile çatışmaların siyasi bir hareket başlatmayı riskli kıldığını belirterek, "Bir siyasi parti oluşturamadık, fakat 2004'te Kerkük merkezli kültürel-sosyal merkezli dayanışma derneğini kurduk. Fakat güvenlik nedeniyle derneği bir siyasi partiye dönüştüremedik. Ayrıca bağımsız bir siyasi parti kurduğumuzu ilan ettiğimizde bölgedeki büyük siyasi hareketler tarafından domine edileceğimizden çekindik" diyor.

Onbeş-yirmi bin Çerkesin yaşadığı Irak Çerkesleri, siyasi parti olmanın önemini kavrayıp siyasi oluşum meydana getirirken, en büyük Çerkes nüfusunun yaşadığı Türkiye'de, Çerkeslerin tarihlerinde kurdukları ilk ve tek parti olan ÇDP (Çoğulcu Demokrasi Partisi)ye karşı ilgisiz kalmaları ne kadar ironik değil mi?

Ey 2016 ! Bizi çok yordun ve üzdün. İnşaallah gidişin olur dönüşün olmaz, inşallah 2017 sana benzemez.

Herkese iyi seneler.



1729 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi