• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam122
Toplam Ziyaret626856
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.74385.7669
Euro6.37606.4016
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
İklim Değişti Ama Akdeniz Olamadı
27/08/2011

Belki şehre bir film gelir,
Bir güzel orman olur yazılarda,
iklim değişir Akdeniz olur
Gülümse.

... 
Kürt siyasetçi, şair, yazar Kemal Burkay'ın yıllar önce yazdiği ve Sezen
Aksu'nun besteleyip milyonlarla buluşturduğu bu dizelerdeki gibiyiz.
Burkay 30 yıl ayrı kaldığı ülkesine nihayet dönebildi. Bir televizyon
programında belirttiği gibi "iklim değişti ama akdeniz olamadı" dedi.
Ancak Burkay nasıl bir gerilimin ve ateşin içine düştüğünün sanıyorum
pek farkında değil.

30 yıl Türkiye'de çok acılar çekildi, çok kan döküldü, çok gözyaşı aktı. Çok büyük mücadeleler verildi. Burkay yaşananları bir film izler gibi uzaktan izledi. Onun için algı kaymaları olabileceğini düşünüyorum. 74yıl ayakta kalabilmiş bir siyasetçi umarız doğru yerde durur.

Umarız saygınlığına gölge düşürecek söylem ve eylemler içinde bulunmaz. Barışa katkı sunma imkanı yakalar.

...
Bugün bütün mesele cumhuriyetin kuruluş felsefesindeki sakat anlayıştan
kaynaklanmaktadır. Devletin oturup özeleştiri yapabilmesi durumunda bütün
meselelerin çözüm yolları açılacaktır.
Türkiye'yi “tek uluslu, tek dilli” bir ülke kılma mantığı yanlışlığın başlangıcıdır. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı imparatorluğunun bakiyesidir. Bu bakiye çok etnikli, çok dilli, çok dinli, çok mezhepli bir yapıdır.
Bu yapıları inkar, imha ve asimile etmek üzerine kurulmuş bir politik anlayış
bütün acıların ve sorunların kaynağıdır.
Bu topraklarda sadece Kürtler asimilasyon, inkar ve imha politikasına tabi
tutulmadılar; bütün etnik topluluklar bu süreçten payını aldı.

Çerkesler, Rumlar, Ermeniler, Gürcüler, Lazlar, Yahudiler, Süryaniler, Araplar, Arnavutlar, Aleviler de asimile edilerek yok edilmeye çalışıldılar.
Uygulanan şiddet, baskı ve asimilasyon politikalarıyla anadildeki isimler değiştirildi. Trabzon, Rize, Artvin yörelerindeki Rumca, Ermenice, Gürcüce ve Lazca binlerce köy, ilçe, dağ, ırmak ve vadi ismi literatürden çıkarıldı.

Her bölgedeki Çerkes köylerinin isimleri değiştirildi. Doğuda Kürt ve Süryani isimleri değiştirildi.
Soyadı kanunu ile insanların kendi anadillerindeki soyadlarını almaları yasaklanıp, Türkçe soy isim alma mecburiyeti getirildi.
Kılık kıyafet kanunu ile insanların kendilerine özgü milli kıyafetlerini giyebilmeleri yasaklandı.
Vatandaş Türkçe konuş kampanyaları ile insanlara anadillerini kullanmamaları için baskılar uygulandı.
Türkiyenin bugün yaşadığı sorunun sadece Kürt meselesi ve terör ile açıklanması mümkün değildir. Terör ve onunla özdeşleştirilmek istenen PKK sadece bir sonuçtur.
Maalesef, Türkiye sadece sonuçla uğraşmakta, sorunun asıl çözümüne yanaşmamaktadır.
Sorun ülkede demokrasiyi geliştirerek çözülebilir. Demokrasi ise insanların kendilerini, kimliklerini ifade edebildikleri rejimin adıdır. (Siyasi, etnik, dini, kültürel, cinsel, mesleki)
Zaman zaman geçmişte siyasiler Türkiye demokrasisinin can alıcı meselesi olan Kürt meselesine değindiler. Özal "federasyon dahil herşeyi tartışabiliriz", Demirel "Kürt realitesini tanıdık", Mesut Yılmaz "Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakırdan geçer" dedi. Ancak bunlar sadece dedikleri ile kaldılar.
Akparti Türkiyenin demokratikleşmesi için gerekli imkanı ve iktidar çoğunluğunu yakalamıştı. TRT ŞEŞ'in açılması, Kültür Bakanlığı tarafından Kürtçe eserlerin yayınlanması, Kürtçe, Çerkesce ve diğer dillerde albümler yayınlanması umut verici gelişmelerdir.

Ancak Akparti'nin sorunların çözümü için müzakere yöntemini değil de, savaşı seçmesi iç karartıcı bir durumdur maalesef.
Oysa demokratikleşme sorunu savaşarak çözülecek olsaydı, 30 yıldır zaten çözülürdü.
Demokratik açılım süreci ile birlikte iklimin ilkbahara ve yaza doğru gitmeye başlayacağını ummuştuk. Ama yanılmışız. İklim hızla karakışa dönüşüyor.
12 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye'nin çok daha güzel ve yaşanılası bir ülke olacağına inanmak istemiştik. Ancak çok kısa bir sürede sözün bitirilip ellerin tetiklere gittiği bir döneme girmiş bulunuyoruz.

Ancak bu girilen yol çıkmaz bir yol. İnşallah bu yoldan vazgeçilip sorunların müzakere ile çözüleceği bir yola girilir.
Biz ne Türk çocuklarının tabutlarının bayrağa sarılıp mezara konduğu, ne de Kürt çocuklarının dağlarda öldürüldüğü bir Türkiye'yi istemiyoruz. Öncelikle insan hayatının kutsal olduğuna, bir insanın başka bir insanın canına kast etmemesi gerektiğine inanıyoruz. Sorun barışçıl yollardan çözülmeli.

Ayrıca bu savaş ortamı Çerkeslerin taleplerinin de önünü tıkamaktadır.
Biz Çerkesler, bütün kimliklerin haklarının verildiği ve desteklendiği bir Türkiye'yi hayal ediyor ve istiyoruz.
Bu barışçıl yollardan gerçekleştiği takdirde ancak iklim Akdeniz olur.
O zaman hep beraber gülümseriz.
Hepimizin mücadelesi bu olmalı.



2121 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KAFFED, ESKİ HAMAM, ESKİ TAS… - 25/11/2019
Türkiye'de faaliyet gösteren Çerkeslere ve Kuzey Kafkasyalılara ait 170 civarında kurum var. 53 derneği ile Kaffed bunun % 30'unu temsil ediyor.
ÇERKES DAVASI, RUSYA ve RUSYA VESAYETİ ALTINA GİRENLERİN AYAK OYUNLARINA FEDA EDİLEMEZ! - 13/11/2019
Abhazya'nın ve Abhazya adına konuşanların Rusya'nın vesayeti altında olduklarını düşünemeyenlerle bizim de yürüyecek yolumuz olamaz zaten.
"KAFFED DEĞİŞİM HAREKETİ" ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 04/11/2019
Kaffed bunun gibi onlarca Çerkeslerin aşağılandığı ve hak ihlaline uğradığı bir çok olayda ses çıkarmamış ve meseleleri ört bas etmeyi tercih etmiştir .
YANLIŞ TEŞHİSLE, DOĞRU TEDAVİ YAPILAMAZ - 28/10/2019
Yüz yıldan bu yana ortaya koyulan tekçi politikalarla toplum hasta edildi. Doğru olan, çoğulcu politikalarla toplumu barışa ve refaha kavuşturup tedavi etmektir.
SEÇİMSİZ ZAMANDA SİYASET ÜRETMEK - 29/09/2019
ÇDP bu seçimsiz döneme dair eğitim, kadro ve örgütlenme çalışmalarına yönelik programını açıklamalı ve halkımızı bu programa dahil etmenin yollarını bulmalıdır.
ZAZA PARTİSİ, DEZA-PAR ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 16/09/2019
"Adğeğer cifiğer eri- Çerkeslik insanlıktır" diyen Çerkes halkının çocukları, Türkiye'ye İnsanlık vadeden diğer halklarla buluşmalı ve güç birliği yapmalıdır.
‘TEYZEMİZ İTİBARLI VE NÜFUZLU BİRİYDİ HERHALDE?’ - 01/09/2019
Cumartesi Annelerine, Galatasaray meydanını çok gören, onlara gaz, cop ve tazyikli su ile her türlü eziyeti reva gören bugünün nüfuz ve iktidar sahiplerini de Kenan Evren'in akıbeti gibi bir son bekliyor.
HASAN SEYMEN VE ÇERKESLERE SİYASET DERSLERİ - 20/08/2019
Ancak ÇDP yönetimi kadrolarının da, kendilerini bir Çerkes Derneğinden farklı konumlandırarak, Çerkes Halkıyla birlikte, Tüm Türkiye Halklarını kucaklayacak bir enerji ve fikri açılım ortaya koymaları gerekmektedir..
GEÇMİŞTE YAŞAYANLAR, BUGÜNÜ GÖREMEZ, YARINI KURAMAZLAR - 12/08/2019
Halkımız için elini taşın altına sokan güzel insanlar; gelin geçmişte yaşamaktan vazgeçip, bugünü doğru yorumlayarak, yarını kuracak mücadele yöntemlerini hep birlikte bulalım
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi