• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam49
Toplam Ziyaret823647
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar17.335717.4051
Euro18.262618.3357
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
İklim Değişti Ama Akdeniz Olamadı
27/08/2011

Belki şehre bir film gelir,
Bir güzel orman olur yazılarda,
iklim değişir Akdeniz olur
Gülümse.

... 
Kürt siyasetçi, şair, yazar Kemal Burkay'ın yıllar önce yazdiği ve Sezen
Aksu'nun besteleyip milyonlarla buluşturduğu bu dizelerdeki gibiyiz.
Burkay 30 yıl ayrı kaldığı ülkesine nihayet dönebildi. Bir televizyon
programında belirttiği gibi "iklim değişti ama akdeniz olamadı" dedi.
Ancak Burkay nasıl bir gerilimin ve ateşin içine düştüğünün sanıyorum
pek farkında değil.

30 yıl Türkiye'de çok acılar çekildi, çok kan döküldü, çok gözyaşı aktı. Çok büyük mücadeleler verildi. Burkay yaşananları bir film izler gibi uzaktan izledi. Onun için algı kaymaları olabileceğini düşünüyorum. 74yıl ayakta kalabilmiş bir siyasetçi umarız doğru yerde durur.

Umarız saygınlığına gölge düşürecek söylem ve eylemler içinde bulunmaz. Barışa katkı sunma imkanı yakalar.

...
Bugün bütün mesele cumhuriyetin kuruluş felsefesindeki sakat anlayıştan
kaynaklanmaktadır. Devletin oturup özeleştiri yapabilmesi durumunda bütün
meselelerin çözüm yolları açılacaktır.
Türkiye'yi “tek uluslu, tek dilli” bir ülke kılma mantığı yanlışlığın başlangıcıdır. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı imparatorluğunun bakiyesidir. Bu bakiye çok etnikli, çok dilli, çok dinli, çok mezhepli bir yapıdır.
Bu yapıları inkar, imha ve asimile etmek üzerine kurulmuş bir politik anlayış
bütün acıların ve sorunların kaynağıdır.
Bu topraklarda sadece Kürtler asimilasyon, inkar ve imha politikasına tabi
tutulmadılar; bütün etnik topluluklar bu süreçten payını aldı.

Çerkesler, Rumlar, Ermeniler, Gürcüler, Lazlar, Yahudiler, Süryaniler, Araplar, Arnavutlar, Aleviler de asimile edilerek yok edilmeye çalışıldılar.
Uygulanan şiddet, baskı ve asimilasyon politikalarıyla anadildeki isimler değiştirildi. Trabzon, Rize, Artvin yörelerindeki Rumca, Ermenice, Gürcüce ve Lazca binlerce köy, ilçe, dağ, ırmak ve vadi ismi literatürden çıkarıldı.

Her bölgedeki Çerkes köylerinin isimleri değiştirildi. Doğuda Kürt ve Süryani isimleri değiştirildi.
Soyadı kanunu ile insanların kendi anadillerindeki soyadlarını almaları yasaklanıp, Türkçe soy isim alma mecburiyeti getirildi.
Kılık kıyafet kanunu ile insanların kendilerine özgü milli kıyafetlerini giyebilmeleri yasaklandı.
Vatandaş Türkçe konuş kampanyaları ile insanlara anadillerini kullanmamaları için baskılar uygulandı.
Türkiyenin bugün yaşadığı sorunun sadece Kürt meselesi ve terör ile açıklanması mümkün değildir. Terör ve onunla özdeşleştirilmek istenen PKK sadece bir sonuçtur.
Maalesef, Türkiye sadece sonuçla uğraşmakta, sorunun asıl çözümüne yanaşmamaktadır.
Sorun ülkede demokrasiyi geliştirerek çözülebilir. Demokrasi ise insanların kendilerini, kimliklerini ifade edebildikleri rejimin adıdır. (Siyasi, etnik, dini, kültürel, cinsel, mesleki)
Zaman zaman geçmişte siyasiler Türkiye demokrasisinin can alıcı meselesi olan Kürt meselesine değindiler. Özal "federasyon dahil herşeyi tartışabiliriz", Demirel "Kürt realitesini tanıdık", Mesut Yılmaz "Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakırdan geçer" dedi. Ancak bunlar sadece dedikleri ile kaldılar.
Akparti Türkiyenin demokratikleşmesi için gerekli imkanı ve iktidar çoğunluğunu yakalamıştı. TRT ŞEŞ'in açılması, Kültür Bakanlığı tarafından Kürtçe eserlerin yayınlanması, Kürtçe, Çerkesce ve diğer dillerde albümler yayınlanması umut verici gelişmelerdir.

Ancak Akparti'nin sorunların çözümü için müzakere yöntemini değil de, savaşı seçmesi iç karartıcı bir durumdur maalesef.
Oysa demokratikleşme sorunu savaşarak çözülecek olsaydı, 30 yıldır zaten çözülürdü.
Demokratik açılım süreci ile birlikte iklimin ilkbahara ve yaza doğru gitmeye başlayacağını ummuştuk. Ama yanılmışız. İklim hızla karakışa dönüşüyor.
12 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye'nin çok daha güzel ve yaşanılası bir ülke olacağına inanmak istemiştik. Ancak çok kısa bir sürede sözün bitirilip ellerin tetiklere gittiği bir döneme girmiş bulunuyoruz.

Ancak bu girilen yol çıkmaz bir yol. İnşallah bu yoldan vazgeçilip sorunların müzakere ile çözüleceği bir yola girilir.
Biz ne Türk çocuklarının tabutlarının bayrağa sarılıp mezara konduğu, ne de Kürt çocuklarının dağlarda öldürüldüğü bir Türkiye'yi istemiyoruz. Öncelikle insan hayatının kutsal olduğuna, bir insanın başka bir insanın canına kast etmemesi gerektiğine inanıyoruz. Sorun barışçıl yollardan çözülmeli.

Ayrıca bu savaş ortamı Çerkeslerin taleplerinin de önünü tıkamaktadır.
Biz Çerkesler, bütün kimliklerin haklarının verildiği ve desteklendiği bir Türkiye'yi hayal ediyor ve istiyoruz.
Bu barışçıl yollardan gerçekleştiği takdirde ancak iklim Akdeniz olur.
O zaman hep beraber gülümseriz.
Hepimizin mücadelesi bu olmalı.



2497 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DÇB VE RUSYA’NIN PAYANDALARI ÖZÜR DİLEYECEK Mİ? - 22/06/2022
Gelin en kısa zamanda Çerkes Halkından özür dileyin. Bu güne kadar yapmış olduğunuz iyi şeyleri de heba etmiş olmayın.
21 MAYIS’TAN KALAN DEĞERLİ MİRAS… - 25/05/2022
Çerkes Soykırımı ve sürgününün 158. yılı Çerkeslerin hem ideolojik, hem de fiili birlikteliği konusunda önemli adımların atıldığı tarihi bir yıl olarak anılmayı hak edecektir.
ETHEM MESELESİNDE M. KEMAL Mİ YOKSA İNÖNÜ MÜ SUÇLUDUR? - 07/05/2022
İşte bu haksızlığı gidermek istiyorsak, iftira, yalan ve başkalarının emeğinin üzerine çökme anlayışına göre inşa edilmiş Kemalist Tarih anlayışını ideolojik olarak mahkum edebilmenin koşullarını oluşturmalıyız.
BİZ, SİZİ ÇOK İYİ TANIYORUZ - 22/04/2022
Onlar Çerkeslerin hak arama mitinglerine de karşı çıkmışlardı, Onlar Çerkesce Televizyon istenmesine de karşı çıkmışlardı, Onlar 21 Mayıslarda muhatabın karşısına çıkanlara da karşı çıkmışlardı,
ÇERKES SOYKIRIMI VE SÜRGÜNÜNÜ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ VAKFI - 21/02/2022
Çerkes Soykırım Enstitüsü’nü inşa edip, Çerkes Soykırımı, sürgünü tarihi konularını araştıracak doktora, yüksek lisans ve doçentlik bursları vererek bilim dünyasının meselemize ilgisini sağlamak ve kendi bilim insanlarımızı yetiştirmektir.
HALKIMIZIN OZANIYIZ AYNI ZAMANDA - 13/02/2022
Maksıme Kültür Merkezi‘nin ve Maksıme satışlarının gelirleri, oluşturmayı planladığımız “Çerkes Soykırımı ve Sürgününü Araştırma Enstitüsü Vakfı”na bağışlanacaktır.
“ÖKÜZ SARAYA ÇIKARSA…” ATASÖZÜ ÇERKESLERE AİTTİR - 27/01/2022
Ayrıca Türkiye’nin de, Çerkeslerin de geleceği demokrasidedir. Giderek otoriterleşen bu rejim eleştirilerek geriletilebilir.
DİASPORA ÇERKES MÜZİĞİNDE YENİ ARAYIŞLAR - 16/01/2022
Şarkılar da bir insanlık mirasıdır. Her şarkı insanlığa bir armağandır. Bir dilde söylenmiş bir şarkı bir çok dile çevirilerek seslendirilmektedir. Bu sayede halklar arasında gönül köprüleri kurulmakta, şarkılar evrensel boyutlara ulaşmaktadırlar.
2022, MAKSIME YILI OLACAK - 31/12/2021
Hepinizi 8 Ocak 2022 Cumartesi günü, Saat 17’de “MAKSIME ÇERKES KÜLTÜR MERKEZİ”nin açılışına bekliyoruz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi