• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam62
Toplam Ziyaret780738
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.72949.7684
Euro11.320411.3657
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ?
01/08/2020

Siyaseti olmayan halkların tarihsel bir başarı ortaya koyup, siyaset kurumunun en üst noktası devleti yaratabildikleri görülmemiştir. Siyaseti olan halklar devletlerini zaman zaman kaybetseler de yeniden ortaya bir irade koyup, yeni durumlarına uygun mücadele yöntemleri yaratarak organize olabilmektedirler.

Kadim bir dili ve kültürü olan Çerkeslerin Sind, Meot, Hatti, Memlük gibi tecrübeleri olsa da, modern devlet diyebileceğimiz anlamda bir organizasyonları ve tahayyülleri olamamıştır.

“Coğrafya Kaderdir” diyen İbn-i Haldun haklı olabilir ama kaderi değiştirecek iradeyi ortaya koyabilmek kişilerin ve milletlerin bazen elinde olabilmiştir.

Kuzeyinde Rusların, Güneyinde İran ve Osmanlı’nın yerleşik olduğu Kafkasya Coğrafyasında Çerkesler, Gürcistan’ın, Azerbeycan’ın, Ermenistan’ın başarabildiğini neden başaramadılar?

Çünkü birliği sağlayıp, devletleşmeyi yaratacak siyasi öngörüleri yoktu. Atalarımız ”siyasetin dünyayı okuma, anlama ve ona yön verme sanatı” olduğundan habersizdiler. 1861 Çerkesya Özgürlük Meclisi ise çok geç kalmış nafile bir çabaydı.

***

Bugün Çerkeslerin dünyadaki tek siyasi oluşumu olarak çok şükür ÇDP var. Ama ÇDP’nin tüm iyi niyetine rağmen, Çerkeslerin desteğini almaktan uzak olmasını nasıl izah edeceğiz?

Kayseri’de ya da Balıkesir’de festival, eğlence var denildiğinde oralara koşan onbinleri, demokratik taleplerimizi dile getireceğiz, devletten pozitif ayrımcılık talep ederek yok oluş girdabından kurtarmaya çalışacağız dediğimizde neden göremiyoruz?

Bunun bir çok nedeni var. Ama en önemli iki nedeninin altını çizeceğiz.

Birincisi dış etken. Yani içine girdiğin toplum seni olduğun gibi kabul etmiyor. Ona benzeyerek, onun gibi olmanı, onun gibi düşünmeni ve hareket etmeni sağlayarak seni tehlike olmaktan çıkardığı gibi, kullanabileceği bir güç haline getiriyor. Bunun adına asimilasyon diyorlar. Gönüllü olarak asimile olmayı kabul etmezsen devletin acımasız Demir yumruğu ile tanışarak hizaya getirilirsin. Bununla ilgili olarak devlet sürgün, imha, aşağılama, cezalandırma gibi araçları devreye sokarak aykırılık yapanları yola getirir.

İkincisi iç etkendir. Yani gönüllü asimilasyon. Dış baskılara karşı direnmeyip işbirliği yapanlara ödüller verilir. Askeri ve sivil bürokraside makamlar verilerek işbirlikçilik özendirilir.

Malesef Çerkesler bu konuda hep çok kullanışlı olmuşlardır. İttihat Terakki’nin dört kurucusundan biri olan Dr. Mehmet Reşit buna tipik bir örnektir. Askeri Tıbbiye’nin bahçesinde yemin ederek İttihat Terakkiyi’yi kuran ilk dört kişiden biriydi. Diğer yemin edenler İbrahim Temo Arnavut, İshak Sükuti ve Abdullah Cevdet de Kürt’tüler.

Askeri doktor ve paşa olma yolu önünde açık olan Mehmet Reşit hiç bir zaman Çerkes toplumunun sorunlarına ilgi duymadı. Osmanlıyı kurtararak Paşa olmasının başına bir kaza gelmesinin önüne geçme savaşını verdi. Ermeni katliamındaki rolü nedeniyle intihar etmek zorunda kaldı. Osmanlı Askeri bürokrasisi içerisinde Mehmet Reşit örnekleri çoktur.

Çerkes Teavün Cemiyeti’ni kuran ekip, Osmanlı Askeri Bürokrasisi içinden çıkmıştır. Ancak onların Osmanlı’ya bağlılığı daha sonra da Ankara’ya bağlılık göstermeleri ne onları, ne de Çerkesleri kurtarmamıştır.

Cumhuriyet’le başlayan Türk’ten başka unsurları yok kabul edip, yok etmeyi politika haline getiren anlayış, daha Cumhuriyeti ilan etmeden ilk darbesini Çerkeslere vurdu  ve Gönen-Manyas Çerkes sürgününü yürürlüğe koydu. Devamında tüm etnik topluluklara karşı her türlü inkar, imha ve asimilasyon politikalarını beraberinde getirdi.

Bu korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.

Oysa bizim kültürümüz Türklerin, Arapların ve Rusların kültüründen çok daha köklü bir kültür ve gelenektir. Onun için bırakın Türkleşmeyi, Araplaşmayı, Ruslaşmayı, gelin hep birlikte Çerkes kalmanın mücadelesini verelim.

Ama bunu yapabilmenin yolunun Çerkeslerin kendi ulusal politikalarını oluşturmaktan geçtiğine inanalım.

Ha Marje !

 

Herkese iyi Bayramlar

 



1275 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi