• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam88
Toplam Ziyaret559998
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkesler Asil midir, Yoksa Esir mi?
14/11/2016

Sevgili Okuyucularım,

Şimdi durup dururken böyle bir soru sorduğum için, birçok kimsenin tepkisini çekeceğimi biliyorum. Ama benim görevim de doğru sorular sormak ve bu sorulara doğru cevaplar vererek, gerçeği açığa çıkarmaya çalışmaktır.

Doğrular ve gerçekler bazen acıdır,

Ve insanın canını acıtır.

Ben tam da bunu yapmaya çalışıyorum. Sürgün ve soykırım travmasını üzerinden atamamış, narkozlu bir hasta olan Çerkes Halkının canını biraz olsun acıtarak, kendisine gelmesine yardımcı olmaya çalışıyorum.

Yoksa Çerkes Halkına ya da kurumlarına hakaret etmek gibi bir kastım yoktur ve olamaz. Yapmaya çalıştığım şeye toplumsal eleştiri deniyor. Toplumsal eleştirinin  toplumların gelişmesine en önemli katkıyı sunduğu kabul ediliyor gelişmiş toplumlarda.

Bu girizgahtan sonra sorularımıza devam edelim.

"Esir alınıp köleleştirilmiş bir toplum, asil olabilir mi?" diye bir soru soralım ve cevabını arayalım.

***

Avrupalılar, Amerikayı keşfettiklerinde tarihler 1492'yi gösteriyordu. Bu geniş, bakir ve verimli toprakların işlenebilmesi için, çok büyük ölçüde insan gücüne ihtiyaç vardı. Sömürgeci Avrupalılar bu meseleyi Afrikalı zencilerle çözmeyi düşündüler. 1562 yılında John Hawkins isimli bir İngiliz'e ait ilk zenci köle gemisi, Afrika sahilinden Amerika'ya hareket etti. Bir hayvan gibi avlanarak yakalanan zenciler, gerekli sayıya ulaşıncaya kadar sahilde toplama kamplarında tutuluyordu. Elleri ve ayakları bağlı bir biçimde, üç ay süren bir yolculuktan sonra Amerika'ya ulaşıyorlardı. Ağızlarına damlatılan birkaç kaşık çorbayı içiyor ve apteslerini altlarına yapıyorlardı. Bir zenci köle gemisinin gelişi pis kokusundan ötürü kilometrelerce uzaktan anlaşılabilirdi. Üçyüz yıl boyunca süren bu ahlaksız ticaret neticesi binlerce gemi seferi ile Afrikalılar köle olarak Amerika’ya taşındı.

1863 yılında köle ticareti yasaklandı. Amerika’da sanayileşen kuzey bölgesinin ucuz emek ihtiyacının karşılanabilmesi için gerçekleşen Kuzey-Güney savaşı sonucu gerçekleşebildi köle ticaretinin yasaklanması.

Köle ticaretinin yasaklanması, zencilerin kara talihini değiştirmedi. Sürekli aşağılanma ve baskı altında tutuldu Amerikan zencileri. 1865 yılında kurulmuş olan Klu Klux Klan gibi ırkçı örgütler sürekli zencilere saldırarak öldürmüş ve kazandıkları haklarını kullanmalarını engellemeye çalışmıştır.

Amerika'ya emekleriyle çok büyük katkılar sunmuş olan zenciler, spor, müzik, sanat ve siyasette de varlık gösterdiler. Malcolm X, Muhammet Ali gibi dünya çapında tanınmış aktivist muhalif isimler çıkardılar. Şu anda ABD'nin başında siyahi bir başkan bulunuyor.

Fakat bugün hala zenciler Amerika sokaklarında sorgusuz sualsiz polis tarafından öldürülmeye devam ediliyor. Ve zenciler sürekli kriminal vakalarla anılmaya devam edilirken, Amerikan film endüstrisi Hollywood tarafından da aşağılanıyorlar.

Eğer bugün Amerika zencileri onurlu, saygın ve asil bir konuma ulaşmak istiyorlarsa yapmaları gereken, ırkçılığı dünyadan yok edecek bir özgürlük mücadelesine girmeleridir.

***

Arap baharı diye esmeye başlayan rüzgarla birlikte Cezayir, Mısır, Libya, Yemen yönetimleri birer birer çökmüş ve bir kargaşa rüzgarı esmeye başlamıştı Ortadoğu'da. Suriye'de de bazı gençler sokaklara "Sıra sende doktor" (Beşar Esad göz doktorudur.) diye yazılar yazdılar. Bunun üzerine Suriye istihbaratı, bu yazıları yazan gençleri korkunç işkencelerle öldürerek evlerinin önüne attı. Bu gençlerle ilgili olarak yapılan büyük cenaze töreninde, Suriye ordusu ateş ederek 263 kişiyi öldürdü ve Suriye iç savaşı başlamış oldu.

Ama asıl dram bundan sonra başladı. Milyonlarca insan Suriye içsavaşından kaçmak için vatanını terk etmeye başladı. Milyonlarca insan Türkiye, Mısır, Ürdün üzerinden geçerek, Akdeniz ve Ege Denizi üzerinden iptidai deniz araçlarıyla Avrupa'ya ulaşmaya çalışıyor. Binlercesi her gün Ege'nin ve Akdeniz'in sularında ölmeye devam ediyor.

Çok büyük bir insanlık dramı yaşanıyor.

Ancak bu insanlık dramına bazı kesimler nefretle ve iğrenerek bakıyorlar. Suriyelileri ülkelerinde görmek istemiyor ve ülkelerine girmemeleri için birçok önlem alıyorlar. Her türlü pis işte çalıştırılıp, alınıp satılıyorlar.

Peki içinizde, "Suriyeli mültecilerin, ne kadar kahraman, ne kadar asil ve ne kadar nazik olduğunu düşünen hiç kimse var mı?"

"Kahraman ve asil olsaydılar kaçmazlar, vatanları için mücadele ederlerdi" dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Suriyeli Mülteciler vatanlarından kaçıp, Avrupalıların her türlü aşağılamasını kabullenmek yerine, Suriye'ye dönüp vatanlarını yaşanılır özgür bir ülke haline getirme mücadelesine girmeleri durumunda asil ve kahraman olabilirler.

***

Amerika'da köle ticaretinin yasaklandığı 1863 yılından bir yıl sonra, 1864 tarihinde Rusya Çerkes vatanının işgalini tamamladı. Ancak bu işgal Rusya'nın üç yüz yılını, binlerce askerini ve çok miktarda kaynağını  almıştı. Çerkes vatanı adım adım yakılarak ele geçirilmişti.

Rusya gibi çok büyük bir ordusu olan devlete karşı vatanlarını kahramanca savundu Çerkesler. Bu kahramanca savunmayı, bu kahramanca direnişi gerçekleştiren atalarımız ve dedelerimiz gerçek anlamda asildiler ve kahramandılar.

Ancak savaşı kaybetmişlerdi. Rusya'nın önlerine koyduğu ya Sibirya, ya Osmanlı seçeneği karşısında Osmanlı'yı tercih ettiler. Beş yüz yıl önce Afrikalı zencilerin yaşadığı gibi, bugün Suriye'lilerin yaşadığı gibi çok acı dramlar yaşandı. Trabzon, Samsun, Varna ve Köstence limanlarına varamadan binlercesi Karadeniz’de balıklara yem oldu. Tıpkı bugünkü Suriyeliler gibi sefil acınacak durumdaydılar. Binlerce erkeğini Osmanlı askeri kıyafeti giydirip, cepheden cepheye sürdüler karın tokluğuna. Kadınları ise yok paralar karşılığında gelin edildi başka halklara.

Böylesine büyük bir kırılma yaşamış bir halkın da travma yaşamaması mümkün değildi. Korkması, sinmesi ve kendinden beklenmeyecek tavırlar göstermesi de normaldi. Ama aradan 150 yıl geçti. Çerkes toplumunun da kendisini rehabilite edip, bir yol ve yöntem bulması gerekirdi. Ama böyle bir yolu bulacak entellektüel sermayeyi ortaya çıkaracak enerjiyi gösteremiyor. Yaptırım gücü olan bir örgütlülük ortaya çıkaramıyor.

Peki ne yapıyorlar?

1-) Atalarına benzediklerini sanarak, başlarına kalpak giyip, bellerine oyuncak kama takarak, ölüye de diriye de hiç durmadan oynuyorlar.

2-) Aseletin ve nezaketin timsali Çerkesler diye facebook gurupları oluşturarak şöyle laflar edebiliyorlar: "Çerkesler yemek yedikleri kaba asla pislemez, Çerkesler sadıktırlar, Çerkesler ihanet etmezler" gibi laflar ederek malum hayvana öykünür güzellemeler yapabiliyorlar.

3-) Su nasıl içine girdiği kabın şeklini alıyorsa, Çerkesler de hızla içine girdikleri toplumun şeklini alıyor. Kraldan fazla kralcılık yaparak, içine girdikleri toplumların egemenleri için havlamaya utanmıyorlar.

4-) Kendileri olmaya korkuyorlar. Türkiye’de Türkçülük, Ortadoğu’da Arapçılık, Rusyada Rusçuluk yaparken çok cesurlar. Ama sıra kendi halkları için talep dile getirmeye gelince tavşan kadar cesur olamıyorlar.

Maalesef Çerkesler vatanını kaybetmiş, kimliğini kaybetmiş, dilini kaybetmiş, kültürünü kaybetmiş, bilincini kaybetmiş esir bir halktır.

Esir olanların asil olması mümkün değildir!

Korkak olanların asil olması mümkün değildir!

    Asil olma iddiasında olan Çerkeslerin yapması gerekense, hiç korkmadan özgürlük mücadelesine girmektir!

    O zaman gerçek anlamda atalarına benzeyebilirler, ataları gibi asil olabilirler!


Paylaş | | Yorum Yaz
5376 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi