• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam47
Toplam Ziyaret695882
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.52927.5593
Euro8.92328.9590
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkesler Asil midir, Yoksa Esir mi?
14/11/2016

Sevgili Okuyucularım,

Şimdi durup dururken böyle bir soru sorduğum için, birçok kimsenin tepkisini çekeceğimi biliyorum. Ama benim görevim de doğru sorular sormak ve bu sorulara doğru cevaplar vererek, gerçeği açığa çıkarmaya çalışmaktır.

Doğrular ve gerçekler bazen acıdır,

Ve insanın canını acıtır.

Ben tam da bunu yapmaya çalışıyorum. Sürgün ve soykırım travmasını üzerinden atamamış, narkozlu bir hasta olan Çerkes Halkının canını biraz olsun acıtarak, kendisine gelmesine yardımcı olmaya çalışıyorum.

Yoksa Çerkes Halkına ya da kurumlarına hakaret etmek gibi bir kastım yoktur ve olamaz. Yapmaya çalıştığım şeye toplumsal eleştiri deniyor. Toplumsal eleştirinin  toplumların gelişmesine en önemli katkıyı sunduğu kabul ediliyor gelişmiş toplumlarda.

Bu girizgahtan sonra sorularımıza devam edelim.

"Esir alınıp köleleştirilmiş bir toplum, asil olabilir mi?" diye bir soru soralım ve cevabını arayalım.

***

Avrupalılar, Amerikayı keşfettiklerinde tarihler 1492'yi gösteriyordu. Bu geniş, bakir ve verimli toprakların işlenebilmesi için, çok büyük ölçüde insan gücüne ihtiyaç vardı. Sömürgeci Avrupalılar bu meseleyi Afrikalı zencilerle çözmeyi düşündüler. 1562 yılında John Hawkins isimli bir İngiliz'e ait ilk zenci köle gemisi, Afrika sahilinden Amerika'ya hareket etti. Bir hayvan gibi avlanarak yakalanan zenciler, gerekli sayıya ulaşıncaya kadar sahilde toplama kamplarında tutuluyordu. Elleri ve ayakları bağlı bir biçimde, üç ay süren bir yolculuktan sonra Amerika'ya ulaşıyorlardı. Ağızlarına damlatılan birkaç kaşık çorbayı içiyor ve apteslerini altlarına yapıyorlardı. Bir zenci köle gemisinin gelişi pis kokusundan ötürü kilometrelerce uzaktan anlaşılabilirdi. Üçyüz yıl boyunca süren bu ahlaksız ticaret neticesi binlerce gemi seferi ile Afrikalılar köle olarak Amerika’ya taşındı.

1863 yılında köle ticareti yasaklandı. Amerika’da sanayileşen kuzey bölgesinin ucuz emek ihtiyacının karşılanabilmesi için gerçekleşen Kuzey-Güney savaşı sonucu gerçekleşebildi köle ticaretinin yasaklanması.

Köle ticaretinin yasaklanması, zencilerin kara talihini değiştirmedi. Sürekli aşağılanma ve baskı altında tutuldu Amerikan zencileri. 1865 yılında kurulmuş olan Klu Klux Klan gibi ırkçı örgütler sürekli zencilere saldırarak öldürmüş ve kazandıkları haklarını kullanmalarını engellemeye çalışmıştır.

Amerika'ya emekleriyle çok büyük katkılar sunmuş olan zenciler, spor, müzik, sanat ve siyasette de varlık gösterdiler. Malcolm X, Muhammet Ali gibi dünya çapında tanınmış aktivist muhalif isimler çıkardılar. Şu anda ABD'nin başında siyahi bir başkan bulunuyor.

Fakat bugün hala zenciler Amerika sokaklarında sorgusuz sualsiz polis tarafından öldürülmeye devam ediliyor. Ve zenciler sürekli kriminal vakalarla anılmaya devam edilirken, Amerikan film endüstrisi Hollywood tarafından da aşağılanıyorlar.

Eğer bugün Amerika zencileri onurlu, saygın ve asil bir konuma ulaşmak istiyorlarsa yapmaları gereken, ırkçılığı dünyadan yok edecek bir özgürlük mücadelesine girmeleridir.

***

Arap baharı diye esmeye başlayan rüzgarla birlikte Cezayir, Mısır, Libya, Yemen yönetimleri birer birer çökmüş ve bir kargaşa rüzgarı esmeye başlamıştı Ortadoğu'da. Suriye'de de bazı gençler sokaklara "Sıra sende doktor" (Beşar Esad göz doktorudur.) diye yazılar yazdılar. Bunun üzerine Suriye istihbaratı, bu yazıları yazan gençleri korkunç işkencelerle öldürerek evlerinin önüne attı. Bu gençlerle ilgili olarak yapılan büyük cenaze töreninde, Suriye ordusu ateş ederek 263 kişiyi öldürdü ve Suriye iç savaşı başlamış oldu.

Ama asıl dram bundan sonra başladı. Milyonlarca insan Suriye içsavaşından kaçmak için vatanını terk etmeye başladı. Milyonlarca insan Türkiye, Mısır, Ürdün üzerinden geçerek, Akdeniz ve Ege Denizi üzerinden iptidai deniz araçlarıyla Avrupa'ya ulaşmaya çalışıyor. Binlercesi her gün Ege'nin ve Akdeniz'in sularında ölmeye devam ediyor.

Çok büyük bir insanlık dramı yaşanıyor.

Ancak bu insanlık dramına bazı kesimler nefretle ve iğrenerek bakıyorlar. Suriyelileri ülkelerinde görmek istemiyor ve ülkelerine girmemeleri için birçok önlem alıyorlar. Her türlü pis işte çalıştırılıp, alınıp satılıyorlar.

Peki içinizde, "Suriyeli mültecilerin, ne kadar kahraman, ne kadar asil ve ne kadar nazik olduğunu düşünen hiç kimse var mı?"

"Kahraman ve asil olsaydılar kaçmazlar, vatanları için mücadele ederlerdi" dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Suriyeli Mülteciler vatanlarından kaçıp, Avrupalıların her türlü aşağılamasını kabullenmek yerine, Suriye'ye dönüp vatanlarını yaşanılır özgür bir ülke haline getirme mücadelesine girmeleri durumunda asil ve kahraman olabilirler.

***

Amerika'da köle ticaretinin yasaklandığı 1863 yılından bir yıl sonra, 1864 tarihinde Rusya Çerkes vatanının işgalini tamamladı. Ancak bu işgal Rusya'nın üç yüz yılını, binlerce askerini ve çok miktarda kaynağını  almıştı. Çerkes vatanı adım adım yakılarak ele geçirilmişti.

Rusya gibi çok büyük bir ordusu olan devlete karşı vatanlarını kahramanca savundu Çerkesler. Bu kahramanca savunmayı, bu kahramanca direnişi gerçekleştiren atalarımız ve dedelerimiz gerçek anlamda asildiler ve kahramandılar.

Ancak savaşı kaybetmişlerdi. Rusya'nın önlerine koyduğu ya Sibirya, ya Osmanlı seçeneği karşısında Osmanlı'yı tercih ettiler. Beş yüz yıl önce Afrikalı zencilerin yaşadığı gibi, bugün Suriye'lilerin yaşadığı gibi çok acı dramlar yaşandı. Trabzon, Samsun, Varna ve Köstence limanlarına varamadan binlercesi Karadeniz’de balıklara yem oldu. Tıpkı bugünkü Suriyeliler gibi sefil acınacak durumdaydılar. Binlerce erkeğini Osmanlı askeri kıyafeti giydirip, cepheden cepheye sürdüler karın tokluğuna. Kadınları ise yok paralar karşılığında gelin edildi başka halklara.

Böylesine büyük bir kırılma yaşamış bir halkın da travma yaşamaması mümkün değildi. Korkması, sinmesi ve kendinden beklenmeyecek tavırlar göstermesi de normaldi. Ama aradan 150 yıl geçti. Çerkes toplumunun da kendisini rehabilite edip, bir yol ve yöntem bulması gerekirdi. Ama böyle bir yolu bulacak entellektüel sermayeyi ortaya çıkaracak enerjiyi gösteremiyor. Yaptırım gücü olan bir örgütlülük ortaya çıkaramıyor.

Peki ne yapıyorlar?

1-) Atalarına benzediklerini sanarak, başlarına kalpak giyip, bellerine oyuncak kama takarak, ölüye de diriye de hiç durmadan oynuyorlar.

2-) Aseletin ve nezaketin timsali Çerkesler diye facebook gurupları oluşturarak şöyle laflar edebiliyorlar: "Çerkesler yemek yedikleri kaba asla pislemez, Çerkesler sadıktırlar, Çerkesler ihanet etmezler" gibi laflar ederek malum hayvana öykünür güzellemeler yapabiliyorlar.

3-) Su nasıl içine girdiği kabın şeklini alıyorsa, Çerkesler de hızla içine girdikleri toplumun şeklini alıyor. Kraldan fazla kralcılık yaparak, içine girdikleri toplumların egemenleri için havlamaya utanmıyorlar.

4-) Kendileri olmaya korkuyorlar. Türkiye’de Türkçülük, Ortadoğu’da Arapçılık, Rusyada Rusçuluk yaparken çok cesurlar. Ama sıra kendi halkları için talep dile getirmeye gelince tavşan kadar cesur olamıyorlar.

Maalesef Çerkesler vatanını kaybetmiş, kimliğini kaybetmiş, dilini kaybetmiş, kültürünü kaybetmiş, bilincini kaybetmiş esir bir halktır.

Esir olanların asil olması mümkün değildir!

Korkak olanların asil olması mümkün değildir!

    Asil olma iddiasında olan Çerkeslerin yapması gerekense, hiç korkmadan özgürlük mücadelesine girmektir!

    O zaman gerçek anlamda atalarına benzeyebilirler, ataları gibi asil olabilirler!


5958 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi