• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam99
Toplam Ziyaret681799
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.84806.8755
Euro7.75457.7856
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Dersim Çatlağı ve Gönen-Manyas Çerkesleri'nin Sürgünü 
28/11/2011
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün açıklamalarıyla başlayan Dersim tartışması hızla sürüyor ve bence son derece de hayırlı sonuçlar doğuruyor.
CHP'deki ulusalcı kanadın çıkışı en çok Kemal Kılıçdaroğlu'nu zora soktu. Dersimli olan Kılıçdaroğlu yapılan zulmü eleştirse Atatürk'ü eleştirmiş olacağı için o koltukta oturamayacak; susup konuşmaz ise aslını ve kişiliğini inkar etmiş bir konuma düşecek. Kılıçdaroğlu için tam bir 'aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık' tablosu var ortada.
Başbakan Erdoğan, "Ben Başbakan olarak Dersim hadiselerinden dolayı özür diliyorum" dedi ama bir taraftan da Dersim'in ve Kürdistan'ın dağları bombalanmaya devam ediyor.
***
Geçtiğimiz günlerde Cüneyt Özdemir'in CNN Türk'te Dersim konusunun ele alındığı 5N 1K programına Radikal Gazetesi'nde "Dersim Gerçeği" yazı dizisini hazırlayan gazeteciler davet edilmişti. Özdemir, "Dersim'de ne oldu" diye sorduğunda, yazı dizisini hazırlayan Abdullah Kılıç ve Ayça Ömer, "Ermenilere, Rumlara, sürülen Gönen Çerkesleri'ne ne olduysa Dersim'de de o oldu" şeklinde cevap verdiler.
Radikal Gazetesi muhabiri Ayça Ömer bu tespiti yapabildiğine göre, Gönen Çerkesleri'nin sürülen köylerinden birinin mensubu olarak benim daha fazla birşeyler söylemem gerekir.
***
Babalarımızın anlattığı acıklı sürgün hikayelerini dinleyerek büyümüş biriyim.
Biliyorum ki yaşanan tüm bu acılar uygulanan politikaların bir sonucudur.
Bu meselelere bütünlüklü olarak bakmamız gerekir. Hadiseleri anlamaya çalışırken Dersim'e de, Ermeniler'e de, Kürtler'e de, Çerkesler'e de uygulanan politikalara bakacağız.
Osmanlı Devleti çok dinli, çok uluslu, çok etnikli, çok mezhepli, çok dilli bir yapıydı. Bu kimliklerin toplamı imparatorluğun tebaâsını oluşturuyordu.
Ancak 1789 Fransız ihtilaliyle ortaya çıkan milliyetçilik fikri, oturmuş olan bütün taşları yerinden oynattı. Uluslar, etnik topluluklar ve dini inanışlar kendilerini daha özgür ifade edebilmek için bağımsızlık istemeye başladılar.
Bu talepler 500 yıl bir biçimde ayakta kalmış Osmanlı İmparatorluğu'nu 100 yıl içinde sona erdirdi.
Öncelikle ağırlıklı olarak hristiyan tebânın yaşadığı Avrupa ve Balkanlar'daki topraklar kaybedildi.
Bu yaşananlar, Osmanlı'nın son dönemine damgasını vurmuş İttihat Terakki ve Abdülhamid'i, "Anadolu toprakları hristiyanlardan arındırılmaz ve diğer müslüman etnik topluluklar Türkleştirilmez ise Anadolu da kaybedilecektir" görüşünde birleştirdi.
Geçmişte ve günümüzde yaşanmış ve yaşanmakta olan acıların kaynağı işte bu düşüncedir.
Bu bir İttihat Terakki Partisi düşüncesidir.
İttihat ve Terakki'nin B takımı tarafından kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti aynı politikayı sürdürdü ve halâ da sürdürmeye devam ediyor.
***
Bu operasyona önce Ermeniler'den başlandı. 1894-95'te başlayıp, 1909'da devam eden 1915'te sonuçlandırılan askeri harekatlarla 1 milyon 500 bin Ermeni Anadolu'dan arındırılmıştır. Bugün Türkiye'de tamamına yakını İstanbul'da yaşayan 60.000 kadar Ermeni kalmıştır.
Müslümanlaştırma ve Türkleştirme politikasına önce Karadeniz'den başlandı. Daha Osmanlı döneminde Karadeniz bölgesindeki Laz, Gürcü, Hemşin, Rum ve Ermeniler'e ait binlerce yerleşim biriminin ismi değiştirildi.
Lozan Anlaşması'ndaki mübadele hükmüne göre 1milyon 250 bin Hristiyan vatandaş Yunanistan'a gönderilmiş; 200.000 Müslüman da Türkiye'ye getirilmiştir. Daha sonra uygulanan politikalarla Türkiye'deki Rumlar bitirilme derecesine getirilmiştir.
Kürtler ise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütün imkanları ile bitirip, asimile edip, kökünü kazımaya çalıştığı bir halktır.
Kürtler, Cumhuriyet tarihi boyunca tam 25 kez isyan etmişlerdir. Bilgi olması açısından bu isyanları buraya da yazıyorum.
 
1- Nasturi İsyanı (1924 Hakkari)
2- Şeyh Sait İsyanı (1925 Bingöl, Muş, Diyarbakır)
3- Jilyan İsyanı (1926 Siirt)
4- Sait Taha ve Sait Abdullah İsyanı (1925 Şemdinli)
5- Reşkotan ve Renan isyanı (1926 Diyarbakır)
6- Eruhlu Yakup Ağa İsyanı (1926 Pervari)
7- Güyan İsyanı (1926 Siirt)
8- Haco İsayanı (1926 Nusaybin)
9- 1. Ağrı İsyanı (1926)
10- Koçuşağı İsyanı (1926 Silvan)
11- Hakkari-Beytüşşebap isyanı (1926)
12- Mutki İsyanı (1927 Bitlis)
13- 2. Ağrı İsyanı (1927)
14- Biçar Harekatı (1927)
15- Zilanlı Resul Ağa İsyanı (1927 Eruh)
16- Zeylan İsyanı (1930 Van )
17- Tutaklı Alican İsyanı (1930 Tutak,Bulanık,Hınıs)
18- Oramar İsyanı (1930 Van)
19- 3. Ağrı Harekatı (1930)
20- Buban Aşireti isyanı (1934 Bitlis)
21- Abdurrahman İsyanı (1935 Siirt)
22- Abdülkuddüs İsyanı (1935 siirt)
23- Sason isyanı (1935 Siirt)
24- Dersim isyanı (1937)
25- PKK İsyanı (1984)
 
Bu isyan ve kalkışmaların tamamı çok büyük şiddet ve kanla bastırılmıştır. Yüzbinlerce insan, öldürülmüş, sürgünlere gönderilmiş, hapislerde çürütülmüş ve işkencelere tabi tutulmuştur. PKK İsyanı halen devam etmekte, binlerce insanın ölümüyle sonuçlanmaktadır.
Dersim Katliamı'na daha duyarlı olunmasının nedeni, mağdurlarının hâlâ yaşıyor olması ve inanılmaz derecede orantısız güç kullanılmış olmasıdır. Ayrıca Dersimliler'in hem Kürt, hem de Alevi olması duyarlılığı arttıran diğer bir nedendir. Dersim katliamına Ege Bölgesi Alevileri de, Kaz Dağları Alevileri de, Balkanlar'daki Aleviler de ayrıca duyarlılık göstermektedirler.
***
Ben de sürgüne tabi tutulan Gönen Çerkeslerinin çocuklarındanım.
Köyüm Üçpınar 28 Mayıs 1923 Pazartesi günü sürülmüş.
Sürülen insanların suçu ise sadece Çerkes olmak, Türkçe'den farklı bir dil konuşmakdı.
Kafkasya'dan sürülüp Anadolu'ya yerleşmelerinin üzerinden sadece 59 yıl geçmişken bir sürgüne daha tâbi tutuldular.
O dönemde kurtuluş savaşını destekleyenler de vardı, padişah yanlısı olanlar da. Ancak sürgün gerekçesi padişah yanlısı olmak, ya da kuvay-ı milliyeci olmak değildi.
Gerekçe, onlar Türk olmamasıydı.
Gerekçe onların Çerkes olmasıydı.
Bütün suçları buydu.
Yani, yok edilmeli ve Türkleştirilmeliydiler.
Osmanlı'nın dağınık iskan etme politikaları yeterli olmamıştı.
Daha fazla dağıtılmalıydılar ki daha çabuk asimile olsunlar.
Bütün malları yok pahasına sattırıldı.
Evlerine ve tarlalarına para veren yoktu zaten, nasılsa onlara bedava konacaklardı fırsatçılar.
Bir kağnı arabasının alacağı kadar eşya ile yola koyuldular.
Kah kağnı arabasıyla, kah yük vagonlarıyla Malatya'ya kadar gittiler sefil ve perişan.
Köyün en güzel kızı Çetawların Kıymet (Kuk Teyze) Malatya'da Kürtler'e gelin verildi. Çocukluğumda her yaz Malatya'dan Üçpınar'a gelişini hatırlıyorum.
Lozan Barış Antlaşması'nda genel af ilan edilip, 150 kişinin muaf tutulmasıyla sürgün cezaları kalkmış ve sürülen 14 köy de geri dönmüş; malları sattırılıp sürgün sırası bekleyen 22 köyün sürgünü durdurulmuş ve yeni sürgün
köyler listesi yapılmaktan vazgeçilmiştir.
Bu sürgün sırasında bizim köyümüz olan Üçpınar'dan 45 kişi hastalık, açlık ve yorgunluktan hayatını kaybetmiştir. Diğer köylerden yollarda ölenlerin sayısı da beher köy için bunlara yakındır.
Geriye dönenler köylerinin talan ve işgal edildiğini görürler.
Bir de işgalcilerle kavgalara girmek zorunda kalırlar evlerini geri almak için.
Gönen - Manyas Çerkesleri'nin sürgünü sadece 14 köyün sürülmesi demek değildir. Gönen - Manyas Çerkesleri'nin sürgünü, siyasi etkisi yüksek olmuş Marmara bölgesi Çerkesleri'nin tamamına yönelik bir operasyondur.
***
Dersim katliamıyla başlamış olan tartışmanın sadece Dersimle sınırlı tutulması son derece yanlış olur.
Yüzleşilmesi ve özür dilenmesi gereken kesimler çok daha fazladır.
Dersim gibi son derece hassas bir konunun iki parti arasında polemik konusu yapılması da son derece yanlıştır.
Başbakanın özür dilemesi son derece önemli bir adımdır, fakat asla yeterli değildir. Bunun bir parti grubu toplantısında değil de TBMM de yapılması;
ayrıca mağdur olanlara tazminat ödenmesi ve onurlarının iade edilmesi gerekir.
Tek bir insanı öldürmek bile büyük bir suçtur!
Milyonlarca insanı dili farklı, dini farklı, mezhebi farklı, milliyeti farklı, düşüncesi farklı diye öldürmüş, yok etmiş, sürmüş, eziyet etmiş bir yapı ile karşı karşıyayız.
Bu yapının özeleştiri yapıp, toplumdan özür dilemesi ve tazminat ödemesi gerekmektedir.
Bu yapıyı oluşturanların tarih önünde mahkum edilmeleri sağlanabilirse, adalet yerini bulmuş olacaktır.
Ben bunu sağlamak için, Çerkes kimliğimle ve muhalif kimliğimle, hem Çerkesler, hem de bu süreçte mağdur olmuş tüm kesimler için mücadele edeceğim ve davacı olacağım.
Ta ki devlet geçmişiyle yüzleşip demokratikleşinceye kadar.


4917 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi