• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam66
Toplam Ziyaret781086
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU
29/10/2020

Değerli Okuyucularım,

Her kişinin, kurumun ve milletin kendine uygun gördüğü bir statü vardır. Bazı kişiler toplumda bir statü elde edebilmek için büyük çabalar ve mücadeleler verirken, bazıları da böyle bir çabanın içine girmezler.

Bir statü elde edebilmek için eğitim yarışlarına, ekonomik yarışlara, siyasi yarışlara girerek rekabetçi bir mücadele yürütürler. Mücade edenler yeteneklerine göre toplum içerisinde bir statü elde ederler. Akademi dünyasında çalışarak elde edilmiş ünvanlar bir statü göstergesidir. Ekonomi dünyasında istihdam edilen eleman sayısı, elde edilen ciro, ödenen vergiler bir statü ve prestij göstergesidir. Siyaset dünyasında parti üyeliğinden, ilçe yöneticiliğine, belediye meclis üyeliğinden belediye başkanlığına, millet vekilliğinden bakanlığa, başbakanlıktan cumhurbaşkanlığına kadar her kademe bir statü belirtir.

Vaktiyle en fazla izlenen evlilik programlarından biri olan Esra Erol’un programlarında bile katılımcılar “Kriterlerime uygun değil” diyerek talip olan kişiyi reddederdi. Yani kendisine talip olan kişinin toplumsal statüsünün kendisine uygun olmadığını, beklentilerine uygun olmadığını anlatırdı.

 

Toplum içerisinde sahip olunan yetenekler, ünvanlar ve birikimlerle bir statü elde ediliyor.
***

 

Peki kişiler ve kurumlar İçin statü durumlarına kısa bir göz attıktan sonra milletler dünyasındaki statü kavramının ne anlama geldiği konusuna biraz kafa yoralım.

Dünyada şu ana kadar tespit edilmiş  6900 (altıbin dokuzyüz)etnik topluluk var. Bu etnik toplulukların bazıları uluslaşma sürecini tamamlamış, ikiyüz civarında birleşmiş milletlere üye devletler yaratmışlardır. Ancak hiç bir devlet tek dilin konuşulduğu, tek etnisiteden oluşan devlet değildir.

Devletler;

Üniter ve federal yapılar olarak konumlanmışlardır. İçinde yaşadığımız Türkiye Devleti üniter bir devlettir. Ancak Türkiye Devletinin kodları üniterizmi kutsadığı İçin, başka bir yönetim biçiminin olabileceğini değil yazmanın, düşünmenin bile suç olduğu bir ortamda sağlıklı bir tartışma ortamı yaratabilmek mümkün değildir, Yıllarca siyasi olarak inkar edilmesine rağmen, Türkiye’de onlarca farklı etnisitenin olduğu kabullenilmesi zorunda kalınmıştır.

Sağlıklı olarak dünyaya baktığımızda, dünyayı yöneten büyük devletlerin federal devletler olduğunu görüyoruz. Dünya’ya yön veren A.B.D. (United States of America-U.S.A. / Amerika Birleşik Devletleri) federal bir devlettir. Coğrafi olarak Great Britain / Büyük Britanya İngiltere olarak bilinir. Ancak United Kingdom-Birleşik Krallık olan devlet İngilizler, İskoçlar, Galler ve İrlandalıların eşit statülerinin olduğu federal bir devlettir. İsviçre Konfederasyonu dünyada refah seviyesi en yüksek olan federal bir devlettir. 26 kantondan oluşan İsviçre’de dört ayrı resmî dil konuşulmaktadır. Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanşca resmî dildir. Bu dört halk da eşit statüde temsil edilmektedir.

Dünyadaki federal devletlerin sayısı üniter devletlerden çok daha fazladır. Kısaca saymaya kalkarsak; Arjantin, Avustralya, Avusturya, Belçika,Bosna-Hersek, Brezilya, Kanada, Etopya, Almanya, Irak, Hindistan, Malezya, Meksika, Nepal, Nijerya, Pakistan, Rusya, Somali, Sudan, Birleşik Arap Emirlikleri, A.B.D., Venezuela vd.

Federal devletlerde her bölgenin, her halkın değişik ağırlıklarda belli bir statüsü vardır. Bu statüler o bölgelerde yaşayan etnisitelerin varlığını sürdürebilmeleri için bir dayanak oluşturmaktadır.

Bu konuyu Çerkesler üzerinde somutlaştırırsak Federal bir devlet olan Rusya’da Çerkeslerin özerk bölge ve Cumhuriyetlerinin olması ulusal varlıklarını sürdürebilecek kurumlarının olması bugüne kadar varlıklarını sürdürebilmelerine neden olmuştur. Bu durum İsrail Çerkesleri için de geçerlidir.

Üniter devletler ise farklı etnisiteleri yok saymakta, asimilasyoncu politikalar uygulayarak tek ulus yaratmanın siyasetini yapmaktadırlar. Bu durum azınlık uluslar aleyhine bir durum oluşturmakta ve yok oluşlarını hızlandırmaktadır.

Dünyada altıbin dokuzyüz etnisitenin bir çoğu yok olma riski ile karşı karşıyadır. Dünyada her onbeş günde bir etnik dil yok olmaktadır.

Yok olmama şansı verilen halklar ise bir statü talebi olan halklardır. Statü talebi ise siyasi taleptir ve bir mücadele vermeden elde edilebilecek şey değildir.

 

Siyasi statü ise; özerklik, federasyon ve bağımsızlıktır.
***

 

Çerkesler açısından meseleye bakarsak, durum malesef çok vahim görünüyor. Çünkü Çerkesler,  vatanlarınI, dillerini kültürlerini kaybederken bilinçlerini de kaybettiler. En vahim olan şey tabi ki kimlik bilincinin kaybedilmiş olmasıdır.

Bugün Çerkeslerin kendilerine yakıştırdıkları sıfatlardan ben çok utanıyorum. ”Çerkes yediği kabı pislemez”, “Çerkesler çok sadıktır”, “asil milletiz”, “Ürdün kralının sarayını biz koruyoruz”, “Bizden hain çıkmaz” gibi düşünen beyinleri gerçekten rahatsız eden tanımlamalar tam bir bilinç kaybı göstergesidir.

Yeniden bilinç yaratabilmemiz İçin, etrafımıza ördükleri Türkçülük, Arapçılık, Rusçuluk duvarlarını yıkmak ve bunu yapanlara karşı amansız bir mücadele yürütmemiz gerekmektedir.

Başka milletlerin apoletlerinden takarak bir yere gelmişleri Çerkes saymaktan vazgeçmeli, kendi kahramanlarımızı yaratmalı, kendi tarihimizi yeniden yazmalı, Çerkes Ulusunu yeniden yaratmanın bayrağını yeniden yükseltmeliyiz.

Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.

Anavatan mücadelesi ise İnsan hakları ihlallerinden yola çıkarak Çerkeslere uygulanan soykırımın tanınması, soykırımcı Rusya’ya tazminat ödettirilmesi ve gasp edilen topraklarınızın iadesini talep ederek ucu bağımsızlığa açılan bir statü talebini içermelidir.

Bu belirttiğimiz talepler tamamen siyasi taleplerdir ve siyasi kurumlarca dile getirilmelidir.

   Bu talepleri dile getirebilecek yegane kurumumuz ÇDP’dir. Ve bu taleplerin takipçisi olmasını kendilerinden bekliyoruz.


553 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi