• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam293
Toplam Ziyaret710156
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.75397.7849
Euro9.21339.2502
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Barış, İnsan Aklının Yarattığı En Önemli Erdemdir
22/10/2011
Murat Özden 

"Ölümsüz birey yoktur, ama bireyler tarafından yaratılmış ölümsüz eserler
vardır. Barış sadece ölümsüz bir eser değil, insan aklının yarattığı en önemli,
erdemli iştir."

Yukarıdaki sözler 2007 yılında yitirdiğimiz Kürt yazar Mehmet Uzun'a ait.
İnsanı insan yapan en önemli özellik, düşünebilmesi ve erdemli işler
yapabilmesidir.
Ancak içinde yaşadığımız coğrafya insan onuruna, insanın düşünen bir varlık
olmasına ve insan erdemine yakışmayan işlerin döndüğü bir yerdir.
Türkiye ve Ortadoğu Coğrafyası hep kan, gözyaşı, yoksulluk, yolsuzluk, entrika, baskıların ve diktatörlüklerin yarıştığı bir dünya parçasıdır.
Neden Türkiye'de hiç sorunlar bitmez ?
Neden hep milli birlik ve beraberliğe hep en fazla ihtiyaç duyulur ?
Neden hep sorunlar ertelenir ?
Çünkü Türkiye Cumhuriyetini kuran anlayış yanlıştır ve sakattır.
Koskoca bir imparatorluğun bakiyesi olan bir devlet, imparatorluk geleneğinin
hoşgörü anlayışını terkederek ülkeyi tektipleştirmeye kalktı.
Bütün sorunların kaynağı budur.
İttihatçı  anlayış önce 1914-15'te  Ermenileri Anadolu Coğrafyası'ndan arındırdı.
Daha Cumhuriyet ilan edilmeden Lozan'da yapılan mübadele anlaşmasıyla Rumlar ve Hıristiyanlar Yunanistan'a gönderildi. 1milyon 250 bin Hristiyan Türkiye'yi terk etmek zorunda kaldı.
1923 Haziran'ında Marmara Bölgesi Çerkesleri'nin sürülmesi gündeme alındı ve hayata geçirildi. Çerkes Numune Mektebi ve Çerkes Teavün Cemiyeti kapatıldı. Yüzelliliklerin üçte ikisi Çerkesler tarafından dolduruldu. Çerkes Ethem'in şahsında bütün Çerkesler hain ilan edilerek itibarsız ve etkisiz hale getirildiler.
Aleviler her daim aşağılanan ve kendini gizlemek zorunda olan bir dini cemaat olarak varlıklarını sürdürdüler.
Dindar kesimler ve tarikatlar yeraltına inerek ve takiyye yaparak yaşadılar.
Kürtler ise Şeyh Sait, Ağrı, Dersim isyanı bilinenler, ama bilinmeyenleri ile 25 kez isyan etmişler Cumhuriyet tarihi boyunca.
30 yıldır devam eden PKK hareketi Türkiye Cumhuriyetinin bir türlü bastırmayı başaramadığı bir isyan olarak devam ediyor.
Gündemde sadece Kürt meselesi tartışılıyor. 7 gün 24 saat bütün televizyonlar gazeteler sadece Kürt sorununu pişiriyorlar. Türkiye'de yaşayan diğer etnik toplulukların sorunları ise ısrarla gözden kaçırılıyor. Ancak hiç kimse meselenin özünü tartışmıyor. Çünkü çözümü istemiyorlar. PKK yok edilirse
Kürt meselesi ve diğer etnik sorunları uykuya yatırabileceklerini sanıyorlar.
Devletin inkar, imha ve asimilasyon politikalarını hayata geçirmek için uyguladığı şiddet, karşı şiddeti doğurmuştur. Bunun adına terör diyorlar. Oysa terör dedikleri şey bir sonuçtur. Kimse bu ortamı yaratan nedenleri sorgulamıyor. Dolayısıyla  çözüme, barışa ve kardeşçe bir arada yaşamaya doğru yol alamıyoruz.
Türkiyenin kendi içindeki yangını söndürmeden, Filistin'le, Mısır'la, Libya'yla, İsrail'le, Suriye'yle, İran'la, Somali'yle uğraşması beyhude çabalardır.
Bu ateş sarmalından çıkmanın yolu müzakeredir.

Konuşmaktır.
Görüşmektir.
Anlaşmaktır.
Başka bir yolu da bulanabilmiş değil bu güne kadar.
ÇHİ olarak Eskişehir mitingi için müracaat ettiğimizde Silvan'da 13 asker öldürüldüğü için mitingimiz yasaklanmıştı. Üzerine daha kaç kişinin öldüğünü artık sayamıyoruz. Mitinglerimiz sonsuza dek mi yasaklanacak
doğrusu çok merak ediyoruz.
Bizler Çerkeslerin haklarını demokratik ve barışçı yollardan talep ediyoruz. Ancak devlet, entelejansiya ve medya bizleri duymamakta inat ediyor. Zaman zaman "acaba yöntem hatası mı yapıyoruz?" diye düşünmemize neden oluyor
bu sağırlık ve körlük.
Ama herşeye inat taleplerimizi demokratik yollardan dile getirmeye devam edeceğiz.
Mitinglerimiz devam edecek.
İnsanların en temel haklarının, dillerinin, kültürlerinin yaşatılması için bu kadar kan, bu kadar gözyaşı, bu kadar üzüntüye gerek var mı?
Bu ülkenin insanları herşeye rağmen erdemli olduklarını gösterecek ve barışı tesis edeceklerdir. 



2500 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi