• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret779694
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.27809.3151
Euro10.816110.8594
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Türkiye Çerkesler Lehine Taraf Olmalıdır
04/05/2013

Çerkeslerin kaderi çarlık Rusyası ile Osmanlı Devleti arasında belirlenmiştir. Bu kaderin oluşumunda asıl fail emperyalist Çarlık Rusyası; tali fail de Osmanlı Devleti’dir. O dönemde biri yükselen güçtü, diğeri çökmekte olan. Birinin çıkarına olan, diğerinin zararınaydı. İşte bu iki komşu emperyal devletin çıkar çekişmesine kurban gitti Çerkesler. Yükselen güç Rusya’nın dünyaya açılabilmesi için sıcak denizlere ulaşması gerekiyordu. Rusya’ya en yakın deniz Karadeniz’in çok önemli bir bölümü ise Çerkeslerin ve Tatarların elindeydi. Rusların emperyal heveslerine kurban giden bu iki halk şimdi kendi vatanlarında azınlık durumunda, varlık mücadelesi veriyorlar.

Çerkes Cephesi’nde Ruslar amaçlarına hiç de kolay ulaşamadılar. Yıllar süren kuşatma ile  adım adım ele geçirebildiler Çerkesya’yı. Orantısız güç ve silaha yenik düştü Çerkesler. Sadece alt edilmekle kalınmadı; sağ kalanların Ruslar’a rahat vermeyeceğini bildiklerinden vatanlarından atılmalarına karar verildi.

Çerkes halkının % 95'i vatanından ve köklerinden koparıldı. Yıllarca süren savaşta yüz binlerce Çerkesin katledilmesi ve Çerkes Halkının geleceğini tehlikeye atacak sürgün kararı, bugün uluslararası hukuk metinlerinde yer alan soykırım tanımlamasına bire bir uymaktadır.

Ana vatanında azınlık konumuna düşürülmüş olan Çerkesler, gittikleri ülkelerin iskan politikaları sonucu dışarıda hiçbir yerde de çoğunluk oluşturamayacak şekilde yerleştirildiler. Böylece yeryüzünde Çerkes Halkının varlığını teminat altında gördüğü hiç bir güvenli alan kalmadı.

***

Birinci Dünya Savaşı sonrası Çerkesler’in kaderinde etkili olmuş her iki imparatorluk da dağıldı gitti. Osmanlının mirasından Türkiye ulus devleti ve Baasçı Arap rejimleri doğdu.
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ve Baasçı Arap Cumhuriyetleri azınlıkları inkar edip, yok etmeyi hedefleyen yapılardı. Bu yapılar Çerkes kimliğini ve bilincini yok etti.

1917 Ekim devrimi  ile oluşan Sovyetler Birliği, kısmi anlamda azınlıklara bazı haklar tanımıştı. Verilen bu haklar sayesinde Çerkesler bir ulusal edebiyat ve sanat oluşturabilmiş, ulusal kimliklerini nispeten ayakta tutulabilmişlerdir.

Çarlık Rusyası’nın ve Sovyetler Birliği’nin günümüzdeki mirasçısı olan Rusya Federasyonu ise mevcut “federal” yapısını hızla terk ederek üniter yapıya dönüşmektedir. Bu dönüşüm hem Çerkeslerin, hem de Rusya’da yaşayan tüm azınlıkların haklarının budanarak asimile edilmeleri anlamına gelmektedir.

Rusya Federasyonu’nda Çerkesler aleyhine gelişen bütün antidemokratik uygulamalara karşı bir direniş geliştirebilmeliyiz.

Uluslararası bir boyut kazanmakta olan “Çerkes Meselesi”ne katkı sağlayabilecek tüm kurum ve devletlerin Çerkeslere taraf haline getirilmesi aciliyet kazanmaktadır.

***

Türkiye ise ulus devlet modelinden daha demokratik bir yapıya doğru evrilmektedir. Tartışılan başkanlık sistemi, eyalet sistemi azınlıkların kendilerini daha rahat ifade edebildikleri modellerdir.

Türkiye’de yaşadığımız bu süreç, etnik kimliklerin kendilerini ifade edebildikleri, devletten hak talep edebildikleri bir sürece doğru gitmektedir.

Yaşanan bu süreçte demokratik eylemler, mitingler, çalıştaylar, basın açıklamaları yolu ile Çerkes Meselesi bütün yönleri ile görünür kılınıp kamuoyu yaratılırken, kimlik bilincinin inşa edilmesine de çalışılıyor. Sokağın dilini de, diplomasinin dilini de en iyi biçimde kullanan ÇHİ kadroları Çerkeslerin meselelerini tüm siyasi partilere taşırken, Türkiye devleti nezdinde de en üst düzeyde temas arıyordu. Yapılan girişimler Çerkeslerin taleplerini dinleme, verilen dosyaları kabul etme ve iyi niyet dilekleri ile uğurlama şeklinde geçiyordu.
Ancak Suriye olaylarından sonra, DÇDK aracılığıyla geliştirilen ilişkiler Türkiye Devleti nezdinde karşılığını buldu. Çerkeslere tahsis edilen özel kamp bunun ilk adımı oldu. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın ortaya koyduğu özel koruyucu şemsiye olmasaydı, soydaşlarımızın tahliyesi zor gerçekleşirdi.

Bu aşamada Dışişleri bürokrasisinin ve Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu’nun yaklaşımını son derece sıcak ve samimi bulduğumuzu belirtmeliyiz. “Çerkesleri hiçbir zaman, hiçbir yerde yalnız bırakılmayacaklarının” altını çizen Sayın Davutoğlu’nun, “Çerkeslerin, Suriye Savaşının bitmesinden sonra isterlerse Suriye’ye dönebileceklerini, isterlerse Türkiye’de kalabileceklerini, isterlerse de anavatanları Kafkasya’ya dönebileceklerini, Türkiye’nin her durumda yanlarında olup kendilerine destek vereceğini” söylemesi son derece önemlidir.

Bu söylenenlerin sadece bir iyi niyet ifadesi olarak kalmamasının yanı sıra, Türkiye, Rusya’ya karşı uluslararası kuruluşlar nezdinde Çerkesler lehine taraf haline de getirilmelidir.

İsrail ve Amerika’ya rağmen Filistin lehine tavır geliştirebilen Türkiye, neden Rusya’ya rağmen Çerkesler lehine tavır geliştiremesin ki?



3782 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi