• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam95
Toplam Ziyaret710312
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.75397.7849
Euro9.21339.2502
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Türkiye ayak diremeye devam etsin, Gürcistan Çerkes açılımını yaptı
05/12/2011
Türkiyede başlatılan Demokratik Açılım Süreci gerilemeye devam ediyor.
Kürt açılımında TRT Şeş ve bazı kitapların Kürtçe basılabiliyor olması dışında, aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen alınabilmiş bir yol yoktur.
Tam tersine, Başbakan "Kürt sorunu yoktur" noktasına gelmiştir. Yani sorunu çözmek yerine ezmek noktasına gelinmiştir.
Alevilerle yapılan onlarca çalıştay, toplantı ve raporlardan sonra gelinen nokta sıfırdır. Ne cemevleri ibadethane olarak kabul edilmiş, ne de Alevi dedelerine devlet bütçesinden maaş bağlanabilmiştir.
Yapılan Roman açılımından sonra, Romanların durumu daha da kötüleşmiştir.
Kentsel dönüşüm adı altında, Romanların kent içlerinde kalan evlerine ve arsalarına el konmuş, sokaklarda kalmışlardır.
Tabi bu açılım sürecinde Çerkeslerin, Lazların, Gürcülerin, Pomakların ve Türkiye mozaiğini oluşturan onlarca etnik topluluğun adı bile geçmemiştir.
*** 
Çerkesler bu açılım sürecinde "Acaba sıra bize de gelecek mi?" diye sabırla beklediler. Hükümetten bir ses çıkmayınca kurumlarının harekete geçmesini istediler. Ama ne hükümetten, ne de Çerkes kurumlarından bir ses çıkmadı ve çıkmayacaktı.
Bunun üzerine Çerkeslerin sivil insiyatifleri harekete geçti. DİÇEG ile başlayan süreç ÇHİ ile devam etti. ÇH öncülüğünde Çerkesler meydanlara çıktılar ve taleplerini dile getirdiler. 12 Mart Ankara ve 17 Nisan İstanbul mitingleri hem Çerkes Kurumlarında, hem de devlette deprem etkisi yarattı. Ama onlar hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ettiler.
Başbakan "Şimdi de Çerkesler başladı" dedi.
Çerkes kurumları ise ÇHİ'ye her türlü karalama ve psikolojik savaş yöntemini uyguladılar.
*** 
2011 yılı Çerkesler için iki yönden tarihe geçecek bir yıl olacaktır.
Birincisi; 150 yıllık Diaspora tarihinde Çerkesler ilk defa meydanlara çıkıp taleplerini dile getirdiler. Bu çerkesler için bir dönüm noktasıdır. Ve cin şişeden çıkmıştır. Artık Çerkesler her platformda taleplerini dile getireceklerdir.
İkincisi; 20 Mayıs 2011 tarihinde  Gürcistan Parlamentosu'nun Çerkes Soykırımını kabul etmiş olmasıdır.
Bu iki olay Çerkeslere  yeni mücadele yöntemlerinin ve platformlarının kapılarını açacaktır.
*** 
Türkiye'de Kaf-Fed tarihinde ilk defa iki listeyle seçime giderken, biz de Gürcistana doğru uçuyorduk.
Rusya tarafından manüple edilen kişi ve kurumların saldırılarını göze alarak, Gürcistanın Çerkes soykırımını tanımasını siyasi bir kazanç olarak gördüğümüz için bu kararın arkasında durduk. Destekledik ve görüşlerimizi kamuoyuna açıkladık. Spekülasyonlara sebebiyet vermemek için ne konuşulup görüşülmüşse kamuoyuyla paylaşacağız.
*** 
Öncelikle Gürcistan'da yaşadıklarımızı sizinle paylaşmak istiyoruz.
Ben gecikmeli olarak Tiflis'e gittim. 2 Aralık Cuma gecesi yola çıktım ve Cumartesi sabahı Tiflis'te oldum. Cumartesi sabahı Gürcistan Devletinin Anaklia'da İnşa etmeyi planladığı "Çerkes Köyü"nün proje eskizleri üzerinde tartıştık. Projenin srumluluğu Çerkes Kültür merkezi başkanı Profsör Mirab' da. Bu projeden haberim yoktu ve benim için sürpriz oldu. Son derece kararlı bir biçimde projenin hayata geçirileceği konusunda güvence verdiler.
Daha sonra Çerkes Soykırım Anıtı Proje Yarışması'na katılan eserlerin sergilendiği sergi salonuna gittik. Son derece kalabalık bir kitlenin katıldığı bir kokteyl düzenlendi. Gürcistan'ın sanatçı ve entelektüel camiasının büyük ilgi göstediği bir sergi oldu.
Toplantıda Gürcistan Diyaspora Bakanı Mirza Davitia, Gürcistan Parlamentosu Diyaspora Komitesi Başkanı Gürcüce, Türkiyeden Eski milletvekili Dr. Şeref Birinç Türkçe, Amerikadan Khase Başkanı İyad Yugor İngilizce, Almanyadan Hatko Shamis İngilizce ve ben Adığece birer konuşma yaptık. Yarışmaya katılan eserlerle ilgili dosyaları aldık ve eserler üzerine bilgiler edindik.
Öğleden sonra seçiciler kurulu olarak yarışmaya katılan eserlerin  değerlendirilmesine geçtik. Türkiye'den, Gürcistan'dan, Kaberdey-Balkar'dan, Ürdün'den ve dünyanın değişik ülkelerinden tam 29 eser yarışmaya
katılmıştı. Uzun tartışmalardan sonra jüri tarafından Kaberdey-Balkır'dan Khusen Kocheskov birinci, Ürdün'den Prof. Ali Maher ikinci, Gürcistan'dan Guram Nikoladze üçüncü seçildi.
Soykırım anıtı 2012'nin 21 Mayısına yetiştirilecek.
*** 
Çerkes Kültür Merkezine tahsis edilen binayı da gördük. Tiflis Özgürlük meydanında 4 katlı tarihi bir bina. Türkiye'deki bütün Çerkes derneklerinin tümünü içine alacak kadar büyük bir bina. Tadilatta olduğu için
gezemedik. Bu binanın bir bölümü de Çerkes soykırım müzesi olarak düzenlenecekmiş.
Gürcistan arşivlerindeki Çerkes soykırım belgelerini araştıracak araştırmacılara da burs verileceğini öğrendik.
Yarışmaya katılan eserlerin Türkiye, Ürdün, İsrail ve Almanya'da sergileneceğini de öğrendik.
Gürcistan devletinin umduğumdan çok daha ciddi ve uzun vadeli bir çalışma içinde olduğunu gördüm.
Çerkesler için bir çok pozitif ayrımcılığın yapılacağı izlenimini aldım.
Bizler Türkiye'den demokrasinin gelişmesi için Çerkesler ve tüm etnik topluluklar için pozitif ayrımcılıklar istiyoruz.
Kamu kaynaklarından pay ayrılmasını istiyoruz. Ancak mevcut iktidar yaparmış gibi yaparak hiç bir şey yapmıyor.
Uyan Ey Türkiye Devleti, senin yapamadığını Gürcistan Devleti yapıyor haberin olsun!


2550 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi