• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam67
Toplam Ziyaret560105
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35745.3789
Euro6.09556.1199
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Asimilasyona Karşı Mücadele Anadil Eğitimini Hayata Geçirmekle Mümkündür
08/01/2012

"Yok oluyoruz."
 "Anam babam dilimi bana öğretmedi, devletin bir suçu yok."
 "Biz Türkiye’den bir şey istemiyoruz, sadece anavatanımıza dönmek istiyoruz."
 "Komünizm yıkıldığı zaman Çerkesler’in de bütün sorunları hallolacaktır."
"Türkiye’de devrim ya da demokrasi gerçekleşince Çerkesler’in de sorunları bitecektir."  
diyen anlayışlar yıllar yılı sürerek geldi.
Kurumlarımız hemşehri dernekçiliği anlayışıyla yılları tüketti.

Ancak hemşehri dernekçiliği anlayışı hâlâ devam ediyor.
Bakınız Kaffed web sitesi, 31.12.2011 tarihli duyuru:
"KAFFED TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin anayasa komisyonu üyelerine yeni anayasaya yönelik görüş ve taleplerimizi içeren dosya sundu.
Değerli Hemşehrilerimiz, (...)”
 diye başlayıp devam ediyor.
 
04.01.2012 tarihli duyuru:
“KAFFED’in Anayasa Raporu,
Söz konusu haberi aşağıda siz saygıdeğer hemşehrilerimizin dikkatine sunuyoruz. (...)”
diye takdim ediliyor.
 
05.01.2012 tarihli duyuru:
“Nart Okur anketi
Yeni Nart için heyecanlıyız.
Değerli hemşehrilerimiz, sevgili Nart okurları (...)”
diye başlıyor.
 
Yıllar yılı "Biz yok oluyoruz" dendi; kimse "Biz yok edildik, yok ediliyoruz" demeyi akıl edemedi.
 "Anam babam bana dilimi öğretmedi" diyenler, analarını ve babalarının devletin nasıl bir korkutması altında olduğunu düşünmedi.
"Biz Türkiye’den bir şey istemiyoruz" diyenler, Türkiye’den haklarını almadıkları takdirde, değil dönecek, “Çerkesim” diyecek adam bile kalmayacağını akıllarına getirmediler.
Komünizm yıkıldığı zaman her şey hallolacak diyenler, komünizm yıkılınca altında kaldılar.
Türkiye’ye demokrasi ya da devrimin gelmesini bekleyenler, "Dereye su gelene kadar kurbağanın gözü patlar" sözünü hiç hatırlamadılar.

 Bir gün Türkiye’ye demokrasi gelebilir ama o zaman “ben Çerkesim” diyecek kimse kalmayacağı için, Çerkes sorununun da kökten çözülmüş(!) olacağını öngöremiyorlar.
Farklılığını yaşatmak, uğradığı tarihsel haksızlıkların hesabını sormak zorunda olan bir halk; farklılığını gizleyerek, varlığını görünmez kılarak, dört duvar arasında oynaya oynaya yok olmayı kabul edebilir mi ?
Tabiî ki edemez.
 Ama gelinen noktada Çerkesler’in en büyük örgütü olduğunu iddia eden kurum, duyurularına "Değerli Hemşehrilerimiz" diye başlıyor.
 Çerkes Halkı bir hemşehri grubu mudur ?
Amasya’dan İstanbul’a, ya da Ankara’ya göç etmiş insanlardan bir farkı yok mudur Çerkeslerin?
Çerkes Halkı dünyadaki en büyük haksızlıklardan birine uğramamış mıdır ?
 Çerkes Halkı sürgün ve soykırıma tabi tutulmamış mıdır ?
Farklılığa vurgu yapan, farklılık inancı taşıyan, uğradığı haksızlığın hesabını sorma cesareti ve inancı olan bir söylemden çok uzaktır duyurulara "Değerli Hemşehrilerimiz" diye başlamak.
Girin Amasya Dernekleri Federasyonu ADEF in sitesine, KAFFED’le aynı şeyleri söyleyip yaptığını göreceksiniz. ADEF’tekiler de folklor çalışmaları yapıyor, yöresel yemeklerini yiyor, üye dernekler birbirlerini ziyaret ediyor, siyasilerle buluşuyorlar.
Yalnız arada bir fark var: ADEF duyurularına "Sevgili Amasyalılar" diye başlayarak farklılığı vurguluyor.
Ama KAFFED duyurularına "Saygıdeğer Çerkes Halkı" diye başlayarak farklılığa vurgu yapamıyor. Tam tersine, farklılığın üstünü örtüyor.
Diasporadaki anlayışlar bu minval üzere devam ederken, dünyada farklılıkların zenginlik kabul edildiği, temel insan haklarının ve hoşgörünün değer kazandığı bir sürece giriliyor.
Çerkesler’in mücadeleci ve savaşçı damarına tutunarak, süregelen anlayışları yerle bir edecek anlayıştaki insanlar bir araya gelerek Çerkes Hakları İnisiyatifi (ÇHİ)’ni oluşturdular.
Çerkes Halkını ve sorunlarını "görünür kılarak" Türkiye’nin ve dünyanın gündemine taşırken, varlığımızı geleceğe taşıyacak projelere de imza atmayı hedefliyordu ÇHİ.
12 Mart’ta Ankara’da "Anadilim onurum, savaşırım korurum", "Her zaman her yerde anadilim Çerkesçe", "Eğitim sistemi, eritme kazanı" sloganlarını ortaya atarak, Çerkesler’in mücadeleci ve savaşçı ruhunu ayağa kaldırdı ÇHİ. Ezberleri bozdu, taşları yerinden oynattı ve taleplerin çıtasını çoook yükseklere koydu.
ÇHİ asıl mesajını 17 Nisan’da İstanbul Kadıköy İskele Meydanı’nda verdi.
ÇHİ sözcüleri, yakın tarihimizde, Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti’nin, Çerkes Numune mektebinin kurucusu olduğunu hatırlatarak, eğitim konusunda kadınlarımızı öncülük yapmaya çağırdı.
Çerkes sorununun asıl görünürlüğünün "Çerkes Soykırımı”nın dünyanın muhtelif ülkelerinin parlamentolarına taşınarak sağlanacağını hatırlatarak, hukukçularımızı örgütlenmeye ve ön almaya çağırdı.
Çerkes Halkı’nın geleceğe taşınabilmesinin tek ve en önemli şartının eğitim olduğunu hatırlatarak, eğitimcilerimizi anadil eğitimi konusunda öncülük yapmaya ve projeler geliştirmeye çağırdı.
Geleceğimizin teminatı olan gençlerimize seslenerek, enerjilerini Çerkes Halkının varlığının geleceğe taşınması için örgütlenmeye çağırdı.
ÇHİ, Türkiye diasporasındaki beş milyonu ayağa kalkmaya çağırdı.
Bu çağrıya bir anaç duyarlılığıyla başımızın tacı kadınlarımız cevap verdiler.

Çağrı yapılan diğer kesimlerin, kadınlarımızın  gösterdiği yiğitliği ve fedakarlığı göstererek harekete geçmelerini bekliyoruz.

Kadınlarımız yaşadığımız bu süreci büyük bir titizlikle çalışarak geçirdiler.

Kah bir hukukçu oldular, kah bir eğitimci oldular, kah bir proje üreticisi oldular.

Çalışmalarını olgunlaştırarak 02.01.2012 günü derneklerinin tüzüğünü hazırlayarak İstanbul Dernekler Masası Müdürlüğü’ne sundular.

02.01.2012 günü itibarıyla "Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti Derneği"nin tüzüğü onaylandı.

"Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti"nin hedefinde anaokulları projesi var. Ancak eğitiminin her alanına müdahil olmayı amaçlayan bir projeksiyonları da mevcut.

Ayrıca Türkiye’nin eğitim sisteminde ana okulları da temel eğitime dahil edildi. Bu, kadınlarımızın işini kolaylaştıran son derece önemli bir gelişme.

Ancak Anayasa’nın 42. maddesi hala yerinde duruyor.

Anayasanın değişmesiyle bu engelin de aşılacağına inanıyoruz.

Asimilasyon’a karşı mücadelenin yakınarak değil, anadil eğitimini hayata geçirerek verileceğini gösterdi bize kadınlarımız.

Emeği geçen ve geçecek olan tüm kadınlarımızın ellerini hürmetle öpüyorum.



Paylaş | | Yorum Yaz
2806 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi