• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam149
Toplam Ziyaret741287
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.16248.1951
Euro9.70819.7470
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Asimilasyona Karşı Mücadele Anadil Eğitimini Hayata Geçirmekle Mümkündür
08/01/2012

"Yok oluyoruz."
 "Anam babam dilimi bana öğretmedi, devletin bir suçu yok."
 "Biz Türkiye’den bir şey istemiyoruz, sadece anavatanımıza dönmek istiyoruz."
 "Komünizm yıkıldığı zaman Çerkesler’in de bütün sorunları hallolacaktır."
"Türkiye’de devrim ya da demokrasi gerçekleşince Çerkesler’in de sorunları bitecektir."  
diyen anlayışlar yıllar yılı sürerek geldi.
Kurumlarımız hemşehri dernekçiliği anlayışıyla yılları tüketti.

Ancak hemşehri dernekçiliği anlayışı hâlâ devam ediyor.
Bakınız Kaffed web sitesi, 31.12.2011 tarihli duyuru:
"KAFFED TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin anayasa komisyonu üyelerine yeni anayasaya yönelik görüş ve taleplerimizi içeren dosya sundu.
Değerli Hemşehrilerimiz, (...)”
 diye başlayıp devam ediyor.
 
04.01.2012 tarihli duyuru:
“KAFFED’in Anayasa Raporu,
Söz konusu haberi aşağıda siz saygıdeğer hemşehrilerimizin dikkatine sunuyoruz. (...)”
diye takdim ediliyor.
 
05.01.2012 tarihli duyuru:
“Nart Okur anketi
Yeni Nart için heyecanlıyız.
Değerli hemşehrilerimiz, sevgili Nart okurları (...)”
diye başlıyor.
 
Yıllar yılı "Biz yok oluyoruz" dendi; kimse "Biz yok edildik, yok ediliyoruz" demeyi akıl edemedi.
 "Anam babam bana dilimi öğretmedi" diyenler, analarını ve babalarının devletin nasıl bir korkutması altında olduğunu düşünmedi.
"Biz Türkiye’den bir şey istemiyoruz" diyenler, Türkiye’den haklarını almadıkları takdirde, değil dönecek, “Çerkesim” diyecek adam bile kalmayacağını akıllarına getirmediler.
Komünizm yıkıldığı zaman her şey hallolacak diyenler, komünizm yıkılınca altında kaldılar.
Türkiye’ye demokrasi ya da devrimin gelmesini bekleyenler, "Dereye su gelene kadar kurbağanın gözü patlar" sözünü hiç hatırlamadılar.

 Bir gün Türkiye’ye demokrasi gelebilir ama o zaman “ben Çerkesim” diyecek kimse kalmayacağı için, Çerkes sorununun da kökten çözülmüş(!) olacağını öngöremiyorlar.
Farklılığını yaşatmak, uğradığı tarihsel haksızlıkların hesabını sormak zorunda olan bir halk; farklılığını gizleyerek, varlığını görünmez kılarak, dört duvar arasında oynaya oynaya yok olmayı kabul edebilir mi ?
Tabiî ki edemez.
 Ama gelinen noktada Çerkesler’in en büyük örgütü olduğunu iddia eden kurum, duyurularına "Değerli Hemşehrilerimiz" diye başlıyor.
 Çerkes Halkı bir hemşehri grubu mudur ?
Amasya’dan İstanbul’a, ya da Ankara’ya göç etmiş insanlardan bir farkı yok mudur Çerkeslerin?
Çerkes Halkı dünyadaki en büyük haksızlıklardan birine uğramamış mıdır ?
 Çerkes Halkı sürgün ve soykırıma tabi tutulmamış mıdır ?
Farklılığa vurgu yapan, farklılık inancı taşıyan, uğradığı haksızlığın hesabını sorma cesareti ve inancı olan bir söylemden çok uzaktır duyurulara "Değerli Hemşehrilerimiz" diye başlamak.
Girin Amasya Dernekleri Federasyonu ADEF in sitesine, KAFFED’le aynı şeyleri söyleyip yaptığını göreceksiniz. ADEF’tekiler de folklor çalışmaları yapıyor, yöresel yemeklerini yiyor, üye dernekler birbirlerini ziyaret ediyor, siyasilerle buluşuyorlar.
Yalnız arada bir fark var: ADEF duyurularına "Sevgili Amasyalılar" diye başlayarak farklılığı vurguluyor.
Ama KAFFED duyurularına "Saygıdeğer Çerkes Halkı" diye başlayarak farklılığa vurgu yapamıyor. Tam tersine, farklılığın üstünü örtüyor.
Diasporadaki anlayışlar bu minval üzere devam ederken, dünyada farklılıkların zenginlik kabul edildiği, temel insan haklarının ve hoşgörünün değer kazandığı bir sürece giriliyor.
Çerkesler’in mücadeleci ve savaşçı damarına tutunarak, süregelen anlayışları yerle bir edecek anlayıştaki insanlar bir araya gelerek Çerkes Hakları İnisiyatifi (ÇHİ)’ni oluşturdular.
Çerkes Halkını ve sorunlarını "görünür kılarak" Türkiye’nin ve dünyanın gündemine taşırken, varlığımızı geleceğe taşıyacak projelere de imza atmayı hedefliyordu ÇHİ.
12 Mart’ta Ankara’da "Anadilim onurum, savaşırım korurum", "Her zaman her yerde anadilim Çerkesçe", "Eğitim sistemi, eritme kazanı" sloganlarını ortaya atarak, Çerkesler’in mücadeleci ve savaşçı ruhunu ayağa kaldırdı ÇHİ. Ezberleri bozdu, taşları yerinden oynattı ve taleplerin çıtasını çoook yükseklere koydu.
ÇHİ asıl mesajını 17 Nisan’da İstanbul Kadıköy İskele Meydanı’nda verdi.
ÇHİ sözcüleri, yakın tarihimizde, Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti’nin, Çerkes Numune mektebinin kurucusu olduğunu hatırlatarak, eğitim konusunda kadınlarımızı öncülük yapmaya çağırdı.
Çerkes sorununun asıl görünürlüğünün "Çerkes Soykırımı”nın dünyanın muhtelif ülkelerinin parlamentolarına taşınarak sağlanacağını hatırlatarak, hukukçularımızı örgütlenmeye ve ön almaya çağırdı.
Çerkes Halkı’nın geleceğe taşınabilmesinin tek ve en önemli şartının eğitim olduğunu hatırlatarak, eğitimcilerimizi anadil eğitimi konusunda öncülük yapmaya ve projeler geliştirmeye çağırdı.
Geleceğimizin teminatı olan gençlerimize seslenerek, enerjilerini Çerkes Halkının varlığının geleceğe taşınması için örgütlenmeye çağırdı.
ÇHİ, Türkiye diasporasındaki beş milyonu ayağa kalkmaya çağırdı.
Bu çağrıya bir anaç duyarlılığıyla başımızın tacı kadınlarımız cevap verdiler.

Çağrı yapılan diğer kesimlerin, kadınlarımızın  gösterdiği yiğitliği ve fedakarlığı göstererek harekete geçmelerini bekliyoruz.

Kadınlarımız yaşadığımız bu süreci büyük bir titizlikle çalışarak geçirdiler.

Kah bir hukukçu oldular, kah bir eğitimci oldular, kah bir proje üreticisi oldular.

Çalışmalarını olgunlaştırarak 02.01.2012 günü derneklerinin tüzüğünü hazırlayarak İstanbul Dernekler Masası Müdürlüğü’ne sundular.

02.01.2012 günü itibarıyla "Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti Derneği"nin tüzüğü onaylandı.

"Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti"nin hedefinde anaokulları projesi var. Ancak eğitiminin her alanına müdahil olmayı amaçlayan bir projeksiyonları da mevcut.

Ayrıca Türkiye’nin eğitim sisteminde ana okulları da temel eğitime dahil edildi. Bu, kadınlarımızın işini kolaylaştıran son derece önemli bir gelişme.

Ancak Anayasa’nın 42. maddesi hala yerinde duruyor.

Anayasanın değişmesiyle bu engelin de aşılacağına inanıyoruz.

Asimilasyon’a karşı mücadelenin yakınarak değil, anadil eğitimini hayata geçirerek verileceğini gösterdi bize kadınlarımız.

Emeği geçen ve geçecek olan tüm kadınlarımızın ellerini hürmetle öpüyorum.



3083 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DEVLET, GÖNEN-MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ İÇİN ÖZÜR DİLEMELİDİR - 09/04/2021
Gönen-Manyas Çerkeslerine sürgün tebligatının yapıldığı 2 Mayıs 1923 tarihinin yıldönümüne yaklaşırken, Devletin kuruluşunda kanı, teri ve emeği olan Çerkeslere bir özür borcunun olduğuna inanıyoruz.
NEDİM ŞENERLERİ YARATAN KEMALİST TARİH ANLAYIŞIDIR - 18/03/2021
Malesef bugüne kadar Ethem Beyle ilgili olarak onlarca kitap yazılırken, Çerkeslerden bu konuyu yazabilmiş bir tek kişinin çıkmamış olması acı vericidir.
İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi