• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam89
Toplam Ziyaret559999
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.35965.3811
Euro6.07216.0965
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Dönüşçüler Meydan Muharebesi
13/03/2016

Bu İmdat Kip çok farklı bir kişilik. Anavatana yerleşmiş birçok kimsenin aksine, onurlu ve dik duruşu ile birilerini kıl etmesi en belirgin özelliklerinden birini oluşturuyor.

Yirmi yıl önce Türkiye'deki parlak kariyerini elinin tersiyle itip, anavatana yerleşmişlerin başında geliyor. Yani tescilli bir dönüşçü.

Çerkes toplumunda çok sık görülen "aman olumsuzlukların üstünü örtelim" tavrı ile hareket etmeyi sevmiyor İmdat Kip. Tabii bu durumda birileri ona fena halde kıl oluyor. Çok sık yazmasa da, yazdığı zaman ortada ne nal bırakıyor, ne de mıh. En ciddi ve acınası konuları öyle ironik bir dille anlatıyor ki, gülsek mi ağlasak mı kestiremiyoruz.

9 Mart 2016 tarihinde Guşips ve Özgür Çerkes web sitelerinde yayınlanan ve içinde bulunduğumuz içler acısı durumu makaraya saran "Ergün Erik oldu" başlıklı yazısı tarihe geçecek bir yazı oldu.

"Ergün Erik oldu" yazısından anlıyoruz ki, Ergün kesinlikle Erik olmuştur. Çünkü Ergün Yıldız, İmdat Kip'e cevaben yazdığı yazıda (ben dediklerinden birşey anlayamadım) Erik olmadım dememektedir. Bir televizyon kanalına çıkmıştım, oradan alıp bir gazete beni Erik etmiş. Erik yapıldığımdan haberim yok diyerek, dolaylı da olsa Erik olmayı kabul etmiştir Babug Ergün.

İmdat Kip'ten gelecek yazısında ricamdır:

Ergün ne eriği olmuştur?

Mürdüm eriği mi?

Can eriği mi?

Yoksa bardacık eriği mi?

Bu konuda da bizi aydınlatırsa hasseten çok memnun olacağımızı belirtmek isterim.

***

Bu dilekçe enflasyonunu deşifre eden, İmdat'a, tabii ki Ergun Yıldız, Fahri Huvaj, Tarık Topçu derhal bir saldırı başlatarak, dönüşçüler meydan muharebesinin fitilini ateşlediler. Biz de tavrımızı onurlu ve dik bir duruş sergilemiş olan İmdat Kip'ten yana koyuyoruz.

İmdat Kip çok kısa ve net olarak "yalakalığı bırakıp, onurlu bir duruş sergileyelim" diyor.

Yazısında "Durumunuz bunları söylemeye müsait değildir, ya da cesaretiniz yoktur, o zaman susun. Zaten şart olan dayatmalara gönüllüymüşsünüz gibi beyanlarda bulunarak, bu saçma şartların henüz konmadığı dönemlerde T.C. vatandaşlığını kaybetmeden RF vatandaşlığı almış olanların başını derde sokacak, onların, kazanılmış haklarını tehdit altına almaya yarayacak malzeme oluşturmaya niye bu kadar heveslisiniz.

Bu sefilliklerinin nedenlerinden biri, bence kendileriyle olan sorunlarıdır. Kendilerini vatanın sahibi olarak görmüyorlar. Oraya dönmenin ve yaşamanın önceden gasp edilmiş hakları olduğunu bilmiyorlar. O yüzden ev sahibine hürmet etmeye çalışan misafir psikolojisi ile hareket ediyorlar.

Bu kafayla hareket edince de kendi kişisel ve ulusal haklarını savunmak yerine, yalakalık yaparak bizzat haklarını gasp edenlerin algı yönetimlerine malzeme oluyorlar.

O tv’de, bu gazetede elden ele gezen güle dönüyorlar." diyor İmdat Kip.

Son dönemde ortadaki dilekçe enflasyonu ile oluşturulmaya çalışılan algı operasyonunu İmdat Kip yeterince deşifre etmiş. Ergun Yıldız'la ve Fahri Huvaj'ın yazdıkları ile uğraşmayacağım.

Ancak 10 Şubat 2016 tarihinde, Reyhanlı Adığe Xase'nin 161 imzalı dilekçe ile Rusya'nın Antalya konsolosluğuna yaptığı dönüş talebi konusuna ayrı bir parantez açmak istiyorum.

Reyhanlı, Hatay'ın 1939 yılında Türkiye'ye katılmasıyla birlikte Türkiyeli olmuştur. Tek parti döneminin baskı, yıldırma ve asimilasyon politikalarını yaşamamıştır. Tek parti döneminin ulusal aşağılamalarını hissetmemiştir. Onun için Reyhanlı'daki Çerkes Kimliği bilinci Türkiye'deki diğer bölgelerden daha yüksektir. Reyhanlı'lıların dik ve onurlu duruşu tüm Çerkes Halkına örnek olmalıdır. Buradan Reyhanlı'nın onurlu ve dik durabilen Çerkeslerine sevgi ve saygılarımı yolluyorum.

Ancak iflah olmaz bir Rusya yalakası olan Necdet Hatam da maalesef Reyhanlı'dan yetişmiştir.

Anavatana her ne sebeple olursa olsun dönmüş olan herkes çok  değerlidir. Ancak orada da onurlu bir duruş sergileyenlerle, yalakalık yapanları birbirinden ayırmak zorundayız.

Dönüş düşüncesi, tüm diasporik halklarla birlikte, Çerkeslerin de tarihlerinde gerçekleştirmek zorunda oldukları zorunlu bir duraktır. Ancak verilecek mücadele "Çerkes Ulusunun yeniden İnşası projesi"dir. Dönüş bu projenin duraklarından biridir. Onun için siyasi bir mücadele ortaya koyamamış olanlar, dönüş düşüncesini her derde deva, her hastalığa şifa olarak sunmakta, körün filin sadece bir organını tutup fili tarif ettiği gibi bir şey anlatmaktadırlar.

Reyhanlı Adıge Xase'nin anavatana dönüş için yaptığı başvuruyu çok değerli bulduğumu belirtmek isterim. Bir şey çok değerli olabilir, ancak bu içindeki yanlışlıkları görmemize engel değildir.

Tarık Topçu tarafından kaleme alındığını öğrendiğimiz başvuru dilekçesi ise zurnanın zırt dediği yerdir artık. "Artık anavatanımızda, dedelerimizin çıktığı Adıgey Cumhuriyetinde yaşamak, soydaşlarımızla birlikte toprağı ekmek, çalışmak, ekonomisini geliştirmek ve gerektiğinde onu düşmanlarına karşı birlikte savunmak istiyoruz." diyerek çukurlaşmada sınır tanımadığını göstermiştir.

Bu ifade, bugüne kadar hiçbir Çerkes Siyasi aktörün kurmaya dilinin varmayacağı cümledir. Tarihi Ruslarla savaşarak ve onların uyguladığı zulümleri duyarak geçmiş olan Çerkeslerin, işbirlikçilik ve yalakalık tarihinde bir eşik atlamasıdır.

Herkes aklına şunu kazısın: Çerkeslerin Ruslarla birlikte verilecek bir savaşı yoktur. Ama Ruslara karşı verilecek bir mücadelesi ve savaşı vardır!

Biz Çerkesler,her şart altında "Katil Putin" ve "Soykırımcı Rusya Çerkeslere Hesap ver" demeye devam edeceğiz. Onları katil ve soykırımcı olarak önce insan hakları mahkemesinin önüne, daha sonra da görüşme masasına oturtacağız.

Buradan Necdet Hatam abimize de bir selam göndererek bir uyarıda bulunmak istiyorum. Vallahi Necdet abi, bundan sonra işin çok zor. "Boynuz kulağı geçmezse zenaat ilerlemezmiş" derler, bilirsin. Tarık Topçu Rus işbirlikçiliği konusunda seni fersah fersah geçmiş görünüyor. Bu saatten sonra Necdet Hatam, Tarık Topçu'nun eline değil su dökmek, havlusunu bile tutamaz diyorlar bizim buralarda, haberin olsun. Sen pek boş bırakma da bi yokla istersen buraları. Bu kıvraklığı ve pişkinliği sen dahil kimsenin  gösterebileceğine inanamıyor insanlar. Benden söylemesi…

Dostça selamlar.



Paylaş | | Yorum Yaz
1538 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Çerkesler’in Atatürk’le Münasebeti Üzerine - 17/11/2018
Çerkes kalma mücadelesi veren Çerkesler “dayatılmış ataları” ata olarak kabul etmezler. Övüneceklerse, pek ala övünebilecekleri kendi ataları var.
Çerkeslerin Eylemle ve Sokakla İmtihanı - 29/10/2018
Ulusal reflekslerini ortaya koyarak ve sokağa çıkarak, Türkiye'de ve dünyada bir kamuoyu oluşturma başarısı gösterebilirse Çerkesler, var olma sınavından başarıyla çıkacaklardır.
Ulusal Onuru Olanlar, Ulusal Refleks Gösterirler - 15/10/2018
Her şey "Çerkes Halkını tepki verebilen dinamik bir toplum haline getirdiğimizde" yeniden başlayacaktır.
Hacı Bayram, Nazmi, Adnan, Tarık ve Muammer - 08/10/2018
Anavatanımıza yerleşmiş olan herkes çok değerlidir. Zaman, birbirimizle uğraşma zamanı değil, kenetlenme ve birbirimize sahip çıkma zamanıdır.
Bu Coğrafyada "Birlikte Yaşam" Mümkün mü? - 29/09/2018
İçtenliğimiz ve sözlü olarak verdiğimiz mesajlar seyircileri daha program başlamadan kucaklamıştı ve en gariban grup olan Çerkes müzikleri en fazla alkışı almıştı. Sahneden indikten sonra onlarca kişinin tebrik etmesi beni gerçekten umutlandırdı.
Yükselen Tarih ve Kimlik Bilinci Korkutuyor - 24/09/2018
Çünkü Çerkeslerde kimlik ve tarih bilincinin gelişmesi durumunda Kafkasya coğrafyasında tutunmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyor Rusya'nın devlet aklı.
Kayseri Çerkesleri 2. Şeref Madalyasına Hazırlanıyor - 09/09/2018
Çerkeslerin istediği "Pozitif Ayrımcılık"tır. Devletin, hukuki ve maddi olarak hem anadil eğitimine, hem de Çerkesce yayın yapan televizyon talebimize cevap vermesidir.
Çerkesler İttihatçı mıdır? - 03/09/2018
Sarayla ve İstanbul’la evlilik yoluyla ilişki kurmuş olan Çerkes ailelerin çocukları askeri okullarda okuyor ve zamanın ruhu gereği ittihatçı oluyorlardı.
Toplumsal Korku Üzerine - 25/08/2018
Ya korku duvarlarını yıkıp özgür ve demokratik bir ülke yaratacağız, yada böylesine rezilce, korka korka yaşamaya devam edeceğiz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi