• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam39
Toplam Ziyaret780880
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.45089.4887
Euro10.973511.0175
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Dönüşçüler Meydan Muharebesi
13/03/2016

Bu İmdat Kip çok farklı bir kişilik. Anavatana yerleşmiş birçok kimsenin aksine, onurlu ve dik duruşu ile birilerini kıl etmesi en belirgin özelliklerinden birini oluşturuyor.

Yirmi yıl önce Türkiye'deki parlak kariyerini elinin tersiyle itip, anavatana yerleşmişlerin başında geliyor. Yani tescilli bir dönüşçü.

Çerkes toplumunda çok sık görülen "aman olumsuzlukların üstünü örtelim" tavrı ile hareket etmeyi sevmiyor İmdat Kip. Tabii bu durumda birileri ona fena halde kıl oluyor. Çok sık yazmasa da, yazdığı zaman ortada ne nal bırakıyor, ne de mıh. En ciddi ve acınası konuları öyle ironik bir dille anlatıyor ki, gülsek mi ağlasak mı kestiremiyoruz.

9 Mart 2016 tarihinde Guşips ve Özgür Çerkes web sitelerinde yayınlanan ve içinde bulunduğumuz içler acısı durumu makaraya saran "Ergün Erik oldu" başlıklı yazısı tarihe geçecek bir yazı oldu.

"Ergün Erik oldu" yazısından anlıyoruz ki, Ergün kesinlikle Erik olmuştur. Çünkü Ergün Yıldız, İmdat Kip'e cevaben yazdığı yazıda (ben dediklerinden birşey anlayamadım) Erik olmadım dememektedir. Bir televizyon kanalına çıkmıştım, oradan alıp bir gazete beni Erik etmiş. Erik yapıldığımdan haberim yok diyerek, dolaylı da olsa Erik olmayı kabul etmiştir Babug Ergün.

İmdat Kip'ten gelecek yazısında ricamdır:

Ergün ne eriği olmuştur?

Mürdüm eriği mi?

Can eriği mi?

Yoksa bardacık eriği mi?

Bu konuda da bizi aydınlatırsa hasseten çok memnun olacağımızı belirtmek isterim.

***

Bu dilekçe enflasyonunu deşifre eden, İmdat'a, tabii ki Ergun Yıldız, Fahri Huvaj, Tarık Topçu derhal bir saldırı başlatarak, dönüşçüler meydan muharebesinin fitilini ateşlediler. Biz de tavrımızı onurlu ve dik bir duruş sergilemiş olan İmdat Kip'ten yana koyuyoruz.

İmdat Kip çok kısa ve net olarak "yalakalığı bırakıp, onurlu bir duruş sergileyelim" diyor.

Yazısında "Durumunuz bunları söylemeye müsait değildir, ya da cesaretiniz yoktur, o zaman susun. Zaten şart olan dayatmalara gönüllüymüşsünüz gibi beyanlarda bulunarak, bu saçma şartların henüz konmadığı dönemlerde T.C. vatandaşlığını kaybetmeden RF vatandaşlığı almış olanların başını derde sokacak, onların, kazanılmış haklarını tehdit altına almaya yarayacak malzeme oluşturmaya niye bu kadar heveslisiniz.

Bu sefilliklerinin nedenlerinden biri, bence kendileriyle olan sorunlarıdır. Kendilerini vatanın sahibi olarak görmüyorlar. Oraya dönmenin ve yaşamanın önceden gasp edilmiş hakları olduğunu bilmiyorlar. O yüzden ev sahibine hürmet etmeye çalışan misafir psikolojisi ile hareket ediyorlar.

Bu kafayla hareket edince de kendi kişisel ve ulusal haklarını savunmak yerine, yalakalık yaparak bizzat haklarını gasp edenlerin algı yönetimlerine malzeme oluyorlar.

O tv’de, bu gazetede elden ele gezen güle dönüyorlar." diyor İmdat Kip.

Son dönemde ortadaki dilekçe enflasyonu ile oluşturulmaya çalışılan algı operasyonunu İmdat Kip yeterince deşifre etmiş. Ergun Yıldız'la ve Fahri Huvaj'ın yazdıkları ile uğraşmayacağım.

Ancak 10 Şubat 2016 tarihinde, Reyhanlı Adığe Xase'nin 161 imzalı dilekçe ile Rusya'nın Antalya konsolosluğuna yaptığı dönüş talebi konusuna ayrı bir parantez açmak istiyorum.

Reyhanlı, Hatay'ın 1939 yılında Türkiye'ye katılmasıyla birlikte Türkiyeli olmuştur. Tek parti döneminin baskı, yıldırma ve asimilasyon politikalarını yaşamamıştır. Tek parti döneminin ulusal aşağılamalarını hissetmemiştir. Onun için Reyhanlı'daki Çerkes Kimliği bilinci Türkiye'deki diğer bölgelerden daha yüksektir. Reyhanlı'lıların dik ve onurlu duruşu tüm Çerkes Halkına örnek olmalıdır. Buradan Reyhanlı'nın onurlu ve dik durabilen Çerkeslerine sevgi ve saygılarımı yolluyorum.

Ancak iflah olmaz bir Rusya yalakası olan Necdet Hatam da maalesef Reyhanlı'dan yetişmiştir.

Anavatana her ne sebeple olursa olsun dönmüş olan herkes çok  değerlidir. Ancak orada da onurlu bir duruş sergileyenlerle, yalakalık yapanları birbirinden ayırmak zorundayız.

Dönüş düşüncesi, tüm diasporik halklarla birlikte, Çerkeslerin de tarihlerinde gerçekleştirmek zorunda oldukları zorunlu bir duraktır. Ancak verilecek mücadele "Çerkes Ulusunun yeniden İnşası projesi"dir. Dönüş bu projenin duraklarından biridir. Onun için siyasi bir mücadele ortaya koyamamış olanlar, dönüş düşüncesini her derde deva, her hastalığa şifa olarak sunmakta, körün filin sadece bir organını tutup fili tarif ettiği gibi bir şey anlatmaktadırlar.

Reyhanlı Adıge Xase'nin anavatana dönüş için yaptığı başvuruyu çok değerli bulduğumu belirtmek isterim. Bir şey çok değerli olabilir, ancak bu içindeki yanlışlıkları görmemize engel değildir.

Tarık Topçu tarafından kaleme alındığını öğrendiğimiz başvuru dilekçesi ise zurnanın zırt dediği yerdir artık. "Artık anavatanımızda, dedelerimizin çıktığı Adıgey Cumhuriyetinde yaşamak, soydaşlarımızla birlikte toprağı ekmek, çalışmak, ekonomisini geliştirmek ve gerektiğinde onu düşmanlarına karşı birlikte savunmak istiyoruz." diyerek çukurlaşmada sınır tanımadığını göstermiştir.

Bu ifade, bugüne kadar hiçbir Çerkes Siyasi aktörün kurmaya dilinin varmayacağı cümledir. Tarihi Ruslarla savaşarak ve onların uyguladığı zulümleri duyarak geçmiş olan Çerkeslerin, işbirlikçilik ve yalakalık tarihinde bir eşik atlamasıdır.

Herkes aklına şunu kazısın: Çerkeslerin Ruslarla birlikte verilecek bir savaşı yoktur. Ama Ruslara karşı verilecek bir mücadelesi ve savaşı vardır!

Biz Çerkesler,her şart altında "Katil Putin" ve "Soykırımcı Rusya Çerkeslere Hesap ver" demeye devam edeceğiz. Onları katil ve soykırımcı olarak önce insan hakları mahkemesinin önüne, daha sonra da görüşme masasına oturtacağız.

Buradan Necdet Hatam abimize de bir selam göndererek bir uyarıda bulunmak istiyorum. Vallahi Necdet abi, bundan sonra işin çok zor. "Boynuz kulağı geçmezse zenaat ilerlemezmiş" derler, bilirsin. Tarık Topçu Rus işbirlikçiliği konusunda seni fersah fersah geçmiş görünüyor. Bu saatten sonra Necdet Hatam, Tarık Topçu'nun eline değil su dökmek, havlusunu bile tutamaz diyorlar bizim buralarda, haberin olsun. Sen pek boş bırakma da bi yokla istersen buraları. Bu kıvraklığı ve pişkinliği sen dahil kimsenin  gösterebileceğine inanamıyor insanlar. Benden söylemesi…

Dostça selamlar.



1886 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAUTİ VE ŞÜREKASI, RUSYA’YA HİZMETTE SINIR TANIMIYOR - 17/10/2021
DÇB (Dünya Çerkes Birliği) adını taşıyan bir kurum, biz “Kabrdeydik ve Kaberdey kalacağız” diyerek mikro milliyetçiliğe halkı saptırarak bölünmenin kitabını yazıyor.
DÜNYA ÇERKES KONGRESİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 03/10/2021
Netleşmemekle birlikte, isminin “DÜNYA ÇERKES KONGRESİ” olması hususunda bir anlayış birliğinin olduğu söylenebilir.
ITC=CHP=DP=AP=MHP=MSP=AKP - 20/09/2021
Cumhuriyet tarihi içerisinde kurulmuş olan bütün düzen partileri İslam soslu Türk ırkçısıdırlar. Farklılıklara hoşgörüleri ve tahammülleri yoktur. Hiç birinin diğerinden farkı yoktur.
ÇERKES ETHEM, DERSİM, KILIÇDAROĞLU VE CHP ÜZERİNE - 12/09/2021
Oturduğu koltuk İçin, kendi soydaşları, akrabaları ve yakınları adına tek kelam edememiş Kılıçdaroğlu Çerkes Ethem ve Çerkesler adına tek kelime edemez.
ALİ SEYİT PAŞA KOLLEKTİF YALANINA İNANACAKMIYIZ? - 30/08/2021
Çerkeslere ağır baskıların startı verilip, askeri okullarda okuyan çocuklar atılırken, rütbesi ferikliğe (Korgeneral) yükseltilmiş bir kimsenin Çerkesler için kılını kıpırdatmış olması mümkün müdür?
ASLAN ARI ANISINA - 24/08/2021
Gıyaben tanıştığımız Aslan Arı ağabeyimizle mahkemede izleyeceğimiz tavrı konuşmak İçin bir araya geldiğimizde “sakın mahkemede korkup geri adım atmayasın” dediğinde nasıl sevindiğimi anlatamam.
ÇERKES ETHEM KAZANSAYDI NASIL OLURDU? - 14/08/2021
Eğer Milli Mücadeledeki iç savaşı bir askeri bürokrat olan Mustafa Kemal değil de bir Bolşevik olan Çerkes Ethem kazansaydı, Türkiye Halkları bugün çok daha özgür, çok daha kardeş çok daha mutlu olurlardı.
MUSTAFA KEMAL DİKTATÖRLÜK TARTIŞMASININ NERESİNDEDİR ? - 01/08/2021
İstiklal Mahkemeleri de Kemalist yönetimin cellatlarıydı. Hiç bir üyesi hukukçu olmayan İstiklal Mahkemelerinde avukat ve savcı da yoktu. Mahkeme iddiaları sıralıyor ve hükmünü veriyordu. Mahkeme kararlarına itiraz da mümkün değildi.
İSMAİL CANBULAT, ETHEM’DEN DAHA BÜYÜK ZULÜM GÖRDÜ - 17/07/2021
Böylesine hukuksuz ve ahlak yoksunu yüzlerce kararla İstiklal Mahkemeleri, Mustafa Kemal’in diktatörlüğünü pekiştirmişlerdi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi