• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam237
Toplam Ziyaret742952
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.09558.1279
Euro9.76499.8041
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Barışın Dili
11/02/2013

Türkiye demokratik açılım sürecine iç ve dış baskıların sonucu zorlanarak girdi. Bu gelişme içeriden Kürtlerin ve tüm toplumsal kesimlerin mücadelesi, dışardan Avrupa Birliğinin dayatmalarıyla oluştu.

Türkiye’nin tek tipleştirici 90 yıllık geleneği sorunları çözmek yerine ezerek hallediyor. Bu süreçte gayrimüslimler ve etnik topluluklar yok edilme aşamasına getirilmiş, sol darmadağın edilmiş, islami cemaatler iktidardan nemalandırılarak satın alınmıştır. Fakat silahlı Kürt muhalefeti tüm çabalara rağmen alt edilememiştir.

Yükselen muhalefet Türkiye Cumhuriyetini bir yol ayırımına getirmiştir. Telaffuz edilmesi dahi insanların başını derde sokan “Kürt” sözü ve “Kürtçe” hayatın her alanını zorlamıştır. Türkiye’nin Güneydoğusu’nda uydu antenler vasıtasıyla sadece Roj Tv’nin izleniyor olması devleti harekete geçirmiştir. İstihbarat örgütünün verdiği raporlar sonucu Roj Tv ye karşı TRT ŞEŞ açılmıştır. Yıllardan beri TRT ŞEŞ yayın yapıyor ama Türkiye bölünmüyor.

Türkiye demokratik açılımı, Kürtler, Aleviler ve Romanlar üzerinden yürütüyordu. Ve devlet Kürt, Alevi ve Roman temsilcileriyle çalıştaylar düzenliyordu. Çerkesler ve diğer etnik topluluklar halledilmiş (asimilasyon sürecini tamamlanmış) olarak görüldüğü için denklemin hiçbir yerine
girmiyordu.

Bu aşamada oluşturulan ÇHİ “Bu ülkede Çerkesler de var!” diyerek Çerkes halkıyla birlikte meydanlara çıkıyor ve taleplerin toplumsal karşılığının olduğunu gösteriyordu. ÇHİ’nin ortaya çıkışı Çerkes toplumunda müthiş bir tartışma başlatıp taşları yerinden oynatırken, Türk ve Kürt kamuoyunda ise sempati ile karşılanıyordu.

Yapılan mitingler sonrasında ülkenin Başbakanı "Şimdi de Çerkesler başladı" diyerek Çerkeslerin de denklemi zorladığını gösteriyordu.

Devletin diğer etnik topluluklarla yaptığı çalıştaylar, Çerkeslerden esirgeniyordu. Bunun üzerine ÇHİ 25-26 Şubat 2012 tarihinde ilk Çerkes Çalıştayı’nı düzenliyordu. Bu Çalıştayda üç temel konu üzerinden bilimsel bildiriler sunulması ve bu bildiriler üzerinden tartışmanın sürdürülerek bir sonuca varılması hedeflenmişti. Bu üç konu diaspora, azınlık ve asimilasyon kavramları idi. Bildirileri bu konularda bilimsel makalesi olan bilim adamlarının sunması hedeflenmişti. Ama üzülerek ve şaşırarak gördük ki 170 tane üniversitesi olan Türkiye’de Diyaspora, azınlık ve asimilasyon kavramları üzerine makalesi olan bilim adamı yoktu. Sunulan 10 bildirinin 4ü Çerkes asıllı genç öğretim üyeleri tarafından sunuldu.

Türkiye’nin bilim üretmekle görevli üniversitelerinin, ülkenin en önemli meselesi olan etnik problemleriyle ilgili bir düşüncesi ve çalışması yoktu. Akademyasının en önemli mesele olan etnik problemlere yönelik bir düşüncesinin olmadığı bir ülkede, siyasetçi de, medya mensubu da cehalette yarışmaktadır.

İmralı, Kandil ve Avrupa üzerinden devletin PKK ile yürüttüğü görüşmelerin ülkeyi barışa ve demokratikleşmeye götürecek bir dil olmadığını düşünüyoruz.

İzlediğimiz PKK kaynakları ve devlet kaynaklarının dilinin gerçek bir barıştan uzak bir dil olduğunu görüyoruz. Ülkenin Başbakanı "Kürt sorunu yok, terör sorunu var" diyor.

Oysa PKK ve onun uyguladığı şiddet Kürt sorununun bir sonucudur. PKK alt edilip dağıtılsa bile, Kürt meselesi ile etnik problemler sürdüğü için kargaşa devam edecektir.

Başbakanın siyasi başdanışmanı ve Ankara milletvekili Yalçın Akdoğan’ın da yazıp söylediklerine baktığımızda, "PKK’yı çözmek, silah bıraktırmak" dışında bir söylemine rastlamıyoruz.

Abdullah Öcalan Afrika’da yakalanıp Türkiye’ye teslim edildiğinde “PKK’yı bitirdik” diye bayram edilmişti.

Amerika’nın yaptığı bu operasyon DSP’yi birinci parti, Eceviti’de Başbakan yapmıştı.

Yakalanma ve yargılanma sürecindeki Abdullah Öcalan’ın tavrı da bir lider portresine yakışan bir tavır değildi. Eğilen ve özür dileyen bir tavır, lider tavrı değildir ve olamaz. Bu tavrı not etmek gerekir.

Önümüzdeki iki yıl içerisinde üç seçim var. AK Parti ve Başbakan, bu süreci, kazasız belasız atlatıp başkan olmak için yürütüyorsa Türkiye’ye çok zaman kaybettirir.

Abdullah Öcalan da bunca yıllık mücadeleyi bir ev hapsine satarsa kendi idam fermanını imzalar.

Nasıl ki Öcalan yakalanıp İmralı Adası’nda tecrit edilerek Kürt hareketi bitirilememişse, yeterince tartışılmadan, olgunlaştırılmadan ve haklar teslim edilmeden yapılacak bir operasyon da sonuç vermeyecektir.

Kaybedecek bir şeyleri olmayanların, verebileceği bir taviz de yoktur. Kürtlerin, Çerkeslerin ve diğer etnik toplulukların kaybedecekleri bir şey kalmamıştır. Mücadele ile ise kazanabilecekleri çok şey vardır. Bu durumda taviz vermek ve gaspettiği hakları iade etme görevi Türkiye Cumhuriyeti’nindir.

Başta Başbakan olmak üzere devlet ve bütün taraflar kullandığı dili gözden geçirmeli ve tansiyonu düşürmelidir. Kürtlerle birlikte Çerkesler ve tüm etnik topluluklarla görüşülmeli, katkıları sağlanmalıdır.

Çünkü barış, konuşabilen taraflar arasında sağlanabilir.https://mail.google.com/mail/u/0/images/cleardot.gif

 



3046 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ROMANLAR GÜNÜ KABUL EDİLİRKEN, ÇERKESLER DE ÖZÜR BEKLİYOR - 17/04/2021
Yapılan bu büyük haksızlıkla ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti özür dilemelidir. Bu özür Türkiye’yi küçültmez, tam tersine büyütür. Toplumsal barışa katkı sağlar, ülkemizi zenginleştirir.
DEVLET, GÖNEN-MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ İÇİN ÖZÜR DİLEMELİDİR - 09/04/2021
Gönen-Manyas Çerkeslerine sürgün tebligatının yapıldığı 2 Mayıs 1923 tarihinin yıldönümüne yaklaşırken, Devletin kuruluşunda kanı, teri ve emeği olan Çerkeslere bir özür borcunun olduğuna inanıyoruz.
NEDİM ŞENERLERİ YARATAN KEMALİST TARİH ANLAYIŞIDIR - 18/03/2021
Malesef bugüne kadar Ethem Beyle ilgili olarak onlarca kitap yazılırken, Çerkeslerden bu konuyu yazabilmiş bir tek kişinin çıkmamış olması acı vericidir.
İNÖNÜ, MUSTAFA KEMAL’İN ÜSTÜNÜ ÇİZMEK İSTEMİŞTİ - 28/02/2021
1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti, üç yıl içerisinde anıt mezarı tamamlayarak 1953 yılında büyük bir törenle Atatürk’ü bugünkü yerine taşıdı. Koruma kanunu çıkartarak, İnönü tarafından unutturulmak istenen Atatürk kültü yeniden inşa edildi.
ONUNCU YILDÖNÜMÜNDE ÇHİ (ÇERKES HAKLARI İNİSİYATİFİ) - 06/02/2021
ÇHİ’nin Çerkes Halkına bıraktığı en büyük miras, talep edebilme kültürü, itiraz ve görünürlüğün sağlanmasıdır. Bu özel dönem kitaplarının yazılmasını ve belgesellerinin çekilmesini bekliyor.
TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi