• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam60
Toplam Ziyaret628168
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76855.7917
Euro6.44586.4716
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Barışın Dili
11/02/2013

Türkiye demokratik açılım sürecine iç ve dış baskıların sonucu zorlanarak girdi. Bu gelişme içeriden Kürtlerin ve tüm toplumsal kesimlerin mücadelesi, dışardan Avrupa Birliğinin dayatmalarıyla oluştu.

Türkiye’nin tek tipleştirici 90 yıllık geleneği sorunları çözmek yerine ezerek hallediyor. Bu süreçte gayrimüslimler ve etnik topluluklar yok edilme aşamasına getirilmiş, sol darmadağın edilmiş, islami cemaatler iktidardan nemalandırılarak satın alınmıştır. Fakat silahlı Kürt muhalefeti tüm çabalara rağmen alt edilememiştir.

Yükselen muhalefet Türkiye Cumhuriyetini bir yol ayırımına getirmiştir. Telaffuz edilmesi dahi insanların başını derde sokan “Kürt” sözü ve “Kürtçe” hayatın her alanını zorlamıştır. Türkiye’nin Güneydoğusu’nda uydu antenler vasıtasıyla sadece Roj Tv’nin izleniyor olması devleti harekete geçirmiştir. İstihbarat örgütünün verdiği raporlar sonucu Roj Tv ye karşı TRT ŞEŞ açılmıştır. Yıllardan beri TRT ŞEŞ yayın yapıyor ama Türkiye bölünmüyor.

Türkiye demokratik açılımı, Kürtler, Aleviler ve Romanlar üzerinden yürütüyordu. Ve devlet Kürt, Alevi ve Roman temsilcileriyle çalıştaylar düzenliyordu. Çerkesler ve diğer etnik topluluklar halledilmiş (asimilasyon sürecini tamamlanmış) olarak görüldüğü için denklemin hiçbir yerine
girmiyordu.

Bu aşamada oluşturulan ÇHİ “Bu ülkede Çerkesler de var!” diyerek Çerkes halkıyla birlikte meydanlara çıkıyor ve taleplerin toplumsal karşılığının olduğunu gösteriyordu. ÇHİ’nin ortaya çıkışı Çerkes toplumunda müthiş bir tartışma başlatıp taşları yerinden oynatırken, Türk ve Kürt kamuoyunda ise sempati ile karşılanıyordu.

Yapılan mitingler sonrasında ülkenin Başbakanı "Şimdi de Çerkesler başladı" diyerek Çerkeslerin de denklemi zorladığını gösteriyordu.

Devletin diğer etnik topluluklarla yaptığı çalıştaylar, Çerkeslerden esirgeniyordu. Bunun üzerine ÇHİ 25-26 Şubat 2012 tarihinde ilk Çerkes Çalıştayı’nı düzenliyordu. Bu Çalıştayda üç temel konu üzerinden bilimsel bildiriler sunulması ve bu bildiriler üzerinden tartışmanın sürdürülerek bir sonuca varılması hedeflenmişti. Bu üç konu diaspora, azınlık ve asimilasyon kavramları idi. Bildirileri bu konularda bilimsel makalesi olan bilim adamlarının sunması hedeflenmişti. Ama üzülerek ve şaşırarak gördük ki 170 tane üniversitesi olan Türkiye’de Diyaspora, azınlık ve asimilasyon kavramları üzerine makalesi olan bilim adamı yoktu. Sunulan 10 bildirinin 4ü Çerkes asıllı genç öğretim üyeleri tarafından sunuldu.

Türkiye’nin bilim üretmekle görevli üniversitelerinin, ülkenin en önemli meselesi olan etnik problemleriyle ilgili bir düşüncesi ve çalışması yoktu. Akademyasının en önemli mesele olan etnik problemlere yönelik bir düşüncesinin olmadığı bir ülkede, siyasetçi de, medya mensubu da cehalette yarışmaktadır.

İmralı, Kandil ve Avrupa üzerinden devletin PKK ile yürüttüğü görüşmelerin ülkeyi barışa ve demokratikleşmeye götürecek bir dil olmadığını düşünüyoruz.

İzlediğimiz PKK kaynakları ve devlet kaynaklarının dilinin gerçek bir barıştan uzak bir dil olduğunu görüyoruz. Ülkenin Başbakanı "Kürt sorunu yok, terör sorunu var" diyor.

Oysa PKK ve onun uyguladığı şiddet Kürt sorununun bir sonucudur. PKK alt edilip dağıtılsa bile, Kürt meselesi ile etnik problemler sürdüğü için kargaşa devam edecektir.

Başbakanın siyasi başdanışmanı ve Ankara milletvekili Yalçın Akdoğan’ın da yazıp söylediklerine baktığımızda, "PKK’yı çözmek, silah bıraktırmak" dışında bir söylemine rastlamıyoruz.

Abdullah Öcalan Afrika’da yakalanıp Türkiye’ye teslim edildiğinde “PKK’yı bitirdik” diye bayram edilmişti.

Amerika’nın yaptığı bu operasyon DSP’yi birinci parti, Eceviti’de Başbakan yapmıştı.

Yakalanma ve yargılanma sürecindeki Abdullah Öcalan’ın tavrı da bir lider portresine yakışan bir tavır değildi. Eğilen ve özür dileyen bir tavır, lider tavrı değildir ve olamaz. Bu tavrı not etmek gerekir.

Önümüzdeki iki yıl içerisinde üç seçim var. AK Parti ve Başbakan, bu süreci, kazasız belasız atlatıp başkan olmak için yürütüyorsa Türkiye’ye çok zaman kaybettirir.

Abdullah Öcalan da bunca yıllık mücadeleyi bir ev hapsine satarsa kendi idam fermanını imzalar.

Nasıl ki Öcalan yakalanıp İmralı Adası’nda tecrit edilerek Kürt hareketi bitirilememişse, yeterince tartışılmadan, olgunlaştırılmadan ve haklar teslim edilmeden yapılacak bir operasyon da sonuç vermeyecektir.

Kaybedecek bir şeyleri olmayanların, verebileceği bir taviz de yoktur. Kürtlerin, Çerkeslerin ve diğer etnik toplulukların kaybedecekleri bir şey kalmamıştır. Mücadele ile ise kazanabilecekleri çok şey vardır. Bu durumda taviz vermek ve gaspettiği hakları iade etme görevi Türkiye Cumhuriyeti’nindir.

Başta Başbakan olmak üzere devlet ve bütün taraflar kullandığı dili gözden geçirmeli ve tansiyonu düşürmelidir. Kürtlerle birlikte Çerkesler ve tüm etnik topluluklarla görüşülmeli, katkıları sağlanmalıdır.

Çünkü barış, konuşabilen taraflar arasında sağlanabilir.https://mail.google.com/mail/u/0/images/cleardot.gif

 



2913 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KAFFED, ESKİ HAMAM, ESKİ TAS… - 25/11/2019
Türkiye'de faaliyet gösteren Çerkeslere ve Kuzey Kafkasyalılara ait 170 civarında kurum var. 53 derneği ile Kaffed bunun % 30'unu temsil ediyor.
ÇERKES DAVASI, RUSYA ve RUSYA VESAYETİ ALTINA GİRENLERİN AYAK OYUNLARINA FEDA EDİLEMEZ! - 13/11/2019
Abhazya'nın ve Abhazya adına konuşanların Rusya'nın vesayeti altında olduklarını düşünemeyenlerle bizim de yürüyecek yolumuz olamaz zaten.
"KAFFED DEĞİŞİM HAREKETİ" ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 04/11/2019
Kaffed bunun gibi onlarca Çerkeslerin aşağılandığı ve hak ihlaline uğradığı bir çok olayda ses çıkarmamış ve meseleleri ört bas etmeyi tercih etmiştir .
YANLIŞ TEŞHİSLE, DOĞRU TEDAVİ YAPILAMAZ - 28/10/2019
Yüz yıldan bu yana ortaya koyulan tekçi politikalarla toplum hasta edildi. Doğru olan, çoğulcu politikalarla toplumu barışa ve refaha kavuşturup tedavi etmektir.
SEÇİMSİZ ZAMANDA SİYASET ÜRETMEK - 29/09/2019
ÇDP bu seçimsiz döneme dair eğitim, kadro ve örgütlenme çalışmalarına yönelik programını açıklamalı ve halkımızı bu programa dahil etmenin yollarını bulmalıdır.
ZAZA PARTİSİ, DEZA-PAR ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 16/09/2019
"Adğeğer cifiğer eri- Çerkeslik insanlıktır" diyen Çerkes halkının çocukları, Türkiye'ye İnsanlık vadeden diğer halklarla buluşmalı ve güç birliği yapmalıdır.
‘TEYZEMİZ İTİBARLI VE NÜFUZLU BİRİYDİ HERHALDE?’ - 01/09/2019
Cumartesi Annelerine, Galatasaray meydanını çok gören, onlara gaz, cop ve tazyikli su ile her türlü eziyeti reva gören bugünün nüfuz ve iktidar sahiplerini de Kenan Evren'in akıbeti gibi bir son bekliyor.
HASAN SEYMEN VE ÇERKESLERE SİYASET DERSLERİ - 20/08/2019
Ancak ÇDP yönetimi kadrolarının da, kendilerini bir Çerkes Derneğinden farklı konumlandırarak, Çerkes Halkıyla birlikte, Tüm Türkiye Halklarını kucaklayacak bir enerji ve fikri açılım ortaya koymaları gerekmektedir..
GEÇMİŞTE YAŞAYANLAR, BUGÜNÜ GÖREMEZ, YARINI KURAMAZLAR - 12/08/2019
Halkımız için elini taşın altına sokan güzel insanlar; gelin geçmişte yaşamaktan vazgeçip, bugünü doğru yorumlayarak, yarını kuracak mücadele yöntemlerini hep birlikte bulalım
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi