• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam83
Toplam Ziyaret695727
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.52927.5593
Euro8.92328.9590
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
‘Türklük Sözleşmesi’
21/03/2018

Yazmış olduğu "Türklük Sözleşmesi" kitabı nedeniyle Gazete Duvar haber portalında yapılan röportajını okuduğum genç Barış Akademisyeni Barış Ünlü ile  tanışmış oldum. "Türklük Sözleşmesi" kitabını edinerek büyük bir dikkatle okudum. Tekrar okumayı düşünüyorum.

Siyah, beyaz ayrımından yola çıkan yazar, Türkiye ile paralellikler kurarak, kendini üstün görme, farklı olanı aşağılama, silikleştirme, kişiliksizleştirme ve yok etme yöntemleri üzerine belgelere dayalı, merak uyandıran bilimsel bir çalışma ortaya çıkarmış.

Ağırlıklı olarak Kürt ve Ermeni meselesi üzerinden örnekler veren yazar, ulaşabildiği ölçüde tüm etnik topluluklara yönelik bir projeksiyon tutmaya çalışmış. Murat Bardakçı'nın ÇHİ mitingleri dolayısıyla Çerkeslere ayar veren ve had bildirmeye çalışan yazısı da, bu bilimsel eserin sayfaları arasına girmiş.

Yüz yıldır aşağılanan, silik ve düşük profilde yaşamaya mahkum edilmiş Türk olmayan Müslüman toplumlar ve gayrı müslimlerin bu duruma itiraz ederek milyonlarcasının meydanlara çıkarak Kürtlükleri, Çerkeslikleri, Ermenilikleri, Lazlıkları, Pomaklıkları, Romanlıkları, Alevilikleri ile gurur duyduklarını haykırmalarının bir Türklük krizi yarattığının tespitini yapmış. Aslında bu aşamada Türkiye'nin kimlik krizini aşabilmesi için, Barış Ünlü gibi gerçek bilim insanlarına ihtiyaç var. Ama şimdi onları akademiden atıp, aç bırakarak hizaya getirerek müesses nizamlarını devam ettirebileceklerini sanıyorlar.

Entellektüel kapasitesi yeterli olan dostlarıma bu kitabı mutlaka okumalarını tavsiye ediyorum. "Türklük Sözleşmesi-Dipnot Yayınları-2018 Ankara,386 sahife"

Şimdi bu eserde altını çizdiğim bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

"Özellikle sömürgecilik karşıtı şiddet, sömürgeleştirilmiş insanı aşağılık kompleksinden korkaklıktan kurtararak ayağa kaldırır, ona gereken özgüveni ve özsaygıyı verir, onu nesne olmaktan kurtarıp özne yapar. Bu yeni insanın doğuş anına, kendi arasındaki kan davalarını bırakıp, ortak düşmana yönelen bir halkın doğuş anı da eşlik eder.” (shf 47-48)

"Az sayıda beyaz dönüşmeye başlasa da ve bir anlamda beyazlıklarını terk etmeye çalışsa da, çoğu beyaz liberal atılması gereken radikal adımı atmaktan çekinir. Siyahların arasına girerek ve siyahlar arasında politika yaparak "anlamsız" orta-sınıf hayatlarından çıkıp hayatlarına bir anlam katmaya çalışırlar ve tabii siyahların durumuna dair hissettikleri suçluluk duygusundan da kurtulurlar. Fakat kendi beyaz cemaatleri arasında ırkçılık karşıtı örgütlenmeye giremezler ve cemaatlerini terk edemezler. Siyahlar arasındayken de siyahlara akıl vermekten, içselleştirilmiş paternelizmlerinden bir türlü kurtulamazlar. Zihinsel bir alışkanlık haline gelmiş haklılık duygusu, daha iyi bildiğine, daha rasyonel düşünebildiğine, dair kendiliğinden bir inanç olarak edilebilecek paternalistlik, ileride göreceğimiz gibi, Kürtlerin çevrelerindeki Türkleri tarif ederken sık dile getirdikleri bir eleştiridir.”(shf 49)

"Bunlar arasında, Beyazlığa mahsus ve beyazlıktan kaynaklı bilme, görme, duyma, algılama ve bilmeme, görmeme, duymama, algılamama biçimleri, duygulanma ve duygulanmama halleri, haklılık, normallik duyguları, bilincinde olmadan faydalanılan, kişinin hazır bulduğu imtiyazlar, alışkanlıklar, eğilimler, refleksler ve beyazlık söylemleri var. Bu görece yeni sosyal bilim yaklaşımları, milliyetçilik nosyonuyla bakıldığında yeterince iyi anlaşılmayan ve görülmeyen benzer Türklük fenomenlerini de anlaşılır ve görünür kılabileceğini düşündüğünden dolayı, beyazlık çalışmalarını ana hatları ile tanıtmak istiyorum. Bu sayede ırksal bir kategori olan beyazlığın etnik bir kategori olan Türklükle bir çok benzer özelliği olduğunu, benzerliklerin ise güç ilişkileri ve hiyerarşisindeki imtiyazlı konumlarından kaynaklandığını gösterebilmeyi umuyorum.” (shf 55)

"Örneğin İrlandalılar, Amerikalı beyazlar tarafından siyahlarla kıyaslanıyor, ırk hiyerarşisinde onların biraz üstünde görülüyorlardı. Maddi dünyadaki konumları açısındansa gerçekten benziyorlar. Çünkü derin bir yoksulluk içerisinde yaşıyorlardı. Bu nedenle tarihçi David Roedinger'in gösterdiği gibi, İrlandalılar beyaz olmak için çabalamak, beyazlık performanslarını sergilemek, kendilerinin de beyaz olduğunu ispat etmek zorundaydılar. İrlandalı yoksullar beyaz işçi sınıfına dönüşmeleri sürecinde kendilerini ayırmak için siyahlara karşı yoğun bir ırkçılık geliştirdiler. Bu tabii ki İrlandalılara  özgü bir çaba değildi. Kendi yurtlarındaki baskılardan ve yoksulluktan kaçmış milyonlarca göçmen, yeni ülkelerinde kendilerini kabul ettirebilmek için, o yeni toplumun ve devletin kurallarına bağlı olmaya çok daha hevesliydiler.” (shf 57)

İyi okumalar arkadaşlar. 



1078 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi