• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam102
Toplam Ziyaret681802
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.84806.8755
Euro7.75457.7856
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Rusya’nın Sadakasıyla Yetinmek Zorunda mıyız?
03/07/2013

Rusya Çerkeslerin kaderinde ya da kadersizliğinde baş sorumludur. Bu kadersizlikte Çerkeslerin kendilerinin de payı vardır. Yaşanan çağı ıskalamak gibi, dünya ile iletişim kurmamış olmak gibi, savaştıkları gücün büyüklüğünü anlayamamak gibi...

Ama Çerkeslerin vatansız, dilsiz, kültürsüz ve ufuksuz kalmasının baş sorumlusu Rusya’dır. Osmanlı, İngiliz, Fransız ve diğerleri ise tali sorumlulardır.

Biz Çerkes Halkı olarak Rusya’nın üç halini de çok iyi tanıdık:

1-   Çarlık Rusyası dönemi.

2-   Sosyalist Rusya dönemi.

3-   Federal Rusya dönemi (Putin dönemi).

 

Ancak, Çerkes Halkı her üç dönemde de birbirini aratmayan sürgünleri ve katliamları tanıdı.

Emperyalist politikaları olan Çarlık Rusyası’nın denize açılabileceği yegâne kapı Karadeniz’di. Rusya’nın Karadeniz’in batı yakasında hakimiyet kurabilmesinin imkanı yoktu. Onun için Ruslar Karadenizin doğu yakasına yüklendi. Ruslar yüzyıllar süren savaşların sonunda Çerkeslerin vatanını işgal ederken, Çerkesler vatansız kalıyor ve soykırıma uğruyorlardı.

1864'ten 1917'ye kadar geçen 53 yıllık süreçte zaten sayıca iyice azalmış olan Çerkeslerin bir varlık gösterebilmesi mümkün değildi. Vatan toprakları Ruslar ve Kazaklar tarafından parsel parsel paylaşıldı. Rusya işgal için inşa ettiği kalelerin çevresinde kentler oluşturmaya başladı.
1900'lü yıllarda Dünya Çerkesliğinin siyasi mücadele merkezi İstanbul olmuştur.

Çerkes Teavün Cemiyetinin gerek Osmanlı’da yaşayan, gerek anavatanda kalan soydaşlarımızla ilgili yaptığı tespitler ve çalışmalar son derece önemlidir. İlk Çerkes alfabelerinin hazırlanması, okullar açılması İstanbul’da planlanmış ve hayata geçirilmiştir. Anavatana öğretmenler gönderilmiş ve okullar açtırılmıştır.

İstanbul’da 1913’te kurulmuş olan Şimali Kafkas Cemiyeti Anavatanın bağımsızlığı için önemli çalışmalar yapmış, anavatanın bağımsızlığı için askeri harekat düzenlenmesinde önemli rol oynamıştır.

11 Mayıs 1918’de kurulan Bağımsız Cumhuriyetimizin, bağımsızlık ilanı da İstanbul’da yapılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nda son derece hırpalanmış ve yönetilemez durumda olan Rusya’da, Bolşevikler bir darbe ile yönetime el koydu ve sosyalizmi inşa edeceğini açıkladı.

Yakın zamana kadar Rusyanın sosyalist dönemini (sol gelenekten gelmem nedeniyle) halkımıza sağladığı kültürel imkanlar nedeniyle kutsamışımdır.

Ancak insan bilgi sahibi oldukça ve yapılan uygulamaları daha soğukkanlılıkla inceleyip anladıkça, kazın ayağının hiç de öyle olmadığını öğreniyor.

"Ulusların kendi kaderlerini tayin ilkesi" anlamında halklara kültürel ve idari haklar verildiğini sanıyorduk. Bolşeviklerin iktidara el koyduğu dönemde Rusya yönetimi altında, Rusça bilmeyen onlarca halk vardı. Bu halkları yanına alabilmek için Çarlık Rusyası’ndan daha farklı bir yöntem izledi bolşevikler. Halkları kendi dillerinde eğitmek ve rejime bağlı hale getirmek daha kolay olandı. Bu sayede ömründe bir arada üretim yapamamış onlarca halk kolhozlarda ve fabrikalarda çalıştırılarak sömürülebilmiştir.

Sosyalist Rusya döneminde de Çarlık Rusyasını ve Nazi Almanyasını aratmayacak uygulamalar yapılmıştır. Binlerce aydın ve vatansever nasyonalistlikle suçlanmış ve idam edilmiştir. Çeçenler, Balkarlar, Karaçaylar “Nazilerle işbirliği yaptıkları” gerekçesiyle toplu sürgüne tabi tutulmuşlardır. Oysa Naziler Çeçenistana ulaşamamışlardı. Çeçenler hiç temas etmedikleri Nazilerle nasıl işbirliği yapacaklardı?

Özgürlükten yoksun ve umudu olmayan insanlar kendilerini alkole verdiler ve sistem çürüyerek çöktü. Ayrıca yöneticilerin çaldıkları serveti mevcut sistem içinde saklayabilmeleri mümkün değildi. Bunun için yöneticiler sistemin dağılmasına müsade etti.

Çerkes Halkı her ne sebeple verilmiş olursa olsun, sosyalizm döneminde yapılan anadil eğitimine, yaratılan yazılı edebiyat, sanat ve kültür çalışmalarına çok şey borçludur.

Sosyalizmin çökmesiyle birlikte Rusya kısa süreli bir kargaşa yaşamıştır. Ama toparlanması için Rusyaya kolay bir zafer lazımdı. Bu da Çeçenistan oldu. İkiyüzbin Çeçen öldürüldü, ikiyüzbin Çeçen de sürgün yaşamı sürüyor. Rusya toparlanırken hızla federal yapıdan, üniter yapıya doğru gidiyor.

Sosyalist dönemde tüm halklara verilen haklar hızla geri alınmaya devam ediyor.

Bu dönemde anadil eğitiminin seçmeli derse çevrilmesi ve giderek tamamen kaldırılması gündeme gelmektedir. Federal cumhuriyetlerin tamamen kaldırılması gündemdedir. Federal Cumhuriyetlerin Suriye Savaşında Çerkeslerin anavatana aktarılması konusunda düştükleri aciz durum içler acısıdır. Kaberdey’de Rus İstihbarat örgütü FSB'nin yönlendirilmesiyle hergün cinayetler işlenmekte ama hiç kimse birşey yapamamaktadır.

Yani Rusya’nın her üç hali de (Çarlık dönemi,sosyalizm ve fedrasyon  dönemi) Çerkeslere kan,gözyaşı ve acıdan başka birşey vermemiştir.

Şimdi bazı arkadaşlar diyorlar ki; bakın burada flarmoni binası var, tiyatro binası var, araştırma enstitüleri var, yazarlar birliği var, Türkiye’deki muhtarın yetkisi kadar yetkisi olmayan federal cumhuriyetler var bunlarla yetinelim, daha ne istiyorsunuz diyorlar.

2011 yılında anavatanımızı ziyaret ettiğimde bunlardan ben de çok etkilenmiştim. Maykop’tan Nalçik'e gittiğimizde, Türkiye’den anavatanımıza yerleşmiş, fikirlerine çok değer verdiğim bir arkadaşıma etkilenmemi anlattım. "Sen ne diyorsun abi, burası bizim anavatnımız, çok daha fazlasına layığız. Rusların verdiği sadakayla yetinelim mi demek istiyorsun?" dedi. Bu cümle yüzüme bir tokat gibi patladı ve beni kendime getirdi.

Evet bizler asla Rusyanın verdiği sadakayla yetinmeyeceğiz !

Kaldı ki Rusya verdiği sadakayı da geri alma yönünde ciddi çalışmalar yapmaktadır.

Anavatanımız KAFKASYADIR !

Ve hedefimiz onun BAĞIMSIZLIĞI için SİYASİ MÜCADELE yürütmektir.

Mücadelemizin hedefinde anavatanımız vardır.

Ancak bu siyasi mücadelenin yürütülebileceği yer TÜRKİYE'dir.

ÇHİ ve onun paydaş olduğu kurumlara saldıranlar, çok yakında ÇHİ'nin eteğine tutunabilmenin telaşına düşeceklerdir.

ÇHİ ve DÇDK Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu ile görüşüp, Türkiye’yi Suriye Çerkesleri lehine garantör haline getirmiştir. Türkiye Suriye Çerkesleri ile ilgili kamp oluşturarak Çerkes kimliğini tescil etmiştir.
DÇB'de Suriye Çerkesleri ile ilgili Nalçikte forum düzenliyor. Güçleri varsa, onlar da Rusya Dışişleribakanı ile görüşüp, Rusyayı Suriye Çerkesleri lehine garantör haline getirsinler. O zaman ellerinden öpmeye hazırız.

İş yapma konusunda son derece yavaş olanların, laf cambazlığı ve karalama konusundaki hızına yetişmek mümkün değildir. Birilerinin laf salatası yapma özgürlüğü tabii ki vardır.

Ama biz iş yapacağız !

Hedefimiz anavatanımızın BAĞIMSIZLIĞIDIR !

Birileri Rusyanın sadakalarına şükredebilir.

Onların varlığıysa bizi hiç bağlamaz.

Biz doğru bildiğimiz yolda ilerlemeye devam edeceğiz...

 



3171 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi