• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam121
Toplam Ziyaret710574
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.91157.9432
Euro9.38909.4266
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Rusya’nın Sadakasıyla Yetinmek Zorunda mıyız?
03/07/2013

Rusya Çerkeslerin kaderinde ya da kadersizliğinde baş sorumludur. Bu kadersizlikte Çerkeslerin kendilerinin de payı vardır. Yaşanan çağı ıskalamak gibi, dünya ile iletişim kurmamış olmak gibi, savaştıkları gücün büyüklüğünü anlayamamak gibi...

Ama Çerkeslerin vatansız, dilsiz, kültürsüz ve ufuksuz kalmasının baş sorumlusu Rusya’dır. Osmanlı, İngiliz, Fransız ve diğerleri ise tali sorumlulardır.

Biz Çerkes Halkı olarak Rusya’nın üç halini de çok iyi tanıdık:

1-   Çarlık Rusyası dönemi.

2-   Sosyalist Rusya dönemi.

3-   Federal Rusya dönemi (Putin dönemi).

 

Ancak, Çerkes Halkı her üç dönemde de birbirini aratmayan sürgünleri ve katliamları tanıdı.

Emperyalist politikaları olan Çarlık Rusyası’nın denize açılabileceği yegâne kapı Karadeniz’di. Rusya’nın Karadeniz’in batı yakasında hakimiyet kurabilmesinin imkanı yoktu. Onun için Ruslar Karadenizin doğu yakasına yüklendi. Ruslar yüzyıllar süren savaşların sonunda Çerkeslerin vatanını işgal ederken, Çerkesler vatansız kalıyor ve soykırıma uğruyorlardı.

1864'ten 1917'ye kadar geçen 53 yıllık süreçte zaten sayıca iyice azalmış olan Çerkeslerin bir varlık gösterebilmesi mümkün değildi. Vatan toprakları Ruslar ve Kazaklar tarafından parsel parsel paylaşıldı. Rusya işgal için inşa ettiği kalelerin çevresinde kentler oluşturmaya başladı.
1900'lü yıllarda Dünya Çerkesliğinin siyasi mücadele merkezi İstanbul olmuştur.

Çerkes Teavün Cemiyetinin gerek Osmanlı’da yaşayan, gerek anavatanda kalan soydaşlarımızla ilgili yaptığı tespitler ve çalışmalar son derece önemlidir. İlk Çerkes alfabelerinin hazırlanması, okullar açılması İstanbul’da planlanmış ve hayata geçirilmiştir. Anavatana öğretmenler gönderilmiş ve okullar açtırılmıştır.

İstanbul’da 1913’te kurulmuş olan Şimali Kafkas Cemiyeti Anavatanın bağımsızlığı için önemli çalışmalar yapmış, anavatanın bağımsızlığı için askeri harekat düzenlenmesinde önemli rol oynamıştır.

11 Mayıs 1918’de kurulan Bağımsız Cumhuriyetimizin, bağımsızlık ilanı da İstanbul’da yapılmıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nda son derece hırpalanmış ve yönetilemez durumda olan Rusya’da, Bolşevikler bir darbe ile yönetime el koydu ve sosyalizmi inşa edeceğini açıkladı.

Yakın zamana kadar Rusyanın sosyalist dönemini (sol gelenekten gelmem nedeniyle) halkımıza sağladığı kültürel imkanlar nedeniyle kutsamışımdır.

Ancak insan bilgi sahibi oldukça ve yapılan uygulamaları daha soğukkanlılıkla inceleyip anladıkça, kazın ayağının hiç de öyle olmadığını öğreniyor.

"Ulusların kendi kaderlerini tayin ilkesi" anlamında halklara kültürel ve idari haklar verildiğini sanıyorduk. Bolşeviklerin iktidara el koyduğu dönemde Rusya yönetimi altında, Rusça bilmeyen onlarca halk vardı. Bu halkları yanına alabilmek için Çarlık Rusyası’ndan daha farklı bir yöntem izledi bolşevikler. Halkları kendi dillerinde eğitmek ve rejime bağlı hale getirmek daha kolay olandı. Bu sayede ömründe bir arada üretim yapamamış onlarca halk kolhozlarda ve fabrikalarda çalıştırılarak sömürülebilmiştir.

Sosyalist Rusya döneminde de Çarlık Rusyasını ve Nazi Almanyasını aratmayacak uygulamalar yapılmıştır. Binlerce aydın ve vatansever nasyonalistlikle suçlanmış ve idam edilmiştir. Çeçenler, Balkarlar, Karaçaylar “Nazilerle işbirliği yaptıkları” gerekçesiyle toplu sürgüne tabi tutulmuşlardır. Oysa Naziler Çeçenistana ulaşamamışlardı. Çeçenler hiç temas etmedikleri Nazilerle nasıl işbirliği yapacaklardı?

Özgürlükten yoksun ve umudu olmayan insanlar kendilerini alkole verdiler ve sistem çürüyerek çöktü. Ayrıca yöneticilerin çaldıkları serveti mevcut sistem içinde saklayabilmeleri mümkün değildi. Bunun için yöneticiler sistemin dağılmasına müsade etti.

Çerkes Halkı her ne sebeple verilmiş olursa olsun, sosyalizm döneminde yapılan anadil eğitimine, yaratılan yazılı edebiyat, sanat ve kültür çalışmalarına çok şey borçludur.

Sosyalizmin çökmesiyle birlikte Rusya kısa süreli bir kargaşa yaşamıştır. Ama toparlanması için Rusyaya kolay bir zafer lazımdı. Bu da Çeçenistan oldu. İkiyüzbin Çeçen öldürüldü, ikiyüzbin Çeçen de sürgün yaşamı sürüyor. Rusya toparlanırken hızla federal yapıdan, üniter yapıya doğru gidiyor.

Sosyalist dönemde tüm halklara verilen haklar hızla geri alınmaya devam ediyor.

Bu dönemde anadil eğitiminin seçmeli derse çevrilmesi ve giderek tamamen kaldırılması gündeme gelmektedir. Federal cumhuriyetlerin tamamen kaldırılması gündemdedir. Federal Cumhuriyetlerin Suriye Savaşında Çerkeslerin anavatana aktarılması konusunda düştükleri aciz durum içler acısıdır. Kaberdey’de Rus İstihbarat örgütü FSB'nin yönlendirilmesiyle hergün cinayetler işlenmekte ama hiç kimse birşey yapamamaktadır.

Yani Rusya’nın her üç hali de (Çarlık dönemi,sosyalizm ve fedrasyon  dönemi) Çerkeslere kan,gözyaşı ve acıdan başka birşey vermemiştir.

Şimdi bazı arkadaşlar diyorlar ki; bakın burada flarmoni binası var, tiyatro binası var, araştırma enstitüleri var, yazarlar birliği var, Türkiye’deki muhtarın yetkisi kadar yetkisi olmayan federal cumhuriyetler var bunlarla yetinelim, daha ne istiyorsunuz diyorlar.

2011 yılında anavatanımızı ziyaret ettiğimde bunlardan ben de çok etkilenmiştim. Maykop’tan Nalçik'e gittiğimizde, Türkiye’den anavatanımıza yerleşmiş, fikirlerine çok değer verdiğim bir arkadaşıma etkilenmemi anlattım. "Sen ne diyorsun abi, burası bizim anavatnımız, çok daha fazlasına layığız. Rusların verdiği sadakayla yetinelim mi demek istiyorsun?" dedi. Bu cümle yüzüme bir tokat gibi patladı ve beni kendime getirdi.

Evet bizler asla Rusyanın verdiği sadakayla yetinmeyeceğiz !

Kaldı ki Rusya verdiği sadakayı da geri alma yönünde ciddi çalışmalar yapmaktadır.

Anavatanımız KAFKASYADIR !

Ve hedefimiz onun BAĞIMSIZLIĞI için SİYASİ MÜCADELE yürütmektir.

Mücadelemizin hedefinde anavatanımız vardır.

Ancak bu siyasi mücadelenin yürütülebileceği yer TÜRKİYE'dir.

ÇHİ ve onun paydaş olduğu kurumlara saldıranlar, çok yakında ÇHİ'nin eteğine tutunabilmenin telaşına düşeceklerdir.

ÇHİ ve DÇDK Türkiye’nin Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu ile görüşüp, Türkiye’yi Suriye Çerkesleri lehine garantör haline getirmiştir. Türkiye Suriye Çerkesleri ile ilgili kamp oluşturarak Çerkes kimliğini tescil etmiştir.
DÇB'de Suriye Çerkesleri ile ilgili Nalçikte forum düzenliyor. Güçleri varsa, onlar da Rusya Dışişleribakanı ile görüşüp, Rusyayı Suriye Çerkesleri lehine garantör haline getirsinler. O zaman ellerinden öpmeye hazırız.

İş yapma konusunda son derece yavaş olanların, laf cambazlığı ve karalama konusundaki hızına yetişmek mümkün değildir. Birilerinin laf salatası yapma özgürlüğü tabii ki vardır.

Ama biz iş yapacağız !

Hedefimiz anavatanımızın BAĞIMSIZLIĞIDIR !

Birileri Rusyanın sadakalarına şükredebilir.

Onların varlığıysa bizi hiç bağlamaz.

Biz doğru bildiğimiz yolda ilerlemeye devam edeceğiz...

 



3208 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi