• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam190
Toplam Ziyaret680032
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.83746.8648
Euro7.68057.7113
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Çerkes Solu Var mıdır?
14/07/2017

Sevgili okuyucularım,

Bu yazımızda öyle derinlemesine sol analizler okumayacaksınız. 60'lı yıllardan başlayan Türkiye solunun yükselişi, bitişi ve bunun için de Çerkes ve Kürtlerin pozisyonları üzerine karşılaştırmalar göreceksiniz. 

1961 Anayasası T.C.'nin bugüne kadar gerçekleştirebildiği en özgürlükçü anayasadır. Ancak, bu tespiti yapmak 27 Mayıs 1960 askeri darbesini desteklediğim anlamına gelmez. Kuvvetler ayrılığı ilkesini ilk defa Türkiye'ye getiren, fikir ve örgütlenme özgürlüğünü savunan 1961 Anayasası, hep sağ iktidarlar tarafından uygulanmış ve yakınmalara neden olmuştur.

1961 yılında 12 işçi lideri tarafından kurulmuş olan T.İ.P. (Türkiye İşçi Partisi)'in kurucularından biri de soydaşımız Rıza Kuas'tı. Lastik İş Sendikası Başkanı olan ve iki dönem T.İ.P.'ten milletvekili seçilmiş olan Rıza Kuas'ın bu dönemde mecliste veya siyasi yaşamında Çerkesler lehine kurduğu tek bir cümleye rastlayamadık.

1960'lı yılların en önemli başlıca gençlik örgütlenmeleri şunlardı, FKF (Fikir Klüpleri Federasyonu)'nin isim değiştirmesi ile oluşturulmuş olan DEV-GENÇ'in zamanla DHKP-C'ye dönüşmesinin liderliğini Mahir Çayan yapıyordu. Yine aynı yıllarda Deniz Gezmiş'in önderliğini yaptığı THKO(Türk Halk Kurtuluş Ordusu), önderliğini İbrahim Kaypakkaya'nın yaptığı TİKKO örgütüdür. 1960'lı yıllardan günümüze kadar gelen Türkiye solunun ve Kürt solunun hikayesi bu örgütlerin içinden geçer. Türkiye ve Kürt solunun tarihi bu örgütler arasındaki bölünmeler ve birbirleriyle kavgaların tarihidir adeta.

1965 yılında illegal olarak T-KDP (Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi) kuruldu ve örgütlenmeye başladı. 1969 yılında ilk legal Kürt örgütlenmesi DDKO (Devrimci Doğu Kültür Ocakları) kuruldu. Üniversitelerde okuyan Kürt gençleri kendilerine devrimci, sosyalist, marksist deseler de onlar aslında Kürt milliyetçileriydi. 12 Mart 1971 askeri darbesiyle yöneticileri tutuklanıp hapse atılmıştı. Bu örgütün devamı 1970'li yıllarda DDKD (Devrimci Demokratik Kültür Derneği) olarak devam etti. 1978 yılında DDKD Diyarbakır belediye başkanlığını Mehdi Zana ile kazanmıştır. DDKD'nin içinden Kawa isimli bir örgüt çıkmış o da bölünerek Denge Kawa isimli yeni bir örgüt daha ortaya çıkmıştır. 1970 yılında yapılan 4. T.İ.P kongresinde T.İ.P içerisindeki Kürtlerin ve DDKO mensuplarının talepleri doğrultusunda "Türkiye'nin doğusunda ve Güney doğusunda Kürtlerin yaşadığı ve Faşist yönetimler tarafından üzerlerinde baskı ve asimilasyon politikaları uygulandığı" karar altına alınmıştır. Bu karar 12 Mart 1971 Askeri Cuntasının T.İ.P'i kapatmasına ve yöneticilerini hapisle cezalandırmasına neden olmuştur.

1968 gençliğinin en önemli örgütleri olan Dev-Genç ve THKO Kemalizmin etkisi altındadır. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Atatürk'e öykünen Samsun'dan Ankara'ya 19 Mayıs yürüyüşü bunun en açık örneğidir. FKF genel kurulunda İbrahim Kaypakkaya'nın yaptığı bir konuşmada "Kürtler ayrı bir ulustur ve ayrı örgütlenme hakları vardır" demesi üzerine adeta linç edilircesine kongreden kovulması Türkiye solunun şoven yüzünün göstergelerinden biridir. 

12 Mart 1971 Askeri Cuntasının araya girmesi Türk ve Kürt solunun ayrışmasını ertelemiştir. 1971 askeri cuntası sol kesimler için bir kıyım olmuştur. Mahir Çayan ve arkadaşları Kızıldere’de katledilirken, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan da idam ediliyordu.

Darağacındaki 3 fidandan biri olan ve THKO'nun önderlerinden olan Yusuf Aslan Yozgatlı bir Çerkesti. Ama biz Yusuf Aslan'dan da Çerkesler için kurulmuş ne bir tek cümle, ne de bir yazı bulamadık bugüne kadar.

1974 Ecevit affıyla birlikte cezaevinden çıkan sol ve devrimci kesimler çalışmalarına kaldıkları yerden devam etmeye başladılar. 1980 öncesinde Türkiye'deki sol, Türk ve Kürt fraksiyonlarının sayısı 49'a ulaşmıştı. Bu fraksiyonların tamamında Çerkes gençleri de bulunuyordu. Ancak bu fraksiyonlar içerisinde yer alan Çerkes gençleri bulundukları siyasi hareketlere Çerkeslerle ilgili tek bir cümle kurduramamışlardır. Türkiye'deki sol örgütler içerisindeki Kürt'lerin Türk sol örgütlenmesinin Kürt versiyonunu oluşturmasına "Rızgari" Kürt örgütü ilginç bir örnektir. Rızgari Kürtçe kurtuluş demektir. Dev-Genç'ten ayrılan, başını Kemal Kacaroğlu'nun çektiği " Kurtuluş Sosyalist Dergi" etrafında örgütlenmiş bir sol hareketti kurtuluşçular. Bu kurtuluş hareketi içerisinde yer alan Kürt gençleri, Türk sol örgütünün Kürt versiyonu olan Rızgari'yi kurdular.  Rızgari de daha sonra bölünerek içinden "Ala Rızgari" (Kurtuluş Bayrağı) örgütünü çıkardı. Yine o yıllarda "Tekoşin" isimli bir Kürt örgütü daha sahneye çıkmıştı.  Tekoşin de Kawa'dan ayrılan bir gruptu. 

1975 yılında  Ankara'da kurulan ADYÖD (Ankara Demokratik Yüksek Öğrenim Derneği) içerisinde faaliyet gösteren Abdullah Öcalan ve arkadaşları Diyarbakır Lice'de PKK-Partiye Karkeran Kürdistan (Kürdistan İşçi Partisi)'ni kurdular. Mahir Çayan'ın PASS(Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisini)'ı Kürdistan coğrafyasında uygulayarak kısa sürede dikkat çektiler. Bölgede kendilerine rakip olabilecek tüm Kürt ve Türk örgütlerini ortadan kaldırdılar. 1980 Askeri darbesinde Kürt ve Türk solunun önder kadroları yakalanıp hapse düşerken PKK'nın önder kadroları yurtdışına kaçmayı başardılar. 12 Eylül Askeri döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde Kürtlere uygulanan olağanüstü işkenceler PKK'yı büyüttü ve bugün Kürt coğrafyasının tek hakimi haline getirdi. Türkiye'nin neredeyse 50 yıllık tarihinde ortaya çıkmış olan Kürt solu kendisine Marksist, Sosyalist, Devrimci dese de aslında Kürt Milliyetçisidir. Bunun böyle olması da son derece doğaldır. Kürtler ve kendini farklı hisseden tüm etnisiteler sadece sol kesimlerde kendilerine hayat hakkı bulabildikleri için böyle olmak zorundaydılar. Tüm Kürt sol örgütleri mücadelelerinin merkezine Kürt meselesini ve Kürdistanı koymuşlardır.

Bugün bölünme paranoyasına kapılmış olan Türk solunun çok önemli bir bölümü şovenleşmiş, gericileşmiş ve sol olma niteliğini yitirmiştir. Geriye kalan Türkiye solu ise bugün Kürt solunun gölgesinde siyaset yapabilmektedir. 

Kürt sol örgütleri mücadelelerinin merkezine Kürt meselesinin ve Kürdistanı koymuşlardır. Merkezine Çerkes meselesini ve Çerkesyayı koymuş bir sol Çerkes örgütlenmesi bugüne kadar ortaya çıkmamıştır. Bunun için bugün Çerkes solu vardır diyemeyiz. Kendisine solcuyum, sosyalistim diyen Çerkesler vardır diyebiliriz.

1980 yılında yayınına başladığımız "Nıbceğu Kültürel Dergi" çevresinde ayrı bir Çerkes örgütlenmesi yaratmanın adımlarını atmak istiyorduk. Ancak araya giren 12 Eylül askeri cuntası bu düşüncemizi hayata geçirmemizi engellemiştir. 

2011 yılında başlatılmış olan ÇHİ (Çerkes Hakları İnisiyatifi) süreci bağımsız Çerkes siyasetinin ortaya çıkarılması için atılmış önemli bir adımdır. ÇHİ salt sol bir hareket değildir. Çerkeslerin ulusal muhalif hareketidir. İçerisinde solcuların da, Çerkes milliyetçilerinin de, mütedeyyin kesimlerin de, Liberallerin de kendilerini özgürce ifade edebildiği bir cephe örgütlenmesinin nüvesidir. ÇHİ, Çerkes Halkının direniş cephesinin mevzileri olan kurumlarını oluşturmuş ve o mevzileri tahkim etme mücadelesini vermektedir.

ÇHİ Çerkes meselesinde samimiyet dilini konuşan herkesi bağımsız Çerkes kurumları içerisinde örgütlenmeye davet etmektedir.


2675 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TİMRAŞ POMAK DEVLETİ VE KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ÜZERİNE - 20/06/2020
Rusya ve Rusya borazanlarına inat 11 Mayıs 1918 özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.
İKİNCİ SÜRGÜN :BALKAN ÇERKES ETNİK TEMİZLİĞİ - 07/06/2020
13 Temmuz tarihinin, Çerkeslerin ikinci sürgünün yıldönümü olarak tarih hafızamızda yerini alması gerekmektedir.
SİLİNEN TARİH HAFIZAMIZ: 11 MAYIS 1918 - 11/05/2020
Rusya’nın devlet aklı unutmuyor. Ama Çerkes Halkı olarak biz de 11 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz bağımsızlık idealini hayata geçirecek irade ve güce sahibiz. Biz de unutmuyoruz.
İSMET İNÖNÜ ANKARA’YA “SERSERİLER “ DEMİŞTİ. - 22/04/2020
İsmet İnönü 9 Nisan 1920 tarihinde Ankara’ya geçmek zorunda kaldı. Batı cephesi komutanı oldu. On ay içerisinde Çerkes Ethem’i tasfiye etti.
ALDIRMA GÖNÜL, ALDIRMA - 06/04/2020
Bu linç iklimini alt edebilmemizin yolu, hoş görülü olabilmekten, farklı olanı anlamaya çalışmaktan geçiyor.
ÇERKES-FED ÖNDERLİK EDİYOR - 30/03/2020
Tüm bu tepkileri gösteren Çerkes-Fed yönetimi 19 Mart 2020 tarihinde genişletilmiş olağanüstü toplantı yaparak Rusya’da yapılacak anayasa değişikliğine yönelik bir eylem planı hazırladı.
RUSYA ÜNİTERLEŞİRSE, BİZ MUTLU OLUR MUYUZ? - 15/03/2020
Türkiye Çerkesleri, kökleri Rusya’da bulunan diğer Türki halklarla birlikte büyük bir tepki ve protesto kampanyası başlatmalıdır.
MİRALAY BEKİR SAMİ GÜNSAV ve BİR HAYAL KIRIKLIĞI - 09/03/2020
Miralay Bekir Sami'nin Müdafayi Milliye Vekili Köprülü Kazım Paşa’ya 11 Ağustosta yazdığı, kurtuluş savaşına katılmasını sağlayıp, şehit olan Çerkeslerin yakınlarının bu sürgünden muaf tutulmasını rica eden mektubu dışında bir karşı çıkış olmamıştır.
STRATEJİK ATAK: TBMM'YE ÇERKES SOYKIRIMININ TAŞINMASI - 02/03/2020
Bu metni TBMM'ye verilmiş herhangi bir dilekçe olmaktan çıkarıp, Çerkes soykırımın tanındığı bir yasa haline getirmek için hepimize çok görev ve sorumluluk düşmektedir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi