• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi18
Bugün Toplam237
Toplam Ziyaret628345
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76855.7917
Euro6.44586.4716
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Hayatlara Değil, Silahlara ve Acılara Veda Edelim
29/10/2011
Türkiye'de olanlar tıpkı "Yalan Rüzgarı" dizisi gibi; herşey iki yüzlü.
Herşey gerçeklerin üzerini örtmek için dizayn edilmiş gibi.
Gerçekler konuşulamıyor.
Sanatçı Haluk Bilginer'in Zeki Müren üzerinden ifadelendirdiği gibi "Herkes gerçekleri bilir ama söylemez".
Söyleyeni de dokuz köyden kovar, anasından doğduğuna pişman ederler.
Televizyonlara, gazetelere bakıyorum, içim bulanıyor; söylenen yalanlar karşısında istifra edesim geliyor.
Yüzlerce insan öldü Van depreminde, binlercesi de yaralandı.
Evsiz, barksız, işsiz, anasız, babasız kaldı insanlar bu soğuk kış günlerinde.
Herkes "Nasıl da yardım ettik" övünmesinde.
Herkes arama kurtarma ekiplerinin başarısından bahsediyor.
Kurtarılma hikayeleri ve mucizelerle insanlara masallar anlatılıyor, oyalanıyor.
Hiç kimse "Bu insanlar neden öldü?" diye sormuyor.
Sorumluların kimliğini sorgulamıyor.
Koskoca Marmara Bölgesi depreminde bir tek Veli Göçer hapse atıldı.
O da cezaevinden bu yıl çıktı.
Marmara depreminde ölen 17 bin kişinin katili deprem miydi; yoksa bu çürük binaların yapılmasına izin veren ve göz yuman devlet mi?
Üzerinden 12 yıl geçmiş olmasına rağmen depremle ilgili hiç birşeyin yapılmamış olması insanı kahrediyor.
1999 yılında konan özel iletişim vergisi (deprem vergisi) ile toplanan para 50 milyar TL'dır (Eski parayla 50 katrilyon TL). Bu paranın ne yapıldığı sorusuna Maliye Bakanı "Hiçbirşey yapılmadı" diye cevap verebiliyor. Eğer bu kafayla gidilirse, yeni depremlerde yine yüzlerce, binlerce insanımızın hayata veda edeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

***

Şehit cenazeleri geliyor hergün doğudan; bayrağa sarılmış genç ve yoksul insanlara ait cenazeler.
Televizyonlar, gazeteler insan hikayeleri anlatıyor: "Nişanlanacaktı, eşi hamileydi, yeni evlenmişti, terhisine beş gün kalmıştı."
Bunlar insanların kalbini soğutmuyor, ateş düştüğü yeri yakıyor.
Hiç kimse "Bu insanların ölmesinin ardında yatan asıl neden nedir?" diye sorgulamıyor.
"Terörün ve terör örgütünün kökü kazınmadan, silahlar susmadan hiçbirşey konuşulamaz" deniliyor sadece.
Ve bu arada insanlar ölmeye, ocaklar sönmeye devam ediyor.
Silah tüccarları karanlık köşelerinde zevk içerisinde ellerini ovuşturuyor.
Halbuki seçimden önceki iki yılda tek bir askerin ya da polisin burnu kanamadı.
Peki bu nasıl oldu?
Çünkü, bu dönemde terör örgütü diye bahsedilen PKK ile görüşülüyor, konuşuluyor, müzakere yapılıyor, protokoller imzalanıyordu.
Çünkü, konuşma iklimi oluşturulduğu zaman, silahların konuşmasına gerek kalmıyor, barışın dili egemen oluyor, insanlar ölmüyor, hayatlar kararmıyordu.
Ancak barış ikliminden rahatsız olanlar, çıkarları zedelenenler süreci sabote etmeyi başardı ve şimdi insanlar ölmeye devam ediyor.

***
Ben buradan Çerkesler adına seslenmek istiyorum:
Gelin bu kanlı oyuna bir son verelim!
Gelin silah tüccarlarının daha fazla kazanmasına müsade etmeyelim!
Gelin barışı hakim kılalım!

Ve buradan hükümet yetkililerine de seslenmek istiyorum:
Cumhuriyet tarihi boyunca Çerkesler Türkiye Cumhuriyetine karşı hiçbir silahlı eylemin içinde olmadılar.
Ancak son dönemlerde demokratik yollardan, yükselen bir şekilde hak talepleri var.
Dilleri, kültürleri yok olmasın diye devletten pozitif ayrımcılık istiyorlar.
Bu sese kulak verilip uzattığımız eli sıkılsın.
Toplumsal haklarımız teslim edilsin.
Sonra da silahlı mücadele edenlere dönülsün ve "Bakın biz demokratik yollardan hak arayanlara haklarını teslim ediyoruz" denilsin.
Bu daha inandırıcı olmaz mı?
Çerkesler barışa giden yolun, demokratik Türkiye'nin katalizörü olmaya hazır.
Bundan devlet de, toplum da karlı çıkar.
Aksi halde kimse geri adım atmayacak, Kürtler ve Çerkeslerin de dahil olduğu tüm ezilen ve yok sayılan unsurların hak talebi mücadeleleri "kendi bildikleri usullerle" devam edecektir.
Taa ki hayatlara değil, silahlara ve acılara veda edilen bir Türkiye kurulana kadar!



1980 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NEDEN "GELECEK PARTİSİ" KURUCU ÜYESİ OLDUM? - 15/12/2019
Bir heyet halinde Davutoğlu ile yapılan görüşmede eğer fırsat doğarsa Çerkes Televizyonu, Anadil Eğitimi ve Çerkes Kültür Merkezlerinin mutlaka yerine getirileceğinin sözünü aldık.
KAFFED, ESKİ HAMAM, ESKİ TAS… - 25/11/2019
Türkiye'de faaliyet gösteren Çerkeslere ve Kuzey Kafkasyalılara ait 170 civarında kurum var. 53 derneği ile Kaffed bunun % 30'unu temsil ediyor.
ÇERKES DAVASI, RUSYA ve RUSYA VESAYETİ ALTINA GİRENLERİN AYAK OYUNLARINA FEDA EDİLEMEZ! - 13/11/2019
Abhazya'nın ve Abhazya adına konuşanların Rusya'nın vesayeti altında olduklarını düşünemeyenlerle bizim de yürüyecek yolumuz olamaz zaten.
"KAFFED DEĞİŞİM HAREKETİ" ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 04/11/2019
Kaffed bunun gibi onlarca Çerkeslerin aşağılandığı ve hak ihlaline uğradığı bir çok olayda ses çıkarmamış ve meseleleri ört bas etmeyi tercih etmiştir .
YANLIŞ TEŞHİSLE, DOĞRU TEDAVİ YAPILAMAZ - 28/10/2019
Yüz yıldan bu yana ortaya koyulan tekçi politikalarla toplum hasta edildi. Doğru olan, çoğulcu politikalarla toplumu barışa ve refaha kavuşturup tedavi etmektir.
SEÇİMSİZ ZAMANDA SİYASET ÜRETMEK - 29/09/2019
ÇDP bu seçimsiz döneme dair eğitim, kadro ve örgütlenme çalışmalarına yönelik programını açıklamalı ve halkımızı bu programa dahil etmenin yollarını bulmalıdır.
ZAZA PARTİSİ, DEZA-PAR ÜZERİNE DÜŞÜNCELER - 16/09/2019
"Adğeğer cifiğer eri- Çerkeslik insanlıktır" diyen Çerkes halkının çocukları, Türkiye'ye İnsanlık vadeden diğer halklarla buluşmalı ve güç birliği yapmalıdır.
‘TEYZEMİZ İTİBARLI VE NÜFUZLU BİRİYDİ HERHALDE?’ - 01/09/2019
Cumartesi Annelerine, Galatasaray meydanını çok gören, onlara gaz, cop ve tazyikli su ile her türlü eziyeti reva gören bugünün nüfuz ve iktidar sahiplerini de Kenan Evren'in akıbeti gibi bir son bekliyor.
HASAN SEYMEN VE ÇERKESLERE SİYASET DERSLERİ - 20/08/2019
Ancak ÇDP yönetimi kadrolarının da, kendilerini bir Çerkes Derneğinden farklı konumlandırarak, Çerkes Halkıyla birlikte, Tüm Türkiye Halklarını kucaklayacak bir enerji ve fikri açılım ortaya koymaları gerekmektedir..
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi