• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam108
Toplam Ziyaret726209
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.37837.4079
Euro8.94878.9845
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Hayatlara Değil, Silahlara ve Acılara Veda Edelim
29/10/2011
Türkiye'de olanlar tıpkı "Yalan Rüzgarı" dizisi gibi; herşey iki yüzlü.
Herşey gerçeklerin üzerini örtmek için dizayn edilmiş gibi.
Gerçekler konuşulamıyor.
Sanatçı Haluk Bilginer'in Zeki Müren üzerinden ifadelendirdiği gibi "Herkes gerçekleri bilir ama söylemez".
Söyleyeni de dokuz köyden kovar, anasından doğduğuna pişman ederler.
Televizyonlara, gazetelere bakıyorum, içim bulanıyor; söylenen yalanlar karşısında istifra edesim geliyor.
Yüzlerce insan öldü Van depreminde, binlercesi de yaralandı.
Evsiz, barksız, işsiz, anasız, babasız kaldı insanlar bu soğuk kış günlerinde.
Herkes "Nasıl da yardım ettik" övünmesinde.
Herkes arama kurtarma ekiplerinin başarısından bahsediyor.
Kurtarılma hikayeleri ve mucizelerle insanlara masallar anlatılıyor, oyalanıyor.
Hiç kimse "Bu insanlar neden öldü?" diye sormuyor.
Sorumluların kimliğini sorgulamıyor.
Koskoca Marmara Bölgesi depreminde bir tek Veli Göçer hapse atıldı.
O da cezaevinden bu yıl çıktı.
Marmara depreminde ölen 17 bin kişinin katili deprem miydi; yoksa bu çürük binaların yapılmasına izin veren ve göz yuman devlet mi?
Üzerinden 12 yıl geçmiş olmasına rağmen depremle ilgili hiç birşeyin yapılmamış olması insanı kahrediyor.
1999 yılında konan özel iletişim vergisi (deprem vergisi) ile toplanan para 50 milyar TL'dır (Eski parayla 50 katrilyon TL). Bu paranın ne yapıldığı sorusuna Maliye Bakanı "Hiçbirşey yapılmadı" diye cevap verebiliyor. Eğer bu kafayla gidilirse, yeni depremlerde yine yüzlerce, binlerce insanımızın hayata veda edeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

***

Şehit cenazeleri geliyor hergün doğudan; bayrağa sarılmış genç ve yoksul insanlara ait cenazeler.
Televizyonlar, gazeteler insan hikayeleri anlatıyor: "Nişanlanacaktı, eşi hamileydi, yeni evlenmişti, terhisine beş gün kalmıştı."
Bunlar insanların kalbini soğutmuyor, ateş düştüğü yeri yakıyor.
Hiç kimse "Bu insanların ölmesinin ardında yatan asıl neden nedir?" diye sorgulamıyor.
"Terörün ve terör örgütünün kökü kazınmadan, silahlar susmadan hiçbirşey konuşulamaz" deniliyor sadece.
Ve bu arada insanlar ölmeye, ocaklar sönmeye devam ediyor.
Silah tüccarları karanlık köşelerinde zevk içerisinde ellerini ovuşturuyor.
Halbuki seçimden önceki iki yılda tek bir askerin ya da polisin burnu kanamadı.
Peki bu nasıl oldu?
Çünkü, bu dönemde terör örgütü diye bahsedilen PKK ile görüşülüyor, konuşuluyor, müzakere yapılıyor, protokoller imzalanıyordu.
Çünkü, konuşma iklimi oluşturulduğu zaman, silahların konuşmasına gerek kalmıyor, barışın dili egemen oluyor, insanlar ölmüyor, hayatlar kararmıyordu.
Ancak barış ikliminden rahatsız olanlar, çıkarları zedelenenler süreci sabote etmeyi başardı ve şimdi insanlar ölmeye devam ediyor.

***
Ben buradan Çerkesler adına seslenmek istiyorum:
Gelin bu kanlı oyuna bir son verelim!
Gelin silah tüccarlarının daha fazla kazanmasına müsade etmeyelim!
Gelin barışı hakim kılalım!

Ve buradan hükümet yetkililerine de seslenmek istiyorum:
Cumhuriyet tarihi boyunca Çerkesler Türkiye Cumhuriyetine karşı hiçbir silahlı eylemin içinde olmadılar.
Ancak son dönemlerde demokratik yollardan, yükselen bir şekilde hak talepleri var.
Dilleri, kültürleri yok olmasın diye devletten pozitif ayrımcılık istiyorlar.
Bu sese kulak verilip uzattığımız eli sıkılsın.
Toplumsal haklarımız teslim edilsin.
Sonra da silahlı mücadele edenlere dönülsün ve "Bakın biz demokratik yollardan hak arayanlara haklarını teslim ediyoruz" denilsin.
Bu daha inandırıcı olmaz mı?
Çerkesler barışa giden yolun, demokratik Türkiye'nin katalizörü olmaya hazır.
Bundan devlet de, toplum da karlı çıkar.
Aksi halde kimse geri adım atmayacak, Kürtler ve Çerkeslerin de dahil olduğu tüm ezilen ve yok sayılan unsurların hak talebi mücadeleleri "kendi bildikleri usullerle" devam edecektir.
Taa ki hayatlara değil, silahlara ve acılara veda edilen bir Türkiye kurulana kadar!



2110 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİH, NEDEN “ETHEM’İN İHANETİYLE” BESLENMEK ZORUNDA? - 16/01/2021
Türkiye Cumhuriyeti’nde meşruiyet arayan her yazar, çizer, şair, tarihçi, düşünür geçinen herkes Kemalist ideolojiye hizmet için mutlaka hain Çerkes Ethem yalanına sarılır.
İNÖNÜ ZAFERİ BİR YALAN MIDIR? - 10/01/2021
Refet Paşa İnönü Zaferi için pek inançlı görünmüyor. Bu açık. Bir başka Kurtuluş Savaşı Komutanı da çok dikkatli fakat çok anlamlı ifadeler kullanıyor.
MUSTAFA KEMAL ÇANAKKALE KAHRAMANI OLABİLİR Mİ? - 27/12/2020
Mustafa Kemal’in Çanakkale Destanı’nı yazdığını düşünür herkes. Oysa Çanakkale bir deniz savaşıdır ve orada Mustafa Kemal hiç yoktur. Kara savaşları Gelibolu Yarımadası’nda geçmektedir. Gallipoli Savaşı olarak bilinir bütün dünyada.
ÇERKEZLİK GAYRETİNİ KİMLER UYANDIRDI? - 23/12/2020
Samimiyetle söyleyeyim ki verecek cevap bulamadım. Şaşırdım. İşte bu halet-i ruhiye içinde olan bana, ÇERKEZ ETHEM denildi.
DİASPORA ÇERKES EDEBİYATI NASIL YARATILIR? - 06/12/2020
Son dönemde Türkçe yazan Çerkes yazarların bir hayli artmış olması umut vericidir. Ama onlar Türkçe yazan yazarlardır. Bizim varlığımızı geleceğe taşıyacak olan yazarlar Çerkesce yazanlar olacaktır.
TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi