• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://plus.google.com/u/0/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam48
Toplam Ziyaret591029
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.84775.8712
Euro6.55036.5766
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Hayatlara Değil, Silahlara ve Acılara Veda Edelim
29/10/2011
Türkiye'de olanlar tıpkı "Yalan Rüzgarı" dizisi gibi; herşey iki yüzlü.
Herşey gerçeklerin üzerini örtmek için dizayn edilmiş gibi.
Gerçekler konuşulamıyor.
Sanatçı Haluk Bilginer'in Zeki Müren üzerinden ifadelendirdiği gibi "Herkes gerçekleri bilir ama söylemez".
Söyleyeni de dokuz köyden kovar, anasından doğduğuna pişman ederler.
Televizyonlara, gazetelere bakıyorum, içim bulanıyor; söylenen yalanlar karşısında istifra edesim geliyor.
Yüzlerce insan öldü Van depreminde, binlercesi de yaralandı.
Evsiz, barksız, işsiz, anasız, babasız kaldı insanlar bu soğuk kış günlerinde.
Herkes "Nasıl da yardım ettik" övünmesinde.
Herkes arama kurtarma ekiplerinin başarısından bahsediyor.
Kurtarılma hikayeleri ve mucizelerle insanlara masallar anlatılıyor, oyalanıyor.
Hiç kimse "Bu insanlar neden öldü?" diye sormuyor.
Sorumluların kimliğini sorgulamıyor.
Koskoca Marmara Bölgesi depreminde bir tek Veli Göçer hapse atıldı.
O da cezaevinden bu yıl çıktı.
Marmara depreminde ölen 17 bin kişinin katili deprem miydi; yoksa bu çürük binaların yapılmasına izin veren ve göz yuman devlet mi?
Üzerinden 12 yıl geçmiş olmasına rağmen depremle ilgili hiç birşeyin yapılmamış olması insanı kahrediyor.
1999 yılında konan özel iletişim vergisi (deprem vergisi) ile toplanan para 50 milyar TL'dır (Eski parayla 50 katrilyon TL). Bu paranın ne yapıldığı sorusuna Maliye Bakanı "Hiçbirşey yapılmadı" diye cevap verebiliyor. Eğer bu kafayla gidilirse, yeni depremlerde yine yüzlerce, binlerce insanımızın hayata veda edeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

***

Şehit cenazeleri geliyor hergün doğudan; bayrağa sarılmış genç ve yoksul insanlara ait cenazeler.
Televizyonlar, gazeteler insan hikayeleri anlatıyor: "Nişanlanacaktı, eşi hamileydi, yeni evlenmişti, terhisine beş gün kalmıştı."
Bunlar insanların kalbini soğutmuyor, ateş düştüğü yeri yakıyor.
Hiç kimse "Bu insanların ölmesinin ardında yatan asıl neden nedir?" diye sorgulamıyor.
"Terörün ve terör örgütünün kökü kazınmadan, silahlar susmadan hiçbirşey konuşulamaz" deniliyor sadece.
Ve bu arada insanlar ölmeye, ocaklar sönmeye devam ediyor.
Silah tüccarları karanlık köşelerinde zevk içerisinde ellerini ovuşturuyor.
Halbuki seçimden önceki iki yılda tek bir askerin ya da polisin burnu kanamadı.
Peki bu nasıl oldu?
Çünkü, bu dönemde terör örgütü diye bahsedilen PKK ile görüşülüyor, konuşuluyor, müzakere yapılıyor, protokoller imzalanıyordu.
Çünkü, konuşma iklimi oluşturulduğu zaman, silahların konuşmasına gerek kalmıyor, barışın dili egemen oluyor, insanlar ölmüyor, hayatlar kararmıyordu.
Ancak barış ikliminden rahatsız olanlar, çıkarları zedelenenler süreci sabote etmeyi başardı ve şimdi insanlar ölmeye devam ediyor.

***
Ben buradan Çerkesler adına seslenmek istiyorum:
Gelin bu kanlı oyuna bir son verelim!
Gelin silah tüccarlarının daha fazla kazanmasına müsade etmeyelim!
Gelin barışı hakim kılalım!

Ve buradan hükümet yetkililerine de seslenmek istiyorum:
Cumhuriyet tarihi boyunca Çerkesler Türkiye Cumhuriyetine karşı hiçbir silahlı eylemin içinde olmadılar.
Ancak son dönemlerde demokratik yollardan, yükselen bir şekilde hak talepleri var.
Dilleri, kültürleri yok olmasın diye devletten pozitif ayrımcılık istiyorlar.
Bu sese kulak verilip uzattığımız eli sıkılsın.
Toplumsal haklarımız teslim edilsin.
Sonra da silahlı mücadele edenlere dönülsün ve "Bakın biz demokratik yollardan hak arayanlara haklarını teslim ediyoruz" denilsin.
Bu daha inandırıcı olmaz mı?
Çerkesler barışa giden yolun, demokratik Türkiye'nin katalizörü olmaya hazır.
Bundan devlet de, toplum da karlı çıkar.
Aksi halde kimse geri adım atmayacak, Kürtler ve Çerkeslerin de dahil olduğu tüm ezilen ve yok sayılan unsurların hak talebi mücadeleleri "kendi bildikleri usullerle" devam edecektir.
Taa ki hayatlara değil, silahlara ve acılara veda edilen bir Türkiye kurulana kadar!



Paylaş | | Yorum Yaz
1957 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

“TESPİT” İLE “İTHAM” ARASINDAKİ FARK? - 03/06/2019
Eleştirinin, hele toplumsal eleştirinin çok değerli olduğuna inanırım.
SOYKIRIMCIDAN KORKANLAR, İNKARA YÖNELİRLER! - 27/05/2019
Soykırımcıdan korkarsanız, bir müddet sonra onun söylediklerini söylemeye başlar ve soykırım inkârcısı olursunuz.
Xabze ve Xase İle Bir Yere Varılır mı? - 17/04/2019
Çerkes halkının varlığını geleceğe taşıyacak olan xase, çelik bir irade ve yaptırım gücü olan siyasi partidir! Çerkeslerin tarihlerinde kurdukları ilk ve tek siyasi partiyi ise sizler biliyorsunuz…
Seçimlerden Türkiye'ye ve Çerkeslere Kalan… - 07/04/2019
Yani, Çerkes halkının siyasallaşması mücadelesinde önemli bir basamak teşkil eden 31 Mart yerel seçimlerinde iftihar listesine geçenler de, sınıfta kalanlar da var. Hepsi artık tarihin hafızasına emanet ve günü gelince tarih değerlendirecektir.
İktidar Partisinin Çerkes Açılımı Üzerine - 04/03/2019
Şimdi de 31 Mart yerel seçimlerinde Çerkeslerin eline çok önemli bir fırsat geçmiştir.
Çerkes Halkının Siyasi Aklı ÇDP'dir - 11/02/2019
Çerkes halkının hayırlı ve fedakâr evlatları, varlıklarını geleceğe taşımak için Çoğulcu Demokrasi Partisi’nin fiziksel, maddi ve ideolojik anlamda içini mutlaka dolduracaklardır.
Çerkes Diaspora Tarihinin Fenomeni ÇDP'dir - 15/01/2019
31 Mart 2019 yerel seçimlerinde ÇDP ve Çerkes halkı bir kez daha çok önemli bir sınava hazırlanıyor. 31 Martta bir kez daha “bu ülkede Çerkeslerde yaşıyor! Onları görmek ve tanımak zorundasınız" diyecekler.
2018, Çerkes Diaspora Örgütlenmesinin 110. Yılıdır - 31/12/2018
1908 yılında yaratılan demokratik ortamda ortaya çıkan Çerkes örgütlenmesi 110 yıllık çok değerli bir tecrübedir. Bu değerli tecrübe günümüz kuşaklarınca bilinmemektedir.
Çerkeslerin Dinle ve Müslümanlıkla İmtihanı - 16/12/2018
Rusya'nın asimilasyona hizmet eden bu tür dini oluşumları el altından desteklediğini biliyoruz.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
chi-cdp




adigebze I-II
Nükte!


ANDIMIZ

Andımız, Danıştay 8. Daire'nin kararıyla okullara tekrar dönüyormuş. 
Küçücük çocuklara sabah içtiması yapıp and okutmak zaten başlıbaşına bir sorun da; ırkçı bir içeriğin tüm topluma dayatılması daha büyük bir sorun. 
İlla okunacaksa Çerkeslerin gerçekliğine uyan format şudur: 

Çerkesim, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, yurttaşlarımı özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Yücelttiğim tüm değerler adına,

Halkımın ve insanlığın hayrına bir yolda yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım adalet ve özgürlük mücadelesine armağan olsun.

Ne mutlu bu yolda gidenlere!

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi