• https://www.facebook.com/%C3%87erkes-Haklari-Inisiyatifi-1720870914808523/
  • https://twitter.com/CerkesHaklari
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam135
Toplam Ziyaret711575
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.79217.8233
Euro9.29239.3296
Semerkew
Murat Özden
murathabracu@hotmail.com
Newrozda Diyarbakır’da Olmak...
24/03/2014

ÇHİ'yi oluştururken yola çıkış amacımız "özgürlükçü muhalif" bir çizgide Çerkes meselesini "görünür" kılarak, sorunun çözüm yollarını aramaktı.

Bu anlamda "reel politika" yapma konusundaki tavrımız netti.

Yola çıkarken Çerkes meselesinin siyasi bir mesele olduğunu çok net olarak biliyorduk. Çözüm yollarının da siyasi olduğu konusunda hemfikirdik.

Çok net hedeflerle yola çıktık: Anadil eğitimi ve devlet destekli 7/24 Çerkesce yayın yapacak bir televizyon talebi. Bu taleplerle yapılan mitingler devlet ve Çerkes kurumlarının görmeme ve engel olma konusundaki tüm tavırlarına rağmen, gerek Türkiye toplumunda,gerekse Çerkes Toplumunda oluşmuş tüm algıları altüst etti.

Artık Çerkes meselesinde, Çerkes Halkından yana siyasi tavır almayanların, Çerkes halkı nezdindeki kredileri de, itibarları da bitmiştir.

***

Devlet ve Çerkes Kurumları ÇHİ.'nin çabalarını ve yürüttüğü mücadeleyi görmüyordu ama ülkede bu çabaları gören kurum ve kuruluşlar da vardı. İşte bu gören kuruluşlardan biri de Diyarbakır’dan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) oldu. Demokratik Toplum kongresi ÇHİ'yi 2014 Diyarbakır Newroz'una davet etti.

ÇHİ yürütme kurulu Newroz’da Çerkes Halkını temsil etme görevini bana verdi. Tabii Çerkeslerin bir kısmının, anadil eğitimi ve Çerkesce televizyon talebi ile ilgili mitinglerimize bile "bizi PKK ile, Kürtlerle aynı kefeye mi koyduracaksınız?" türü saldırılarından sonra, şimdi nasıl bir histeriye tutulacaklarını da gayet iyi biliyoruz.

Bizler ne PKK'lı, ne AKP'li ne de başka bir siyasi hareketin mensubu olmak zorunda değiliz. Bizler ÇHİ'liyiz. Ve Çerkes Halkının politikalarını oluşturup "yeniden bir ulus inşa edebilmenin" davası peşindeyiz.

Biz eşit koşullarda tüm siyasi partilerle, devletlerle, uluslararası kuruluşlarla ilişkiler kurduk ve bundan sonra da kurmaya devam edeceğiz.

***

Ben fotoğraf ve görsel malzeme yönünden özürlü bir insanım. Fotoğraf çekmem ve kolay kolay da fotoğraf çektirmem. Bu yüzden bir facebook hesabım bile yok (Bazılarının bir kedisinin bile olmadığı gibi). Sanırım ben de 1980 öncesinden kalan bir refleks. Üniversite yıllarımdan arkadaşlarımla çekilmiş tek kare fotoğrafım yoktur. Birlikte çektireceğimiz fotoğraflar sonra poliste delil olur diye fotoğraf çektirmezdik.

 2011 yılında anavatanımızı ziyaret ettiğimde de, arkadaşlarım binlerce kare fotoğraf çekmişlerdi. Ben bir kare bile fotoğraf çekmemiştim. Ama Kafkasya gezisi anılarımı 13 bölüm halinde Kafkasevi web sitesinde yayınlamıştım.

Tam bir görsel şölen olan 2014 Diyarbakır Newrozunda da malesef tek kare fotoğraf çekmedim. Ama bu Newrozda yaşadıklarımı ve hissettiklerimi sizlerle paylaşacağım. Newroza katıldığımın tek belgesi Demokratik Toplum Kongresi’nin

adıma düzenlediği protokol davetiyesidir.

***

Diyarbakır'a daha önce hiç gitmemiştim. İstanbul'da birçok Kürt dostum olmasına rağmen Diyarbakır’da tanıştığım dostlarım yoktu. Ama ben Diyarbakır’da yeni dostlar ve dostluklar geliştireceğimden emindim. Demokratik Toplum Kongresi’nden bizimle

ilgilenen Evren Bey Otel rezervasyonumuzu yaptırıp, bir araba göndererek beni havaalanından aldıracağını söyledi. Bu arada Mardin Kızıltepe’den 20 yıldır görmediğim dostum Çeçen Adil Güler de arayıp beni Diyarbakır Havaalanı’ndan alacağını söyledi.

Uçağımız 20 Mart günü saat 12.30 da Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan kalkıyordu. İstanbul’da havaalanında tanıştığımız Halkın Nabzı gazetesinin sahibi Diyarbakırlı İshak Karakaş ve Gazeteci Ahmet Tulgar'la birlikte hemen bir ekip oluşturduk. İshak Karakaş otele gitmeden önce, beni Diyarbakırın en ünlü ciğercisine götüreceğine söz verdi.

Sabiha Gökçen Havaalanı’nda rastladığım Düzceli sinemacı kızımız HDP Kadıköy Belediye Meclis üyesi adayı Sinef Gönül Aslan’la kucaklaşıyoruz. Onlar da Newroz'a gidiyorlarmış. Dostların arasında olduğumuza şüphe yok.

Diyarbakır Havaalanı’nda bir anda paylaşılamayan misafir olduk.DTK'dan Evren Bey'in gönderdiği şoför, Evren Bey talimat verdi misafiri benim götürmem lazım diyor; Çeçen Adil kardeşim de ben götüreceğim diyordu.  İshak Karakaş dostumuz da "Murat Başkanıma söz vermişim ciğerciye gideceğiz" diyor. DTK'nın gönderdiği şoförü ikna edip geri gönderiyoruz. İshak Karakaş’la, Ahmet Tulgar'ı Adillerin arabaya alıp ciğercinin yolunu tutuyoruz. Nefis bir ciğer ziyafeti çekiyoruz. İstanbulda 40 yıl ciğer yemek aklıma bile gelmez. Ancak Diyarbakır’da yaşasam her gün ciğer yerim. Öyle güzel, öyle leziz yapıyorlar ciğeri.

Diyarbakır 8000 yıllık tarihi olan bir kent. İki milyonluk nüfusuyla  Kürdistan'ın başşehri. Resmi dairelerde, özellikle belediyeye bağlı kurumlarda tabelalar Kürtçe ve Türkçe olarak yazılmış. Şehirde BDP'nin varlığı çok bariz olarak hissediliyor. Seçim yarışı bütün hızıyla burada da devam ediyor. Seçimin galibi şimdiden belli. BDP açık ara önde, ikinci partinin Ak-partimi, Hüda-par mı olacağı tartışılıyor. MHP'nin seçim bayraklarını görünce sordum, batıda HDP'ye tahammül edemiyorlar, siz batıdan daha fazla demokrasiyi sindirmişsiniz diyorum. Koskoca Diyarbakır’da CHP'ye ait ne bir seçim çalışması, ne de bir bayrak görebildik.

Halk başlamış olan çatışmasızlık sürecinden son derece memnun. Kimse yeniden eski günlere dönmek istemiyor. Şehre huzur ve özgürlük havası hakim. Diyarbakır'ın tarihi surlarına mutlaka rastlıyorsunuz bir yerden bir yere giderken.

Protokol davetiyelerimizi almak üzere DTK'ya gidiyoruz. Dört katlı tarihi bir binada faaliyet gösteriyor DTK. Parlamento gibi bir işlevi var DTK'nın. Kapıda görevliler son derece nazik ve ilgili bir biçimde tüm misafirleri karşılıyorlar. Newroz Bayramının tüm ayrıntıları buradan planlanıyor. Yurt içinden ve yurtdışından gelmiş birçok misafirle burada buluşuyoruz. Özellikle yurt dışından gelmiş birçok misafiri var bu Newroz'un. Irak Kürdistanı’nın tüm siyasi parti temsilcileri tam kadro Diyarbakır Newrozunda buluşmuş. First Lady Irak Cumhurbaşkanı Talabani’nin eşi törenle karşılandı biz DTK da iken. Tek törenle karşılanan kişide oymuş.

Türkiye basınının çok önemli bir bölümü Diyarbakırdaydı. Dünya çapındaki önemli ajanslar ve dünya medyası da Diyarbakırda olan biteni dünyaya duyururken, anlamaya da çalışıyordu.

Milletvekilleri Aysel Tuğluk, Altan Tan, Özdal Uçar ve Ertuğrul Kürkçü ile sohbetler ediyoruz. Bir Çerkes'i Newroz'da görmek onları hem memnun ediyor, hem de şaşırtıyor. Çerkeslerin vermek istediği mesajı anlatıyoruz ve dayanışma duygularımızı belirtiyoruz.

Görevlilerin kendi aralarında Kürtçe konuştuklarını görüyoruz. DTK'daki hakim dil Kürtçe. Ancak sokaktaki hakim dil halen Türkçe.

Sabah saat 8'de otobüslerle Newroz meydanına götürüleceğimiz söyleniyor. Davetiyelerimizi alarak otelimize geçiyoruz. Tüm oteller full dolu.

21 Mart sabahı DTK'ya bir taksi ile gidiyorum. Tam bir bayram sabahı yaşıyoruz ."Newroz Piroz be" Newroz  bayramınız kutlu olsun sözünü bizde yüzlerce kez tekrarlıyoruz.

Belediyenin tahsis ettiği otobüslerimize biniyoruz. Şoförümüz milli kıyafetlerini giyinmiş genç bir Kürt kadını. Neredeyse otobüse binen herkes şoförümüzün ya resmini çekti, ya da birlikte resim çektirdi.

Kürt hareketi gerçekten bir kadın hareketine dönüşmüş. Başarısının sırrı da burada yatıyor zaten.

Bu kadar dindar, aşiretçi ve feodal halkın içinden, kadınların bu kadar öne çıktığı bir toplumsal dönüşüm, sosyolojik ve bilimsel olarak incelenmesi gereken bir konudur.

Tüm konuklar toplu olarak Newroz Meydanı’na götürülüyoruz. Biraz sıkışarak da olsa Newroz meydanına girip, protokol bölümünde yerimizi aldık.

Newroz Meydanındaki havayı kelimelerle anlatmak mümkün değil. Buradaki hava ancak yaşanarak anlaşılabilir. Adeta bir insan denizi burası, hatta bir insan okyanusu. Gözün alabildiği her yer dalgalanan bir insan okyanusu. Rakamların iki milyonun üzerinde olduğu söyleniyor.

Dalgalı bir deniz gibi insanlar kıpır kıpır, hiç durmadan slogan atıyorlar, halaylar çekiliyor ve durmadan şarkılara eşlik ediyorlar. Ve bu coşku durmaksızın sürüyor.

Bu coşku ve dinamizm tüm Ortadoğu coğrafyasını ve Türkiye’yi değiştirip dönüştürmeye aday. Tüm dünya medyası bu olguyu anlamaya çalışıyor. Çerkes Halkının da bu değişimi ve dönüşümü doğru okuması ve tavrını buna göre  belirlemesi gerekiyor.

Osman Baydemir, Ahmet Türk ve Gülten Kışanak'ın yaptığı Kürtçe konuşmalar alanın tamamını sarmaladı ve coşkuyu arttırdı. Cemil Bayık video konferans yöntemiyle mesajlarını iletti.

Abdullah Öcalan'ın Newroz mesajı Pervin Buldan tarafından Kürtçe, Sırrı Süreyya Önder tarafından Türkçe olarak okundu. Öcalan "Savaşırken nasıl korkmadıysak, barışırken de öyle korkmayacağız" diyerek barış konusundaki kararlılığını belirtti. Barışın hükümetlerle ve devletlerle değil, halklar arasında yapılacağını belirten Öcalan, hiçbir biçimde barışın önünün kesilemeyeceğinin altını çizdi.

Akşam saat dörtte biz alandan ayrılırken,Newroz bütün coşkusu ile devam ediyordu. Newroz'un akşam 10’a  kadar süreceğini söylediler.

Uçağımızla İstanbul'a doğru uçarken, aynı coşkuyu, kitleyi ve mücadele azmini, 21 mayıslarda Çerkeslerin de göstermesini diliyoruz, gıptayla.

Gönlümüzün yarısını mücadelesini başarmış insanlara bırakarak İstanbul'a dönüyoruz.



2967 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TSİPİNE BAHATTİN ZABUN’UN ARDINDAN… - 30/11/2020
Okumuşu çok, aydını yok Çerkes Halkının okumuşlarından çok daha fazla,gerçek bir Çerkes Aydınıydı Tsipine Bahattin Zabun.
ÇERKESLER AZINLIK HAKLARINDAN NEDEN YARARLANAMIYOR? - 22/11/2020
Türkiye azınlıklarını koruyacağına ve onlara destek olacağına dair, uluslararası bir sözleşme de taahhütte bulunmuştur. Türkiye’nin taahhüdünü yerine getirmesini istemek en tabi hakkımızdır.
ÇERKESLERİN MİLLİ SİYASETİ NASIL OLUŞTURULMALIDIR? - 14/11/2020
İçimizdeki Türkçü, Arapçı, ve Rusçulara karşı amansız bir ideolojik mücadele vermeden Çerkes Milli siyasetini oluşturamayız. Onların halkımızın önünde oluşturdukları seti yıkıp, Çerkes milletinin kafasını karıştırmalarının önüne geçmeliyiz.
ÇERKESLER NEDEN “STATÜ TALEBİ“ DİLE GETİREMİYORLAR? - 08/11/2020
Ancak korkutulmuş, tehdit altında olan ve kimlik bilincini yitirmiş olanların bu taleplerden rahatsız olmalarını normal karşılıyoruz. Zaten onların da bir statü talebi dile getirmeleri mümkün değildir.
ÇERKESLERİN STATÜ TALEBİ VE GELECEK TASAVVURU - 29/10/2020
Diasporalarda en geniş kapsamlı azınlık haklarını bir statü olarak dile getirmeli ve demokratik yollardan mücadelesini vermeliyiz.
ÜÇÜNCÜ SÜRGÜN KİTABININ OLUŞUM SÜRECİ - 24/10/2020
Üçüncü Sürgün-Gönen Manyas Çerkes Sürgünü kitabında, Çerkesler’e mevcut sistemin giydirmek istediği şablonu tersine çevirme gayretini göreceksiniz.
GÖNEN MANYAS ÇERKES SÜRGÜNÜ KİTABINDAN… - 06/10/2020
Kendisine Çerkes diyemeyen Kuşçubaşı Eşref ile askerlerine Çerkesce konuşmayı şiddetle yasaklayan Ethem’in, geri getirmek için Anadolu İhtilal Komitesi’ni kurarak soydaşlarının mahvolmasına sebep oldukları Enver Paşa neredeydi ve ne yapıyordu?
MARTİN KOÇESOKO DERSLERİ - 07/09/2020
Martin Koçesoko, davasının sonucu ne olursa olsun kazanan Çerkes Halkı olacaktır. Martin Koçesoko berat etse de, bin yıl hapis cezası alsa da, Halkının kalbinde en değerli altın madalyayı kazanmış bulunuyor.
TÜRKLEŞMEK, ARAPLAŞMAK, RUSLAŞMAK ZORUNDA MIYIZ? - 01/08/2020
Korku iklimi ister istemez kimlik inkarını ve gönüllü asimilasyonu beraberinde getirdi. Şimdi Çerkesler Türk’ten fazla Türkçü, Arap’tan fazla Arapçı ve Rus’tan fazla Rusçudurlar.
 Devamı
ÇOĞULCU TV
adigebze I-II
Nükte!

KISSADAN HİSSE

-Moğollar Buhara’yı kuşattıklarında, uzun süre şehri teslim alamadılar. Cengiz Han Buhara halkına bir haber gönderdi: Silahlarını bırakıp bize teslim olanlar güven içinde olacaklar, ama bize direnenlere asla eman vermeyeceğiz.

-Müslümanlar İki gurup oldu: Bir gurup; asla teslim olmayalım, ölürsek şehit, kalırsak Gazi olur, Şeref’imizle yaşarız dediler. Öbür gurup ise; kan dökülmesine sebep olmayalım, sulh iyidir, hem silah, hem de sayı olarak onlardan azız, gücümüz onlara yetmez, dediler ve teslim oldular.

-Cengiz Han, silah bırakanlara; teslim olmayanlara karşı bize yardımcı olun, galib geldiğimizde şehrin yönetimini size bırakalım dedi. Böylece İki müslüman gurup savaşmaya başladılar. Moğollar’ın da yardımı ile, teslim olanlar galib geldi. Savaştan sonra Cengiz Han teslim olanların silahlarının alınmasını ve kafalarının kesilmesini emretti. Sonra meşhur sözünü söyledi: “Eğer güvenilir olsalardı, bizim için kardeşleri ile savaşmazlardı. Kardeşlerine bunu yapanlar, yarın da bize yapar.”

 

Site İçi Arama

 

Google Site

 

Üyelik Girişi